Metin Önal Mengüşoğlu

Eskiden

bir adamın

ince olan yüzü

sonradan toparlak-

laşırsa bilelim/mi/ki

acımasızlık daha çok

yakışır böylelerine

Cebini değil keşke, insanın

zihnini zengin eden bir meslek

edinmiş olsaydım, diyorum

sözlük yazarı mı olsaydım

kelime oyuncakçısı mı yoksa

kurşun harfler döken bir dökümhanede

körükçü olmakta yeterdi belki

sırtı, evlerin çatısına benzeyen

koyu mavi bir kamyona

gazeteleri istifleyen muavin

de olabilirdim

İncecik incecik bir güneş

vursa penceremden içeri

perdenin kenarında biliyorum

ossaat gülümseyecek yüzüm

Ilık bir lodos ya da

yakalayıp geçse ucunu kasketimin

alnım yeniden ışıklanacak

ben, sormadan görme arkadaşın

hem rüzgara hem güneşe gülümsüyorum

Yüzüne bakıp kimseyi

yargılamamalı bir daha

şişman yatıp da insan

zayıf kalkabilir sabaha


Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • her gittiğim internet cafede bir kere puan vermeden kalkmam bu şiire, elif şafakın mahrem kitabını anımsadım, hoş bir tadı var.
    m. k.