Dilek Burak

sevgili arsız ölüm...

"birbirimize ne çok işaret koymuşuz"

bir göç hikayesi sevgili arsız ölüm. bir yerden başka bir yere, bir düşünceden başka bir düşünceye, bir düşten başka bir düşe, bir masaldan başka bir masala, bir insandan başka bir insana göçün hikayesi.
yer değişimle birlikte değişimlerin ve dönüşümlerin hızlandığı ağrılı ve sancılı bir süreç. kendine yakınlaştıkça çatışan, uzaklaştıkça acıtan, kendini arayan bir süreç. şehirlerin keşmekeşinde sesini kaybedenlerin sesi, dilini yitirenlerin dili. içinde çatışmaların ve kırılmaların yaşandığı ille de hayalleri olan dirmit' in kendini yaratma süreci. eylül sonrası insanın kendine dair, yaşama dair umudunu yeniden perçinleyen bir direniş öyküsü.

fantezilerin ve olağan dışı olayların büyüsü bizi şaşırtsa da kitabın daha ilk satırlarında, alışılmışlığın dışına sürükleyen dili, günlük yaşamın bir parçası gibi sahici ve samimi bir bağ kuruyor okurla. hikayesi bizden ve tanıdık çünkü. söyleyişinin ve seslenişinin içtenliğini geçiriyor yazar. cinleri, perileri, büyüleri ve hurafeleri olağanlaştırıyor roman. hemen hemen her taşın altından bir cin çıkıyor, akıl erilemeyen her sorun, nefesi güçlü bir hoca tarafından ya tükürüğü bol dualarla ya da muskayla çözülüyor.

anadolu'nun bir çok köyünde, dilden dile dolaşan, korkuyu büyüten, besleyen masalların kahramanlarıdır cinler. cin görenimiz yoktur belki, ama adının önüne 'cinci' sıfatı koyanı, büyü bozduranı, cin çarptığına inananı, kurşun döktüreni, fal baktırıp, ruh çağıranı duymuşluğumuz, görmüşlüğümüz vardır belki.
evet, sevgili arsız ölüm bir göç hikayesi, ama aynı zamanda dirmit doğmazdan önce, cinci mehmet'in "başına gelmedik kalmaz, eğer eksik doğmazsa" dediği, köyde tulumbasıyla dertleşen, yıldızla, ay la sırlaşan, ağaçlarla, rüzgarla, karla, börtü, böcekle konuşan, kuşkuotuna akıl danışan, ilkokulda öğretmenine aşık, erkek kardeşi geneleve gittiğinde "ben neden gidemiyorum" diye sorgulayan, aklına takılanları soran, çok sorduğu ve aklındakileri denemeye kalktığı için cezalandırılan, onbir yaşında eril kafalara baş kaldıran cinli dirmit kızın hikayesi.

aktaş ailesinin; atiye' nin, huvat' ın, nuğber' in, seyit' in, mahmut' un, halit' in hikayesi. güçlü bir kadın atiye (dirmit bu özelliğini annesinden alır.) kısa sürede köylü olma haline uyum sağlar. dikiş dikmeyi, süt sağmayı, tandır ekmeğini, köy yemeğini kısa sürede kavrar ve bir tek "yolda önüne çıkan erkeğe yol vermesini öğreneme(z)di."

ne var ki, toprağından uzak düşen her kadın gibi korkar atiye. sadece gözünde büyüttüğü için değil, ürkütecek denli büyük, ürkülecek denli bilinmez ve yabancıdır şehrin çehresi ve her anne gibi korumacıdır. ailenin bir arada olmasını, birbirine 'her türlü' uzak düşmesin ister. ne ki, tutunmak ve dikiş tutmak kolay değildir kentin uğultusu içinde. savrulmak, parçalanmak, farklı yollar aramak kaçınılmazdır. atiye korkar. korktuğu için korkutur çocuklarını en çok da dirmit' i. hem okuması için yüreklendirir, hem de dizginleri elinde tutmak ister.. bir geleneği sürdürür aslında. yetmediği yerde yasak, engelleyemezse ceza, sorulardan boğulursa perilere havale, söz geçiremediği zamanlar cinlere gönderme, hiç birinin tutmadığı hallerde abilere tam yetki. olmadı, azar parmağı ile, "aha" diyerek duvara "parmak çaldığı" çizdiği, işaret ettiği kızgın, kırgın yüzlü, yumuşamayan, bağışlamayan kelimelerle kurduğu iktidarı ile sözünü geçerli kılmaya çalışır. ölü numarası yapar son aşamada. azraille pazarlığına ortak eder herkesi. sonunda yenilir kuşkusuz. dirmit, annesinin duvarda yaptırım gücünü imlediği bütün çizikleri, sanki sistemin dayattığı her şeyi yeryüzünden söküp atar gibi, tırnaklarıyla kazıyıp silerken mırıldanır "birbirimize ne çok işaret koymuşuz" ev içi ve dışı üzerine gelen hayatın, denize uzak düşen evlerin, perdesi açılamayan pencerelerin farkındadır. şehrin sırrını çözmesinden korktuğu için kendisini korkuttuğunun farkındadır. "ben de ona inat sırrı çözüp açığa vurmazsam" tam da bu nedenle eline kalem alıp şiir yazmaya başlar. "okuyun beni hepinize yazıyorum" bir manifestosudur dirmit in. sokağa ve kalabalığa karışması, kendi içinden dışına taşan, iç sesine kulak vermesi pes etmeyeceğini gösterir. o çok başka düşüncelere boy atmaktadır, bunun da ayrımındadır artık.

"dirmit dişlerini sıkıp duvardaki ıslaklığa baktı. baktığı yerde kırmızı bir karanfil açtı. yavaşça yerinden kalktı kırmızı karanfili duvardan alıp göğsüne taktı" bu sözlerle biter roman. kırmızı karşı koyuştur. bir sestir de renginin ötesinde. sesinin rengini ve duruşunu imgeler. hazır ve kararlıdır yazar. yitirmemiştir ne direnme gücünü, ne de kendine ve hayata dair söyleyecek sözünü.

toplumsal yaptırımların, sosyal eşitsizliğin, cinsiyete yönelik şiddetin en küçük birimi olan aile, sistemin bir uzantısı olarak yüklenilen kodlarla ehlileştirme 'evcilleştirme' görevini yasaklarla sürdürü(r)yor. yazar bu eril anlayışa karşı çıkarken dışardaki eylül şiddetinden kendisini yazarak koru(r)yor.

“O dönemde, o kadar önemliydi ki benim bir şey yaparak kendimi kurtarabilmem… 12 Eylül’ün şiddetini bertaraf edip parçalanmamak için benim de o şiddette bir şey yapmam gerekiyordu.”

sevgili arsız ölüm bir göç hikayesi.
içimizden yine içimize, içimizden dışımıza,dışımızdan içimize bir göç. ille de hayalleri ve umudu olan bir göç.

"...İnanılmaz savrulmalar, inkar ve baskıların bin çeşidi. Kente ayak uydurmak için boğuşup durdum. Her yanım yara bere içinde kaldı. Boğuşurken birlikte doğup büyüdüğüm insanlardan ayrı düştüm. Ama kendi öz değerlerimi, dilimi ve o insanların durulmaz bir coşkuyla bana taşıdıkları sevgiyi koruyabilmek için direndim. Elinizdeki roman bu direnişim için aralarında büyüdüğüm insanların bana armağanıdır...."

teşekkürler latife tekin bizimle de paylaştığın için...insan yanımızı yaşatan hüznü duyumsattığın için... gülümseyerek dokunduğun için acılarımıza...okuma boyunca ve sonrasında annemle yüzleşmemi sağladığın için... sevgiler sımsıcak
ışığa inatla yürüyen karanfil kokulu umuda bin selam...

dilek burak koç

sevgili arsız ölüm
1983 ilk basım.. adam yayınları.


Kayıt Tarihi : 14.3.2019 15:39:00
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • fevkalede bi analiz...

  • Latife Tekin'in bu kitabını bir kişinin daha okuduğunu göreceğimi, hem de bu sitede rastlaşacağımı hiç sanmazdım. Çok da güzel analiz edilmiş. Tebrik ederim ve tabi ki teşekkür ederim.

    Bolca sevgiler.