Ahmet Muhip Dıranas

Bakıp imreniyorum akınına
Şehrin üstünden geçen bulutların,
Belki gidiyorlar yakınına
Rüyamızı kuşatan hudutların.
Evler, ağaçlar, sular, ben be bu an
Sanki bulutlarla bir, akıyoruz;

..........
..........


Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Sanki bulutlarla bir, akıyoruz;

  • Doğa insanlardan daha şefkatlidir , ihtiyacı olana uzatır elini ,karşılık beklemeden " diyesim geldi ...
    "Güzele _ yeniye doğru koşmak " bizim alışkanlıkların rahatlığında unuttuğumuz bir koşu...
    Yağmur olup yağmak ...Sevgiye,iyiliğe, berekete....Hoş Şair'in dediği geldi aklıma :
    **Belki yağmura da gerek kalmazdı, insanlar bu kadar kirli olmasaydı"
    "Şiir bana bir duygu aktarıyorsa , okuduktan sonra aklımda bir tema kalıyorsa : Şiirdir "derken, naçizane...

    Saygıyla, rahmetle anıyorum. Güne düşen şiiri kutluyorum.

  • Şiir güzel olmuş mu, olacak mı diye bir kaygu , bir endişe taşımadan da yazar kimi zaman şairler..Şairin içinde bir güzellik vardır o demlerde ve nereye baksa o güzelliği , kaleminden ne dökülse güzel gözükür ona..

    Çağır karacaoğlan çağır
    Taş düştüğü yerde ağır

    der gibi girişlerdir bunlar...şairin söyleyişindeki rahatlık ve kendindenlik olarak...

    Bu şiirde de öyle bir hava var...şairin içinde durduğu güzelliği, kapıldığı büyülü atmosferi seziyorsunuz..kendini koyvermiş işte...

    tasvir de usta işi..Bir yorumcunun cemal süreya dan rivayetle baudlaire e gönderme yaptığı üzere şiirde pastoral bir atmosfer var..Ama zaten kimsenin kalkıp ta bu şiir şaheser dediği yok..

    Olmasın bu da böyle içtenliğiyle güzel işte..

    rahmetle anıyoruz..

  • Şehrin Üstünden Geçen Bulutlar

    Bakıp imreniyorum akınına
    Şehrin üstünden geçen bulutların,
    Belki gidiyorlar yakınına
    Rüyamızı kuşatan hudutların.
    Evler, ağaçlar, sular, ben be bu an
    Sanki bulutlarla bir, akıyoruz;
    Onların hevesine uyaraktan
    Cenup ufuklarına bakıyoruz.
    Biz de hafif olsaydık bir rüzgardan,
    Yer alsaydık şu bulut kervanında,
    Güzle’e ve Yeni’ye doğru koşan
    Bu sonrasız gidişin bir yanında;
    Dağlara, denizlere, ovalara
    Uzansaydık yağarak iplik iplik
    Tohumları susamış tarlalara
    Bahar, gölge ve yağmur götürseydik.
    Bakıp imreniyorum akınına
    Şehrin üstünden uçan bulutların.
    Gidiyor, gidiyorlar yakınına
    Rüyamızı kuşatan hudutların.

    Ahmet Muhip Dranas

    Günün şiirini okudum ve düşündüm. Şiir nedir, niçin yazılır, nasıl yazılmalıdır, ve en önemlisi: Şair bu şiiri niçin yazmıştır? sorusuna alınan yanıtla anlamı netleşen TEMAyı etkili bir şekilde mısralarda vurgulayabilmiş midir? Bu ve buna benzeyen uzayıp giden soru zincirinin hiç olmasa birkaç halkasını aydınlatabilmek için şiiri; sakin, ön yargısız ve dikkatli bir biçimde bir kez daha okudum.
    Ahmet Muhip Dranas'ın: Şehrin Üstünden Geçen Bulutlar başlıklı şiiri...

    Şiirin başlığı heyecan verici ve metnini okumaya davet eden güzel bir atanış.

    Bakıp imreniyorum akınına..............2+5+4=11
    Şehrin üstünden geçen bulutların, 2+3+2+4=11

    Şiir daha ilk beyitinde fire vermeye başlıyor. Bozuk durak yapısıyla heba edilen şiir;

    Belki gidiyorlar yakınına.........2+4+4=10
    Rüyamızı kuşatan hudutların....3+3+4=11

    Eyvahlar olsun! Hece sayısından da nasibini alamıyor. Ne kaldı geride?

    Etkili bir ifade gücü, keskin bir betimleme, yerinde ve vurucu biçimde kullanılan imge gücü... Bakalım:

    Evler, ağaçlar, sular, ben be bu an
    Sanki bulutlarla bir, akıyoruz;

    Şiirin sözcük yapısı da darbe almış!

    Evler, ağaçlar, sular, ben be bu an...mısrasındaki ''be'' , ''ve'' olmalıydı diye düşünüyorum.

    Onların hevesine uyaraktan
    Cenup ufuklarına bakıyoruz.

    Beyitteki ilk mısranın yapısı, sonundaki ''uyaraktan'' sözcüğünün sertleşmeye uğrayan ünsüz ekiyle şiirde pek şık durmadığını düşünüyorum.

    Biz de hafif olsaydık bir rüzgardan,
    Yer alsaydık şu bulut kervanında,

    İstem vurgulu nispeten güzel bir beyit olmuş.

    Güzle’e ve Yeni’ye doğru koşan
    Bu sonrasız gidişin bir yanında;
    Dağlara, denizlere, ovalara
    Uzansaydık yağarak iplik iplik
    Tohumları susamış tarlalara
    Bahar, gölge ve yağmur götürseydik.

    Son darbe de şiirin beyit yapısına iniyor. Mısralar arası perçinlenişin beyit yapısına kavuşması hayal olup sekteye uğrayınca, şiirin nehir akıcılığı da, nesrin gölet durgunluğuna mahkum oluyor.

    Uzansaydık yağarak iplik iplik... mısrası sadece ''yağarak'' sözcüğünün yer değişimi ile:

    Uzansaydık iplik iplik, yağarak... şeklinde olsaydı alttaki mısrayla:

    Uzansaydık iplik iplik, yağarak
    Tohumları susamış tarlalara;......Şeklinde daha anlamlı olurdu diye düşünmekteyim.

    Bakıp imreniyorum akınına
    Şehrin üstünden uçan bulutların.
    Gidiyor, gidiyorlar yakınına
    Rüyamızı kuşatan hudutların.

    Düş kırıklığındaki TUNÇ heykelin;
    ...AKIN-ına
    ...yAKIN-ına

    gözlerindeki İKİ damla yaş:

    ...bul-UT-ların
    ...hud-UT-ların

    Sonuç olarak: Güçsüz uyakları, durak nasipsizliği, hece sayısı noksanlığı, kelime hatası, ... usta şairinin kaleminin hakkını verememiş bir şiirdi.

    Şiirin bütün yükü:

    Rüyamızı kuşatan hudutların.

    Mısrasına asılmış. Mısra imge gücü, ifade keskinliği, vurucuğu ve akılda yer edinebilirliği ile güzeldir, ancak tek başına şiirin bu dağınık yükünü taşımaya mahkum bırakılmamalıydı.

    Not: Yazdıklarım sevgili şairin hoşuna gider miydi, gitmez miydi bilemiyorum. Emeğimi gönülden helal ettim.

    Şairin bundan çok daha güzel şiirleri var. Seçici kurulun sayın üyelerini tebrik edip, başarı dileklerimi ileterek; Antolojiyi, şair, yazar ve üyelerini sevgi ve saygılarımla selamlarım.

    Sevgilerim ve saygılarım sevgili şair ve yazarın sayfasına hatıradır:)

  • Dün karanlıklar ülkesiydi şiir; bu gün aydınlanmaya meyyal..