tımarhane duvarı sizce ne demek, tımarhane duvarı size neyi çağrıştırıyor?




  • Statünün paranin yada süksenin hic bir anlam ifade etmedigi bir yerde hic bir hiyerarsik yapinin olmadigi ve bir insanin kendisini hic bir sekilde ifade edemeyecegi etsede hic kimseyi ikna edemeyeceği bir yerde sonsuza kadar yasamak zorunda olmaktir belkide...
  • Ne mutlu insan kalana!
  • Herkes insan doğar ama bazıları insan kalır.
  • ÇİZMELİ KEDİ DİŞİYMİŞ VE YAĞMURDAN KORKARMIŞ

    Kafası karışık bir Dünyanın menopozuna denk geldik be usta. Binlerce yıldır biriktirdiklerini kustukça buldumcuk olmuş arkeologların tozun toprağın içindeki sevinmelerini izlerken bi gülesim geliyor. Şu aptal belgeseli kapatıp uyumak istiyorum. Belki de öldükten sonra çukurlarına gömülmüş morarmış gözlerimin yakarışıdır bu kapanış. Bin yıl sonra birilerinin kemiklerime topraktan çıkmış oyuncak muamelesi yapmasını istemiyorum. Göğe savrulan kum gibi un ufak dağılmak istiyorum yeryüzüne. Gitmek istiyorum!
    Dünya günlerdir ağlıyor tepemizden. Bir tecavüz mağduru gibi kanayan apış arasından bardaktan boşanırcasına indiriyor su beyazı kanamasını üzerimize. Kirliyiz Dünya kadar… Gerçekleri öteleyip yüzlerimize yapıştırdığımız suretlerimize öyle alıştık ki kendimizi göremez olduk aynalarda.

    Uğursuz bir doğurgan olarak dokunduğum her şeyin çürümeye doğuşuna alışmaya alışmaktan sıkıldım. Satın alınamayan düşlerim olduğundan mıdır nedir asla sahip olamıyorum. Düşlerimden kime ne? Baktığım herkes birer gözyaşı damlasını andırıyor. Silip attıkça yenisi geliyor göz hizama. İnsanların olduğu yerlerde boğuluyorum. Yorgun bir yarış atı artık gönlüm. Kaybettiğim bir ilham gibi yaşamak artık. Yazıp yazıp siliyorum sanki kendini tekrar eden günleri ve ruhumu okşayacak tek bir satır kalmıyor boş sayfada. Hep ayak bağı olduğum bir kendim var taşıdığım.. Yok! Taşımak değil de sürüklediğim bir benle yaşamak zorunda olmanın yılgınlığı dayanılmaz. Öldür beni! Öldür beni! Kurtul benden! Öldür beni… Sürekli beynimin içine fısıldayan bu benden kurtulmanın yaşarken bir yolu yok ve ona rağmen hayatta kalıyorum. Yaşama sevinci varken yaşayan biri ancak gören gözleri ile bir körü anladığı kadar anlayabilir beni. Bir köre görme engelli demekle onun için bir şeyi değiştirmiş olmayız. Ancak susamış vicdanımıza bir bardak su ikram etmiş oluruz. İşte beni anladığını söyleyecek biri de sadece bunu yapıyordur.

    İhtimallerden nefret ediyorum artık. Asla herhangi iyi bir ihtimalin, bana tesadüf etmeyeceği ihtimalinin gerçek olduğu kadar gerçekleşmeyeceğini bildiğimden bu nefret. Kalbime dokunan gerçek bir aşkın en uzak ihtimale konuşlanması bir tesadüf değil sadece bir uğursuzluk. Gerçek olanlar uğursuzdur. La fonteine, otlanmış beyni ile hayvanları konuşturup zırva bir dünya sunarken çocuklara hiç düşünmüş mü kurduğumuz hayallerin tuzla buz olduğunu görerek büyümenin sancısının ne kadar ağır geldiğini. Tarla faresinin kuru ekmek yerken mutlu mesut bir hayat sürdüğünü söyleyen o piç kurusuna söyleyin insanın açlıkla yaşarken neler hissettiğini Knut Hamsun ‘dan öğrensin.

    ‘’Bu kadar hassas olma.’’ derdi annem eskiden. ‘’Bir papatyanın rüzgarla savrulurken canı yanıyor mudur?’’ gibi şeyler sorduğumda. Şimdilerde acımasız bir geleceğe çocuk büyütecek kadar vicdansız bir kadına dönüştüm. Kendimden nefret ederken diğerlerinden daha az nefret etmiyorum. Hangimiz diğerimize benzemiyoruz? Kinyas ve Kayra öteki dünyanın çocukları değildi belki ama asla bizden birileri de olmadılar. Temas edilmeden yaşamak, yaşabilmek hiç birimizin harcı değil aslında. Yalnızlık sandıkları şey o kadar kalabalık olmaz. Bir tekilanın dibindeki kurt olursan ancak yalnızlıktır o. Hadi Dünya, bir damla limonla yutsana beni! Yap, yap, yap bunu! Şimdi!

    Ardı arkası kesilmeyen cümleleri imlecin ardı sıra yarıştırıyorum. ‘’Yazmaktan keyif alıyorum.’’ diyen o yazarında beynini sikeyim ben. İnsan yazarken ancak bu kadar acıtır kendini. Bir otopsi değil oğlum bu. Bu, anestezisiz bir organ nakli. Koca koca organlar yazıp boşalttığım içime tıkıyorum tek tek. Kan kaybından ölmek üzere olan her kelimeyi o organların arasına gömüyorum diri diri. İşte bak, bunu anladığını iddia edenler bile olacaktır anlatsam. Kimsenin bilmediği bir ağrıyı tarif edemeden yaşamak zorunda olmaktan öldüm defalarca kez. Bazı yazıların arasında geçirmişliğim vardır bu cümleyi. İşte o cümlelerin de hepsi ağrıyarak öldüler.

    Ölümüne sevmekten bahsedenler ölerek sevmenin ne demek olduğunu bilmeyenlerdir. Bir patika gezisinde yorulup bir ağaca verdiğinde sırtını kaç kişi sevebilir ki o ağacı? Sadece bir ağaç işte. Öyle bir ağaçla yapraklarını ve dallarını severek konuşmuştum ben. Okuduğum kitapların öyle bir ağacın kesilmesinden oluştuğunu öğrendiğimde ölmek gibi bir şey olmuştu. Çocukluğunun içinde hapsolduğunu söyleyen insanlar işte bu yüzden aslında kötü olanlardır. Bir ağacın bir kitap yüzünden öldüğünü öğrendikten sonra hangi çocuk sağ çıkabilir ki bu definden.

    Bizim mahalledeki çok sevdiğim Makbule teyzenin aslında bir metres olduğunu öğrenmek çocukken bir anlam ifade etmemişti. Ama annemin ısrarla onun evine gitmemi söylemesi o ağrıyı başlatan şeylerden biriydi. Tarif edilemez ağrının gün geçtikçe büyümesi içimdeki çocuğa yer bırakmamıştı. Makbule teyzenin gözlerindeki çocuk sevgisini elimden alan tüm yetişkinlerden yetişkin olmaya tez vakitte yetişince nefret ettim. Kendim, bizzat, ben bir yetişkinim. Onların içindeki çocuklardan nefret ediyorum şimdi.

    Dünyadaki en büyük acının benimki olduğunu söyleyecek kadar geri zekalı değilim. Ancak bana ağır gelen bir ağrı ile yaşamaktansa ölmek ne güzel olurdu. Bunu istemek beni pek çoğundan daha akıllı yapmasa da bunu istiyorum. Alsınlar bu sureti yüzümden, bunu da, diğerini de. Çırılçıplak kalasıya kadar soyulmak istiyorum kabuklarımdan. Aldığım tüm darbeleri de sıyıracaklarsa tüm sahip olduklarıma veda edebilirim.

    Ağrım, çok canımı yakıyor. Aşk gibi! Aklımın onca kalabalığı arasından bana gülümseyen bir sincap olduğunu söylesem masalsı bir son olurdu bu. Ölüm sadece yok oluştur. HİÇ olan güzeldir. Bu son iyi…



    D...
  • Düşünülmüşlerdir. ;))
    ?t=80

  • Bugünde bununla gidelim sahile..



  • hadi ben geldim duvar e mi???????????¿
  • Bütün gece yağmur yağdı.
    Aykırı damlalar,
    Beni içeri al dercesine penceremi dövdü, durdu..
    ...
    Gitarın kopan RE telini ve simitleri alıp sahile gidiyorum...





    ?t=107