şiir sizce ne demek, şiir size neyi çağrıştırıyor?

  • Namik Kemal ile baslayan `Divan` a sekilsel olarak baglilikla beraber; derinlik, anlam, öz ve icerik olarak Divan ile hicbir ilgi bagi ve iliski benzerligi olmayan YENiLESMECi Sair-Yazarciligin tam aksine NeCip-NaZim; PUTLARI YIKIYORUZ baslikli boyanmis bezenmis YONTMA CAGI dekoratif saha calismasinin Nazim tarafini sosyal hizaya getirip breysel nizama sokarken, diger boslukta kalan tarafini NeCip dolgusuyla tüme ve tamama erdirmenin GAYRETKESLIGINI soyunup giyindi.
    Kendi zamanina kadar hic el gönül emek gayret sarfiyat ve kalem degdirilmemis olan sosyal, siyasal, kültürel tüm INSAN genis kapsamliligini yazin hayatina kazandirirken Namik Kemal, zaten DiVAN yazmanin önemi de hic yok denecek kadar Türk Edebi hayatini coktan terk etmisti bile. Fakat `bu ögretmenlik beni kesmiyor`diye, ayni kafa kiyagi Vala Nureddin ile sinir disina gittigi Sovyet`lerden MARKSiST olarak boyanmis terbiye görmüs ve badanalanmis olarak dönerken, beraberinde NEWTON´un bulunca sokaklari doncak cildirip EVEREKA ettigi sevindirikligin aynisinin kendini tapinacak kadar hayran birakan tek omurgali MAYKOVSKi siirciligini de kapip gelmisti.
    `SERBEST NAZIM sekizyüz otuzbes satiri` diye adlandirilan bu KAPTI-KACTICILIK; özü ve esasinda her ne kadar `Putlari Yikiyoruz ` yüksek sükseli tantanayla süslenip carmihlastirilmis olsa da, bütün eski devir siir kalipciligindan hicbir farki olmayan,hatta cok fazlasi bile yapisal imalatinda mevcut bulunan soyut silikliligin mal ve mülkü olup, anlam öz derinlik esas ve icerik olarak da kendini ait görmedigi henüz yeni kurulmus olan Türkiye Cumhuriyet`inden kacak ve kopuk `disardan iceriye`bakarak toplumu hic olmadigi HAYAL DÜNYASINA ucurup isinlayacagi iddasinda bulunan sosyal kilifli SAPLANTI batakcisiydi. NeCip ise ondan arta kalan TURA kirinti ve döküntülerini yazip kayda gecen DiGER TARAF adamligin arac gerecliligini besleyip doyuruyordu.
    Adandigi saplantilara sürüklendigine hicbir özgün katilimciligi olmayan kapilmisligi Türkiye`ye sinayip denekleyen DOGMALAR YENiLiKCiSi Nazim Hikmet meselasi;
    `Sekizyüz Otuzbes Satir`a `kadar Nazimdan önce ve Nazimdan sonra miladi tarihcesi günlügü tutar gibi ( tipki Necibin Kaldirim`lardan önce ve Kaldirim`lardan sonraciligi tarz ve türcülügü benzer misali ) Hece Vezin`liyorken :
    „ Zeybek, sendeliyorsun ! O ne? Soluyor benzin ! / Yere, eskisi gibi, hizli vurmuyor dizin „ …….Yarali Hayalet
    Türkiye Cumhuriyeti gercekligini kendine denk görmeyip sahsina kifayetini esas ve yeterli bulmayan hayranlik hevesiyle Sovyet afyonlasmasina varini yogunu teslim etmis uluslararasi EDEBiYAT korkulugu tasiyiciligini henüz bütün yikimlardan yeni kurtulmus olanTürk Toplumsal hayatina bosaltip defin ederken, gittigi yerin insan perisanliligini da her türlü TABUT sogukluguyla Türk insanina takas eden tercüman kekemeligi yapmistir. Nitekim `Aclarin Gözbebekleri` bu tercümanligin ürün esyasi niteligindedir.
    „ Degil birkac/ degil bes on/ otuz milyon/ ac / bizim !”…” Onlar/ bizim !/ Biz/ onlarin !/Dalgalar / denizin/ deniz / dalgalarin !/ ……
    ..“ Aclar dizilmis aclar ! /Ne erkek, ne kadin, ne oglan, ne kiz /siska ciliz/ egri bügrü dallariyla/egri bügrü agaclar…“ Ne erkek, nekadin, ne oglan, ne kiz/ aclar dizilmis aclar ! / Bunlar !/ Yürüyen parcalari/ o kurak / topraklarin..!“
    Serbest Nazim seferberligi heves ve heyecanina cereyan veren carpilmis catlakliklara pörsüyüp, aklini fikrini duygusunu düsüncesini KULKUYRUKCULUGU ettigi Evrensel kafa dolgulariyla vucut bulan sarsintilardan icsellesip, artik kendi kisilik degerinde ve özgün karakterinde idrakiyla v iradesiyle hicbir denge tutturamayan; özgürlügünü hice heba etmisligin kurcaladikca dibinden yoksunlugu didikleyip derinlesen yeralti insan defineciliginin MERDiVEN BASAMAKLI kalibin külliyat nesreden Nazim`a, dergilerin, gazetelerin, basim ve yayin evlerinin yol ve yön verdigi yariyariyaligin yarisan kizisan Necibi, ortaya konan külliyatin son kapak kismiydi.
    Yerli ve Milli olmayi hic dilden düsürmedikleri halde Necip-Nazim, aslinda Ingiliz adabi muaseret sosyetesine veya Fransiz saray yavrucugu dekor düzenegine veya Alman usullü Serbest-Veznik karmakarisimi özel calisilmis tamirhanecililikle insan hal dil ve yazimini her ikisi birden, BEGENSiNLERE sunup aferin tavina titreyip duran donuk dekor gibiydi. Amerikan Gringo salonuna seslenir gibi mesela Nazim :
    „ Hey bana bak ! Hey ! Avanak / Elindeki o ziriltiyi biraksana/ Sana üc tellinde üc siska bülbül öten/ üc telli saz/ yaramaz..!...“
    …cigligini pörtletip bagittirirken sahnesini hic görmedigi yabanci bir filmin makas yemis tarafini Türkiye`ye seyrettiren siyah-beyaz makinist daresi gibidir. Ayrica:
    „ Hey !/ Hey !/ Daglara daglara, dag gibi dalgalarla,dalga gibi/ dag-larla/ basladi orkestram ! „ ..
    El kol ciglik hal hareketleri ceker cevirtirken, ilerde yazacagi Kuvai Milliye ve Kurtulus Destan`lari dahil, kendi kafasinda kurdugu sinemasal sahnenin enini sonunu mutlak SOSYALIST isyan ve DEVRIMLERiYLE asil yerini bulacak olan kurmacalari yapip yöneten, düzenli donatilmis TEK HiZA kalabaliklarini her türlü aci, yokluk,perisanlik, teslimiyet, sefillik, caresizlik ve baska yolu yoklugun yapim ve yöneticiligini idare eden emir komuta merkezi durumundadir. Bugün hic konusmayip birbiriyle ancak catisarak bogusarak siddetli gerimlimler bagimlisi ayar ve dengini bulan ikilikligin ve ayrismanin kirli iltihapli ve hastalikli dip kaynagi NaZim-neCip`lesmesinin, dirligi düzeni bozulmus kahiri rüsvayi hukuksuzlugu talani yalani yanlisi ölümü rezilligi dogrusuna-dürüst bilip itibarina alan insan tipini, dünden enkaz eden sözden özgürlükten onurdan idrakten ahlaktan yazidan kopuk ve uzak sair-yazarciliginin kendini TAPINAKLASTIRAN sorgusuz sualsiz kul-kuyrukculugundan izlenilen KUYRUK takipciliginin eser ve mü-esseseciligidir.
    ………Devam Edecegim……
  • ''şiir bir uçağı düşüremez ama pilotun kafasını karıştırabilir'' filistinli şair Mahmud Derviş söylemiş bunu...sanırım şiir hakkında duyduğum en güzel tanımlama:)

  • Ben sana rastladığım günlerde, hangi günlerdi onlar
    Tuhaf şey bir günde değişiyor kişi
    Senden öncesi öyle uzak ki anılar bile yok sanki
    Geldin masa'ya oturdun ve hayatımı böldün bir milat gibi...
    Cemal
    Cemal Süreya
  • Halil İbrahim Orhan

    12.07.2018 - 01:49


    Ne kadar da darmış bu şehir
    Yüreğin gibi
    Bi ben sığamadım içineGözümde harabe bu şehir
    Gördüm dibi
    Bi ben çıkamadım yüzeyeDarmadağın bu şehir
    Bu gece ben gibi
    Yine de güzel bu şehir
    İçindeki sen gibi
    Sen gibi güzel ve de müptezel
  • Bir ellerin bir ellerim,
    yeter belleyelim,
    Yetsin...
    Seni aldim kendime ayirdim
    durma kendini hatirlat.
    Durma kendini hatirlat
    Durma goge bakalim...

    Turgut Uyar
  • Ilkesiz tutarsiz özgürlügü ve özgür iradeliligi olmayan gelisimsizligin kisiyi kendi yapan bütün donanimlarindan yoksun kalarak, yücelttigi yasam eksikliklerini ve yoksulluklari hic bir sartta kurtulup kopamayacagi köktenciligin saplanti katinda kutsayip, ve bizzat yüceltip kutsadigi toplum kalabaliklarina kendini hayran birakan adanmisliga misliyle tanrilasirken hayalini seklini icabini kendine kodlanan güdümler soyutlulugunda yazip bozdugu TOPLUM VARSAYIMI`ni da bütün hayati gerceklerden uzaklarla bulanmis boyanmis ve süslenmis, sayisini ve yogunlugunu yoktan kalabaliklastirip cogalmasini umunmanin sahne sergisi olarak yönetir ve yönlendirir Nazim –Necip siir sanat edep yahut edebiyatciligi.
    Icinde bogdugu toplumun soyut silik sürgün veren nesilleri sürekli kokusmus cürümüs ayrisimlarla birbirini geren yoran desen didikleyen bunalimlar gecirip birbiriyle bozulan ve bogusan siddetli gecimsizligin baskisini, korkusunu, kaygisini, dehsetini, siddetini, kinini, öfkesini, karanligini, kuskusunu, sevgisizlgini, bilgisizligini, ice kapanmisligini, bagnazligini, önyargisini, karamsarligini, liyakatsizligini, idraksizligini, kisiliksizligini ve karakter yoksunlugunu yasadigi hayatin tümüne yüklenip bosalarak, yaziklara düskün caresizlik yövmiyesine bel baglayan tavri-durusu belirsizligin MECHUL CIGLIKCISI Nazim Hikmet-Necip Fazil birlikteligine ayni mechul mecrada tarz iz yol ve duvarlar sürükleyen VAROS tasraciligi veya kent karmasasi insan gercekligine aykiri SEHIR HARABESI `Grafiti` beton boyama bulasikciligi; Robi Wiliams, Madonna, Angelina Jodi, Roky, Terminatör, Rihanna,Kim Kardesyan, Pamela Anderson, Laydi Gaga, Christine Aggulere, Britney…neresini nasil hangi azami sapkin ve azginlikta pazar piyasasi edecegine demir yalayip kazmaya kürege kerkinen yüksek vurgun getirisi porno –müzik medya marketciliginin, devamli HAYATIN KENARINDA KALANLARINI ören kuran sahneleyen yöneten yönlendiren ve yutan, toplumsal bataklik ve sosyal girdap TANRICILIGIYDI.
    Hem dedesinin hem babasinin ortak isim bileseni olan Nazim Hikmet, hemen karsitin karsisina konulan ve amansiz bir ayrismanin bütün saglayan olumsuzluklariyla birlikte sözü yaziyi anlami icerigi itibari ifadeyi sadece birbirine sövüp sayisarak BIAT ETTiGI kulluk ve köleligin birincisi olma ve tek basina KAZANANI ugruna bütün insanligini kul kurban eden TAKMA KAFALILIGIN kosulsuz güdümünü itirazsiz ve tepkisiz yüklenip hayati boyunca tasimayi onur, iffet, yasama bahanesi ve vakit oyalama ÖLDÜRGESI bilen bugünümüzü, adim adim; soluk soluga; hinca hinc; kiran kirana;icinde her türlü öfke barindiran siddet unsur arac ve gerecleriyle; hic durmak dinlenmek bilmeyen cabanin diger yorup kurup kotaraniydi Necip Fazil …
    Isadan Önce Isadan Sonra gibi..Necipten Önceki Necip veya Nazim öncesi Nazim akil fikir sapkinligini insanlik cölünde ac susuzluga mumla imdat aranirken dünya, Ürdün`de ki irmaga girip ciktiktan sonra Petrus`a kendini yudurup `artik senden baska bu alemin ilahi ve ilahisi yoktur` kalibina giydirip kutsatarak eskisi olan bizzat kendini taninmayacak kadar yasam seyrini ayiran bölen parcalayan INSAN DOGALLIGINI her cesit `Sahtekar`liligin sihirbazligiyla birden bire yeryüzüne öngörülerek indirilmis öncesi ve sonrasi ancak TANRILARA mahsus yüklemine öznelestirildigi gibi, Nazim` dan sonra Nazim…sekizyüz otuzbes satir`la meskenini ve miladini söze yaziya edebe romana ve edebiyat denen sanata ve siire yontup kazidi. Bu kabristan kralliginin diger tabutunda ise `kaldirimlar ` la meskenini ve miladini bulan Necip`ten önceki Necip ve Necip`ten sonraki Fazil Necip; siir sanat söz yazi yönelim egilim söylem roman edep ve edebiyat adina, mayasinda IDEOLOJIK SAPLANTILAR ve SIYASI DOGMALAR biat ve tarikatciligi bulandirip bulasiklandigiyla kenikendini ilahlastiran milada isim yontu, söhret kazidi, insanlik gömdü ve tüm gelecek zamanlari kurdugu ve kotardigi tutsakligin kurtulusssuz izleyip itaat eden kesin KARSITLIKLILIGIN amansiz ayrisan bölünen catisan cürüyen kokusan ve yozlastikca yozlasan korkuya karanliga siddete nefrete sapkinliga acimasizliga talana vurguna soyguna sömürüye yikima yagmaya tereddütsüz tecavüze isgale kaniksayip boyun egen kulluk köleligini tanrilasti.
  • annem ki, hüzünden bir dağ,
    o sabah bir dağ devriliverdi onca gürültüde. öyle bir masa değil devrilen koca bir dağ.
    solu gürültü sağı gürültü
    öyle ki etrafın gürültüsünden kendi devrilişini duyamadı.
    ben ki o sabah bir dağın boğuluşunu gördüm kendi gözyaşlarında
    halbuki onca saat bekledi de tufanda, bir Nuh'un gemisi gelmedi yanıbaşına
    damlaya damlaya göl oldu da, kendi gözyaşını silecek bir mendil bulamadı koca gürültüde
    gürültü kocaydı, fırtına koca. Bir annem küçük heybetine rağmen onca
    küçük bir dağdı lakin kesinlikle bir tepe değil.
    o gün belki devrildi ama eteklerini tutup da yine de öpmedi.
    o gün belki devrildi ama yine de alnını yere dayamadı.
    şimdi söyleyin bir dağ mıdır anne yoksa tepe mi?
    Heybetine sığındığım bir dağ mı tepe mi?
    yamacında göz yaşlarından oluşturduğu göl şahit ol,
    şahit ol annem seni de yutabilirdi yapmadı.
    şahit ol, burnunu havaya dikip kibirlenebilirdi yapmadı.
    ağladı için için ağladı.
    sıktı yumruğunu, onu devirenlere sallayabilirdi. yapmadı. havada kaldı eli
    sonra yumruğunu açıp gözyaşlarını sildi
    devam etti süpürdü eteklerini, yaptı yapması gerekenleri
    ama yapmadı yapmak istediklerini.
    annem ki etraflıca tepelerin kıskandığı güzellikteydi. yara bereydi her yanı
    taşlıktı yamaçları. ama annem güzeldi.
    Annem doruklarına düşen yıldırımlara da hiç küsmedi, darılmadı onlara
    yıldırımlar negatifti, annem pozitif ondan olsa gerek çekiyorlardı birbirlerini.
    annem bunu biliyordu, annem o yıldırımlara rağmen güzeldi
    annem gürültüye rağmen güzeldi, annem gürültüde gülerdi
    gülerdi , yıldırımlara bakıp gecemi aydınlatıyorsunuz derdi,
    günümüz pollyanna'sı ete kemiğe bürünmüş olmuş benim annem.
    içini açsak çürüktü, yara bere böcek. çünkü dışına kusmazdı biz bilmezdik
    annem çokça çürüyen bir dağdı. Ağaç değil dağdı. Dağlar da çürürmüş o sabah anladım.
    dağlar da çürür bilmezsiniz siz. ben de bilmem, bilemedim
    dağlar güzel oyun oynarmış, dıştan gülüp içten güzel ağlarmış. biz görmeyelim diye ne çok çürümüş
    kim bilir daha ne çok çürür? çürüye çürüye küçülür. Ama ben yine gelir onun eteğinde dinlenirim.
    onun çiçekli eteklerinde dinlenirim.
    anne olmak dağ olmakmış. lakin bir tepe kesinlikle değil.
    doruğuna hayran kalıp yavaş yavaş koştuğum bir dağ annem
    ama onun doruğuna ben ulaşamam .
    ağrırdı eli kolu, ağrırdı başı ama en çok ağrırdı kalbi.
    o bir ağrı dağı, ağrırdı ağrı dağı. inlerdi geceleri. lakin şehrin hiçbir vatandaşı duymazdı çığlıklarını
    annem ağrı dağı, ağrıdan bir ağrı dağı. Hem çok uzakta hem yakınca bir dağ ağrı dağı.
    gövdesi büyük sesi küçücük, bu da ona verilmiş bir ceza olmalıydı.
    hayır yanılıyorum ceza değil annem bunla sınanıyordu.
    sınandığı yerden kazandı annem, isyan değil sabretti.
    dağlar da sabredermiş o sabah anladım.
    ağrır ağrır da yine de sabredermiş.


  • Isigin daha öncesi gölgenin daha sonrasi zamanin daha sonsuzu yansimanin daha koyusu yankilanmanin daha vurgunu kivilcimin daha sargini caglayanin daha girdabi dalganin daha uc ve uzak boyutlusu, esyanin tabiatin nerde baslar nerde biterliligine dair kapsam genisligi kainat ve insan kadar anlam, deger, emek,fikir, düsünce, hayal, fedakarlik, sevgi, ahlak, bilgi, saygi, aidiyet, idrak, samimiyet, itibar ve sorumluluklarla tanimlanabilmenin bütün kazanim, deneyim ve birikimleriyle sayginligini bularak kendi öz kaynagindan devamliligini saglayan seydir hayat..
    Aksi takdirde gözle görülür elle duyulur akilla idrak edilir fikir ve düsüncelerle yolu yordami ahlaki onuru hakki ve hukuku gönül seckisiyle süzülüp akil-mantik vicdaniyla muhasebe ve muhakeme edilen SOMUTLULUGUN olanca belirgin ve bilinen dünyasi terkedilerek, olmayan yere olmaz insanlar sesler renkler sezgiler varsayimlar suretler olaylar krgular hayal kirikliklari ve düssel kabuslar doldurup bosaltan; sanat, müzzik, siyaset, egitim, sosyete, moda, gida, algi, aliskanlik, tezgah, teknoloji, hüner, entrika, sihirbazlik, edebiyat, insan veya insana benzer uyusumu müsait carsi- pazar yorar ve yozlasir.
    Bu yüzden, nasil ki ille yeni söz iz yol söylem eylem sanat siyaset ve siir-roman bulup bulusturmalara yasadigi hayatin bütün tanikliligiyla bir ve ait oldugu SOMUT toplumun hayat gercekliginden cikarak sanki hic bilinmeyenlerin icadiymis gibi hususi arayisa gittigi yerden beynini bilincini yüklenerek sevindirik bir hallerde Türkiye`ye dönen fal bakiciligi, yikim pahasi nereye varirsa varsin cok ilgi duyulup en cok gözde kalmalarin begenilmelerine yasamin gerceklliginden akil fikir vican ve sorumluluk yorarak degil, hayatin hep kenarinda kalanlarini icine dolduran ve karsiliginda hicbir sorumluluk ve yükümlülük almayan, gittigi kacaklardan karakter ayarlayip kisilik teminli dolgululugun piyasa uygunu verimliliklere göre insan uydurdu ve hayalini düsünü ezip bozdu isigin, gölgenin, sesin, siirin, sözün, yazinin ve diger diger hayat denen sanatin..
    Bu yüzden kipkirli boya bulasigi duvar yazilariyla bütün kokusmus cürümüs gerilimini disa vuran sanayi merkezli süper METROPOL`lere tutsak uyusmus kalmis batakligin Madonna`si, Castin Timbirleyk`i, Leydi Gaga`si, CHrISTINE AGGULERASI ve daha nice nicesi, azgin sapkinlikta sinir tanimayan soyut toplum tutsaklik tezgahinda sürekli yasam KENARINDA KALANLARI icine doldurarak yigilmis yozlasmisliklara kendilerini yepyeni, cildirasiya ciplak, azami sapkin ve devamli deplek degisik pornog-grafiklik numaralar karisimlayip sergileyerek, örüp sergiledikleri viraneye tapinanlar üstünden kendilerini adeta dünyanin bugününe TANRILASTIRDILAR.
    Icinde yasadigi ve yasadikca alisip kaniksadigi amansiz savaslara, silahlasmalara, yikimlara, talanlara, tecavüzlere, ihanetlere, isgallere, ölümlere ve zulümlere kayitsiz ilgisiz ruhsuz ve duyarsiz kala kala, kendine dolaysiz yönelen bütün sapkinlastirici ve canavarlastirici kafesleyip kusatmalara hicbir tepki vermeksizin benimseyip benzesen insan avlanmisligini her ülke özelinde kopyalanip cogaltilmis ORJINLERI bulunan Madonna`giller ve piyasasi pazari uygun uygun sair yazar siyasetci müzisyen yahut diger afyon arac gerec vesairleri vardi.
    Solun yanina sagi koyarak bugünü isaretleyen büyük toplumsal parcalanmisliginin, Nazim namiyla henüz yenice kurulmus cicegi burnunda imar ve insaat halindeki Türkiye Cumhuriyeti`ni kendine yetersiz bularak gittigi yerden siire ancak merdiven dayayarak cikilabilen KALIPSIZ KAIPLAR cakmayi `sekizyüz otuzbes satir`la kapip kamyonlayip Türkiye`ye sevindirik bir sevindirik hallerde dayayip döseyenliligin, yeter ki adanmis tapinmislari cok olsun fakat sözkonusu kurdugu fantaziye göre `Toplum Kodlama` tanriciligi taslamasini anlayip kavrayani olarak isterse hic kimse olmasin niyet ve mantik güdümüyle, hayatin bütün kenarda kalanlarini adeta bütün aciya kesik sorunlariyla birlikte kutsayip yücelterek, her türlü ayrismis kopmusluga en cok da birbiriyle nispet yaristirici TARIKATLASAN ve SIYASALLASAN söz yazi sanat edebiyat cevrim carki atesleyip tutusturarak, yücelttigi kuyuyu kendine ilahlastiran zaman-mekan firsatcisiydi. Ve mevcut durumun asagidaki bütün yasam kenarinda kalanlari avlayip afyonlayarak depoladigi insan tutsakligina yukaridan daha yukarilara yükseldikce,` bize dükkan mi kapattiracaksin` din tüccarlarinin karsilikli pay hisse ve koz kapistigi Madonna`gillerden, Ne Ran Nazim`in farki vardi ne de Fazil Necip`in..

    ………….Devam Edecegim……….
  • Kimse en yavan ve yalin oldugu kendinde hayat bulan INSAN halini dünsüz yarinsiz ve sagsiz solsuz donmus buzullasmalara GÜZELLEYiP sürgün sakine sorutturmaya kalkismamalidir.
    Cünkü konusup dinlemekten gecen iletisim dilli saglikli ve güzel sanat, hic bir zorlama kaliplarinin delik desik eden mutlak ve muazzam basmakaliplarindan soyutlasarak süzülüp gecen, gecerken de ACINASI cigliklar cikaran ve bu sayede kurdugu iliskiyi yerinden kimildayamaz dikkatlerin dipsiz derinlerine cekip bogarak kurtulusu olmayan iflah kesikligine nufuz artirmaya calisan agir yüklü yasam batakciligi gibidir.
    Vebalini hep bilinmez kimliksizlige yüklenen cinfikirli böylesi parlak ve piriltili laf söz sekil kalip süslemeciligi, saplandikca kendinden vazgecen büyülenmisligin ( sanat görünümlü afyon hipnozu ) sayi kalabaligi artirimina odaklanarak kendine hayatini adamislarin üstün ve tapinan nitelikli tanri veya tanricasi kesilir. Ilimin bilimin aklin vicdanin huzurun soran sorgulayan ÖZGÜVENLILIKTEN uzak ve zayif oldugu dip karanliklarda sinip sirayet etme firsati diger zamanlardan cok daha fazla olan bu tüm bunlar yoksununa ullanan tecavüz, hele hele yikilmaya yüz tutmus ahlak felsefe tutarlilik sorumluluk siyaset egitim inanc sevgi saygi güvenlik ekonomi vicdan ve karakteri kaypak bencil –bagnaz siddet bagimlisi kisiliksizlikler yozlasmisliginda tüm dogru dürüst yalin dolaysizliklari garipseyen yaygin ve yerlesik yasam bicimine cöreklenip konuslanir..
    Sinasi ve Agah Efendi`nin sanat siir söz ve edebiyat adina yikilip düsen derinlikleri tam BATILILASARAK birebir fosforlayip tamir etmeye güttügü niyet her ne idiyse, Nazim Hikmet`in kendi küllerinden yasamin ocagini ve insan horantasini buldugu CUMHURiYET´i azimsayip yetmez ytismeze sayarak KALIPSIZLIKTAN kalip cakip atölyeledigi ve gittigi yerden sanki hic bilinmedik hayat iksiri yahut cin lambasi bulmuscasina –tipki batiya gidenlerin kendilerini tavlayip hayran birakan herhangi bir icadi sürükleyip sinirdan sokarak gümrüksüz getirmenin onuruna söhret olmayi büyük kazanc ve övünc sayan kabarip kubardiklari gibi- `sekizyüz otuzbes satir`la AYDIN markali Nazim Hikmet, icerdeki Türkiye`yi disardan bakip görmenin haczine memur kesilirken, tüm gelecek zamanlari bugün ve ayni kapsayip kusatan TANRISINA adanmis gidisata bakilirsa her türlü karsitligi amentüsü sayan, muglak sülü soyut sabit kopuk dar bogunuk sekilsel Nazim solu yaninda ayni dolayli söz yazi ve dilliligin Necip`liligin sagini bütün batak ve cikmaziyla topluma millete donatti dayatti ve diretti.

    ……….Devam Edecegim……..
  • Demedim mi bu hasret bitirir seni
    Ay dolanır gider, yalnız kalırsın.
    Demedim mi yüreğim sevme!
    İşte ne gözyaşı, ne yemin, ne söz
    Geri dönen hangi güvercinin var?
    Senin hangi çiçeğini sakladı bahar?
    Demedim mi aklım sakın inanma !