Metin Önal Mengüşoğlu

Hepsi biribirinden eski

Hepsi biribirinden çağdaş

Denedin doğru ve yanlış

Bütün davranışları ey ademoğlu

Hülasa uzun yıllar

Denedin hayatınla,

Kazandın ya da yitirdin.

Taşkınlıkların

Çoktan aştıysa da sabrını,

Aklın şirkle

Ve gövden günahlarla kirlendiyse de

Ve yaşıyorsan hala

Bir “an”lık vaktin kalmıştır

Düşünüp toparlanmaya.

Bu cihanda

Evet belki

Her geçen an

Bir fırsattır aşağlanmaya

Yine de bilmelisin

Bir tek kelimeyle bile

Dönmek o kadar kolay ki

“İnsan” olmaya.

La ilahe ilallah;

Şimdi bildin mi neden

Anahtar bir kelimedir?

Araya kimseyi sokmağa gerek duymadan

Ne haraç verip zelil olmaya

Aklın

Ne de rüşvet dağıtıp sıra bulmaya

İhtiyacı var.

Mistik nöbetlerden

Kutsal adamlar engeline kadar

Bütün bu naylon barikatları aşmak için

Tek bir tevhid soluğunda

Yeterli, ateş bulunur.

Freud’a, Paskal’a, el-Maarri’ye

Dante Kamus Rilke ve Marx’a

Ve her türlü al basması

Kabus

Ve nazar

Felsefeden taa jelatin edebiyatına kadar

Ne varsa

Ne varsa

Hepsinden önce

Karşına çıkan aydınlık fırsat

Düşünmektir unutma.

La ilahe illallah,

Yaşamak bu yolda gerektirEy ademoğluf

Bu yolda gerektir ölüm.

Düşün ki dünyayı

Bunca patırtı

Ve bunca zulüm

Aklı rafa kaldıran

Bu kördüğüm

İçinde

Muhakkak

Sonuç hüsrandır

Ve yalnız

La ilahe illallah

Ve yalnız Müslüman

Doğruyu arayandır…


Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Sanat ve Direnç

    Sanatın bilgi verdiğini, yani bir enformasyon türü olduğunu, ya da bir tür iletişim olduğunu düşünmek isteyenler var... Ama sanat iletişim değildir; enformasyon ise hiç değildir... En az, asgari bir enformasyonu iletmeden edemese bile, sanat bilgi vermeye, enformasyona, hattı karşı-enformasyon denen şeye hevesli değildir pek...

    İletişim ise sanatkârane filan değildir; tüm yaptığı insanlara neyi düşünmeleri, neyi hissetmeleri, neyi yapmayı planlamaları gerektiğini söylemektir. Enformasyon ise, insanlara bu söylenenleri yapabilmeleri için verilmesi zorunlu en az, asgari yapıp-etme bilgisi, asgari bir pedagojidir...

    Sanat karşı-enformasyon da değildir; karşı-propaganda hiç değildir; çünkü onunla, Devlet aygıtlarının bir salgısı olarak karşılaşmak işten bile değildir çoğu kez...

    Hayır, sanat bir iletişim değil, enformasyon-karşı enformasyon filan değildir. Bir tanım gibi davranamayacağım bir fikir ileri süreyim yine de: Sanat, ölüme karşı dirençtir...

    Ne türden bir direnç acaba? Lascaux mağaralarında beşbin yıldır durup bekleyen duvar resimleri, işte direnmekteler.

    Ama ölüme karşı direncin ikinci bir tarzıyla bir buluşması vardır sanatın: Yani insanların kavgasıyla; ölüme, tahakküme, baskılara karşı umutlu kavgasıyla...

    İşte Bach'ın müziği, Rönesans sonrası kurumsallaşmış iki müziğin, kutsal, ilahi kilise müziğiyle onun karşıtı profan, saraylı, dünyevi müziğin seslerini bastırmaya çabalayan bir çığlıktır: Defolun! İkiniz de çekip gidin

    Gilles Deleuze

  • Şiiri okuduğumda, didaktizm üzerinde durma ihtiyacı dıuydum

    İnsanlar zaman zaman kesin bir bilgiye sahip oldukları kanaatiyle bu bilgiyi karşı tarafa aktarabilmek gayesiyle şiiri, musikiyi,resmi v.b sanat dallarını kullanmaktalar.

    Bu cümleden olmak üzere kimi şiirler ''öğretmek'' amacıyla yazılmakta

    Aslında şiirin böyle bir başlangıç noktası ile başlamasını asla hazmedememiş olmakla birlikte,bu tür şiirlerin var oluşunu bir vakıa olarak ele alıyor ve bu tür eselerde de sanatın nesnel ve biçimsel değerlendirme ve ölçümlemesinin yapılabileceğini düşünüyorum.

    Aslında tanzimatla birlikte şiir serüvenimiz önemli ölçüde ''kesin inançlara dayanan'' bir dünya görüşünün propagandasından kurulu bir yapı arzetmekte.

    Şiirin devleri nazım, necip fazıl, mehmet akif. tevfik fikreti kolaylıkla bu kapsamda sayabiliriz.

    Biliyorum propaganda kelimesi şiirle birlikte anılınca incitici bir kelime oluyor.

    İnsanlar kendilerine ait kesin değer yargılarını dümdüz bir edayla söylemek isterlerse (tebliğ etmek isterlerse) aslında buna uygun biçimin nesir olduğunu söylemek daha doğru olur.

    Bu yüzden bir metin, direk tebliğ uslubunu benimsedikçe nesre, ama ikna için karşı tarafın ilgilerini kurcalayarak telkin yolunu seçtikçe daha çok şiire yönelir kanaatindeyim.. Şiir olur diyemiyorum ama yönelir diyorum.

    hitabetin bir sanat olduğunu ve hutbenin insanlar için anlamını tahkir etmeksizin söylüyorum:

    Şiir yazmakla, hutbe vermek ayrı branşlardır

    Saygılarımla