Adnan Satıcı

Daha önce de görmüştüm seni;
Gezici bir yağmur ağacının
Dallarından damlayan ılık kuş cıvıltısı
Terden bir şemsiyenin üstüne.

Burdan geçiyordu y
..........
..........


Kayıt Tarihi : 13.7.2002 01:16:00
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • bunlarrmı popiler bunlarrmı popiler

  • Gezici bir yağmur ağacı... ne güzel.

  • duruk çağ: süpriz yok. özgelik sizlere ömür
    alışverişte gram kaçırmıyor dijital teraziler
    birebir ölçekli aşk kuramına göre yargılıyorlar
    oracıkta asıveriyorlar itiraz edenleri

    şasılası bir incelikle çözülüyor sorunlar
    kültür sülünleri salınıyor yapma ormana
    avlıyorlar ve fakat şimdilik yemiyorlar
    tanımamazlıktan geliyorlar sorulduğunda

    yarışılmaz bir şeydir oysa, kanıt gerekmez
    o odur, durmadan su verir güzelliğine
    bir daha solmaz bir kere yeşeren çiçek
    öteki de öteki , ne olmuş yani

    gülü sevmek için niye menekşeden nefret etmeli....

    *
    'b u l a n ı k a ş k, y a r ı m t ü m c e...

    bu benim esrik yazım durmadan yalpalıyor
    derinliği bulandıran kıpkızıl mürekkebim
    çağırır gibi sessiz bir gülümseyişle
    bir şeyler mırıldanıyor anlamıyorum

    sanki gelme diyor, sanki gel diyor
    varınca kapısından kovuyor beni
    umudunu kesme diyor falıma bakan teyze
    başka türlü düşünüyor kalbin telvesi

    bulanık aşk, yarım tümce, böyle de iyi
    keskin ışıklara sırtını dönmüş ayna
    geri çeviriyor saygıyla sunulan giysileri
    yapyalnız, çırçıplak bir belirsizlik

    bir şeyler görünüyor yine de çift taraflı aynada
    bir yüzünde ergimiş ruhun ötekine aktığı
    ne demektir bu, hayra yoramıyorum
    bir yüzünde ellerimi bıraktığını'

    *
    doğu baladi

    derinlik olmayı sürdüreceğim bu sığ denizde
    bir halkım ben, dünyanın kalbinde paslı bir hançer
    kabuk bağlayan yaranın altında kaynayan irin
    yurdumda konuk, içimde tutsak, uğraksız göçer

    bir derinlik hepsi bu, başka hiçbir şey
    saklı bir yanardağ olmanın kendisiyim ben
    doğuda, ellerinizden çok uzaklarda
    binyıllık bir uykuyu ölerek silkeleyen

    halkın derinlik olduğunu kim söylemişti
    söyleyin nerde seceresi yitik soyum, nerede derinliğim
    siliniyor ölü ceylanın derisindeki mürekkep
    avcı burda ey bilici ya ben nerdeyim

    yurdumun olmayan denizlere taşınan toprağım
    parçalanan kayayım bin parça eşkiyadan
    çoğalan bir korkuyum, bin parça yoksulluk
    ve kan... denizlere akan, denizlere, yurdumun olmayan

    uyruksuz mu denir limanı olmayan gemilere
    limanım yok, tutulduğum bu çağdaş fırtınada
    ışığım yok, dört yönüm karanlık bir pusula
    uyruğum yok, sığmıyor kavmim koca dünyaya

    umudum uygarlığım, ey bayrak, ey bayraktar
    ovalara bir dağ mağrurluğuyla inerken yeşil
    vuruldukça güzelleşen alnın ki, gül rengi
    güneşi ince kanadında sürükleyen esenlik rüzgar

    n'olur ölme artık, ölüp ölüp terketme beni
    ey ölür gibi yaşayan bir halkın derinliği...

    *

    'bin yıl daha ülkesiz

    nereye
    o uysal saçlarınla nereye, hem sen nereye
    nereye ey gözleri gurbet
    sınadım kendimi bir başka biçimlerle
    her iklimde dondum, her aynada hiç
    yüzünü dön
    yüzünü dön
    can aynam paramparça...

    nereye
    o atlarla nereye, hem sen nereye
    nereye hiç dönmeyecekmiş gibi böyle
    ardından kanım akıtır kendini gittiğin yere
    çeviremem önünü kırılmış ellerimle
    yüzünü dön
    yüzünü dön
    düğüm at damarıma...

    gidersen
    bin yıl daha ülkesiz bir çocuk kalır
    yıldızsız, pusulasız, mülteci, kanamalı
    gidersen fırtınada en ince söğüt dalı
    o sabah kırılırım toprağıma düşemem
    yüzünü dön
    yüzünü dön
    gülümse baharıma...'

    *
    yüzünden düşen yağmur ağacı
    saklayamadığın diyarbekir yarasıdır
    ve şimdi güzel, güzel uyumaktasın

  • 'Bütün aymaz ölümsüzlükler gibi yüz yüze
    Konuşuyor olsaydık
    Çok uzak geleceği. '

  • hiç bir şeyin sonu yok beden var oldukça.kendi içinde beden ne kadar özgür.fikirler kaf dağını aşar.kul bu diler ister umutla yaşar.