Adnan Yücel

Sancısını yaşıyorsun kaç zamandır
Yeni bir güne sevinçle başlamanın
Yoluna ışık tutan sözcükler
Var mı o günün ışıltılı kanatlarında
Rüzgara dost o
..........
..........


Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Sancısını yaşıyorsun kaç zamandır
    Yeni bir güne sevinçle başlamanın

    …üzgünüm rahmetli şairim üzgünüm.

    …kıymetli şair arkadaşım “güne sevinçle başlamanın” sancısı olmaz. ‘Sancı’ kavuşulacak olana kavuşulana kadar olan zaman diliminde yaşanan bir duygudur.

    …şiirin piri bir açıklama yapar bizde sağlamamızı yapmış oluruz.

  • 'Adın çoktan çocuğa çıkmış'

    aha burasını çok sevdim şiirin...tam bana göreydi,giyindim gittim...sek sek oynamaya...:))ebe kim!..:)))

  • tebrikler..

  • ADNAN YÜCEL
    ( 27 Mart 1953, Elazığ - 24 Temmuz 2002)

    Diyarbakır Eğitim Enstitüsü Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü ile Ankara Üniversitesi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümünü bitirdi. Bir süre çeşitli ortaöğrenim kurumlarında öğretmenlik yaptıktan sonra Çukurova Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olarak çalıştı.
    Şiirleri, Edebiyat 81, Evrensel Kültür, Petek, Sanat Emeği, Somut, Söylem, Yapıt, Yeni Olgu gibi dergilerde yayınlandı.

    ŞİİR KİTAPLARI:
    Kavgalara Söylenen Sevda
    Soframda Kaval Sesi
    Bir Özlem Bir Türkü
    Acıya Kurşun İşlemez
    Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek
    Rüzgârla Bir
    Ateşin ve Güneşin Çocukları
    Çukurova Çeşitlemesi
    Sular Tanıktır Aşkımıza

    NOT: Bu kısa bilgi VİKİPEDİ’den alınmıştır.
    ***

    Uzun boylu, uzun soluklu, yüz[ünden hiç gülümsemesi eksik olmayan, hayata bağlı; arkadaşlığa, dostluğa değer veren; daha çok kendi halinde görünen, ama işret hallerinde dostlarıyla doyasıya sohbet etmekten büyük zevk alan; iğneleyici de olsa güzel fıkralarıyla, esprileriyle etrafına neşe saçan bir şair, bir edebiyatçı idi, rahmetli Ansan Yücel.

    Dört beş sene kadar birlikte çalıştık.
    Her teneffüs, hiç eksik etmediği bir şarkı mırıltısıyla girerdi öğretmenler odasına. Şendi; gönlü şen, fıtratı şen…
    Hemen aceleyle bir çay alır ve tüten buharını dudağından eksik etmediği ucu kızıla çalan sigarasının dumanıyla birleştirirdi. Bir yandan da hangi dudaklarından döküldüğü belli olmayan “bir kaval sesini” andıran bir türkü fısıltısı sarardı etrafını…
    “Soframda Kaval Sesi” şiir kitabını okumuştum.
    Hep sade, içten, anlamlı ve bir o kadar da düşündüren şiirler. İnandığı şeyler doğrultusunda izler taşırdı, her dizesinde, usuldan usula… Kimseyi kırmadan, incitmeden yumuşacık, söylediği türküler fısıltısı kadar tatlı esintili söylerdi şiirlerini.
    BU şiirde de aynı yumuşaklığı, aynı fısıltıları duyurdu rahmetli bana…

    Asla ümitsiz değildi.
    Belki beklentileri gerçekleşmedi, ama her doğan güneşle, ümitlerin de ışıltısını hissedenlerdendi. Kendini aldatmış bile olsa…
    Hep ümit, hep yeniden yaşama, yeniden doğma arzusu. Yani hayatın ta kendisi…

    Çocuksu bir sevinç, çocuksu bir kanatlanış, bir yaprağa çocuksu bir kanat oluş…
    Düşen yaprakların hüznünü farklı yaşayış…
    Dediği gibi hayatın tam ortasında… Maalesef düşen bir yaprak gibi kanatsız ayrılış…
    Şiirinde dediği gibi yaşadı ayrılışı da…

    Hep kanat olmaktı, yetiştirdiği yüzlere, binlere…
    Edebiyatın güzellikleriydi; şiirleri, hikâyeleri, romanları, destanlarıydı, -dilinde fısıldadığı türkü gibi- vermeye çalıştıkları…
    Yorulduğunu farkında olmadan…

    Çarpışan bulutlarda onun gülümsemesi.
    Çarpışan bulutlardan dökülen damlalar, dizim dizim şiirleri…

    Bıraktıkların; sevenlerine, senden sonra gelenlerine en güzel hatıra.
    Rahmetle meslektaşım…

    Hikmet Çiftçi
    09 Aralık 2012

  • KKalemine yüreyine sağlık hepımiz havada uçan kuşlarız ne ne zaman konacağımızı tanrı bilir,güzel üçüşlar