Arif Tatar


1
Budur bir zamanın kurumuş kuyusu;
Kim bilebilir söyle körleşmiş dibini?
Biri görünmez soysuz mu soysuz!
Diğeri her yerde başıboş uyumsuz!
Bir çocuk kalmış sıcakta aç ve susuz!
Ya, bir de gerçeklere kurulan pusu!
Aslına dönüp de tarihi inceden yaz!
Fark ettin mi, aylardan temmuz!
Dudaklarda ilk cümle susuz yaz...
Büyüyen uçurum deliliğimi yaz!
Düşlerim hiç olur mu bembeyaz?
Hem arayan bulacak ilk sahibini...
Olursa insan, güvenli ve korkusuz!
Üşütmedi ta iliklerine düşen ayaz!
2
Canlar, çok geçmez çıkıp gelirler;
Çoğu aylardan beridir uykusuz!
Canca bağlan; temmuzdan ağustosa…
Öyle ki bunlar, ilk duyulan sesler!
Poyraza haykırırdı keskin nefesler;
Önce o kaybettiklerimiz bir bulunsa!
Yarın, güneş solmadan yerinde dursa!
Bir de rüyalar gerçek olursa!
Durma hemen sımsıcak sarıl ağustosa!
3
Birader, hazır mısın güneşli ağustosa?
Yıldırmasın, gelecek ölümcül badireler…
Alıştık koşmaya zaferden zafere!
Çek, yıllara düşecek fotoğrafını…
Hiç görmediğim şu sarışın nefere!
Ancak, bu resim yakışır ağustosa!
Yine gökyüzüne bakınıp da der,
Yakınır yarınlar hep ağustos olsa!
Kim öpmez, nur damlayan alnını!
Önce ellerimi verdim ağustosa!
Bir yıldız daha ekleme zamanı!
Serdengeçtiler bir gönülde dolsa!
Öyle eğilirdi dik başlar ağustosa!
Yarınlar, dünden güneşli olsa!

07.08.2017 23.00 – Adana


Kayıt Tarihi : 14.6.2019 23:00:00
Hikayesi:


Ağustos günlerini merakla beklerim… Tabii ki özlemlerim var… Sızılarla buluşurum… Sen, gökyüzüne yıldızı çakmaya bak!

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Tebrik ederim
    Arif hocam,
    kutlarım sizi.
    Yine güzel
    bir şiir.olmuş.
    Selamlar...

  • Şimdiden Ağustosa sarılma zamanı... Bunda önceden gör dostu düşmanı!