Karacaoğlan

Değirmenden geldim beygirim yüklü
Şu kızı görenin del'olur aklı
On beş yaşında kırk beş belikli
Bir kız bana emmi dedi neyleyim

Birem birem toplayayım odunu
Bilem dedim bilemedim adını
Albıstan yanaklı Türkmen kadını
Bir kız bana emmi dedi neyleyim

Bizim ilde urum olur uc olur
Sızılaşır bozkurtları aç olur
Bir yiğide emmi demek güç olur
Bir kız bana emmi dedi neyleyim

Karac'oğlan der ki n'olup n'olayım
Akan sularınan ben de geleyim
Sakal seni makkabınan yolayım
Bir kız bana emmi dedi neyleyim


Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Nusret
    Nusret

    http://turkoloji.cu.edu.tr/CUKUROVA/sempozyum/semp_1/soylu.pdf

    Karacaoğlan der ki nolup nolayım
    Akan sular ilen ben de dolayım
    Sakal seni makkabınan yolayım
    Bir kız bana emmi dedi neyleyim.

    Bazı metinlerde makkap için karşlılık verilmemiş, bazılarında delik delmek için kullanılan burgu anlamına geldiği belirtilmiştir.
    Bazı metinlerde ise, makkap ile sakalın oyulmasının garabeti düşünülerek ve yolmak için cımbız kullanılabileceği noktasından hareket edilerek metin:
    Sakal seni cımbız ilen yolayım, şeklinde değiştirilmiştir.
    Şayet Karacaoğlan makkap ile sakalın yolunmayıp da oyulacağını düşünseydi:
    Sakal seni makkabınan oyayım, der işi bitirirdi.
    Böyle yapmadığına göre yanlışlık bizde demektir.
    Yaptığımız araştırmalarda; Malatya, Adıyaman ve Kahramanmaraş'ın bazı bölgelerinde cımbız yerine makkap sözcüğünün kullanıldığını tesbit ettik.

  • cüneyt
    cüneyt

    internette yorum yapmak için bir standart geliştirilmeli.

  • no commen no
    no commen no

    no commen



  • Bizim ilde urum olur uc olur
    Sızılaşır bozkurtları aç olur
    Bir yiğide emmi demek güç olur
    Bir kız bana emmi dedi neyleyim

    Şairin mekanı cennet olsun

  • rumuz
    rumuz

    Çünkü aklına büyük sevdaların şairi Karacaoğlan’a yakıştırılan bir söz gelmişti.Rivayete göre büyük şair ölürken,”Ben aşkla ilgili ne varsa yazdım;benden sonra gelenler artık anasının bilmem nesine yazsın “demiş.
    Zülfü Livaneli
    Konstantiniyye Oteli, Zülfü Livaneli
    Sayfa 51