Sebahattin Günday

Sen bir düş bahçesiydin geçerdin rüyalardan
Biz yayla rüzgârıydık nerde kaldın ey şehir
Âdem ile Havva’yı kül eden hülyalardan
Ne vakit uyanıp da düşe daldın ey şehir
Salkım saçak bulutlar geçiyor dağlarından
Senin sevdalıların ses verir çağlarından
Yollarında büyüyen çocuklar gitmeseydi
Memleket, ah memleket, bu türkü bitmeseydi

Şimdi bir kış bahçesi sende solan mevsimler
Dallarına tutunan kuşlar da yaralıdır
Cumbalı beyaz evler eski silik resimler
Mâziden güne kalan duvarlar karalıdır
Asırlık konakların odaları neşesiz
Kapıları hüzünlü pencereler işvesiz
Meçhul ve münzeviyiz bu şehrin şiirinde
Ya biz bir şiirdeyiz ya şiir bu şehirde

Taş köprüler altından akarken her bir kolu
Denize koşar Harşit vadilerin içinden
Hangi kıvrımlarında nihandır İpek Yolu
Rüzgârlar mı taşıyor bir Çin’den bir Maçin’den
Tarih bir anda gelip ufkunda durdu senin
Günler örümcek ağı mâzini ördü senin
Kuşakkaya uzanır mehtabı tutmak için
Canca hazırdır her an güneşi yutmak için

Yeşil bahçelerinde yoktur Harşit’in sesi
Cumbalı evlerinde şimdi bir masaldayız
Kalmadı yamaçlarda çobanların gölgesi
Gün olur rüyalarda ince bir kavaldayız
Kerpiçten evlerinde ah o huzur uykusu
Gelir mi odalardan son bir elma kokusu
Ya senden uzaklarda biz vefasız yar olduk
Ya yıkıldı köşkümüz âhını duyar olduk

Yeşil söğüt dalısın temmuzun sıcağında
Âsûde bir serinlik akıyor dallarından
Çeşmelerin sebilken dağların kucağında
Ceviz gölgeleriyle geçilir yollarından
Ey rüzgârı baharda ak tenlere can olan
Yağmuru bağlarına inci ve mercan olan
Ufkunda göçmen kuşlar sılaya mı dönüyor
Uzakta ışıkların melûl mahzun sönüyor

Sevdanı taşıyanlar şiir burcundan bakar
Gurbet akşamlarında baharına güzüne
Ah, gözlerden sılaya sessiz bir yıldız akar
Gönül çaresiz düşer mevsimlerin izine
Gün olur zemheride gül devşirir dağlardan
Gün gelir ilkbaharda renk toplar otağlardan
Takvim yapraklarında zamana dargın mısın
Her günün bir sonbahar yollarda yorgun musun

Akıp giden zamanlar suya düşmüş bir yaprak
An gelir arayanlar sende bir rüya bulur
Yaz yağmuru düşerken nasıl kokarsa toprak
An gelir bir zemheri göğsünde Leyla bulur
Tenhalarda sessizce yıkılıyor bir yanın
Ölümsüz şehirsin sen mâmurdur öbür yanın
Yankı ve hüzün vardır kalbinde her an senin
Bu çelişki çözülmez gönlünde bir an senin

Sen bir düş bahçesiydin geçerdin rüyalardan
Biz yayla rüzgârıydık nerde kaldın ey şehir
Âdem ile Havva’yı kül eden hülyalardan
Ne vakit uyanıp da düşe daldın ey şehir
Salkım saçak bulutlar geçiyor dağlarından
Senin sevdalıların ses verir çağlarından
Yollarında büyüyen çocuklar gitmeseydi
Memleket, ah memleket, bu türkü bitmeseydi


Hikayesi:


Ümraniye ve Gümüşhane Belediyelerinin düzenlemiş oldukları serbest konulu şiir yarışmalarına gönderdim bu şiiri. Sonuçlar mayıs ayı içinde açıklanacak. Bakalım neler olacak...

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Tebrikler. Gerçekten güzel ve doyurucu bir şiir. 10 puan ve ant.

  • Yarışmayı düzenleyen Ümraniye Belediyesi Başkanlığına ve şiirimi ikinciliğe değer bulan eser inceleme kuruluna teşekkürlerimi sunuyorum.