Cahit Zarifoğlu

a
Dehşetli üşüyor
ansızın gözbebeklerinden alaturka kurtulmuş
yoksa saçları bütün saçları dünyaya akıyor
aksarayda ve üç kulaç derinde
beklemek daha başka sırtüstü yatıyor
bütün azaları kirlenmiş
günahlarından işlenmiş apayrı tüyleriyle
kızlığından tavşan dokunulmazlığı bir sahne mutlaka
ve galiba
karnının bir bölümünden sonsuz ürperiyor

topyekûn bahriyeden ve murtazadan
çırılçıplak saçlarıyla gizleniyor
delikanlı kucaklardan hoşlandığı kadar
derin yataklarda anlaşılmış
haydarpaşadan binip kurtalanda
trenden iner gibi bir kız

beklemek daha başka şey
sen benim kızlığını bildiğim
kiliselerden kaçmış yağmur gibi gözyaşlarınla
minareler gibi tutuldun
sır vermez dip odalarına atıldın kahramanlığın
başkalarına kalırsa her an dokunulmaktasın
bunca tanışıklığımız varken
sana dair
bana söz düşmüyor eğer düşerse benimle kutsaldır
buna rağmen
başından bir maceradır geçmiş
bin türlü makam geçmiştir derim

b
yaratılmanın bir yoksulluğu da gereklilik
bir de
öğünmüş gibi değil oysa kuşların
ikimizi gece yirmi dört cephelerinde gözlemesi ustalıkla
yüzde yüz bir tanımazlık sorunu

her yanın dudaktır üstün bezelye taneleri
senin kır çiçekleri ayarında laleliğin
mayland'da hiç ama aşk değil
bir tutam göz ağrısı
aşk değil
kana bulanmış bir yürek
bir etek serüveni

sonuç zavallı ilkbahar giyotinleri
güneşin ilgisiz damarlarıyla yapayalnız bir keder
sendeki santa luçiya gözleri
benimkisi harzemşah

c
saygılı dudaklarınla yarıştım
ince bir ilgi yaşadım kıvranışlarında
gözlerinde 'harikulâde' yaş bulutları
Yürek safındaydım sen bin mil uzaktan koska

göz değil aşk
aşk değil bin çeşit göz

bunca çıldırdım hem ilgisiz
koridor görüp ölüyordum
çizmeli tülbentli kız
saçlarında yirmi yedi yıl lodos
laleliden otobüse biniyor
kimbilir nerede oturuyor
her çizgisi ezmeyle bilenmiş
üç 'aziz' bakışını yakaladım
bin yıldır cephane taramış

hep blek börd bir gözdeyiz
sıra kimin
benimse - rölans


Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • sağolasın Can..

    gecemizi aydınlattın..rengimizi beyazlattın..

  • Geçen yaz Milas Ören'de Melih Cevdat Anday'ı anma etkinliklerinde tesadüf eseri Ataol Behramaoğlu'yla aynı motelde kaldık.Tabii üstadla tanışmak şiirden söz etmek heyecan vericiydi.Yıllardır kafamı karıştıran bir şiirinde şöyle bir dize geçiyordu:

    'Amcam şair ben şair
    gidip şarap aldım
    üç kuruşluk da fülüt'

    Dayanamayıp üstada sordum:
    -Ya erenler hadi öbürlerini anladık da Allah aşkına şu 'üç kuruşluk da fülüt ' ne ola ki?
    1980'den beri beynimizi meşgul eder durur.

    Ataol Behramoğlu,bıyık altından ince ince gülümseyip:

    '-Yahu Hoca aldırma,aklıma esmiş yazmışımıdır,anlamı yok,şair sözü kanun değil ya...Birçoğu da anlamsız olabilir,o anki ruh tatminine bağlı sözlerdir.Her şiirde derin anlamlar aramak ahmaklığın daniskasıdır.'

    deyince gözümde büyüttüğüm, devleştirdiğim koskoca Ataol Behramoğlu minnacık kalmıştı.

  • kapalıya açık, açığa kapalı bir yorum olmuş Baha kardeşim..

  • Onur Bilge nin yorumları oldukça mantıklı ancak rahmetli şair neden bu kadar kapalı bir yol tutmuştu acaba.Sadece erbabı anlasın başka kimse anlamasın diye mi? Yoksa başka sebepleri mi vardı? Kafama takıldı işte.Doğruya doğru ben hiçbir anlam verememiştim vesselam.

  • Sevgili Onur,

    Eğer siz de giderseniz bu siteden öyle bir şey düşünemiyorum,

    ama , vay halimize.

    Sana ne kadar teşekkür etsek azdır.

    Sevgi ve saygılarımı lütfen kabül buyrunuz.