Haydar Ergülen

Seni ayın altında unuttular, günlerin
Eksik bıraktığını ay tamamlıyor şimdi
Uzak sessizliğin ki anı kadar siyah
Sözleriyle hicran kuyusuna kapattı beni:
Ay nice batsa da meğer insanlar kadar
Karanlıkta bırakmazmış kimseyi! Sen bütün
Geceyi topladın üstüne ve bir bir söndü
Masumluğun küçük fenerleri, yıldızlar
Bir kez aydınlatır çünkü gövdeyi, bir kez
Gölge düşmesin anıya, birbirimizden önce
Onlar terkeder bizi: Yıldızlarla dolu
Olabilir mi seninle beraber bakmadığımız
Gökyüzü? Ah eski kamer, nerede o aşk
Gibi içime doğduğun geceler, yeni ay fena
Çıktı aramıza, çarpışarak karanlık sulara
Gömülen şu gövdelere bak, dil karanlık
Söylemese de sular da aydınlanır ve aysar
Ruhlarımız buluşurdu ya gövdenin sahilinde,
Gürültünün yolunda gittiğini fısıldar gibi
Şimdi ruhların eksikliğini de gövde tamamlar

Ayın altında daha karanlıktır bazı anılar...


Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • hatice kılınnç
    hatice kılınnç

    çok güzel uzundu ama bunu deftere yazamam

  • Ölçü,uyak ve diğer ahenk unsurları şiirin belirleyici özelliği değildir;yani şiir ölçülü,uyaklı da olabilir sebest de...Burada önemli olan ahenk unsurları değil,şiirin etkileyiciliğidir.şiirde anlam bağırmamalı;fakat insan ruhunda derin etkiler ve izler bırakmalıdır.İnsanı farklı iklimlerde gezdirmeli,bunu yaparken anlatılanlar da nesirle ifade edilememelidir.Okuyucu bir dizeyi anlayabilmek ve çözümleyebilmek için dönüp okuyorsa,anlamak için beynini parçalıyorsa bu şiir olmaz.Evet,anlam bağırmamalı ama; anlaşılamayacak derecede kapalı ve kilitli de olmamalıdır.

  • Çok derin bir mana bulamadığım bana ilginç geldi doğrusu...

  • Boşluğun içinde bir merdiven var sanki gökyüzüne karanlık yolculuklar ve fısıltılar.... ay ,yıldıza baktığı zaman.

  • Ay

    Seni, ayın altında unuttular
    günlerin eksik bıraktığını ay tamamlıyor şimdi
    *
    Uzak sessizliğin ki anı kadar siyah sözleriyle
    hicran kuyusuna kapattı beni
    *
    Ay nice batsa da meğer
    insanlar kadar
    karanlıkta bırakmazmış kimseyi!
    *
    Sen, bütün geceyi topladın üstüne
    ve bir bir söndü, masumluğun küçük fenerleri
    *
    Yıldızlar bir kez aydınlatır çünkü gövdeyi
    bir kez gölge düşmesin anıya
    birbirimizden önce, onlar terkeder bizi
    *
    Yıldızlarla dolu olabilir mi
    seninle beraber bakmadığımız gökyüzü?
    *
    Ah! Eski kamer
    nerede o aşk gibi içime doğduğun geceler?
    *
    Yeni ay fena çıktı aramıza çarpışarak
    karanlık sulara gömülen şu gövdelere bak
    *
    Dil, karanlık söylemese de
    sular da aydınlanır
    Ve aysar ruhlarımız buluşurdu ya
    gövdenin sahilinde
    *
    Gürültünün yolunda gittiğini fısıldar gibi
    şimdi, ruhların eksikliğini de
    gövde tamamlar
    *
    Ayın altında, daha karanlıktır
    bazı anılar


    Haydar Ergülen




    İki tür parlaklık tanımı var:

    1 - Görülen parlaklık
    2 - Mutlak parlaklık*

    Görülen parlaklık:

    Dünya'dan cisimlerin görüldüğü parlaklıktır.
    Güneş -26.73 kadirden olup en parlak gök cismidir.

    Dolun Ay -12.6, en parlak olduğu dönemde
    Venüs -4.6, Vega 0, Pluton 13.65,

    Hubble'ın gördüğü en soluk cisimler 30,
    OWL projesi ile görlebilecek en soluk cisimler 38. kadirden.

    Mutlak parlaklık:*

    Standart (10 parsek) mesafeye göre hesaplanmış parlaklıktır.

    Yani gök cismi bizen 32.62 ışık yılı mesafede olduğunda görüneceği değerdir.

    Bu durumda -26.73 kadirinde olan Güneş 4.83 e Düşer.

    Samanyolu gökadası -20.5, Deneb -7.2, Rigel -7 kadirindedir.

    Sirius'un parlaklığı ise 1.4 tür.

    Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz :

    Bize kabaca 10 parsek mesafede yıldızlar olan Procyon veya Sirius'dan bakıldığında Güneş oldukça anlamsız bir yıldız olarak görülür.

    Hele orada da Dünya'daki gibi ışık kirliliği olan yerler varsa, ancak dürbünle görülür.

    Üzülerek alıntı yaptığımı belirtmek isterim. Çünkü bu şiire dair oluşturduğum tek anahtar tanım için çok uygundu.

    Fakat bu tip bilimsel tespitleri yalnızca süzümleyerek açıklamak gibi bir kolaycılığı da
    bilginin kaynağına haksızlık olur endişesiyle
    kullanmıyorum.

    Çünkü, o zenginliğe, şiirin kendisi zaten ulaşabilmiş fikrindeyim.

    Her bölümü başka şiirler yazdıracak nitelikte olduğundan, bütünlük için soyut anlamları okura bırakıyor olması ayrıca güzel.

    Sanırım şair, bunun farkındadır ve doslarına kelime ikram etmeyi seviyor.

    Ben şu bölümü seçtim demeyi çok isterdim ama
    * kamer sözcüğü bana yetti.


    Sevgilerimle