Funda Kocaevli

Kimliksiz aşklarımı topluyorum şehrin sokaklarından. Bir uzvu eksik kalmış sevgililerimi katlediyorum gözlerimle. Aslında herkes bir değil, birkaç aşkın katilidir. Toprağa gömdüğümüz, bir defter arasında sararmaya bıraktığımız, bazen de kalbimizin en ücra zindanlarına kilitlediğimiz aşklarımızın...

Tam “sevdaya düştüm, saracak her yanımı” derken; delicesine hallüsinasyonlara ramak kala anlar yaşatacak kuşku düşer gönle. Ömrün geçen ve geçmek için sırada bekleyen her gününe eziyet edecek olan şüphe. Ne büyük bir zaaftır ki; aşkı yavaş yavaş, tadına vararak öldürür.

“Aşkım nefes almıyor, kurtarın n’olur! ”

Feryat figan aman dilediğimiz yüzler eski aşinalıklarını bir rafa kaldırarak her şeyden daha yabancı bakarlar gözlerimize. Gözyaşlarınızın akması sadece sizi acıtır. Acının senaryosuna baş rol oyuncusu olmanın tadını çıkartmak gerekirken, bitmeyeceğine inandığınız bir yas giyiniverirsiniz farkına varmadan.

“Aşkım öldü, ben de ölmeliyim artık! ”

Hiç ıskalamaz kuşku. Hedefe kilitlenmeye görsün sadece. Hayatın, aşkın, insanların argo yanını keşfedersiniz âşık olduğunuzda. Bazen bir duvarı/adamı yumruklarınız, bazen en sevdiğiniz vazoyu fırlatır atarsınız öfkenin yerine koyarak. Hala pusuda bekliyor oysa kuşku. Yalanın kokusu, ihanetin sesi kol gezmeye başlar yok olan her şeyin etrafında. Çığlıkların operası için bilet satışları başlamış ve gönül gişenizin kalabalığından kendi sesinizi duyamaz hale gelirsiniz.

Sanıldığı gibi yaşanmıyor Aşk!

Deli saçması bir gecenin eşiğinde dalıverirsiniz kaosun göbeğinden içeri. Cinnet anındaki dehşet dolanır damarlarda ve gözümüzü Aşk bürür haince. Elinize ilk gecen silahla saldırırsınız. Yastığınızdaki gözyaşı iziniz olan sevgili, en azılı katildir o an. Katil olan her sevgilinin de, birer katili vardır; Kuşku!

“İntikam çanları çalınmakta, ruhumun cani yanı kuşandı baltasını! ”

Sağlı sollu sallanarak intikam baltalarıyla sokaklar dolaşılır. Köşelerde sinmiş anılar katledilir önce. Belki bir çiçektir, pencerenin dışını süsleyen, belki köşedeki pastanenin cam kenarındaki masasıdır. Bazen sahildeki, salaş balıkçının getirdiği bir duble rakı, hatta sakalındaki aklarıyla gülümseyen balıkçı ihtiyar. Aşk’tan geriye kalan her şey…

Temizlenir hafıza, temizlenir giden sevgilinin lekeleri yürekten. “Yaşıyorum yeniden…”

Çok uzun sürmez, yeniden dirilir Aşk, yan sokakta bir köşe başını mesken tutmuştur bile kendine. Gözleri ne renk olsun bu kez? Fark etmez değil mi?

Yeniden başa alayım mı plağı?

Dönenceye hoş geldiniz… Aşk İş başında!


Kayıt Tarihi : 21.9.2011 19:52:00
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Her aşık biraz şizofrendir , birazda mazoşist:)

  • güzel anlatım
    okuyucusuna hitab eden
    bu değerli paylaşımı
    yazan yüreği kutlarım

  • Çığlıkların operası için bilet satışları başlamış ve gönül gişenizin kalabalığından kendi sesinizi duyamaz hale gelirsiniz.

    Sanıldığı gibi yaşanmıyor Aşk!
    ...

    Temizlenir hafıza, temizlenir giden sevgilinin lekeleri yürekten. “Yaşıyorum yeniden…”

    Çok uzun sürmez, yeniden dirilir Aşk, yan sokakta bir köşe başını mesken tutmuştur bile kendine. Gözleri ne renk olsun bu kez? Fark etmez değil mi?

    Yeniden başa alayım mı plağı?

    Dönenceye hoş geldiniz… Aşk İş başında!

    ..

    bunu okuduktan sonra aşkla yeniden tanışmam gerektiğini anladım..

    teşekkürelr sayın Kocaevli