Turgay Uçeren

sen, bekleyen su, şafağa yakın hala
kıpırtılarınla rüzgar bekleyen şiddetle
bir iç denizin ışığını hapis etmiş
mağarasında gövdenin

- denizini dalgalandıramıyor ay,
çekimsiz yasa –

sen, bekleyen su, şafağa yakın hala
kıpırtılarınla rüzgar bekleyen şiddetle
bir iç denizin ışığını hapis etmiş
mağarasında gövdenin

- denizini dalgalandıramıyor ay,
çekimsiz yasa –

yolunu arayan bir yer altı damarı
güneşe, ağır ağır akmak için yatağında
her an patlamaya hazır, gece
avuç içine sığdırdığın güneş

- kendini zorlayan zirve –

mor dağlarının ötesinde..

Tamamını Oku

İlyas Kaplan

alabildiğince maviliklerde uçuşuyor
bulutsu sevinçler gibi pupa yelken
umut salıncaklarındaki huzurlu uykularım
çoban ateşlerine koşuyor zifiri karanlık
derbeder ömrüm bölünüyor orta yerinden

heyecanların tenhalarında kasım akşamları

alabildiğince maviliklerde uçuşuyor
bulutsu sevinçler gibi pupa yelken
umut salıncaklarındaki huzurlu uykularım
çoban ateşlerine koşuyor zifiri karanlık
derbeder ömrüm bölünüyor orta yerinden

heyecanların tenhalarında kasım akşamları
baygın gecelerin öte yakasında
sıtmalı arzulara vuruyor udun telleri

rüyalarıma siyah hüzünler düşüyor
bir damlada denizce çağlıyor hasretim
deniz ki ateşlere sürgün
sancılar ki eflatun düşüncelere mahkum
tutsak olmuş zamanların can evine
dalga dalga sürükleniyorum

uyuyan düşlerimi getiriyorlar uzaklardan
sonsuz hürriyete uçuşan kar taneleri

her gece göğü sessizce dolaşıyor hilal
görmeye meyilli yorgun akşamları
dağların yamacından yıldızlar milyonlarca kez
tanıdık gecelere selam gönderiyor

eşsiz bir özenle seyrediyorum
ben gurbeti yalancı aynalarda

rengini damarlardan alan çiçekler aşkına
nasuh ahitlerden sonra
huzurda mutmain olan ruhum
toprağın bağrına düşüyor
şebnem avuçlarında rüzgarın esintileri
zamanlara salınıyor geceler boyu

lambaların yanmadığı yabancı iklimlerden
sıla akşamlarına davet ediliyorum
kalkıyor aradan yüreğimin gurbetliği

bir zamanlar bacaları tüten evlerden
ezberlenmiş davetler almaktayım
kalbinde ahlar biriktiren gecelerden
pervasız yalanlar misali sokaklara akmaktayım

geceyi deliyor en tanıdık sesler
silkiniyor gece en koyu yorgunluklardan
gökler ahlara gark oluyor

ey gönülde ki yanan ateş alevini körükleyen rüzgar
ey yürekte ki melali büyüten sine
kış gecelerinde gizli gizli ağlayan göz
yağan karların altında yalınayak
kar yığınlarını geçtiniz mi hiç seher yürüyüşleriyle

sonsuzluğun sesini çınlıyor
geçmişimi seslendiren yüce teneffüs zili
ezeli uykusundan iniyor
kar nefesli gündüzlerim

ey tutsaklıklarıyla yıkık bentlerinden taşra akan hayallerim
ey eski resimlerde yıllanmış hatıralar
ey gurbet yollarında yağı biten kandillerim

damla damla aydınlatıyorsunuz şimdi hazin yüzlü geceleri
başı dik yükselirken birer birer
göğe doğru uzanıp
buram buram yükselen ulvi bir nida ile
okşuyorsunuz göğün saçlarını

redfer

Tamamını Oku