Le Rouge Et Le Noır Şiiri - Enis Batur

Enis Batur
60

ŞİİR


14

TAKİPÇİ

Le Rouge Et Le Noır

Eskiden bir bahar vardı, lavta ve arp,
düşmezdi elimizden Le Rouge et Le Noir;
üşürdü kadınlar, ellerimiz eldiven,
atkıydı kollarımız engerek soğukta,
karakışın ardından çözülürdü yumak:
Tuz ve tütsü, kül ve duman, kelimeler,
sesler ve tınılar ve gece: Gecenin
sonunda ışık vardı.

Le Rouge biraz daha kanadı sonra,
Le Noir koyuldu biraz daha: Aynı
çıplak at gelip sırtına aldıydı zamanı.
Bir soru s
..........
..........

Enis Batur
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Tayyibe Atay
    Tayyibe Atay

    zamanın nereye doğru kaydığını bir şairler görüyor sanırım...ya ötekiler!..ötekiler,yumuk gözle bakıyorlar dünyaya ve saatlere bence..oysa hiç tersine işlemiyor saatler;hep aynı yönde....salisesinin mikronunda bir canı yok ederek hemde!..buna karşın ateş altında kalan ülkelerde yine sevişiyor,yine bir bebeğe gebe kalıyordu kadınlar!..niyeydi bu terslik!..gel-geç bir dünyanın nesine sahip olacaktık acaba? ölüm ve hayat nasıl bu kadar yakın olabilir birbirine!..oluyor işte!..

    Sarman adındaki kedimin ağlayarak yavrularını yiyişine hala yanıt arıyorum;yok!..

    'üşürdü kadınlar, ellerimiz eldiven,' !..

    aman ne iyi!..açıkçası çok düşündürdü beni bu dize...hem düşündürdü,hem de garip bir hüzne sürükledi...dahası, tensel dokunuşları bile boks maçına çeviren erkekler canlandı gözümde!:))))acaba dedim,maçı kim kazandı!..:))))

    'göğe bakma durağı'ında olup bitenleri şiire sığdırmak da mümkün değil zaten diyerek,saygılar sunuyorum herkese...

  • Fikret Şahin
    Fikret Şahin

    Altındaki şiir gelmiş geçmiş en büyük şiir olsa bile, başlığın yabancı dil seçimiyle en büyük hatasını yapmıştır bence şair.
    Bu seçimin ardındaki ezik nedelere fazla girmeyeceğim ama bu seçim yüzünden şiir veya şair gözümde büyümemiş küçülmüştür.

    Saygılar

    Fikret Şahin

  • Nevin Subaşı
    Nevin Subaşı

    kardan adamlardık
    daldan dala atlarken donakalan
    mesela, oltu'da. siyah.

    sakın göğe bakma!

    sis duman ve uyuşma

    semsiyesiz çıkıyor yağmur, kadınlar saçağına

    durduğun yerde başlamaz
    ütopik çüzümlü bahar

    göğe bak.
    göğüne yaslandığın o şahane durakta.

    güzelim
    galiba sonundayız uykumuzun*

    demiş olabilir. turgut uyar,enis batur'a

    belki.
    bilmiyorum.

    en son ne zaman bakılır
    kumun inciden üstün olabildiği, bir cümbüşlü fanusa ....

  • Hasan Büyükkara
    Hasan Büyükkara

    sizi anlayan anlar..anlamayan da yanlış anlar..(bu kötü olan) aslında bizi anlamayanın anlamaması en iyisi

    bence sevgili naci bu sözlerinizin altına -bi daha bence- şu şiiri giderdi yunusun...sevgilerimle...


    Derviş Yunus söyler sözü
    Yaş dolmuştur iki gözü
    Bilmeyen ne bilsün bizü
    Bilenlere selam olsun

    Yunus Emre

  • Hasan Büyükkara
    Hasan Büyükkara

    General muhsin baturun oğludur diye rivayet etmişlerdi bir zamanlar..Geçenlerde de hasan âli yücelin oğlu can yücelden bir şiir okumuştuk..

    demekle ne demek istemiştim...aslında elbette bir şeyler demek istemiştim sevgili naci..kafamda birşeyler değil bir çok şeyler vardı..örneğin ölmüş milletvekili babasına mektup yazanın öyküsü vardı oğuz ataydan..
    cumhuriyetin birinci kuşak elitlerinin çocuklarının düştüğü ortak ruh paydası vardı
    elitin osmanlıda ecnebilere yönelişine karşı cumhuriyetle birlikte anadoluya yönelişleri ve akıllarının avrupada kalışlarını anlatmak vardı..hilmi yavuzun batıdan doğuya seyrü seferi vardı..batı değerlerini etkisi hala bariz doğuculuğunu anlatmak vardı hilmi yavuzun .yani bir çok şey vardı gözüm kesmeyince viraj aldım ..şiire dönmek için...ama dönebildim mi..belli değil...yoksa kimseyi nesebiyle yargılamak gibi bir düşüncem yoktu..

    ama son bişey söyleyeyim bu konuda..

    elli kişiyi ele almıştım bir araştırmamda..hepsi sanatçı..hepsinin babası subay ve hepsinin dedesi kadı veya müftü...

    bir anlamı , bir korelasyonu var mı bunun bilmiyorum..

    belki de varsa bile bu şiirin altı yeri değil elbet..

    herkese saygılar

  • Hasan Büyükkara
    Hasan Büyükkara

    General muhsin baturun oğludur diye rivayet etmişlerdi bir zamanlar..Geçenlerde de hasan âli yücelin oğlu can yücelden bir şiir okumuştuk..şiirin kafkanın babalar ve oğulları romanıyla ilgisi yok elbet..ama başka bir romanla stendhal ın Le Rouge et Le Noir romanıyla ilgisi var..kırmızı ve siyah..

    kırmızı yaşama sevincini canlılığı şehveti siyah yokluğu ölümü hiçliği temsil ediyormuş ve de iki kadın bu romanda bu renklerle sembolize edilmişler..

    enis batur veya okumaları yüksek , yaşamalarında bissürü coğrafya mimari musiki iklim zaman katmanları bulunan insanların duygulanmaları üç aşağı beş yukarı böyle olacaktır..

    ilerleyen yaş içinde yeniden yapılmış bir hayat bir yaşam hesaplaşması tanımlaması ..mazici bir şiir..nostalgie ye dönük..

    sadece doğu dünyasının değil eski zamanların şiirleri genelde ölçülü musikili kafiyeli dörtlükler ikilikler üçlükler şeklinde yazılırdı..Avrupada da bu böyleydi...Güzellik telakkisi elbette tarih dilimine coğrafyaya iklime ikamet edilen yerlerin biçimine ve bir çok diğer ieye bağlı olarak değişebiliyor...şiir form bakımından sayılara başvurularak yazılıyordu ..hem mısra içinde sayıların hem de şiirin tamamının oluşturulmasında sayıların önemi vardı..

    peki ne değişti batıda.. kozmik veya erken dönemlerin şiir ve sanat tarzı batıda yaşam biçiminin değişmesiyle değişti..

    mimari değişti elektriğin bulunmasıyla uyuma süreleri değişti..ısınma teknolojisindeki değişmeler, gıda teknolojisindeki değişmeler giyim kuşamın örtünme olmaktan çıkması , evlerin başını sokacak yer anlayışının üstüne çıkması..seyahat araçlarının değişmesi ve hızlanması...iletişimin hızlanması ...

    Bütün bunlar şiiri ve sanatın ana unsuru olan güzellik telakkisini erken zamanlarda bilinen ortalama telakkinin dışına çıkardı..farklılaştırdı..

    ince ruhların ince bedenleri mi vardır bilmiyorum ama bu değişimin rüzgarı beden olarak ruhlarına seyrek gözenekli elbise giymiş bir kısım ince ruhluları derinden etkiledi..

    şair modern döneme geçiş rüzgarında telef olan duyarlı benlikleri yad etmiş..baha kardeşin dile getirdiği gibi Jim Morrison, Hendrix ve John Lennon yoko onno lar beatlesler v.b v.b


    şair kendisini şair ve düşünür yapan etkin düşünce akımlarından söz etmiş turgut uyardan cahit sıtkıdan söz ederek bunların öngördüğü yaşam anlayışlarının kendisinin yaşam aına çakışma ve çelişme anlarından söz etmiş..

    Şiir elbette nesirdeki fikri sağlamlığı taşımaz fikir yönünden..şiir bilincin hızıdır , asfalt olmayan keçi yoludur..daldan dala atlar..bu bakımdan şairin duygularını gevşek bıraktığı kendi halinde bıraktığı ve yorgun bir şiir izlenimini alıyoruz şiirden...

    geçenlerde prof dr nevzat tarhanı izliyordum televizyonda..ilginç bir söz etmişti..herkes ilk onyaşının hem devrimcisi hem gericisidir ..şeklinde..

    ilk on yaşta yaşam anlayışımız yaşama yüklenen anlam yaşamdan beklentişer ve sınırları konusunda bir kanaat şekillenir..

    herkesin buna paralel olarak yangında ilk kurtarılacak kitapları oluşur..kitap okumak bir yaşam biçimi olan insanların yaşamı algılayışı bu yüzden hiç bir zaman teorik ve filtreli olmaktan kurtulamaz..

    kültürün her zaman şiir mayisini , şiirin has ve altın akışkanlıkta sıvısına dönüşmesi garantisi yoktur..

    gibi şeyler geçti aklımdan şiirle ilgili..cümle okuyuculara saygılarımla

  • Hasan Buldu
    Hasan Buldu

    Vah benim Günün Şiiri, ne hallere düştün.onbir yorumla nerdeyse günü kapatmak üzeresin. Bu sitedeki elli binin üzerinde şair ve üye var., ama yorum sayısı onbir. Sayın Günün Şiiri Grubu, biraz öz verili olun da, adam gibi şiirleri seçin. Hala odunum da, odnum demeyin.Günün Şiirleriyorumu yüzlerden onlara- yirmilere düştü. Acep neden? Size önerilen şiirleri dikkate alıp, ünlü veya ünsüz olmadan, irdeleyin.

    Ha bir sözüm daha var, çok değerli yorumcu ve şair arkadaşlar siteden uzaklaşırıldı. Bu şairlerin geri kazanılmasını sağlamak ,sitenin görevi,

    Saygı ve sevgilerimle. Benimkisi sadece bir öneri. Uygalanır veya uygulanmaz.

  • Salim Genç
    Salim Genç

    şair aslında duygulanmış, içinden geçenler, derin ve anlamlı. fakat dışa vurulduğunda, kağıdın teninde sönmüş yıldızlar.buda şiirin gücünü zayıflatmış. gerçi bütün şiirlerde duygu erezyonu olabilir.
    ilham denilen sıkı tutucu eğer terk etmeden şiirin sonuna kadar trans durumunda kuşatıverirse şaiiri bir neşirler daha kuvvetli oluyor. şiir kendini gösteriyor. algılayıcılarda kendi hayat senfonisine göre şiiri yorumluyor. ve güzel, güzel ötesi ,kötü ,kötünün üstü, orta versyon diye bir takım katagorilere ayırıyoz.
    bazende derin algılayıcı boşluğun içinde debeleşen hayatı küçük duyumsamalarla içiyor ve biriktiriyor .şiir tuaf bir yolculuk bütün bilimlerin ve ilimlerin kırpıldığı yontulduğu uzayda cımbızla metoor toplamak gibi zor ve maceralı .şiiri anlatırken bile kayboluyorsun yürürken derin bir kuyuya düşmek gibi.şaire ve şiire saygılar.

  • Nazır Çiftçi
    Nazır Çiftçi

    Kırmızı ve siyahtı şiir. Saygılarıma Nazır Çiftçi
    09.12.2010

  • Ulvi Ziya
    Ulvi Ziya

    Bir zamanlar , dünyada , kızıl renk modası vardı ...
    Her kalem erbabı hemen ona batar çıkardı ...
    Bu yüzden yazdıkları birbirinin benzeridir ;
    Bunalım üreten ruhlarıyla alem sarardı ...

TÜM YORUMLAR (13)