Koyunlu Köyü Tarihçesi

Binali Özdemir
81

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

Koyunlu Köyü Tarihçesi

ARDAHAN-GÖLE- KOYUNLU KÖYÜ
TARİHÇESİNİN HİKÂYESİ
Xıran Aşireti ve Kundik (Koyunlu) Köyünün Oluşumu:
Muaviye Oğlu Yezid’in İslam halifesi olması, Arap Yarımadasında halklar arasında huzusuzluğu had safhaya çıkardı. Yezid, bu huzursuzluğun nedeni olarak Hz. Ali’nin oğlu İmam Hüseyin kendisine biat etmemesine bağladı. Bundan dolayı Hüseyin ya biat edecek ya da öldürülecek olarak planlandı. İmam Hüseyin ve tayfası Kerbela Çölünde Yezit ordusu tarafından kuşatıldı. İmam biat etmeyince savaş oldu ve İmam Hüseyin tüm tayfasıyla birlikte şehit edildi. (10 Ekim 680)
İslam peygamberinin torunu Hüseyin’in şehit edilmesi ayaklanmalara isyanlara neden olunca Yezid şiddet kullanarak halları kendisine biat etmeye zorladı. Yezid’in şiddet ve baskılarına boyun eğmeyen Mezopotamya halkları başta Türkmenler, Kürtler olmak üzere ülkelerini terk etme zorunda kaldılar. Alevi inancına sahip olan Luvi Kürtleride Mezopotamya’dan İran’ın Horasan bölgesine göç ettiler. Yezid’e biat edenler ise yerlerinde kaldılar.
Horasan’a göç eden Luvi Kürt ve Türkmenler, 400 yıl kadar burada yaşadılar. Bu süre içinde Horasan Pirlerinin etkisinde kalarak inanç ve kültürlerine Muhammed- Ali- 12 İmam üçlemesini eklediler.
Selçuklularla Anadolu’ya geçen dedelerimiz, Harput’un (Elazığ) Karakoçan ilçesine yerleşiyorlar. Osmanlı Devletinin kurulup tüm Anadolu’ya hâkim olduğu zamana kadar burada yaşamlarını sürdürüyorlar. Daha sonra da birkaç Xıran ailesi, Karakoçan’dan Dersim’in Mazgirt ilçesinin “Balgera” (Beyler) köyünün mezrasını (Mezra Mıstı) satın alarak yerleşiyorlar. (Belgera köylülerinin ana dili Zazacadır.) Kurmanci konuşan “Hıran” (Xıracık) aşiret mensuplarının ortak satın aldıkları mezra arazisini yıllar sonra aralarında bölüşüp mülkiyet haline getiriyorlar; ancak bölüşüm adil olmayınca, aileler arasında anlaşmazlık çıkıyor. Bu arazi anlaşmazlığı yıllarca devam ederek kavga, kin, nefrete ve sonunda kan davasına dönüşüyor.
Dedemiz Ali Haydar ile akrabaları arasında çıkan kavgada insanlar öldürülüyor. Bu nedenle taraflardan birinin köyü terk etmesi gerekiyor ve Ali Haydar yakın akrabalarını alarak köyden çıkıyor. (1750 – 1800)
Köyü terk eden kafile:
Birinci aile: Ali Haydar (Heydo Kuz) , Büyük oğlu Gedik Hüseyin, ortanca oğlu Ali Abbas (Albaz) ve kavgada öldürülen Alihas’ın (Alxas) oğlu.
İkinci aile: Ali Haydar’ın karısının kardeşi Kılıç Ali (Alo Qılç) ailesi,
Üçüncü aile: Ali Haydar’ın anadan üvey kardeşi Ali Şér olmak üzere üç Hırani ailesi köyü terk ediyor.
Köyü terk eden üç akraba aile önce Erzurum’un Hınıs İlçesinin Kürt Alevi Köyü Xırbe’ye yerleşiyorlar. Göçerler burada birkaç yıl kaldıktan sonra, düşmanları tarafından baskına uğruyorlar. Köyde çatışma çıkıyor ve bu kavgadan dolayı huzuru bozulan Xırbeliler muhacirleri köylerinden çıkarma kararı alıyorlar.
Buradan göç etme zorunda bırakılan Xırancıklar, Elazığ-Paş’ta yerleşik bulunan pirlerinin yardımıyla Gımgım’ın (Varto) Emera köyüne yerleştiriliyorlar. Burada 30-40 belki de daha az veya çok yıl kalıyorlar, kızlarını ve oğullarını bu köyde evlendirip köylüyle akraba oluyorlar. Kürtçe (Kurmanci) konuşan Hıraniler (Xırancık) , Zazaca’yı Varto’da anadili haline getiriyorlar. Göçmen ailesinin en yaşlı üyesi ‘Heydo Kuz’ burada ölüyor (Haydar’ın Mezarı Emera köyündedir ve mezar taşının üzerinde koç kafası kabartması vardır.)
Yıllar sonra Hınıs’ta Xırancıklara yapılan baskının benzeri Varto’da yapılıyor ve yeniden insanlar öldürülüyor. Bu nedenle muhacirler tekrar yer değiştirme gereği duyuyorlar.
Dersim’li dedelerimizin kafalarına kim yerleştirdiği bilinmemekle birlikte, Kars’ın Merdinik (Göle) kazasına kadar geliyorlar ve Göle Ağasından yardım istiyorlar. Ağa, vilayetler kat edip kendine sığınan bu insanları eli boş göndermiyor.
Köyümüzün kurulmuş olduğu yerde Göle Ağasının celep sürüleri için komları ve çoban barınakları vardı. O dönemde buranın adı ‘Gomé Ağa’ adıyla anılıyormuş. Ağa adamlarından birilerini muhacirlerin yanına katarak bu günkü köyümüzün kurulduğu yere gönderiyor.
Köyümüzün bu günkü “Büyük Çeşme’nin” (İniyo Pil) iki yanında koyun ağılları, yanında da çoban barınakları vardı. Çala, Zinkoruk yamacı, Mağara karşısı yamaç (Pe Kıréci, Qawaxa mevkileri ormanlarla kaplıymış. Buz gibi soğuk suları, bol meraları ve tarla yapılabilecek arazinin çokluğu muhacirleri memnun etmişti. O kışı var olan çoban barınaklarında geçiren Dersimliler, daha sonra kendileri için yeni konutlar yapıyorlar.
Haydar’ın oğlu Gedik Hüseyin, Celal Özdemir’in evinin yerinde, Kılıç Ali Bekir Kat’ın evinin yerinde, Ali Şér de Sabrı Çelik’in evinin yerinde kendine ev yaparak yerleşik düzene geçiyorlar.
AĞA KOMUNDAN KÖY
Bu yerin “Gomé Ağa” olarak anıldığı dönemlerde, buralarda sürüler vardı ve yalnız yaz aylarında celepçilik yapılıyordu. Celep sürüleri satıldıktan sonra kışın bu komlar ıssızdı. Oysa göçmenlerin yerleşmesiyle buralar artık bütün yıl boyunca ıssız değildi; aileler yaşıyor sokakta çocuklar oynuyor, düğünler, bayramlar yapılıyor, misafirler geceleniyordu. Burada yaşayanların çocukları evlenip yeni haneler oluşturuluyor, buraya gelen yeni göçler hane sayısını çoğaltıyordu. Burası artık köydür ve adı da “Gunde Uso” (Hüseyin’in Köyü) dur.
Ruslar 1829’da Kars, Ardahan ve Posof’u işgal ediyorlar. Rus işgali altındaki yerleşim birimlerinden kayıtsız olan meskûn mahalleri kayıt altına alınıyorlar. İşte o zaman Rus makamları “Gunde Uso” yerleşim birimini köy kabul ederek adını da “Gunduk” olarak devlet kayıtlarına işleyerek resmiyetleştiriyorlar.
Rus makamlarının kayıtlara geçirdikleri köy adı, cumhuriyetin kuruluşuna kadar “Gunduk” olarak kalıyor. Cumhuriyet döneminde Latin alfabesinin kullanımıyla bu tür meskûn mahal adlarını yeni alfabeye ve Türkçeye uygun hale getirilince, köyümüzün adını “Kundik” olarak yeniden değiştiriliyor. Daha sonra da yeni bir kanun çıkarılarak Türkçe olmayan yerleşim yerlerin adları Türkçe olarak yazılıyor. O zaman köyümüzün adı, halkın çok koyun beslemesine uygun düşecek biçimde “Koyunlu” olarak üçüncü kez değiştirilmiş oluyor. (1961- 62)
93 Harbi’nde “Kafkas Cephesi” olarak adlandırılan Osmanlı-Rus Savaşları, Ruslar Kars ve Ardahan’ı yeniden işgal ediyorlar. (1877) Bu işgal 44 yıl sürüyor ve Moskova Anlaşmasıyla son buluyor (1921)
Bu 44 yıl içinde köyümüzde şunlar oluyor:
1. Ruslarla beraber işgale katılan Ermenilerden 5-6 aile Gunduk köyünde ikamet etmek gerekçesiyle köye yerleşiyorlar. (1883)
2. Ermeniler köyde Halit Usta, Molla Şamil (Dedem) , Köroğlu Özdemir ve Sabrı Çelik’lerin evlerinin yerinde yontma taşlardan birer oda inşa ediyorlar.
NOT: Dedemlerin odasındaki tahta direkte haç ve altına da 1883 tarihi yontulmuştur. Haçlı direk şu anda dedemlerin yeni yaptıkları odasında ‘Haç ve tarih’ duvara gelmiş vaziyette durmaktadır.
3. Köyümüzün bugünkü sınırları o zaman çizilmiştir. Aksi takdirde o ağalık döneminde göçmen gelen ve üstelik de Alevi olan ailelere Göle sınırları içinde bu kadar arazi verilmezdi.
4. Babaannem Emine (Kore) evlerinin önünde Ermeni çetelerce tabancayla öldürülmüştür. (1918) Bu olaydan sonra köyden birçok hane Ermeni korkusundan Erzurum-Hınıs’a taşınıyor ve Ermenilerin çekilmesiyle köylerine geri dönülüyorlar. (1922)
5. Xezna mevkiindeki mezarlık o dönem köyde yaşayan Ermenilere aittir.
6. Dersim’den gelen dedelerimizin ilk mezarları, Yavuz, Kazım Özdemir ve Esmanı Usta’nın evlerinin aşağısındaki yamaçtadır.
KÖYÜMÜZÜN SINIRLARI
Osmanlı Devletinde ilk nüfus sayımı 1831 yılında II Mahmut döneminde yapılmışmış ve Osmanlı Devleti’nin toplam nüfusu 15 milyondur. Bu nüfusun ancak 7 milyonu Anadolu’dadır. Bizimkilerin Merdinik’e göç etme tarihi yaklaşık olarak 1750-1800 yılların arasında olduğu bilinmektedir. O dönemin nüfusuna göre Osmanlı sınırları içinde kalan alanının yüzölçümü çok büyüktü ve her yer bomboştu. Köyün kuruluş tarihindeki ilk sınırları şöyleydi:
1. Güney sınırı: Bugünkü sınır,
2. Batı sınırı: Kela Deresi, Çırtan Deresi, Çelet Deresi,
3. Kuzey sınırı: Çetel Çamuru, Şehitgöl Sırtı, ve Mamo Deresi,
4. Doğu sınırı: Mamo Deresi, Deré Verga ve Zinkorık sırtıdır.
O dönemde köylülerimiz, mayıs ayının başından itibaren ‘Waro Kan’ (Eski Yayla) mevkiine yaylaya çıkıyorlar ve kar yağana kadar da yaylada kalıyorlardı. Dikkat edilirse, Waro Kan’da çok miktarda mezar vardır. İşte o mezarlar Dersimden gelen ikinci nesil dedelerimize ve sonrakilere aittir.
NOT: Waro Kan’daki mezar taşlarının çoğunda yatan ölünün doğum ve ölüm tarihi Arap harfleriyle yazılıdır, ancak tümünü net olarak okumak olanaksızdır. Bir mezarda okuduğumuz kadarıyla Rumi takvime göre 1254 yazılıydı. Muhtemelen bu tek tarih kişinin ölüm tarihi olmalıydı ve Miladi takvime göre 1839 tarihlerine denk gelmektedir. (Dedem Molla Şamil, bu mezarın kendi dedesi ‘Cahil’e ait olduğunu söylemiş ve dua okuyup tavaf etmişti) Bu da demek oluyor ki, Dersim’den gelenler 1839 Tarihinde Gunduk Köyündeymişler.
Sözü edilen köyün ilk sınırları içinde kalan toprakların büyük bölümü tarım arazisi için ayrılmış, bu yüzde mera sıkıntısı söz konusuydu. Mera yüzünden komşu köylerle sorunlar yaşanır olmuştu.
Köyümüzün bugünkü Duzekoy, Xeyma, Qérıc, Çiyagır ve Çayıra Evdoy gibi mevkiler komşu köyler dışındaki köylü tüccarlar tarafından mera olarak kullanılmaktaydı.
Köylümüz halkından Osmanlı subayı Yusuf oğlu Hasan Cahil, (Celilof) köy sınırlarının yeniden çizilip haritaya alınması için dava açıp keşif istiyor. Sonuç olarak mahkeme bu günkü sınırlarımızın çizilmesine karar veriyor. İşte o zaman köylü yaylalarını Waro Kan (Eski Yayla’dan) Simon’a taşıyor ve Simon’un güneyindeki yamaç mevkii ‘Vera Wara’ adını alıyor. (1910’lu yıllar.
Bizimkiler Simon’da yayladayken, Şeki (Kuytuca) Köyünün yaylaları da “Warané Şekiye” denilen, Çeliklerin yaylalarının arkasında yer alan harabelerdeydi ve mahkeme köyümüzün lehine sonuçlanınca Şekililer yaylalarını oradan kaldırıp bugünkü yaylalarını kuryorlar. (1930’lu yıllar)
Şekililerin oradan taşınmasıyla, Kundikliler bugünkü yerde yaylalarını kuruyorlar ve zaman kaybetmeden taşınıyorlar.
NOT: Kuytucalılar, köylümüzün yeni yere yaylaya çıkmasını engellemek için, Okam Nahiyesinin jandarmasını getirerek yaylacılarımızı zorla kaldırmaya çalışmışlar. (Haziran 1933) Jandarma başçavuş, köy halkını jandarmaya dövdürerek göçlerini yüklemesini istemiştir. Nesimi oğlu İsmail Hakkı Özdemir, (Dr. Erkan Özdemir’in dedesi) orduda üsteğmen görevinde bulunuyor ve o anda yaylada senelik iznini kullanıyormuş. Jandarmaların yaylaları bastığını haber alınca, resmi elbisesini giyip olay yerine geliyor. Jandarma ekibinin başında bulunan başçavuşu ikna etmeyince, aralarında tartışma çıkıyor. İsmail Amca başçavuşa tokat atıyor. Bunu üzerine başçavuş “Görevli memura görevi başında şiddet kullanma” düşüncesiyle dava açmak için askerlerini alarak yaylayı terk ediyor. Bir daha da kimse bizim yaylalarımıza müdahale etmemiş oluyor.
KÖYÜMÜZÜ OLUŞTURAN KABİLELER
A. Ali Haydar’ın büyük oğlu Gedik Hüseyin’in soyundan gelenler:
1) Soyadı ‘Özdemir’ olanlar, Cahilgiller;
2) Soyadı ‘Aydemir’ olanlar, Kuzogiller;
3) Soyadı ‘Gök’ olanlar, Kalogillerdir.
B. Haydar’ın Mazgirt’te öldürülen oğlu Alhas’ın oğlu Hasan Ali’nin soyundan gelenler:
1) Soyadı ‘Usta’ olanlar, Hostagiller;
2) Adana, Erzurum dolaylarına göç eden Murogiller;
3) Soyadı ‘Aydın’ olanlar, Alehostagiller.
C. Haydar’ın küçük oğlu Alihas’ın (Alxas)) soyundan gelenler:
Soyadı ‘Erdem’ olanlar: Bu aile birkaç yıl Gunduk’ta kaldıktan sonra, tekrar Bingöl’deki anne dedelerinin köyüne taşınıyor ve daha sonra tekrar Gunduk Köyüne dönüyor. (Bu Aileyle ilgili bilgiler net değildir)
D. Haydar’ın karısının kardeşi ‘Kılıç Ali (Alo Qılç) soyundan gelenler:
1) Soyadı ‘Kat’ olanlar, Onbaşıgiller, Deqo Giller, Papağlı Giller (Mustafa Kat)
2) Soyadı ‘Morkoç’ olanlar, Esetgiller,
3) Soyadı ‘Kavak’ olanlar, Alişér Giller
E. Haydar’ın anadan üvey kardeşi, Şer’in soyundan gelenler:
1) Soyadı ‘Çelik’ olanlar, Veligiller (Welé Hesé Şéra ve Qemé Hesé Şera)
2) Soyadı ‘Gündü’ olanlar.
F. Köydeki Diğer Kabileler:
a) Dersim’den gelip Tekman’ın köylerine, oradan da Guduk’a gelenler:
1. Alemahmut Giller (Soyadları ‘Akın’ olanlar)
2. Veyis Giller (Soyadları ‘Diken’ olanlar)
3. Sımo Giller (Soyadı ‘Alpgündüz’ olanlar) . Akraba olan bu aileler birer hane olarak Kunduk’a gelip yerleşiyorlar.
b) Yine Karayazı tarafından gelip Gunduk’a yerleşenler: Turo giller, soyadı Turan olanlar.
c) Baba Mansurlar (Soyadı ‘Yıldırım’ olanlar) : Köyümüze Cumhuriyetin ilk yıllarında, Bingöl’den Tercan’a, oradan da Kundik’e gelip yerleşmişler.
d) Lolanlar (Çe Temi) ‘Yıldız’ soyadını taşıyanlar: Varto’dan
bir aile Kundik’e gelmiştir.
e) Mexsogil ‘Taş’ soyadını taşıyanlar: Çok sonraları Varto’dan gelip Kundik’e yerleşmişler.
f) Karsanıç aşiretinden olup soyadı ‘Akın’ olanlar: Karsogiller, Bingöl’den Tercan’a, oradan da Kundik’e gelip yerleşmişler. Karsanıç ailesinin soyadı “Akın” olmasına rağmen diğer Akınlarla (Alémahmud gillerle) daha önceleri akrabalıkları yoktur.
g) Butkan (Butkıj) aşireti mensupları: Erzurum Hınıs’tan Göle’nin Gülüstan köyüne ve oradan da Kundik’e gelip yerleşen, soyadı ‘Severce’ ve ‘Kaya’ olanlar.
h) Çe Momi: Dersim’den Tercan’a, oradan da Kundik’e gelip yerleşen, soyadı ‘Akkaş’ olanlar.
i) Yusuf Özdemir (Usuve Hartse) : Bu aile Vartoludur. Molla Şamil’in dayısının oğlu ve eniştesidir. Yusuf, dedemin kız kardeşi Güllüzar’la evlenince köye yerleşmiş ve Özdemir soyadını almıştır. (Kemal, Cemal ve İbrahim Özdemir’in babaları.)
k) Ardahan Türkmenlerinden olan Hasan Fayatlı: Ardahan – Damal’ın Sazkâra köyündendir. 12-13 yaşlarında yetim kalmış ve bir sebepten dolayı Kundik’e getirilmiş, bir daha da Sazkara köyüne dönmemiştir. Hasan, Ardahan’da nüfusa kayıtlı olmadığı için Kundik’te evlenene kadar ketim yaşamıştır. Çocuklarını nüfusa kayıt ettirmek için çıkan ‘Af Kanunundan’ yararlanmış ve kendisine ‘Demirci’ soyadı verilmiştir. (Heso Tırk: Türkmen Alevlisidir ve köyde Türkçe konuştuğu için ‘Türk’ anlamına gelen “Tırk” lakabını almış ve köyde Heso Tırk olarak tanınmıştır.)
l) Soyadı ‘Tek’ Olanlar: Çareki aşireti mensubu olan bu aile Erzincan’ın Tercan ilçesinin köylerinden bir hane gelip köyde bir süre muhacir olarak yaşadıktan sonra, tekrar köyden ayrılmışlardır. Köyde yaşadığı süre zarfında yaptıkları evlilikler sonucu akraba olmuşlardır.
NOT: Bu günkü köyümüzün mezarlığının yeri, Kuzoların dedesi (Aydemirlerin) Mısté Kuzi’nin tarlasıdır; rahmetle andığımız bu kişi orayı oğlu Şeveş’e (Sis) veriyor, Sis ise tarlasını köye mezarlık olarak bağışlamıştır. Bu mezarlığa ilk olarak dedemin babası Molla Mustafa, tarla sahibi Musté Kuzi, Welé Kuzi ve Katlardan Onbaşi, Ustalardan Hesé Hostay, Çeliklerden ‘Welé Hesé Şera’ ve o dönemde ölen kişiler defnedilmişler.
KAYNAK
1.Pirlerimiz: Ali Efendi (Ali Akyol) 1966’da, Kamer Ali Dede 1969, Şair Varışlı’dır. Şair Dedeyle bu konu tekrar detaylı 2001’de İzmir’de görüşüldü ve not alındı. (Pirlerin elinde taliplerini izlemek için yazılı belgeleri mevcuttur.)
2. Dedelerimiz: Dedem Molla Şamil, Mehmet Özdemir (Memé Nesemi) , Sürmeli Özdemir, Mahmut Çeli (Mamudé Weli) , Mahmut Kat (Mamudé Onbaşi) , Veli Gündü (Welé İbi)
3. Yazılı kaynaklar: Molla Şamil’in babası Molla Mustafa’nın el yazma kitabından notlar,
4. Bunun yanında köye göç eden yaşlı kişilerin anlatımları: Kerim Taş, Yusuf Özdemir (Usuve Harse) Veli Akın (Welé Alé Mamudi.) , Veli Diken (Welé Weyisi) , Süleyman Alpgündüz (Sılé Sımi) ,
5. Dedelerimize ait mezar taşlarındaki ad ve tarihler.
6.Bazı köylülerimizin yaptıkları eleştiri: “Dedelerimiz Dersim’den gelmişler; ancak bu geliş ya Dersim Katliamı zamanında (1938) ya da cumhuriyet (1923) kurulduktan sonra gelmişler” denilmektedir.
Türkiye Cumhuriyeti 1923’te ilan edilmiş, Dersim Katliamı 1938’de oluşmuştur. O zaman bu eleştiriler doğru olamaz. Benim babam Molla Musa 1913 yılında Kundik’in Simon yaylasında doğmuştur. Babam 2004 yılında öldü; eğer hala yaşsaydı bugün 102 yaşında olmuş olacaktı. Babamın yaylada doğduğu gün, köyde hasta yatan dedesi Molla Mustafa ölmüş. Dedesinin ölüm tarihi, babamın doğum tarihidir. Molla Mustafa’nın mezarı, Kundik kabristanındadır ve üzerinde Rumi Takvimine göre (1243-1329): Miladi Takvime göre (1827-1913) yazmaktadır. Bu da Molla Mustafa Kundik’te 86 yıl yaşamıştır. Babam Molla Musa ile dedesinin yaş toplamları 188 yıl etmektedir. İsteyenler Koyunlu Köyü kabristanında Molla Mustafa’nın mezarını görüp tarihler hakkında inceleme yapabilirler,
Molla Mustafa’nın babası Memo Çep’ın (Cahil) mezarı Waro Kan’dadır (Eski Yayla) ve üzerinde “Nesemi oğli Memet-1254” yazmaktadır ki bu da kişinin ölüm tarihidir.
Hazırlayan: Binali Özdemir
NOT: Torunum Baran Ekin Özdemir’in soy ağacı: Baran Ekin > Türker > Binali > Molla Musa > Molla Şamil > Molla Mustafa > Memo Çep (Cahil) > Nesimi > Gedik Hüseyin.

Binali Özdemir
Kayıt Tarihi : 31.8.2016 14:01:00
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!