Korkakların El Kitabı, Birinci Sayfa

Hasan Tan 2
19

ŞİİR


34

TAKİPÇİ

Korkakların El Kitabı, Birinci Sayfa

İçi titreyerek korku duyanlara indirilen bir kitap var;
arşa istiva zamanını bilir misin
gizleme sesini, bağır, çağır yağmala..
gizliden öteyi bilen var,
kaçak ülkesi var yitik çocukların
üç vakte kadar çıkar fallar ve bir de keramet var daha;
biliyorum sen de korkuyorsun TaHa

arş-u âlada, neminde toprağın ne varsa
paylaşılan ölüm ve kara toprak kadarsın hâlâ
toprağı bilen ateşi de bilir
hani bir kıvılcım görende evlad-u iyaline;
'bir cemre bulurum, ya da yol gösterici bir ışık..'
demişti ya ürpererek beyazlığından Musa..

Işığa gidene seslenilir elbette
ışığın ve sabahın bir sahibi var, anlasana
durma, çalış, çabala, karşılığı var elbet bu kitapta
kiyamet sende gizlenmiş be Taha..
Her varlık bir şeyler gizler zaten batnında
sen de sırrını esirge ama susma..

Musa'nın asasını bilir misin Taha
bilir misin Harun'u sarsan yed-i beyzayı
üçler, kırklar, yediler aşkına konuşsana
bu senin hikayen Taha, bu senin kitabın
kendi öykünde bir kırıntı olmak yakışmaz ki sana
şaşkınlık yakışmaz avuç dolusu susana
durma at elinden avazını at Taha
Musa'yı geçelim, sana anlatacaklarım var daha

beyaz el mucizeyse, kara baht keramettir unutma
sok elini bağrına, gizle çaresizliğini
gizle de güçlü görün dosta düşmana
mucize ve keramet şöyle dursun bu illettir
ve düşün şu duayı: ''Rabbiş-rah lii sadri..''
kekeliyor musun, yoksa ben mi üşüyorum Taha
hangi meleğin ellerine sığacağız ki
hangi ölüm yakışır daralan göğsümüze
erinme, eğme başını, sakın susma
Musa'ya istediği verildi, sen de iste
bir şey söyle ki merhamet yağsın saçlarına

sen bir aşkı öldürdün ya hanii
biz yine de affettik seni, sevinçler büyüttük de geldik kapına
göz aydınlığı olsun, yürek ferahlığı olsun diye
biraz şiire biraz gözyaşına bağışladık seni Taha
utanan Firavunlar gördük, secdeye kapanan münkirler
ört üzerimizi bu içine defne yaprağı düşmüş şiirle
yum gözlerini üstümüze, kefen niyetine
yorulduk yaşamaktan ya, yine de geliriz belki yurduna
Cebrail bir kırağı gibi dökülürken sabaha..

Hasan Tan 2
Kayıt Tarihi : 11.1.2010 12:16:00
Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


Sezai Hocaya selam olsun..

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Muhammed Said İpek
    Muhammed Said İpek

    Güzel bir şiir; bence puan verenler cimrilik yapmış...

  • Tahtına Dargın Padişah
    Tahtına Dargın Padişah

    Koca dünyada kendini ifade edecek platform bulamayan ve kimsenin bilemeyeceği doğa üstü bildikleri olanlar sözüm size!!! Şiirden payını almak isteyenlerin değmeyin soluğuna bırakın okusun şiirini dönsün öz yurduna. H.CİHAN

  • Tahtına Dargın Padişah
    Tahtına Dargın Padişah

    Koca dünyada kendini ifade edecek platform bulamayan ve kimsenin bilemeyeceği doğa üstü bildikleri olanlar sözüm size!!! Şiirden payını almak isteyenlerin değmeyin soluğuna bırakın okusun şiirini dönsün öz yurduna. H.CİHAN

  • Nadir Sayin
    Nadir Sayin

    Aynen öyle Naci abi..bir maskeli tiyatrodur oynanan..yüzler kapalı..sesler ayrı tonda mikrofona bez örtmüş..tanınmaz.., kim olduğu görülen ama bilinmeyenler takımı..Bak son bir gelişme umulmayan yerden geldi..Galtasaray yeni ARENASINDA protesto.. yaltakcılarla..dalkavuklar hemen sahnede…Hani biliyorsun ya, ya kardeşim iyi de bu üniversite öğrencisi..emekci..işçi..köylü ve seyirci neden protesto ediyor diyen yok! Onu araştıran..soruştran bak bakalım kaç yayıncı..gazete..tv var.. Yok pek az…Ne var..Vallaha o bunu hak etmedi..dalkavukları çok..Neden? Çünkü yarın (pardon Pazar) Pazertesi günü RTÜK mü dersin vergi konrolüne orayı basan memur mu dersin…
    Korku..korku..dünyalık korku..aynen o namuslu mehmed..olayın korkusu gibi…Neyse herhalde aynı dilden konuştuk ve anlayan anladı..güzel geceler..

  • Nevin Subaşı
    Nevin Subaşı

    kimsenin gerçek kimliğini açıkladığı halde kanıtlayamayacağı gibi bir şey
    olmalı hz musa’nın da çekimserliği ve korkusu.

    her dönemde kendisini peygamber ilan eden ve elbette sonuçlarına katlanamayan
    birçok kişiden söz edilir.

    hatta insanın değişken ruh halleri farklı tezahürlerle yer bulabilmiştir kendisine
    gibi tuhaf bir cümleye yönelip kanıtlamak zorunda kalınabilir.

    Shakespeare’in tiyatral anlamda bütün kahramanlarını ayrı, ayrı konuşturabilme
    ve onlara özgün karakterler giydirme potansiyelinden söz edilebilir.

    yalnızca bu noktada dan bakıldığında bile hz musa’nın korkunç yalnızlığını
    anlamak çok mümkün.
    ve fakat ışığa, umuda, bilgiye ve manâya yönelim ancak ve ancak ‘başlangıç’ için
    yeterlidir. ama// başlangıç için.

    birbiriyle tıpa tıp aynı olan üç heykelcik meselini anımsadım nedense
    aralarındaki farkı belirleyen yalnızca iki kişi olsa da
    bilmeceyi çözmesi gereken muhatap tam manâsıyla yetkin değildir.

    (ve musa, henüz hz musa değildir )

    daha önce varlığının zarar doğurduğuna inandığı akıllı bir deliyi hapse
    mahkum etmiştir ama ona özgü bir yetenekten istifade etmek gerektiğine
    karar verir.

    (insan, tek başına daima noksandır)

    ve gerçek sonuca ulaşılır.

    akıl sayesinde fark bulunur evet ama mana ile anlam bağlantıları
    ile ifade edebilme aktarabilme tarzı ise, en can alıcı hâle estetik
    söyleyiş biçimine muhtaçtır.

    kısaca,

    bir kulağından gireni, öbür kulağından çıkaran insan makbul değildir.
    ağzından çıkaran da öyle.

    bilmekteyiz ki yüreğine gömen insan, daima çok kıymetli bir hazinedir
    aldık ve kabul ettik.

    teşekkür ederiz.

    bu sonucu ve ardındaki anlamları buluşturan tek materyal
    yalnızca bir miktar iptir.

    galiba en çokta bu yüzden hazreti musa’nın yerinde olmak istemezdim.

    öyle ya kusurlarım varken allah bana neden seslensin ki

    en ufak bir eleştiriye dahi dayanıklılık göstermekten acizim.
    hakarete maruz kaldığımda aynı yahut misliyle karşılık verebilirim.
    ki bu garip halimle ben ancak ve ancak i n s olabilme özelliğimle
    var olmaktayım.

    i n s a n olabilme erdemini korkusuz adımlarla keşfe çıkmak için, maddi
    ve manevi anlamdaki katmerli deri ve taş kesmiş önyargı yüklerimden
    nasıl kurtulabilirim.

    ufacık aklım bütün bunları almıyor ya musa



    evet şiirlerin yapabileceği budur.
    yola çıkmak için feyz ışığından olabildiğince nasiplenilir.

    öteyi; daha, daha öteyi algı burgaçları eşliğinde, değişken ifade olanaklarıyla
    hep yeniden değerleyip, okurun kendini yeniden, yeniden okuma içtenliğiyle
    buluşturma.

    belki de uzak zannettiğimiz bir yakınlığın, asla tariflenmeyecek adıdır ta ha…

    ve ancak şuara suresiyle açıklanır:

    bismillahirrahmanirrahim

    224- Şairlere gelince ancak amaçsız, havai insanlar onların peşinden gider.
    225- Görmüyormusun ki, onlar her vadiye dalarlar.
    226- Ve yapmadıklarını söylerler.


    227- Yalnız iman edip iyi ameller işleyenler, sık sık Allah'ı ananlar ve zulme uğradıklarında zalimlere karşı koyanlar böyle değildirler. Zalimler ne acı bir akıbetle yüzyüze geleceklerini yakında anlayacaklardır


    sevgilerimle

TÜM YORUMLAR (35)