Kimsesizliği Öldürmek- Hikaye

İrem Seda Şahin
10

ŞİİR


4

TAKİPÇİ

Kimsesizliği Öldürmek- Hikaye


Siz hiç kötü seçimler yaptınız mı ya da seçim yapmak zorunda kaldınız mı? Benim önümde hiç seçenekler olmadı.Issızlığın bile terk ettiği bir yetimhanenin kapısına bırakmışlar, kendimi bildim bileli burdayım. Öyle, bana ait bir şey de olmadı.Mesela giymek için sabırsızlandığım bayram elbiselerim olmadı. Ailem olmadı.Kavga edeceğim bir kardeşim olmadı; kavgalarım hep kendimleydi, bir ömür geçti orta yolu bulamadım.Bugün en sevdiğim yemeği pişirecek bir annem de olmadı; Bir yemeği de çok sevemedim öyle, yemekler hep çok tatsız geldi.Bana masallar anlatan bir babam da olmadı olsaydı daha güzel rüyalar göreceğime inanırdım bu yüzden kabuslarımı yenemedim.Bir şarkı da dinlemiştim, masalları babalar anlatıyor. oyunlar,İstanbul,şeker,deniz,balık,güneş, ay ve en sevdikleri olurmuş o masallarda.Baba; ben de yarım yamalak masallar yazdım, hepsinde pazar kahvaltılarındaydım.Kitaplarda okumuştum, pazar günü yapılan kahvaltılar da aileler hep bir arada saatlerce sohbet ediyor. Benim yazdığım o masallar da kahvaltılar çok sessizdi. Siz; içimdeki öfkenin sesini duyarsınız diye çok korktum, yarım bıraktım o yüzden hep.Çok şey mi istedim sizden acaba? Kimi daha çok seveceğimi bilmek isterdim. Bir de aitlik ekini kullanmak isterdim, ağzımı doldura doldura “benim ailem”demek isterdim arkadaşlarıma. Şimdi yalnızlığı oluşturan kelimeler bile varken benim hiçbir şeyim yok. Biliyor musunuz? Kimsesiz olduğumu en çok da güçsüz düştüğüm zamanlarda anladım.
Tek bir insanla cehennemi tanıdım; Onun gözleri hiç sönmeyecek bir alev,bense körükleyen bir odun gibiydim. Bazı geceler kör olmayı istedim. İşte ailem; o zamanlardan biriydi bugün,günlük rutinlerimizi gerçekleştirdikten sonra bir çeşit serbest zamanlarımız olurdu. Kimimiz bahçeye çıkardı;kimimiz kitap okurdu, kimimiz de bir şeylerle meşgul olurdu. Benim de en büyük meşguliyetim,zihnimdi.Tam yatağa uzanıp penceremin dibindeki çam ağaçlarının arasından güneşi seyredalarken, kapıdan bir çocuk bana seslendi:
-Cahit
-Ne var?
-Müdür bey seni bekliyor
-Ne yapacakmış beni?
-Gözünde tütmüşsün, hadi çabuk ol! Fazla bekletme
Kalktım yataktan hızla;zihnimdeki düşünceler zengin kalkışı yapmış gibiydi, ne yapacağımı bilemez durumdaydım, yatakhaneden çıkıp, uzun koridoru geçtim, geçerken yerdeki çizgileri düşündüm.Evet! basmamalıydım. Zihnimi bir an olsun meşgul etti.Koridorun sonundan;yıkılmaya yüz tutmuş ahşap merdivenlerden ikinci kata çıkarken ,kendimi bir an şu merdivenler gibi hissettim. Böyle hissederken, üstüne bir de düşünmek bir çeşit intihardı sanki. Merdivenleri çıktıktan sonra koridor boyunca ilerledim. İçimden: Neden, Neden şimdi? İlk kez çağırıyordu böyle. Neden çağırmıştı, ne diyecekti bana? Bozulmuş bir kaset gibi başa sarıyordum hep. Hem bakışları yetmiyor gibi,şimdi sözleriyle büsbütün öldürüp kurtaracaktı beni kendinden bundan eminim. Niyeti büsbütün buydu.Ne yapmıştım ben bu adama? Herkese şefkatle bakan o gözler, bana neden acımasızca bakıyordu? bunu öğrenecektim. Bu mesele bugün hallolacaktı, koridor boyunca ilerleyip kapısına kadar geldim. Sanki kendimi; o masaldaki ekmek kırıntıları gibi parçalara bölüp,ardıma bırakmıştım.Biliyordum,o odadan çıktığımda,eski Cahit olmayacaktım,sadece neleri ardımda bıraktığımı görmek istedim. Kapısının tam önünde bunları düşünürken, elim istemeden de olsa o kapıyı çaldı.
-Gir!
Demesi kolay, yapması olan bu zor eylemi gerçekleştirmek için.Kapının kolunu açtım;eşikten bir adım attım, ruhlarımız çarpıştı ilk önce, bir enkazın içinde buldu gözlerimiz birbirini. Suskunduk, ağır yaralıydık kim bilir belki de öldürmüştük birbirimizi.(!) Konuşmalıydım, evet konuşmalıydım. Bir şeyler söyle hadi!
-Beni çağırmışsınız
Sessizlik oldu, bana bakıyordu.Çizgilere basmadan yürümeye çalışırken düşünmüştüm. Bana birini öldürmüşüm gibi bakıyordu. Ah! Eğer birini bilerek öldürecek olsaydım, O bu adam olurdu bundan eminim.
-Gideceksin
Odaya geldim, daldığım düşüncelerden. Dalıp gittiğimi fark etmiş olmalı, tekrarladı
-Buradan gideceksin, şimdi çık.
-Nereye giderim?
-Hangi cehenneme gidersen,seni daha fazla görmek istemiyorum.
-Ben burdan başka cehennem tanımadım.Neden diye sormamı bekliyorsanız, sormayacağım.Kendimi bildim bileli gözleriniz her şeyin sebebini anlatıyor.
Kapıdan çıktım; koridor boyunca ilerledim, ne yapacaktım şimdi,nereye gidecektim,kime gidecektim? Eski Cahit değildim, şimdi yeni bir Cahit vardı karşımda. Bir kat daha kimsesiz bir kat daha çaresiz... Hayır! Böyle çaresiz kalmayacaktım;kurtulacaktım bu esaretten, beni her gün öldüren bu adamı bir kere de öldürecektim. Hem onun gibi acımasız da olmayacaktım. Bu işi bir kere de halledecektim. Odama geldim; iki üç parça olan eşyalarımı topladım, vedalaştım, kapının önüne çıkıp, bir sigara yaktım ve bekledim.Üçüncü sigaramı bitirmek üzereyken;kapıdan çıktı, elime bir taşı aldım ve takip ettim. Tam evinin yakınlarında aradaki mesafeyi iyice kapattım, evinin önüne geldiğimde heyecanımda aradaki mesafe gibi azalıyordu.Sanki daha önceden birini öldürmüş gibi bir soğukkanlılık vardı üzerimde,aniden önüne çıktım ve elimi iyice arkaya alıp taşı kafasına çaldım. Son gördüğü gözler benim gözlerimdi. Son söylediği söz, oğlumsun oldu. Şimdi taşı kendi kafama çalmıştım, kaçmadım. Babamı öldürmüştüm...İçimde ufacık bir pişmanlık olmayacaktı,cinayeti işlemeden önce rahatlayacağıma emindim. Ama şimdi... Ah! içimdeki bu ses beni de öldürecek.Tek bir kelime, sadece tek bir kelime... senelerce bana acımasızca bakan o adamın söylediği tek bir kelime pişmanlığım oldu. O tek kelimedir, bir hafta sonra kendimi pişmanlıkla burda bunları yazarken bulmama sebep olan. Öldürdüğüm o adam sanki onu öldürdüğümü bilir gibi bir mektup yazmıştı bana, kin dolu. Ama ben yine de pişmandım. Çok aşıkmış...Eşini doğumu sırasında kaybetmiş, onu yalnız bırakan çocuğu,o da bir ömür boyu kimsesiz bırakmak istemiş. Evet düşündüğünüz gibi. Kimsesizliğim Tanrı’nın bana verdiği bir cezaydı, ölümüm kendime verdiğim ödülüm olacak...

İrem Seda Şahin
Kayıt Tarihi : 20.10.2019 07:04:00