Kim Korkar Matematikten

Ahmet Zeytinci
1276

ŞİİR


13

TAKİPÇİ

Kim Korkar Matematikten

Sinemalarda gösterime girmiş eski bir filmdi ''Kim Korkar Hain Kurttan'' seyretmemiştim ama yine de oynandığı zaman, hakkında çok konuşulduğunu biliyorum. Bir de sanırım böyle bir kitap var ''Kim Korkar Matematikten'' Ben de ondan mı esinlendim nedir, öykümün adını böyle koydum. Mahallemizin ortaokuluna başladığımız yetmişli yıllardı. Bir an da ilkokuldan ortaokula zıplayıvermiştik. İlk günler hocalar ile tanışma faslından sonra derse daha üç sene bizi okutacak olan matematik öğretmenimiz Hilmi Bey girmişti. Öğretmenliğini her zaman takdir ettiğim bir hocamızdır hâlâ kendisi. İlk günler ne kadar güzeldi o sene, modern matematik bizim ile merhaba demişti eğitim ve öğretim hayatına. Matematikten hiçte parlak bir öğrenci olmadığımı herkes bilmese de en azından ben kendimi biliyordum. Hal bu ki ilkokulda çarpım tablosunu sınıfta ilk ben ezberlemiştim, ama iş onun ile bitmiyor ki kardeşim. Kümeler, modüler aritmetik, bir bilinmeyenli, iki bilinmeyenli, üç bilinmeyenli ve benim de bilemediğim denklem türleri offf ki offf! ! !

Ya Hilmi Hocam sadece kümelerden sorsa yazılıdan ful çıkaracağım, ama konular fazlalaşınca sorularda fazlalaşıyor ve farklılaşıyor haliyle. Toplamayı yapıyorum, çıkartmayı da yapıyorum, çarpım tablosu da tamam. Ahhh o denklemler bir türlü yazılı da denk getiremiyorum o denklemleri, aslında bu matematik bilimlerin temeli yahu. Bunu da gençlik yıllarında öğrenmiştim. Edebiyatçı olacaksan bile matematik gerekli, ama matematikçi de olacaksan o zaman edebiyatta gerekli. Çok çalışkan çocuklar var sınıfta, Cemil, Serdar, Sevgi vb. onlara sorsam teneffüslerde bana anlatacaklar konuları ama on dakikalık teneffüslerde bahçede top tepmek var boş veeer...

Bir insanın matematik ile bu kadar mı arası bozuk olur bu kadar mı yıldızı barışmaz? Hilmi Hocamda benden yaka silkmiştir her halde o yıllarda. Ama Allah var eylülde ki ikmal imtihanlarında amcaoğlu beni çalıştırınca B ve C alarak geçiyorum çoğu zaman. Yahu arkadaş sene içinde de ders dinleyip ikmale kalmasan da, sen de, millet yazın sokaklarda top teperken, kız peşinde koşarken, masa başında oflayıp puflayıp, dersleri hatim etmesen, yok arkadaş yok, bize ters millet dokuz ay okula gidip de üç ay tatil yapacak biz de okumayı ve okulu sevdiğimizden, on iki ay okuyacağız.

Bazen test oluyoruz yazılılarda bazen klasik yazılı. Test oldun mu salla gitsin bilmediğin soruları körün taşı belki tutar, yüzde yirmi beş şansın var. Ama sakat bir durum var, yazılıdan geçer not aldın mı, Hilmi Hocam peşinden hemen sözlüye kaldırıyor. Sözlü de çuvalladın mı, yazılıda da salladığın kabak gibi ortaya çıkıyor. Hilmi Hocam kaçın kurası yer mi bizim ayak oyunlarımızı.

O zamanlar çocuklar arasında bir tekerleme var ''Dersimiz matematik öğretmenimiz otomatik.'' Hilmi Hocam ara da derste fıkra anlatıyor çocukların dikkati dağılmaya başladığı zaman. İkinci sınıfa geçiyoruz yine Hilmi Hocam sınıfımızın demirbaşı. Güzel bir siyah deri çantası var, her zaman o çanta ile geliyor sınıfa. Gözlükleri bayağı kalın, bazen masasından gözlüklerinin üstünden sınıfı süzüm süzüm süzüyor. Tembel tenekeler zaten ders dinlemiyor. Hocam da onlara çok ender soru soruyor zaten. Hani ''Ben sizin umurunda değilsem, siz de benim umurumda değilsiniz.'' demeye getiriyor anlaşılan...

Orta üçüncü sınıf, yine Hilmi Hocam, yine ikmal imtihanlarında kıyıdan köşeden geçmek oflaya puflaya. Sonra ver elini lise. Delikanlılığa yeni adım atmışız. İnşallah bu lisede matematik yoktur desem de inanmayın, orada da derslerimizin en birincisi matematik. Gülbeyaz Hocam ki o da çok takdir ettiğim öğretmenlerimden. Ahh! bir de yavaş yavaş anlatsa şu dersi. Tam soru soracağım Hocama tüh, yine teneffüs zili çaldı. Lise de limit, türev, integral. Hadi ya iyi idi ortaokulda kümeler denklemler, bunlar da nereden çıktı. Gülbeyaz Hocamın ağzından bal damlıyor, bir güzel ders anlatıyor ki sormayın. Camdan dışarı bakmak varken bu bahar günü, ders mi dinler bu Ahmet. Duygular tavan yapmış, şu yanda ki Ayla bana baygın baygın bakıp duruyor, aklım çıkacak, seviyor mu beni acaba, yok canım arkadaştık sadece. Teneffüste elini tutsam mı ya da tost mu ısmarlasam? Söylesem sinemaya gelir mi benim ile?

İşte böyle matematiksel durumlar ve onun ile olan teşriki mesaimiz. Allah'dan lise üçüncü sınıfa geçtiğimizde edebiyat bölümü olduğumuzdan matematik o sene kalkmıştı da ben de derin bir oh çekmiştim. Benim gibi matematik fukarası bir adamın çocuğu, yani oğlum şimdi matematik ile çok yakın alakası olan mühendislik okuyor hem de matematikten harikalar yaratarak okuyor. İşte böyle hepinize bol matematikli ve bol edebiyatlı günler diyelim...

Ahmet Zeytinci
Kayıt Tarihi : 14.1.2015 11:22:00
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Ahmet Zeytinci
    Ahmet Zeytinci

    Yersizlik ne kelime asla aklıma gelmez ki yaşça ve edebi deneyimi benden daha fazla olan insanlardan, her zaman bir şeyler kapmayı istemiş ve mutluluk saymışımdır. Çok teşekkür ederim uyarınıza düzeltiyorum Talat bey sağ olun var olun...

  • Talat Semiz
    Talat Semiz

    Merhaba Sn. Ahmet Zeytinci Bey,

    Hangi yazın türünde olursa olsun, dilimizi başarılı kullanan, elinden geldiğince konuşma ve yazı dilini uyumlu ve yetkin kılmaya çalışanlara
    sevgiyle bakıyorum. Yazınızı severek okudum. Dok ve net anlatım, yerinde kullanılan tümceler ve daha çok dikkat çeken yerinde kullanılan sözcükler ( kelimeler ) devrik cümlelerin yerlerinin belirlemesinde dikkat çeken başarı gerçekten beni mutlu etti. Öğrencilik yıllarına ait yaşanmış bu güzel öyküyü başarılı olduğu için, dikkat ve özenle ikinci kez okudum. Hızlı okuma tekniğini bildiğim halde artık bunu uygulayamıyorum. Hiper tansiyon görme duyumu yeterinden çok etkiledi. Yavaş okuduğum için düşünerek, yazının tadını çıkararak okumayı şimdi daha çok seviyorum. Dürüstçe belirtmem gerekirse, bütün içtenliğimle güzel bir yazı okuduğumu söylememde hiç bir sakınca görmüyorum. Sadece bir sözcük için sözlüğe ( TDK'nın ) bakmaya gerek duydum. Son paragrafın ilk dizesinde 'teşviki mesai' sözünün sadece bir dil sürçmesi sonucu 'teşriki mesai' yerine dalgınlıkla yazıldığını gördüm. Bunu sizlere açıkça burada belirtmiş olmam belki yersiz düşünülebilir. Böylesi güzel bir yazıda tek bir yanılgının olmasına gönlüm razı olmadı. Düzeltmenizi rica edeceğim. Gerçek şudur: Paylaşımlar sadece şiir değil edebiyatın tüm dallarında yapılabilmeli... Ellerinize sağlık. Kutluyorum....

  • Mustafa Bay
    Mustafa Bay

    Hilmi Bey, Gülbeyaz Hoca...
    Ah! Ahmet Kardeşim... 'Şu ana kadar' yaşadığını biliyorum... Bizim bir Ferudun Bayram Hocamız vardı ki, Pisagor'u, Öklid'i, Arşimet'i, Harezmi'yi cebinden çıkarırdı evvel Allah!
    O ne anlatmaydı öyle... Sanırsın otomatiğe bağlanmış makinalı tabya... İster takip et, ister peşinden koş... 'Anladınız mı evladım' dedi mi, işte o anda kalkıp soracaksın... Yoksa yandın!
    'İki Ş'li eşşeksiniz' lafını yediğin kesindir...
    Amma iyi adamdı, Allah uzun ve sağlıklı ömür versin.. Niyetin öğrenmek ise, teksirler verir, 'oku iyice, örnekleriyle, yine anlamazsan gel bana' derdi..

    Haklısınız.. Matematik 'hayatın muhasebesi' demek.. Onsuz ne edebiyatçı, ne şair, ne de 'bekçi' olunur...

    Tebrikler öykü için...

  • İbrahim Kavas
    İbrahim Kavas

    matematiğim zayıf diyorsunuz ama teşhisi koymuşsunuz aslında: dokuz ay okul, üç ay tatil var diye. Temel burada başlıyor değil mi, siz matematiği çok sevdiğiniz için yıl on iki ay haşır neşir olmak istiyorsunuz. çocuğunuzun da matematikçi olması belli, genetik :)) kalemine sağlık.

  • Arif Tatar
    Arif Tatar

    Benim gibi matematik fukarası bir adamın çocuğu, yani oğlum şimdi matematik ile çok yakın alakası olan mühendislik okuyor hem de matematikten harikalar yaratarak okuyor. İşte böyle hepinize bol matematikli ve bol edebiyatlı günler diyelim...

    Yazan gönül sağ olsun... Ölçü ve hesap... Esen kalın...

    Elinde kitap...
    Yürürken düşmeyesin bitap!
    Şaşarsa yarınki hesap!
    Düşlerde kalan afitap / Afitap! _______ Arif Tatar

TÜM YORUMLAR (7)