Kesbit Şiiri - İsmail Kızılay

İsmail Kızılay
3947

ŞİİR


37

TAKİPÇİ

Kesbit

Dediler nerelisin?
Dedim adamın çıkmadığı yerdenim!
Dediler nasıl yani,
Üç tarafı çay ve dere,
Etrafı söğütlük,
Ve yeşillik!
Her şey iyi güzel ve bolluk,
Lakin kendi evlatlarına burada geçit yok!
Neden diye soracak olursan,
Kuruluşu yanlulış,
Kuranlar sepetçiler olmuş!

Bu denenle,
Pek meşhurdur,
Dere boyu alemleri,
Söğüt bülbüllerinden gelir,
Her makam da müzikleri!

Yürüsen Simav çayının kenarında ileriye doğru,
Kuş ve kurbağa seranatlarından,
Mest olursun!
Her iki yanı söğütlük ve şeftalilik,
Su sesleri şarıl şarıl ses çıkarırken,
İki de kuğu görürsün,
Yüzerken suyun üzerinde o gün!

İleride Tümirlenk Muammer,
Yanında maslahat şaban,
Ve de Katırcı Osman!
Parmaksız Tahsin cigara sarar,
Şarabını yudumlarken!

Gece karanlık olabilir,
Buradaki mor atlastaki,
Ülker,
Küçük ayı,
Büyük ayı,
Ve zuhal’i,
Seyretmesi bir başka,
Adamı büyüler!

En büyük burç,
Hangisi dersen,
Hemen atılır,
Erbil Şekercioğlu,
Erol Büyükburç diyerek!

Ben ayrılık filmlerini,
Çevirmekten bıktım,
Dile kolay,
İki bine milenyum derlerdi,
Ediz Hun gibi,
Deli gibi sevdiğim yerden,
Bir kırgınlık belasından ayrıldım!

Sadece ben kendimi sayıyordum,
Benden başka,
Onlarca kişi de,
Aynı sebeplerden ayrılmış!

Eski bir derviş bana dedi ki,
Birbirlerini yiyenler,
Paylaşamaz koca bir dağı,
Birbirlerini sevenler,
Paylaşırlar küçücük bir dalı!

O yasak,
Bu yasak,
O ayıp,
Bu ayıp,
O ne der,
Bu ne derlere,
Bıraktık hepimiz,
Cennet gibi vatanı!

Kızgınlık gürültülüdür,
Kırgınlık ise sessiz,
Kırıldık renk vermedik,
Bir daha gelmesiye ayrıldık!

Hiçbir şey eskisi gibi değil,
Yıllar yıprandıkça,
Güzellikler de eskidi!
Hani o Kabak Recep’ten,
Kaçak içtiğimiz sigaralar,
Nerede şimdi?
Canımız yansa da,
Saçımızın çekmesinin bile,
Ayrı bir tadı vardı!

Bir şey olacaksa hayatta,
Her delikanlıca olmalı,
Yalansız,
Maskesiz,
Yapmacıksız,
Mertçesine,
İşte bizim çocukluğumuz ve delikanlılığımız buydu,
Sonradan bozulduk!

Vurdun mu şişenin dibine,
Ne dert kalırdı,
Ne tasa,
İkinci şişeden sonra,
Pilot brövesi bile verirdi,
Kara Muharrem’in Sabahattin!

Kelimeler yorgun,
Yürekler susuz,
Oturduk dertleştik Foto çınarla,
Sabahları bulduk!
Dedi ki gönüller Kerbela olmuş neylersin?
Hayat sarılmayı bekleyen,
Üşümüş şiirmiş!

Herkes bir parça arıyor,
Eskilerden hatıra diye,
Kör olası çöpçüler,
Hepsini süpürmüşler!

Vaktiyle bizim oralardan,
İmam Birgevi diye bir derviş gelmiş geçmiş,
Deyyus Dursunbey,
Şer Boğadıç,
Münafık kepsur demiş!

İsmail Kızılay
Kayıt Tarihi : 11.8.2019 22:13:00
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!