“Dünyanın hırgürünü kapıda bıraktım” dedin;
üzerinden geçen kalabalık,
tüylerini silkeleyen bir hayvan kadar uzak.
İçinin takviminde duran o boş gün,
talanın bedenine sürdüğü karanlığı hafifletiyor.
Kırık bir tortu süzülüyor içinden;
bakır çanağın kıyısında unutulmuş,
kenarı çatlamış dua.
Altını çizdiğin sözler,
kapının tokmağına dokunan
hafif bir tereddüt yalnızca.
Tozu toza katıyor odan;
günün uyanmamış ağırlığı
çöküyor üstüne.
Gözlerinden sızan serkeş çağrının
sana dönecek yolu yok.
Rüzgar vurdukça kanıyor ipi.
Ne o astarı sökülmüş ceketi giy bir daha,
ne de çoktan eskimiş bir vaade tutun.
Ele artık kendi ununu;
hayatın sana bıraktığı bu ekmek,
annenin gözyaşları kadar gerçek.
Kendi ellerinin tenhasında kabaracak yine.
Kimse duymasa bile,
içindeki fırın
gecenin harabelerine
yeniden kendi sıcaklığını vuracak.
Kayıt Tarihi : 29.11.2025 01:11:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!