Kara lastik Hikayesi Şiiri - Recep Uslu

Şiir Yarışması
Recep Uslu
283

ŞİİR


4

TAKİPÇİ

Kara lastik Hikayesi


- Oğlum kalk geç kalacaksın..
- Iııı…ıııı..
Hayattan (salon) tıkır tıkır sesler geliyor. Annem sabah kahvaltısı için tarhana çorbası kaynatıyor galiba ,ama uyku , sabah uykusu çok tatlı..
-Oğlum kalk şimdi baban gelir.
-ıııı..ııı.
Bizim sabah kahvaltımız da tarhana çorbası , yanına bir baş beyaz soğan. Kocaman bir sofranın ortasına kocaman bir tasa boşaltılır, hep beraber çala kaşık yenir. Yetişenin karnı doyar, yetişemeyen kendi bilir.
İlk zamanlar kocanam (Babaannem) yetişemezdi, sonradan annem yetişemez oldu. Onlar neyle doyardı hala bilmem.
Yetişememelerinin nedeni sofradakilerine hizmet etmekti.
Evimiz karanlık oda, misafir odası, küçük oda ve ortada hayattan (salon) kuruluydu. Karanlık oda ile misafir odasının arasından ayakyolu gider helaya varırdı. Dedem ölünceye kadar karanlık odada kalır bütün ihtiyaçlarını giderirdi, biz de misafir odasında çoluk çocuk kalır bütün ihtiyaçlarımızı giderirdik. Ben beş yada altı yaşlarındaydım, kardeşim de bir yaşındaydı. Amcam küçük odada kalırdı. Dedem öldükten sonra karanlık odaya amcam taşında kocanam küçük odaya taşındı.
Babamın babası dedemle ilgili pek fazla anım yok. Ben küçükken ölmüş. Namı değer derin hoca Kara Ali. Karanlık odadaki küçücük camın önüne oturur bavulu önüne koya üzerinde Kuran-ı Kerimi açar hem okur hem de bir şeyler yazardı. Önüne mürekkep şişesini koyar tam hatırlıyamıyorum ama divit kalemle mürekkebe daldıra daldıra yazardı.
Dört yaşlarında falandım . Bir gün ben odada koştururken bavula takıldım ve mürekkep yazısının üzerine devrildi. Eh dayağı hak etmiştik. Burnumu çeke çeke ağladığımı hatırlıyorum.
-Oğlum kalksana şimdi baban gelecek
-Sabahın köründe babam nereye gitti ana
-Namaza gitti oğlum..
Uykulu uykulu kalktım. Babamın yattığı yere baktım . Hakikaten boştu. Anam beni uyansın diye kandırmamıştı.
Kalktım , tuvalete gittim, elimi yüzümü bir güzel yıkadım, herkes kalkmış sofranın etrafına toplanmışlardı. Hep birlikte çorbamızı içtik. Boynuma bezden bir torba, Torbanın içinde ortasına yağlı yumurta konulmuş bir bükme ekmek koydular, önüme iki öküz bir eşek, bir kuzu kattılar.
-Haydi bunları boğazlarda otlatmaya götür. Arkadaşların hep gitti, sende yetiş..
Dediler ve yola çıkardılar.
Sabah ailecek erkenden kalkardık. Herkes bir işe giderdi. Benim görevim de hayvanları gütmekti.
İlçemizde Salı günleri Pazar kurulur. Bu pazarda babam bana güzel bir kara lastik almıştı. Sevinerek onları giymiştim. Güneş doğmamış ama ortalık aydınlanmaya başlamıştı. İleride bir arkadaşımda hayvanları önüne katmış gidiyordu. Birlikte yayan iki saat mesafedeki boğazlar mevkisine gittik, hayvanları tarlalara saldık. Bizden önce giden arkadaşlarımız vardı. Bizden sonra da gelenler oldu. Hayvanlar otlarken biz de oyunlar oynadık, kargaların yuvalarını bozduk, yumurtalarını kırdık. Kargalar akıllı kuşlardır, akşama kadar tepelerimizde uçup bizi korkuttular.
Yolun kenarında ortalık yerde derin bir su kuyusu vardı. Üstü her zaman açık ve yanında eski bir kova duruyordu. Herkes su çeker hayvanlarını sular kendi su ihtiyacını da karşılardı. Arkadaşlarımdan sonra ben de su çekip hayvanlarımı suladım, mataramı doldurdum. Söğüt ağacının gölgesine birlikte oturduk yumurtalı ve yağlı ekmeklerimizi paylaşarak yedik. O lezzeti hiçbir zaman unutamam.
Hayvanları sulamış, karnımızı doyurmuştuk. Hayvanlar buldukları gölgelere yatmışlar geviş getiriyorlardı. Bazı arkadaşlarda uykuya yatmışlardı. Ben kırda uyumayı sevmiyordum. Ağzımdan karnıma yılan kaçar diye korkardım. Kuyunun başına gittim. Bir kova su çektim. Yalvara yalvara zor aldırdığım kara lastiklerimi çıkardım. Ayaklarımı yıkadım, yemenilerimi (lastiklerimi) bir güzel içini dışını yıkadım, kurusunlar diye kuyunun başına diktim, elimdeki söğüt dalından düdük yapmaya çalışıyorum. Hafifçe rüzgar esti lastiğimin birini kuyunun içine attı. Aklım gitti, ben şimdi ne yapacaktım, kuyuya inemem derin ve içi su dolu, bana yardım edecek kimse de yok. Kuyunun başında kuyuya bakarak ağlıyorum ve akşama babamdan yiyeceğim dayak neyse de zorla aldırdığım lastiğim kuyuya düşmüştü. Şimdi bana bir daha lastik alırlar mıydı..yaz boyu arkası kesilmiş dedemin koca lastikleriyle mi hayvanları güdecektim. Ayrıca arkadaşlarım benimle alay edeceklerdi.
Yapılacak bir şey yoktu, bir lastikle akşamı ettim ve akşamın karanlığında köye geldik. Hiç bir şey söylemeden tarhana çorbasını ve bulgur pilavını yedim yattım uyudum. Birkaç gün durum anlaşılmadı. Bir akşam babam :
- Lastiklerinin teki yok . Dedi,
- Dervişlerin Ziya lastiğimi kuyuya attı. Diye yalan söyledim
Babam yüzüme bakarak hafifçe gülümsedi.
Dervişlerin Ziya’ya sordu mu, benim kuyuya düşürdüğümü duydu mu hala bilmiyorum. Bana herhangi bir ceza vermedi ama ben yaz boyu arkaları kesik lastiklerle hayvan güttüm. Taa panayır gelinceye kadar.

Recep Uslu
Kayıt Tarihi : 28.2.2021 18:10:00
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!