Kan Davası Şiiri - Alpaslan Akdağ

Alpaslan Akdağ
151

ŞİİR


18

TAKİPÇİ

Kan Davası

İlkokul üçüncü sınıftaydım. iki derslikli şirin bir okulumuz vardı. Beldenin tek okulu. Dersliklerden biri 10-15 diğeri 35-40 kişilik. Küçük olan sınıf, genelde cezalı öğrencilerin gözlem altında tutulduğu bir nevi nezarethane işlevi görüyordu. Kendi aramızda bu sınıfa 'karakol' diyorduk. Kavga edenler, okuldan kaçanlar, küfürlü konuşanlar, yan taraftaki bahçelere dalıp aluca (erik) ve payam (badem) çalanlar değişmez müdavimleriydi bu ufak karakolun...

Bombilik adını verdiğimiz bir arkadaşım vardı. Ona bu lakabı kim takmıştı bilmiyorum. Yanılmıyorsam anlamı çınar ağaçlarının dallarında oluşan, toparlakça gelişen ve sonbahara doğru serin rüzgarlarla polen gibi etrafa saçılan beyaz pamukçuklardan geliyordu...

Zehir gibi bir çocuktu Bombilik. Kafası Matematik dersine çok yatkındı. Hiç kimse O’nun çözdüğü problemleri çözemezdi. İmrenirdim ona, gizliden kıskanırdım. Yalnız ben değildim böyle düşünen. Kimi arkadaşların bazen; ‘keşke Bombilik gibi olabilsek’ dediğine çok şahit olmuşumdur. Matematik ve Fen Bilgisi yazılılarında onun yanında/yamacında oturabilmek için kavga ettiğimiz bile olurdu. Çoğu zaman hüsranla biterdi onca didişmelerimiz. Öğretmen O’nu kendi masasına alınca öfkemizden kahrolurduk...

Çok sevimliydi Bombilik. Kıvırcık kestane rengi saçları, güzel ve iri yeşil gözleri onu çoğumuzdan farklı kılardı. Önlüğü arkadan bağlamalı, arkadan düğmeliydi. Sürekli aynı önlüğü giydiğinden rengi solmuştu. Düşmekten, top oynarken hep kalede olmasından ötürü dirsekleri ve pantolonunun diz kısımları ezilmişti. Lastik ayakkabılar ise birkaç zengin çocuğu dışında hepimizin en benzer özellikteki tek giyim malzemesiydi...

Bir gün okula akrabaları geldi. Yüzleri telaşlı, üzgün ve perişandı. Öğretmenimize alel acele bir şeyler söyleyip aynı hızla Bombilik’i yanlarına alıp çekip gittiler. Ne olduğunu anlamadık hiçbirimiz. Öğretmenimiz şaşkınlığımızı farketmiş olacak ki bize Bombilik’in babasının şehir merkezinde, güpegündüz vurulduğunu söyledi. Ölmüştü...

- Kim vurmuş örtmenim?

- Düşmanlar?

- Peki neden örtmenim, neden vurmuşlar?

- Kan Davası...

Birden zihnimi binlerce soru kemiriyor. Bizim düşmanlarımız Fransız, Yunanlılar, İngilizler Ermeniler değil miydi! Bunların ne alıp veremediği vardı arkadaşımın babasıyla, ne hesapları vardı? Kan Davası’da neydi? Çırpındıkça battım bu sorular bataklığında, hiçbir yanıt almadan...

O’nu özlemiştim. Okulu bırakacak mı diye tedirgindim. Sonradan anlamını öğrendiğim Kan Davası’nı O’da sürerse ne olur? Ya eline silah verilip O’da birisini vurursa? Hapse çocukları da atarlar mı? Ardı arkası kesilmeyen ütopik varsayımlarla örülü içsel korkularımla günlerce uyuyamadım...

Aradan birkaç hafta geçti. Bombilik tekrardan okula başladı. Beyaz düğmeli simsiyah önlüğü, pantolonu gıcır gıcırdı. Kıvırcık saçları taralı, çantası sırttan kemerli, o hepimizin ortak yazgısı sayılan kara lastik ayakkabıların yerini jilet gibi "esem" spor ayakkabılar almıştı.

Eksik birşeylerin varlığını taşıyan zayıfça yüzüne keder hiç yakışmıyordu. Artik oyunlarımıza katılmıyor, hep yalnız kalmak istiyordu. Coşkun şelaleri andıran o hareketli çocuk kanatlanıp uçmuşta, geride suskunluğa dair bir şeyleri emanet bırakmıştı, ama neydi?

O iri yeşil gözlerini...

Evet, artık gülmüyordu o iri yeşil gözleri Bombilik’in.
Feri kaçmıştı sanki, sönmüştü ateşi, erimişti...

2003/

Kayıp Edebiyat

Alpaslan Akdağ
Kayıt Tarihi : 7.4.2013 16:33:00
Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


bir ilk okul öyküsü...

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Günay Aydın
    Günay Aydın

    Kin, nefret ve düşmanlık tohumları böyle atılıyor işte körpecik canların yüreklerine...
    Sonrasında da şiddet gündelik yaşamın en sıradan davranış biçimi haline geliyor.
    Sevdiğini gitti, vur...Komşunun tavuğuna kış dedi, vur...
    Tarlanın sınırı azcık geçildi, vur...Vur da vur...

    Duyarlı kaleminize sağlık Sn Akdağ...
    Kutlarım.

  • Gülden Taş
    Gülden Taş

    kutluyorum böylesi bir paylaşımnız için, selam ve dua ile

  • Cevat Çeştepe
    Cevat Çeştepe

    Umalım ki 'bombilik' yalnız kalmak istediği zamanlarda.., içine ekilen kan davasının o kök kurutan fidanını büyütmemiş olsun beyninde, yüreğinde...
    Önemli bir anı, güzel bir çalışma...
    Kaleminize sağlık sayın Alpaslan Akdağ...

TÜM YORUMLAR (3)