Irkçılığın Dayanılmaz Zamazingosu -3-

Şiir Yarışması
Ahmet Kırmızı
60

ŞİİR


58

TAKİPÇİ

Irkçılığın Dayanılmaz Zamazingosu -3-

Irkçılığın dayanılmaz zamazingosu

VE BENİM KAHRAMANLARIM

her şey tabiiki böyle gergin geçmiyor iyi şeylerde oluyor bazen.
iyi insanlar olduğu müddetçe iyi şeyler olur, muhakkak olur o yüzden ırkçılık ve taasuba henüz yenilmedik ve yenilmeyeceğiz.

Ürdün’de; Filistin, Bahreyn, Lübnan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin katıldığı WAFF Kadınlar Kulüp Şampiyonası, Shabab al Ordon ve Arap Ortodoks kadın futbol takımları karşı karşıya gelir. sert geçen bir pozisyon sonrası başörtüsü açılan ürdünlü bayan futbolcunun yanına rakip sporcular gelerek başörtüsünü düzeltmesi için etrafında çember oluşturarak görüntü alınmasını engelliyor.

müslüman oyuncuya siper olanlar ortodoks böyle kahramanların sayesinde daha güzel olacak bundan eminim.

çocukluğumda fazla oyuncağım olmadı benim belki de o yüzden abartılı şeylerden uzağım.
kaşağı, pembe incili kaftan, gorki,turgenyev, foulkner,knut, peyami safa,kemal tahir,tanpınar , fuzuli, şeyh sadi vb okuyarak büyüyen birinden süpermene, örümcek adama saygı duyması beklenemez.

en büyük sanal kahramanım; Cervantesin yazdığı Mançalı Şövalye Don Kişot

o yüzden benim kahramanlarım gerçek insanlar namuslu, haysiyetli, izzet sahibi, şerefli insanlardı ve onlar ırkçılık bilmezlerdi bana da öğretmediler.

onlardan biri mısırlı judocu muhammed Ali RASVAN

1984 olimpiyatları altın için Japon Yaşuhiro Yamashita ile yarışıyor yaşuhiro sağ ayağından sakatlanmış sağ ayağını sürüklüyor mısırlı judocu sağ ayağına hamle yapsa altın garanti
antrönörün bütün ısrarlarına rağmen sağ ayağına tek bir hamle yapmaz neticede olağan üstü muhteşem altınla kıyas olamayacak bir yenilgi alır gümüşle idare eder maç sonu gazeteciler sorar "neden"
muhammed; sağ ayağına vursaydım muhtemelen kariyeri biterdi ona bu kötülüğü yapamazdım der.
olaydan çok sonra japonyaya gider devlet adamı gibi karşılanır her yerde saygı görür.

bir olimpiyat hikayesi daha; bir olimpiyat düşünün yapılan bir protesto hareketi olimpiyatın kendisini bile gölgede bırakıyor olimpiyat yıllar sonra yapıldığı ülke,şehirden çok o hareketle anılıyor.

1968 mexsico cityde olimpiyat öncesi sokaklar karışık göstericiler sokaklarda "olimpiyat değil devrim istiyoruz" diye bağırıyor.

Ancak akşama doğru asker-polis ortaklığıyla düzenlenen, helikopterden atılan işaret fişekleri ile başlayan, 5 bin asker ve panzerlerden oluşan katliam gücü eylemdeki insanları sıkıştırarak yüzlerce insanın ölümüne neden oldu. Böyle de kalmadı. Katliam sonrasında toplanan ölü bedenler kamyonlara doldurulmak suretiyle götürüldü ve burjuva medyası olayların maliyetini protestoculara yüklemekten de hiç çekinmedi. Olimpiyatlardan çok kısa bir süre önce gerçekleştirilen bu katliam, tarihe ‘Tlatelolco Katliamı’ ismiyle geçmekteydi.*

oysa olimpiyatın içinde de devrim isteyenler vardı. göstericilerin sloganları askeri güçle susturuldu fakat madalya törenine ve olimpiyata damga vuran hareket yıllarca susturulamadı.

1968 Mexico City Olimpiyatları Bavyeralı iki kardeş Adolph ve Rudolph Dassler kardeşlerin piyasaya girmelerine katkıda bulunmuştu ‘rekabet’ içerisindeki kardeşlerden adı A ile başlayan Adidas’ı, R ile başlayan ise Puma’yı kurmuştur. Allahtan Türk değillermiş hemen peşine öz adidas yada öz hakiki adidas kordu kesin

Bu tarihten tam iki hafta sonra 16 Ekim 1968 sabahı yapılan final yarışında ABD’li atlet Tommie Smith 200 metre mesafesini 19.83 saniyede koşarak dünya rekoru kırarak birinci olmuştur. Avustralya’dan Peter Norman 20.06 saniyelik derecesiyle ikinci, ABD’den John Carlos 20.10 saniyelik derecesiyle üçünü olmuştur, madalya töreninde bir çift siyah deri eldivenin sağ tekini Smith, sol tekini Carlos eline geçirirken; fakirliğe tepkilerini gösterirler, çıplak ayaklarla kürsüye çıkarak. Siyahların çektiği yoksulluk, siyah çoraplar ile ve ayakkabısız çıkılarak sembolize edilir. Yumruklar havada iken ise dönemin siyahi politik hareketi ‘Siyah Güç’ün selamını verir Carlos ve Smith. Sonraki ifadesinde ise, bunun bir ‘insan hakları’ selamı olduğunu açıklayacaktır dünyaya.

Smith, siyah bir boyun bağı taşır yanında. Carlos ise boncuk bir kolye takar. Ülkesindeki mavi yakalı işçilerle dayanışmak için montunun önünü açık bırakır. Her üç atlet de aynı armayı taşıyordur göğüslerinde. Carlos’un fermuarı iliklenmemiş eşofman üstü Amerikalı mavi yakalı sınıfıyla dayanışmasını, boynundaki boncuklu kolye de ‘linç ve izole edilmiş insanları’ simgeliyordu. Avustralyalı atlet Norman ise kendi ülkesinin beyazların üstünlüğüne dayalı politikalarının açık bir muhalifi olarak yanı başındadır Smith ve Carlos’un…

o gün kürsüye çıkan ‘insanlık’tı.

“Peter, bir beyazdı. O günlerde siyahların haklarını savunma cesareti gösteren, onurlu ve belkemiği sahibi beyaz çok azdı. Peter, Avustralya’ya döndüğünde kimse yüzüne bakmadığı gibi, herkes tarafından yargılandı. Onun da atletizm kariyeri bitti, spor çevrelerinden dışlandı. Tehditler, işsizlik ve tecrit nedeniyle çok sıkıntılı günler yaşadı cenazesinde smith ve carlosta bulunmuştu."

Time dergisi de ırkçılıktan nasiplenmiştir. Olimpiyatı sembolize eden beş halkanın mottosunu kapağına, “daha hızlı, daha yüksek ve daha güçlü” yerine, “daha kızgın, daha pis ve daha çirkin” başlığı ile çıkar.

ne tuhaf cumhuriyet gazetesi de şimdi yere göğe koyamadığı nazım hikmet için tam boy fotoğraf basarak doya doya yüzüne tükürebilmeniz için bastık demiştir

peter norman o dönem cumhuriyet yazarlarından daha onurluydu benim için

nazım hikmete gelince adı yeni yeni duyulmaya başladığı zamanlar mustafa kemalin meşhur sofrasında adı bir kaç kez geçince mustafa kemal çağırtır şöfor ve görevli bir kişi nazımın evine geç vakit giderler kapı vurulur nazım yataktan kalkar pijamalarla kapıyı açar mustafa kemalin kendisini çağırdığı iletilince üzerini değiştirmek ister gerek yok derlerse de üzerine alelacele birşeyler giyer ve arabaya biner

davetlilerin olduğu yere alırlar masaya oturtulur yemek sohbet içki derken konu edebiyata gelir
vakit epeyce ilerlemiştir masadan biri nazımın şiir yazdığından bahisle kalkıp bir şiirini okumasını ister ortamdan zaten iyice bunalan nazım ayağa kalkar efendiler der ben saray soytarısı değilim ve mekanı terkeder. masaya çağırılan biri olarak gelen nazım masadan benim kahramanım olarak kalkar.

gerçi daha da iflah olmaz

sabahattin ali gibi mustafa kemale bir güzelleme yazdı ise de rejim tarafından kabul görmeyen bir isim olarak vatan toprağından uzakta vefat etti

kendisi cezaevindeyken ziyaret eden necip fazıl nazıma sarıldıktan sonra "seni varya önce asmalı sonra da ağlamalı " der.

"Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey.
Dünyanın en güzel sesinden
En güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey...
Fakat artık ümit yetmiyor bana.
Ben artık şarkı dinlemek değil,
Şarkı söylemek istiyorum."

velhasıl kelam ne sabahattin ali ne de nazım hikmete bu ülkede doya doya şarkı söyletmediler.
cumhuriyetin yılmaz biatçıları.

bak ya neler anlatacaktım tuttum nelerden bahsettim

peter normandan nazım hikmete; nereden nereye değil, onurlu bir insandan başka bir onurlu insana.

mazhar osman harbi delikanlıların son temsilcisi onu da "Zühtü SOYAK" vesilesi ile tanımış ve cesaretine hayran olmuştum. o da bir sonrakine inşallah.

Ahmet Kırmızı
Kayıt Tarihi : 5.8.2021 12:44:00
Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


adı geçen kişiler ırkçılığı bilmediği için bana da öğretemediler ... o "adam"ların yolunda...

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Nazan Yinanç
    Nazan Yinanç

    "o yüzden benim kahramanlarım gerçek insanlar namuslu, haysiyetli, izzet sahibi, şerefli insanlardı ve onlar ırkçılık bilmezlerdi bana da öğretmediler."

    Selam olsun.

    Cevap Yaz
  • Esra Tabur
    Esra Tabur

    "Kimse senin nelerle başa çıkmaya çalıştığını, neleri yendiği, yenemediğini, kimlerin yanında olmak istediğini, nelerin ağrıttığını başını, neler hissettiğini, neleri hissetmekten korktuğunu, içini, senden daha iyi bilemez. O yüzden dik yürü hep, kendine, sadece kendin lazımsın..."#Sebahattin Ali

    />
    Yutkunduğum bir çok cümle dilimin ucunda... aklıma takılan şarkı ile selamladım satırlarınızı.Tebriklerimle...

    Cevap Yaz
  • Ahmet Kırmızı
    Ahmet Kırmızı

    eğilip bükülmeyen onurlu bir karakter
    ben teşekkür ederim

    Cevap Yaz
  • Heidi Korkmaz
    Heidi Korkmaz

    Irkçılığın acısını en iyi bilen ve özetleyen değerli bir ses...

    Teşekkürlerim ve saygılarımla.

    Cevap Yaz
    Ahmet Kırmızı

    eğilip bükülmeyen onurlu bir karakter
    ben teşekkür ederim

  • Ahmet Kırmızı
    Ahmet Kırmızı

    Cevap Yaz

TÜM YORUMLAR (8)

Ahmet Kırmızı