İnsan kalbi toprak gibidir.

Fahrettin Petriçli
264

ŞİİR


3

TAKİPÇİ

İnsan kalbi toprak gibidir.

Meşhur bir atasözü vardır. "Bakarsan bağ, bakmazsan dağ olur" diye.

İnsan topraktan yaratılmıştır. Fıtratında toprağın özelliklerini taşır. Sadece maddi olarak değil manevi olarak ta bu böyledir.

Ve insanda madde ile maneviyatın buluştuğu, birleştiği organ kalp, yürek...

İşte insan kalbi de öyledir. Eğer sevgi ekilmezse, zamanla yabani otlar biter.

Nedir bu yabani otlar?

Nefret, çekememezlik, bencillik vesaire...

Özellikle çocukluktan başlayarak insanın eğitiminde buna çok dikkat etmek gerekiyor. Sevgisiz yetişen bir çocuk maddiyatçı ve bencil olacaktır. Menfaati için her şeyi ezmeyi göze alacaktır.

Ya yetişkin insanlar? Onlarda durum değişir mi?

Hayır değişmez. Nasıl olsa sizi seviyor diye bir insanı önemsemezseniz, çantada keklik gözüyle bakarsanız gün gelir kalbinde sevginizden kırıntı bile bulamayabilirsiniz. Daha kötüsü sevginin yerini kin ve nefretin aldığını görmenizdir.

Sizde insansınız ve aynı haksızlıklar size de yapılabilir bir gün. Sevginin değerini anladığınızda sizi seven ve sizin sevebileceğiniz hiç kimse kalmadığını görebilirsiniz. Yani yalnız kalabilirsiniz. Ne demişler; "Ne ekersen onu biçersin." Sevgi ekmediğiniz, sevgisiz bıraktığınız kalplerden bir gün nefret biçebilirsiniz.

İnsanoğlu ne kadar acımasız değil mi? Ulaşmak için çabalar, uğraşır. Ulaşınca da terk eder gider. Aslında amacı ulaşmak istediği şey değildir bu tip insanların. Ulaşılmaza ulaşabilme hırsıdır. Ulaşınca da hiç bir değeri kalmaz artık.

Ya terk edilen için durum nasıldır? Kullanılmış, kandırılmış olmanın verdiği acı, terkedilmenin üzüntüsüyle birleşince ne hale gelir insan? Hiç düşündünüz mü? Ya da hiç yaşadınız mı böyle bir şeyi?

Bir zamanlar uğrunda herşeyini feda etmeye hazır birine kalbinin kapılarını açmış olma hatasını çok pahalı öder terkedilenler.

Öyle ya! .. Bir zamanlar verilmiş olan bir çok yemin, sizi yere göğe sığdıramayan, yücelttikçe yücelten bir çok söz unutulmuştur artık. Ve kaçınılmaz sonla karşılaşırsınız. Terkedilmek! ..

Önce şaşırır kalırsınız. Neden böyle oldu diye. Terk edilmeyi hazmedemezsiniz. Ben bunu hak etmedim diye yakınırsınız. Ben bunu hak etmedim! ..

Terkedeni ikna etmeye çalışırsınız, size haksızlık yaptığını söylersiniz. Bir zamanlar size söylediği o güzel sözleri hatırlatırsınız. Gelecek hakkında edilen yeminleri hatırlatırsınız. Yalan mıydı diye sorarsınız?

Ama çabalarınız işe yaramaz. Karar infaz edilmiştir bir kere. Geri dönüş yoktur artık...

İçinizde fırtınalar kopar, duygu selleri kaplar tüm yüreğinizi, her şey sel altında kalır. Onun için harcadığınız zamana ve emeğe acımaya başladığınızda artık sonun başlangıcındasınız demektir.

Sevginizi bozuk para gibi harcayan insana karşı belki de psikolojik bir savunmadır bu. Sevginizi hak etmediğini düşünmeye başlarsınız.

Ben aşkta bir tecrübe daha kazandım, o ise benim gibi delice seven birini kaybetti sözleriyle avunursunuz.

Aradan zaman geçtikçe gerçekleri görmeye başlarsınız.

En acısı budur. Terkedilmekten de acı olanı kullanılmış olmaktır. Anlarsınız ki; siz ulaşılmaz olduğunuz sürece değerliydiniz, ulaşıldığınızda değeriniz kalmadı. Yani amaç siz değildiniz, sadece amaca ulaşmak için kullanılmış bir araçtınız.

Bunu fark ettiğinizde bir kez daha kahrolursunuz. Dünya ve içindeki her şey değerini kaybeder. Hayata küsersiniz. Kimseye güvenemez olursunuz. Hiç bir şey eskisi gibi değildir artık. Güneş artık eskisi gibi parlamamaktadır. Yemeklerin tadını almaz olursunuz. Sigara bile size eski hazzı vermemeye başlar. İnsanlardan kaçarsınız. Yalnız kalmak istersiniz.

Bir süre daha geçince bir gerçeği daha anlarsınız...

Sizin sevginizin değerini bilemeyen, sevginize layık olmayan, sizi kullanıp bir eşya gibi fırlatıp atan biri için mi üzülüyorum? Peki... Sevgime deymezse üzülmeme neden deysin? Layık olmayan biri için mi kendimi hırpalıyorum?

İşte... Bu soruları sormaya başladığınızda yediğiniz büyük darbenin yaraları kabuk bağlamaya başladı demektir. İyileşmenin ilk işaretleridir bu.

Artık ona inat yaşamaya başlarsınız, Ona inat hayattan zevk alırsınız. Ama hala o vardır gönlünüzde ve beyninizde. Siz farkında olmasanız bile...

Farkına vardığınızda ise; "Neden ona inat yaşayayım ki? " demeye başlarsınız kendinize. "Ben kendim için yaşarım." Bunu söylediğinizde artık iyileştiniz demektir.

Geçmiş olsun! .. Bir gönül yarasını daha sardınız demektir. Zaman zaman sızlasa da, artık yara kapanmıştır. Yeni maceralara, yeni darbelere hazırsınız demektir.

Tabi her zaman durum bu olmaz. Bazen insan aradığını gerçekten bulur. Kıymetini bilip elinden kaçırmazsa kalan ömrünü mutlu geçirir. Mutlu eder ve mutlu olur.

Bir de... Bir de sevdiği halde ayrılmak zorunda kalanlar var ki, onların çaresi yoktur. Ne yara kapanır, ne sevda biter. Bir ömür boyu sevmeye ve bir ömür boyu hasret çekmeye mahkumdur.
Büyük aşk masalları bu tip yaşanmış olaylardan türemiştir. Belki abartılmıştır ama hikaye doğrudur. Allah kimseyi bu çaresiz derde düşürmesin.

Ne diyorduk? İnsan kalbi toprak gibidir. Sevgi ekilmezse zamanla yabani otlar biter orada.

Geliniz tüm insanları sevelim, değer verelim. Yabani otların yerine güller, laleler, menekşeler ekelim.

Fahrettin Petriçli
Kayıt Tarihi : 26.1.2015 11:43:00
Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


Şiir değil ama şiir kadar anlamlı olduğunu düşündüğüm bir makale.

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Yusuf Değirmenci
    Yusuf Değirmenci

    insanın içdnyasını ve insalık aeminin içindeki olumlu olusuz olguları gözeterek ekilem kin ve nefretin yarattığı düşmanlıklar sonuda herkesin yaznızlaşaçağı her koyun jendi bacağından sılır sözünün gereçekolacağı günleri işaret eden yazınız bu gün hala güncelliğini koruyor yıllar önce bu günlerigörmüş sünz değerlikalem kutlarım

TÜM YORUMLAR (1)