İlk ve son Pastoral Şiiri - Akın Akça

Akın Akça
1865

ŞİİR


2

TAKİPÇİ

İlk ve son Pastoral

Beyaz çerçeveli mavi kalebodurların oturtulmuş.. üzerine değme niyetlenen o Kaliforniya-özel plajlı dubleksten; Cezayir, Fas ve Çad üçlemesi kırması gözükmüş gözlere.. o üçleme yapılardan mı çıkmıştı aslında ve sokağı da yapıların andıran, Venedik ve gondol, Malta küçük geçitlerini.. …

Evden inmiş dendi ve sonra bayır aşağı yürüdü, gördüm..
Yol yükseldi.
Yukarı çıkmaya başlarken, algıladı mı?

Bütün bir omurganın içine yürüyerek girdi -
Ormanın- rahat,
Sanki kimseye yoktu onda kabahat …

O neydi?
Bayan mı, adam
Mı, bir hayvan gölgesi mi yoksa?
Bir yaban domuzu pekala olabilir.
Kocaman bir şeydi.

Ama sonra gözlerini,
Mimiklerini seçtim ta ordan
Ve sesi,
Plaj kumul süzgeç yüzeyleri konuşlu altından.

Homurduyordu
Ani gülüşler ya da kahkahalar sergilemeden
Gülümsemeye çalışıyordu.
Sonra ağacın birinde bir motif gördü
Sanırsam
Ve katıla katıla gülmeye başladı:
Fark ettiğim doğruymuş geçmişe dair..
Kaldırım/ında asfaltın,
Boğmaca gülüşü değildi bu;
Çok isterik ama yapmacıksız.

Kazıdı sonra o motifi,
Derken gibi “ sabit bakışları kaçırmayız”
Ama dedim, karartıyı pek seçememiştim.
Peki, üstün körü bir bakış fırlatışla ağız
Hareketlerini
Nasıl görmüşüm,
Ve nasıl, mimikleri,
O homurtular yeniden başladı
Ve kaya gibi oturdu ağacın midesine:
Ağaç yüzeyindeki motif kazınmış.
Pençeleri olmalıydı.

Parlak tırnak uçları gibi ışık gölgelendirmeleri.
Bunlar pençe mi?

Mimiklerinde bir kabahat yoktu,
Savunmak için savunuyor denli üstlenerek ruh büstünü
Mağara derinlerine daldı
Tavır getirilerinin, götürü giyotinlerinin;
Birden arkaya döndü;
Sanki kumların içini gördü.
Arkasındaki …
Ya o ne?
Plajın altındaki mi?

Binler atan saniyede gözbebeklerindeki moleküller hareketsiz durdu.
Öylece baktı.
Güldürecek biri olsa gülebilirdi.
Ama gülmedi.
Havadaki rüzgar tozlu,
Sonbaharın sonu yok yalanlı.
Nagisa Oshima’nın sığlıkta barınan bahçesindeki hüzn-ü sükdun.. özerk-apansız rengarenk çiçek öbekleri’nden
‘Canlı kopartıp bir gül pembe’ çaldığında birden gülmeye başladı:
İnce sesli çocuk şarkı söylüyor, kıyıdan kıyıdan ….
O eller onun.
Bunu sezdirdi.
Gözünden yaş gelir,
Kahkahalarla gülüyordu …
Karnına arı girdi.

Orman kebabı yerken pastoral Senfoni …
Bir rüya gibi …
Geldi ama geçmedi.
Bizden mi geçti? (!

Adadaki şatoyu görmeye giden kara kurnazı kurbağası gibi denizlerde kaplumbağa dev galapagos; çok dalga vuruyor haşin o adada ve o yıldırımların durmadığı düşen-gök’ten sağılan yağmurlar böler durur kendi aydınlattığı o şatoyu ….

Akın Akça
Kayıt Tarihi : 20.10.2005 05:40:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Akın Akça
    Akın Akça

    az uzun kacakasker haklısın ama sen de kaçak bir askersin:) şaka
    ama bak niki doğru okuyabildim. ne karışık harfler öyle ;)pP

    daha uzun şiirler de var dost.

    sevgi ve saygıyla. güzel sabahlar

    Cevap Yaz
  • Mustafa Keskin
    Mustafa Keskin

    okunamıyacak kadar uzun be hoca...

    Cevap Yaz

TÜM YORUMLAR (2)

Akın Akça