İçinden Doğru Sevdim Seni

Edip Cansever
8 Ağustos 1928 - 28 Mayıs 1986
198

ŞİİR


327

TAKİPÇİ

İçinden Doğru Sevdim Seni

İçinden doğru sevdim seni
Bakışlarından doğru sevdim de
Ağzındaki ıslaklığın buğusundan
Sesini yapan sözcüklerinden sevdim bir de
Beni sevdiğin gibi sevdim seni
Kar bırakılmış karanlığından.

Yerleştir bu sevdayı her yerine
Yüzünde ter olan su damlacıklarının
Kaynağına yerleştir
Her zaman saklamadığın, acısızlığın son durağına
Gül taşıyan çocuğuna yerleştir
Ve omuzlarına, daracık omuzlarına
Üşümüş gibisin de sanki azıcık öne taşırdığın
Tam oraya
..........
..........

Edip Cansever
Kayıt Tarihi : 28.1.2002 21:35:00
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Salim Genç
    Salim Genç

    Neyse anlamış olduk bunuda. duyuş eksikliği olanların varlığına tam olarak kani olmuş oldum. kızım bir resim çizmiş,resimde; bir kız arkası dönük iki ağaç arasında incelen yolda yürüyor. kızın saçları rüzgardan sol yana yatmış. ağaçların yaprakları döküyor. resme ilk baktığımda anladığım bunlardı. fakat sonra kızım baba ağaçlara iyi bak neye benziyor? ele benziyor dedim. yapraklara bak dedi, gözyaşlarına benziyor dedim. ağaçlar yolda yürüyen kızın saçlarını okşayacak gibi eğilmişti. resmin boyutsal dizelerinin sıcaklığını hissetmek beni mutlu etmişti. bu kıssa; şiirin de boyutsal büyüsünün ön yargıdan uzak algılamaların derinliğine inilmeden yapılan yorumların ve bakışın ne kadar yalancı olduğunu öğretmiş olmuyormu?..saygılar..

  • Feyzullah Kırca
    Feyzullah Kırca

    üç mısrasından başkası gorunmez ki bu şiirin. Nepalım okumayıveririz bizde.

  • Elif Gül
    Elif Gül

    Ben şimdi bir yabancı gibi gülümseyen
    Tanımadığın bir ülke gibi
    İçinde yaşamadığın bir zaman gibi
    ....

  • Ulvi Ziya
    Ulvi Ziya

    ''Anladım , Vatansızlıktır bir şaire yakışan''...
    Kim söylediyse bu lafı , hariçliğine nişan...
    Düzyazıya şiir deyip , her şeyi kat karıştır ;
    Dilinden , dininden,milliyetinden hepten boşan...
    Ol, ait olmadığın yerin ruhuyla savaşan...

  • İbrahim Eroğlu
    İbrahim Eroğlu

    ne zaman seni unutsam; deniz küser bana....
    ....

  • Ahmet Temur
    Ahmet Temur

    deneme

  • Mehmet Binboğa
    Mehmet Binboğa

    ‘Mendilimde kan sesleri’ - Hicri Izgören

    Evet… Zor günlerden geçiyoruz… Sorunların çözümünde daralma gösteren yaşam, insanı bu daralmanın hem objesi hem nesnesi haline getiriyor. İnsan maruz kaldığı kuşatmanın mağduru olduğu gibi, sebebi de olmanın açmazı içerisindedir aslında.

    Böyle durumlarda bazen şiire sığınırım… Bu yazıda ölüm yıldönümünde bir anma anlamında sizinle de paylaşmak istedim bir usta şairin dünyasını.

    ***

    Onu 1986 yılının 28 Mayıs’ında kaybettik.

    Hayatın içinden... Kendi hayatından gibi görünse de, kim okursa, onu kendi yapan bir şair nasıl olur? Sorunun yanıtı mı? Belki başka bir soru... Satranç taşları gibi... Kalabalık ama yalnız, mahalleli ama yabancı... Manifestosuz ama kararlı...Kumral saçlı, sıska bir çocuk. Adı; Edip Cansever.

    “Ahmet Abi, güzelim, bir mendil niye kanar/Diş değil, tırnak değil, bir mendil niye kanar/ Mendilimde kan sesleri...”

    ***

    Değişim ve yeniliktir aslolan, bu yüzden alışkanlıklar şiire zarar. Bireyin varlık sorunuyla, sanatçının sanat yapma dürtüsü, sanatın dışavurumundaki özde buluşur. Bu öz kendi varolma biçimini ararken, kendini bir yolculuğun içinde bulur. Yolculuk biraz da “öteki”ni bilmektir, öteki kişiyi, öteki zamanı veya öteki her şeyi... Hatta hep ötekileşmek... Son durağı yok bu otobüsün... Daha yolun başında haritadan silinmiş menzil... Ama notlar alınacak özgül mola yerleri çoktur. Bu zihinsel yolculuklar dünyayı algılamayı da güçlendirir... Şiirin şiirle de savaşı vardır...

    ***

    Başkasında kendisi, kendisinde başkası... Tüm kimliklerini sobaya atmış... Elinden gelse nüfustaki kaydını da sildirecek... Kimliksiz çok kimlikli... Kim demişse ağzına sağlık “Ben bir başkasıdır.”

    Şiirle düşününce demek böyle oluyor insan... Ha Malatya ha Nazilli... “Bir Ay Aldım Diyarbakır’dan Tokat’ta Biri Öldü O Zaman.”

    ***

    Şiir; “düşünce-yaşam birliği”dir aslında... Şiir dili doğrudan gündelik yaşamdan beslenmelidir. Bunu da büyük puntolarla yazın lütfen. Ne geçmiş ne gelecek, ne varsa bugündedir. Ve yerçekimlidir... Evet bir boşluk içinde denge aramak gibi... Umutlarına yön arayan kuşlar gibiyiz.

    Yüzünde “Kirli Ağustos”lardan kalma “otel”lerin tozu. “Bir otel katibi” gibi. “Tam alnının altında masmavi iki ateş, iki su, iki deniz.” Şiir onda rüzgarın estiği değil, dinlendiği yer. Kendi özel kişiliği, şiirin ardında gizli kaldı hep. Bu yüzden olacak “Lirizm” onun için tanıdık değil. Yakasına hiçbir zaman çiçek takmadı. Çok yakışırdı oysa. Sözgelimi bir gül taksa yakasına; “Nasıl gül kokacağız birlikte/Amansız, acımasız kokacağız/Dayanılmaz kokacağız, nefes nefese.”

    Esini beklemez, kendi çağırır. O da genellikle yok demez... Denizi ve imgeyi giyinir gelir... Cebinde bi sürü biçim formülleri.

    Her şeye gecikilir şiire gecikilmez... Hayat tek bir mevsimse illaki sonbahardır... “Bahar Giremez” ve “Mutluluk Yasaktır”... Ama aslında hiç birimiz yalnız değiliz. Sonunda sevgi var ya... Ne olur bizi de içine al gerçek... Zaten her birimiz güzelin, çirkinin, iyinin ve kötünün düşsel kahramanları değil miyiz?

    Yatağını iyi bilen bir ırmak gibi... Resmini kendi çizen bir ressam gibi... Renk içinde renk, her rengin başka rengi.”

    Güneşi sorar ağacın dallarından... Her sorunun yanıtı başka bir soru. Sevdalar da böyledir. “Her sevda başlangıçtır bir yenisine/öteki baş kaldırır, daha bitmeden biri...” Ve sürüp gider böylece.

    Gerçek sanatın seyri gereği, şiiri gün geçtikçe değer kazanıyor. Değer kazanıyor kız kulesinin düş senetleri... “Ne gelir elimizden insan olmaktan başka.”

    Yalnızlığın can kardeşi... Beşinci mevsimin şairi... Edip Cansever… Gül kokuyor şiirleri…

  • Necip Zeybek
    Necip Zeybek

    Bu şiir anlam karışıklığına neden olmayacak kadar açık etkili, güzel bir şiir.Bazı yorumları okuyunca bu sayfadaki yorumlardan etkilenerek yazdığım bu şiirim geldi aklıma.

    Megolaman

    Şiir yazıyorum,,
    Anlaşılmasa da ne dediğim.
    Bezen ateşler basıyor, özlemle yanıyor içim.
    Bir kuzu gibi “ME’”liyorum,
    İçin için,
    Ama kimse şiir yazdığımı bilmiyor!

    Şiir yazıyorum,
    Anlaşılmasa da ne dediğim.
    Öfkemi kusuyorum,
    Hem de yabancı dilden,
    “GO away! ” diye bağıra bağıra def ediyorum,
    Ne varsa kaba ve çirkin!
    Ama kimse “Git,” dediğimi bile duymuyor.

    Şiir yazıyorum,,
    Anlaşılmasa da ne dediğim.
    Bir müzisyen gibi duyarlı, ince, narin,
    Parmaklarım oynuyor;
    İçimdeki sevgi notalara dökülüyor,
    En çok “ LA’”yı kullanıyorum,
    Ama herkes “ mi “ duyuyor..

    Şiir yazıyorum,,
    Anlaşılmıyor ama ne dediğim.
    Bir koca “MAN” kamyona yüklüyorum,
    Tüm pislikleri;
    Ve kötülük denizine boşaltıyorum.
    Sonra namus, şeref ve adaletle yıkıyorum,
    Her kıtayı!
    Meydanlar, evler her sabah el yüz gibi temizleniyor sayemde,
    AMAN vermiyorum mikroplara.
    Ama herkes beni çöpçü sanıyor.

    Şiir yazıyorum,
    Anlaşılmıyor ama ne dediğim.
    Yine de yazıyorum,
    MEGOLAMAN mıyım ben ne şiirle azıyor,
    Şiirle boğazlıyorum.

    BEN YUKARIDAKİ GİBİ DEDİM;
    AMA BAZILARI AŞAĞIDAKİ GİBİ ANLAYABİLİR.
    Sadece ek değişikliğiyle ortaya çıkan anlam farklılığına dikkat çekmek
    istedim.

    MEGOLAMAN

    Şiir yazıyorsun,
    Anlaşılmıyor ama ne dediğin.
    Bezen ateşler basıyor, özlemle yanıyor için.
    Bir kuzu gibi “ME’”liyorsun,
    İçin için,
    Ama kimse ne istediğini bilmiyor!

    Şiir yazıyorsun,
    Anlaşılmıyor ama ne dediğin.
    Öfkeni kusuyorsun,
    Hem de yabancı dilden,
    “GO away! ” diye def ediyorsun kendince,
    Ne varsa kaba ve çirkin!
    Ama kimse “Git,” dediğini bile fark etmiyor.

    Şiir yazıyorsun,
    Anlaşılmasa da ne dediğin.
    Bir müzisyen gibi duyarlı, ince, narin…
    İçindeki sevgi notalara dökülüyor,
    En çok “ LA’”yı seviyorsun.
    Ama herkes “ mi “yi duyuyor en çok...

    Şiir yazıyorsun,
    Anlaşılmıyor ama ne dediğin.
    Bir koca “MAN” kamyona yüklüyorsun,
    Tüm pislikleri;
    Ve kötülük denizine boşaltıyorsun.
    Sonra namus, şeref, ve adaletle yıkıyorsun,
    Her kıtayı, mısrayı!
    Meydanlar, evler her sabah el yüz gibi temizleniyor sayende,
    AMAN vermiyorsun mikroplara.
    Ama herkes seni çöpçü sanıyor.

    Şiir yazıyorsun,
    Anlaşılmıyor ama ne dediğin,
    Yine de yazıyorsun,
    MEGOLAMAN mısın ne,sen kardeşim,
    Şiirle azıyor, şiirle boğazlıyorsun !

    Necip Zeybek

  • Vahdet Mehmet Güneş
    Vahdet Mehmet Güneş

    Seni

    İçinden doğru sevdim seni
    Bakışlarından doğru sevdim de
    Ağzındaki ıslaklığın buğusundan

    şiirin tamamını görmek için tıklayın



    Bu şiir ile ilgili görüş ve düşünceler

    --------------------




    Toplam 2 sayfada 12 mesaj bulundu. Bu sayfaya mesaj yazmak için tıklayın


    Sayfa: 1 2
    sonraki sayfa ]]


    El Zanzibar

    Osmaniye
    Bay, 40

    05.03.2011 12:34




    Ulviziya ağbey eleştrisi analatik-ama keşke bu saygın sitemizde-Edebi gerektiren -argo kelimeler kullanılmasaydı-özellikle geçen haftaki şiiri yorumlayan Naci Kasapoğlu Arap Naci politik yazı yazmıştı idealizm-ve bizleri renjide etti ...infiale uğrattıTarihteki KURTULUŞ SAVAŞIMIZDAKİ-Tüm Öncüleri ismi resmi kitaplarda geçmeyen-niceleri tarihimizin onur sayfasında yerlerini aldı....sadece onlarmı Hindistanla gergin olduğu halde o zamanlar Pakistan kadınları ellerindeki yüzükleri-bilezikleri bağışlayıp-maddi destekleri böyle gösterdiler...Bu Avrupa AB ye 50 yıldır.bizleri politik olarak kapılarında bekletiyorlar...Almanya-Fransa....Histerik hareketlerinde ısrarlı-taviz vermez politizeleri iki başkanlarının yaptıkları kişisel değil-kuliser kararlar....vurgulanmayan Haçlı zihniyeti- kıyamete kadar sdevam edecek-1992-11993 yılında yaşanan Sırb zulmü-yakın tarih 18 yıl önce ve dünya 21 yüzyıla girmek üzereyken....sırf müslüman olduğu için Boğomil-melezleşen fetihlerimizle Balkanlardaki soydaşlarımız.... Kutsal kitamızda '''onlar Asla onlardan olmadıkça kabul etmezler...razı olmazlar..''kabul etselerde..çok kısmi olacak ve sömürge zihniyetleri şeytanlığa çalışacak-bunu hep okuduk- gördük- hissettik...Almanyada-Fransada 1960-yılından itibaren çalışan gurbetçilerimiz ...diğer ülkelerdede-vasıflı-vasıfsız-işleri yaptı yapıyor..en ağır işleride yapan Almanya-Fransada gurbetçilerimiz...kendi vatandaşlarının çoğunluğu temiz- rahat işlerde çalışyor...ister üniversite mezunu olsun ister olmasın...iş arayan varsa öncelik kendi vatandaşlarını istisnai işlem yapılıp-sonra gurbetçelerimiz dikkate alınıyor....eksiklileri-tamlıkları doğal olarak var....ama onuda görmezler...Gurbetcilerimizin hatırı için kısmide olsa AB kapılarını açar -bunlar minnet yani Avrupalılar bilmezler kapitalizmin çarkında -plaçka olmuşlar...nadir insanlık bilen o da resmi makamlarda olmayan düşünce-faaliyet olarak azınlık vatandaşları..Yurt dışını görmüş bir eğitimci olarak inanın kendi vatandaşlarımız kadar manevi-maddi temizliği bilen uygulayan -serkeşte-olsa yerine getiriyor...misafirperverliğimiz-inişli çıkışlı olsada komşuculuk faaliyeti -takdirnamelik-uzak doğu insanıda felsefik olarak güler yüzlü yardımsever ama maddi olarak değil-itikadi olarak nezih değil-şiir yazanlar-okuyanlar ve site komisyonomuz saygıyla kalınız....



  • Ulvi Ziya
    Ulvi Ziya

    Bir insan; karşı cinsten birini sevdiği zaman , bütün hal ve tavırlarıyla , bütün iç ve dış görüntüleriyle sever...

    ''İçinden doğru sevdim seni''
    Kıçından doğru sevdim seni...

    demez...Bu tür saçma yazılar da zaten bir düzyazıdan öte gidemez...Yanyana getir oku...

TÜM YORUMLAR (16)