**Hurûfata Giriş I ا ض

Şükrü Özmen
128

ŞİİR


56

TAKİPÇİ

**Hurûfata Giriş I ا ض

(ا ب ت ث ج ح خ د ذ ر ز س ش ص ض ;)

ELİF.. ا

kısmen var olan bir dünyalıya
hayatın ve zamanın kapılarından girsin diye verilmiş
bir anahtar

bir nefes açıcı
dünyanın dumanından daralan
zihinlere

noktanın selametinden uzak
kibrin isyanına ateş çakmasından
ve uzak duvarlarında yankılanmasından
bir yaralı meleğin

aşkın yanlış anlaşılmasından doğan isyanın
bastırılmasında kullanılacak ilk sesleniş

BE.. ب

kuzey rüzgarından çok şey bekliyor insan
geçmiş zamanların tozlu hikayelerinde adı sıklıkla geçen
bir serinlik kaynağı olarak

oysa çölde aynı hızda akmaz zaman
akmaz kumlar bir genel sükunete doğru
burası bir başlangıç noktasından bir durak ilerisidir
burada hüznün bir insanlık ağıdına dönüştüğü söylenir
efsaneler durmadan akar yeryüzülü damarlarında
kısa ömür sahibi uzun insanların

TE.. ت

buraya çok uzaktır artık
bu durduğumuz yere çok çok uzakta
kıyısına elmalar vuran o tuzsuz deniz

bir yargıç asaletiyle ve
bir aşkın kanamasıyla yaklaşan akşam
artık çok uzak bir kıyısındadır matem-atiğin

bu güz günleri çok tanıdık
bu yeryüzü çok pişmanlık

SE.. ث

suçumuz bir aygıt tarafından tespit edilmektir
bu çağda barkod numarası olmadan sokakta gezmek
firavuna musalık yapmaya denktir handiyse
öyleyse
uzasın sakallarımız on dört asır önceye

CİM.. ج

kumral kuşlar uçuyor çöl semalarında
üstlerinde denizden kalma uzaklık kokusu
biraz kış uykusuzluğu ve biraz akrep dargınlığıyla
kumral kuşlar
uçuyor
çöl semalarında

HA.. ح

korkmuyorlar artık kuşlar bomba sesinden
bu
dünyayı daha da katlanılmaz bir yer yapar mı
esneyen bir füze yapar mı bundan mühendisler
bir kırım ülkesi çıkar mı
bir boşnak kız olur mu bu anlam

oysa köprüden ilk geçen kralımızdır
bu kente ilk giren kördüğümdür
herşeyin bir başlangıç sayılması sonradan

HI..(boğazdan hırıltılı) خ

kan bir adalet aracı sayılır hala
kumda duruşuna şiirler yazılır mı yazılır
kum bir cinayet kesinliğinde çölde savrulsa ve
bize bir tren yolu hediye etse ne güzel
ne kadar güzel durur
boğazımızda kan şelaleleri

içimizde keder en üst düzeyde
kudüs her daim bir imkanın şarkısıdır

DAL.. د

kuyuya bir kuş düştü
bu kuş
uzun zaman önce yusuf diye bilinirdi gökyüzünde
sesine yuva yapmış binlerce kartalla birlikte bu küçük kuş
irice bir ideolojinin yaprak dökümünden besler uçuşlarını

harfin semantik yöneliminden ve
fonetik metaforundan dolayı bu kuş
hiç konmayı düşünür mü bilinmez
dal'a

bazı gecelere çok yakışır
şeytanın ızdırabı
kadir oğluyum iyi bilirim
kuşları ve iblisi ağlatmayı

ZÊL (peltek) ذ

ucunda gökgürültüleri olan devrimlerle
duanın inzivasına dalmaya niyetlidir temmuz
her iki kişiden biri liberal diğeri aşık
yaşamak izi sıralı göğüslerinde ve
bir ucuna lâl terennümler
diğer uca asi bağırışlarla
ve fakat hep konuşarak ulaşıyorlar yağmura

denizin dünyayı sislediği demdir
suyun yerinde duramadığı
ağır aksak bir yaz sonu söylencesidir
bu temmuz
bu gürültü
bu sürü

RA.. ر

dalgın yürek eski ahitten kalma bir rüyaya
emisyon hacmine sığmayacak kadar kul
grafiklerde görülmeyecek kadar günahkar

ellerimiz tertemiz
tertemiz ellerimiz srebrenitsayı saymazsak
ellerimiz ter ellerimiz temiz
kıyısında ağıda durduğumuz şu orak
ve pazularımızı emen şu çekici yok sayarsak

kokar yine akşam gülleri
durmak bilmeden kokar
sözün bir kefesinde ekmek
diğerinde bulutlar

ZE.. ز

kovulmuşlar arz titreyişlerinden
korkuları da kokuları da artistik
biletlerle girilir kalplerine
aşkları sinematografik

geceyi uzatan ateş böceklerine selam
ahını uzaya doğru soluyan yeryüzünün
en kıdemli canavarıdır insan

SİN.. س

İki batında bir alem doğuran anne
ilkinde ateşi insanı ve dağları öfkeyi zulmü ve zeytini

ikinci batında
sadece suyu doğuran anne
sin

dünyayı maviden ve siyahtan
bir tabloya doğru ıkınan
genişleyen genleşen
suyu ahı ve yeşili doğuran anne-SİN

ŞIN.. ش

bana kargışlı cümleler kurma
melodik bir varsayımla gir
şu önümüzde gökle birlikte ışıldayan vadinin
iki yakasından

bir noktadan uzayıp durur anneliğin
ve her satır başında bir sürüdür gözlerin kelamın yaylasına

bulutlar da söner elbet bu yangında
yağmurlar da kurur
ısın kitap seslerinde durma ı-ŞIN

gözlerin geçer bulutlar gibi
gözlerimin göğünden

SAD.. ص

göğsüme ince yapraklar gibi
güz düşer yaz demeden

inleyen bir ezgidir şimdi
merhamet ve inşirah

kutlu bir kurtla çıktık
demir ergisi dağlardan ki
göğsümüze hazin topraklar gibi
güz düşer
yaz demeden

bir harfin yanmasıyla küllenen gökyüzüne
güz düşer
yaz demeden

DAD.. ض

bu bendeki ben değil
belki sendir belki ben
sende benden sen varsa
bir ben var sana bende

..

muhtelifzAMANlar ٢ ٠ ١ ٢

Şükrü Özmen
Kayıt Tarihi : 2.12.2012 17:34:00
Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


elifbetesecimhahıdalzelrezesinşınsaddad..

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Perihan Aksoy
    Perihan Aksoy

    bu bendeki ben değil
    belki sendir belki ben
    sende benden sen varsa
    bir ben var sana bende

  • Metin Hanlıoglu
    Metin Hanlıoglu

    Ebced hesabını tuttum
    Gelişte bir vav vardır
    Gidişte de elif
    Ol olabilirsen
    Suallerdeki cevaba dil


    Hurufat hucurat olmuş üstad, tebrikler ve selamlar...

  • Metin Solak
    Metin Solak

    Giriş güzel, Dad da, ama ben en çok La yı merak ediyorum Dad daki ipucuna göre biraz durum vahdetivücuda gidiyor. Sinyali beyde sinyali vermiş. Ama buralarda durum tehlikeli, Hallacda, Arabide, hep tehlike sınırlarında gezmiş. Ama tabi bunlar büyük zatlar büyük imamlar, tabi bu arada Şuhudcularıda unutmamak lazım Bilmem onlarada değinirmi Şairim, İmamı Rabbaniyide anmadan olmazki burda. Aslında kapı hep aynı, Lamevcudeillahüve.Ama bu arada şeri mülahazalarıda unutmamak lazım. Felsefiyyün şeri mülahazalar sınırında giderse daha sağlıklı olur diye düşünüyorum. Ben fazla uzatmayayım. Tebrikler efendim

  • Hasan Büyükkara
    Hasan Büyükkara

    ŞIN.. da kaldım ben...

    Sizin taptığınız benîm ayağımın altındadır..

    iza dehallesinu veş-şın. zahere kabru muhyiddin....

    Sin şın'a dahil olunca, kabr-i Muhyiddin izhar olur...

    Yanlışa,çirkine kötüye tapanları çarpar hurûfat ın şimşeği

    Hurûfat; ürpermeyi icra i tesir etmiyorsa insanda, teshir etmiyordur hurufat o insana

    levh i kalem den çakan şimşeklerdir harfler...lugatte ismini yitirmekle ulaşılır harflere...

    Şöyle ki;

    Ervah-ı Ezelden levh-i kalemden,
    Bu benim bahtımı kara yazmışlar
    bilirim güldürmez devr-i alemden
    bir günümü yüz bin zâra yazmışlar

    Dünyayı sevenler veli değildir,
    canı terkedenler deli değildir
    insanoğlu gamdan hali değildir
    her birini bir efkâra yazmışlar

  • Naime Özeren
    Naime Özeren

    Yoo üstat.Ben haddimi bilirim. Çizmeden yukarı çıkmam. Bu şiir beni aşar.Bu yürek çok şeyleri aşmış. Kalem, kağıt üzerinde dans ediyor sözcüklerden seçtği damıyla.

    Dikkatimi çeken bir şey var, söylemeden geçemeyeceğim: arap harflerinin mahreçlerini 'çıkış yerlerini' çok iyi biliyorsunuz.Görünen o ki, Türkçeye olduğu kadar arap harflerinin telafuzuna da hakimiyetiniz mutlak.Kutlarım.

TÜM YORUMLAR (15)