Her Şey Bende Bir Düğüm

Muzaffer Arslan 2
333

ŞİİR


5

TAKİPÇİ

Her Şey Bende Bir Düğüm

Her şey ben de gizli bir düğüm. “Söylenmedik cümlelerin hasreti dudağımda...” Yüreğime üşüşmeyen hiçbir dert kalmamış. Duygularım, birçok meçhuller ardına gizlenmiş. Anlatmak istesem eminim kelimeler kifayetsiz kalır... Kötüyüm anlayacağın, kötüyüm...
“Gözyaşımda saklısın, ağlayamam ben
Düşeceksin sanırım kirpiklerimden...”
“Ne o ağlıyor musun? ” Evet... Ağlıyorum. Neye mi? Evvela kararan kaderime, sonra da çilekeş gecelerime...
“Peki, bakışların, onlar neden böyle donuk? “Neden mi? İşte sana cevap: Çünkü benim planlarım çok başkaydı... “Ya sözlerin, ellerin neden böyle titrek? ” Yanma arzusundan sözlerim; ellerim ise dokunma...
“Yüz çizgilerin gerildi, bir şeyler söyleyip rahatlamak ister gibisin.” Bir şeyler söylemek... Ah ne güzel olurdu. Söyleyebilsem... Ama nafile... Keşki başka bir yer... Başka bir zaman... Başka bir vesile ile... Keşki... Şu günlerde derin bir kimsesizlik hüznü ile kitaplarımla hasbıhal içindeyim. Yalnız değilim. Her şeyim dediğim kitaplarımla baş başayım. Onlar, vefalı dostlarım.
KAFA: On yaşımdan bu yana, hızlı bir yükselişle, bilgiyle dolma telaşında...
KALP: Bir ömür Ay Hanımı aramakta... Ama nafile...
KARIN: Bilgiyle sevdanın unutturduğu zavallı bir organ, çelişkiler yurdu.
“Bu günlerde umutlar arasında iniltiler var. Bilmem ki senden olur mu vefalı bir yar? Ta derinden gelen hıçkırık sesim midir bu? Bilmiyorum duygumun hilesi midir bu? ” Zifiri karanlık gecelerde, tek dostum hayallerim. Onlar, doğmayan güneşlere gebe... Yalnız beni mutlu ediyorlar. Şiirlerim yalnızlığa mahur besteler çalarken ben imkânsız imgeler peşindeyim.
Bir yer düşlüyorum vadi vadi hasretler akan... Zincirsiz, prangasız bir yer. Bir Leyla, bir Mecnun; bir Aslı, bir Kerem var. Zehirler sunan hayat yok orada...
Gülüşler ve mehtaplar arkasına gizlenmiş bir âlem... Biliyorum, yolların sonu hep oraya çıkacak zaten! Orada ılgıt ılgıt esen yeller vardır. Sevginin filizlendiği, ayrılığın olmadığı ve kumruların baş başa Aşk’ı tartıştığı bir yer... Dev karanlıklar, içime manasız bir korku serpiyor. İrkiliyorum. Ne sesten eser ne de ışıktan bir feyz... Yalnızca zaman tahtayı kemirmekte…
“Tik tak tik tak” Kimsesiz geceler ile sırdaş olur, Mehlika Sultan’ı, doğmayan güneşimi beklerim. Kimi zaman geceler benim için hüzün çeker. Ah o vefalı geceler... Her anı özlem, korku ve hasret ile dolu olan geceler. Kimi zaman benim ile ezgin, kimi zaman da dolu dolu ideal kokan geceler...
Bir gecede bin asra sığacak hayaller... Bu hayalleri bozan rüzgâr iniltisinin feryadı... Biliyor musunuz? Ebedi karanlıklar da benim gibi sessizliğe ve derin derin düşünmeye mahkûm. Uykuda, uykuya hasret gözlerim. Uyusan ne çare... İşte böyle gecelerde dev karanlıklar beynimi parçalar... Gecelerim sabaha hep dargın uyanır... Zindanın zindanında aydınlık arayanlar, ellerinde güneş varken karanlıkta kalıyorlar. Geceler ah o nurlu geceler... Bir rahmettir ki insanı ferahlatır ve ağlatır...
Uçsuz bucaksız düşüncelerim, kederlerim zamanı büsbütün yıpratıyor. Gözlerim, zamanın acılarına dayanamayıp kapanıyor. Kapanıyorken de suskunluğun sırrı dudaklarımda, son bestesini fısıldıyor. Artık bütün kederlerimi hicret eden kuşların kanatlarına yükledim.
“Dargınım ünlemlere sevda konuşmuyorlar.
Virgüle de dargınım; sözümü bölüyorlar.
Noktayı sorarsanız: Onu da boş verin...
Cümlelerin sonunda, çok şeyler saklıyorlar.”

Muzaffer Arslan 2
Kayıt Tarihi : 30.6.2019 18:22:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!

Muzaffer Arslan 2