Helal ve Haram (kıssa) Şiiri - Mehmet Şahan

Mehmet Şahan
2036

ŞİİR


30

TAKİPÇİ

Helal ve Haram (kıssa)

HELAL VE HARAM (kıssa)

Bir genç vardı Kâbe’de Yaratan’a yalvaran,
Her gün aynı duayla, Yüce Hakk’a yakaran:

“Doğrulara yardımcı, doğruları sevensin,
Haramlardan korkanı, helalleri övensin.

Ey doğrunun hamisi, sözüm sana Allah’ım,
Hamd-ü senam sanadır, özüm sana Allah’ım.”

Bunu gören bir adam, merak edip soruyor;
“Yok mudur başka duan, dilin bunu okuyor?”

Dua eden gencimiz ne yaşamış anlatır,
Merak eden adamı, oldukça aydınlatır.

Efendim, tavaf için geziyordum Kâbe’de;
Sekiz yıl öncesiydi altın buldum kesede.

Dedim gitsem sarrafa tükenmez param olur,
Bunu yapmak var ama kullanmam haram olur.

Bu sırada birisi torbam, torbam diyordu;
Torbamı bulan var mı? Diyerek inliyordu.

Çağırdım sordum ona; teyit almak asıldı,
“İçinde neler vardı, senin torban nasıldı?”

Tarif etti torbayı: “Bin adet altın vardı;
Alt tarafı genişçe, üst tarafı da dardı.”

Kesenin sahibi bu, eksiksiz geri verdim;
Otuz altın ödülü elimde buluverdim.

Çıkıp gittim pazara, temiz yüzlü bir köle;
Yüzü güle benziyor, gözleri durgun göle!

Hemen sordum fiyatı, dediler otuz akça;
Tastamam ödedim, köle benimdi hakça.

Terbiyeli, edepli; gayet güzel konuşan,
Ona hayran kalırdı bu genç ile tanışan.

Dedim; kimsin, necisin? Belli uzak eldesin,
Öyle merak ettim ki, bilir miyim beldesin?

Dedi, Efendim ben Fas Emiri’nin oğluyum,
Kaderimde bu varmış, inan bana doğruyum.

Birkaç ay sonra bir gün çarşıda dolaşırken,
Kölem, üç kişi gördü tam bize yaklaşırken.

Dedi bunlar babamın gönderdiği adamlar,
Beni senden isterler, verir saraylar hanlar.

Sen iyi bir insansın, bu işi basit görme;
Otuz bin altın iste sakın ha eksik verme!

Karşılıklı teklifle pazarlıklar yapıldı,
Otuz bin altın ile köle tekrar satıldı.

Aldığım altınlarla ticarete başladım,
Helalinden sattıkça biri bine katladım.

Bir gün arkadaşlarım dediler aktı geldi,
Yaşın gelmiş geçiyor, evlilik vakti geldi.

Zengin bir ailenin yetim kalan kızı var,
Kim bilir belki sana nasip olan yazı var!

O kız bekâr, sen bekâr sizi evlendirelim;
Viran olan haneyi, gönlü şenlendirelim.

Kabul ettim teklifi, nikâhımız kıyıldı;
Düğün dernek kuruldu ilanımız yayıldı.

Deve yükleri ile çeyizin getirdiler,
Nikâhlımı süsleyip yanıma yetirdiler.

Çeyizin arasında bildik bir torba gördüm,
Acaba bu nedir ki? Diye eşime sordum.

“Babam bunu Kâbe’de tavaftayken kaybetmiş,
Torbayı bir genç bulmuş, otuzun ona vermiş.

Dokuz yüz yetmiş altın, çeyizine koy dedi;
Şimdiden nikâh için hediyene say dedi.”

Demek ki o bulduğum altın bana rızıkmış,
Ona layık olduğum, helal gelen azıkmış.

Sahibine vermesem haramdan gelecekti,
Hiç hayrını görmeden bağrımı delecekti.

Bana yarım ederek helal yoldan getiren,
Hamdım Yüce Allah’a, O’dur bana yetiren.

Pir-î Fâni der ki bak; ne hikmetler var Hakk’ta,
Bazen kulundadır hak, ya da tüm kâr infakta.

MEHMET ŞAHAN (PİR-Î FÂNİ)
19.02.2021 – İSTANBUL

Mehmet Şahan
Kayıt Tarihi : 21.2.2021 00:07:00
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!