//..GÜNÜN SORUSU...Taşlama şiirinde, dil ...

Şiir Perisi Grubu
220

ŞİİR


10

TAKİPÇİ

//..GÜNÜN SORUSU...Taşlama şiirinde, dilin ölçüsü ne olmalıdır?

Taşlama şiirinde, dilin ölçüsü ne olmalıdır? Edebi aşan bir taşlamaya aynı tarzla cevap vermek doğru mudur?

_________________________________
_________________________________

Bayram ARICI

Halk şiirinde ölçü bellidir.
Bence cevap vermek doğru olmaz.
_________________________________

İbrahim ÇOŞAR

Şiirin türü ne olursa olsun hiç bir şiirde hakaret ve küfür olmamalıdır. Taşlamanın sözlük anlamında hakaret etmek yazıyorsa da bu onur kırıcı düzeyde olmamalıdır.Bir insanı eşeğe benzetmek te bir hakarettir (Gerçi bu dönemde bu eşeğe hakaret oluyor ya, zira insanlık o kadar ayağa düştü)
Taşlama şiirler edeb ve usulunda yapılırsa şiirsel taşlama olur ve okuyan zevk alır.

________________________

Sevil NİZAMOĞULLARI

Taşlama denilen halk şiiri tarzı bir hicivdir ve ince alay söz konusudur. Şair taşlarken, alay ederken sanat yapar. Bir kişi değildir hedefi, kimseye hakaret etmiyor, küfür etmiyor küçük düşürmüyordur. Okuyucunun yada dinleyicinin yüzünde bir gülümseme bırakır çoğu zaman. İşte sanat bu bence

_________________

Gül Doğan

Hiç öyle bir şeyler karalamadım. Açıkçası taşlamayı çok beğenerek okuduğumda söylenemez. Ama biri kötü diye kötü olunmaz sanırım. Kelimeler iyi birer oyuncaktır güzel oynayabilene. Bir şeyler vermek lazım almak değil. Almaktan kastım ise inatla almak. Tabi ki alıcı olmalıyız mesela bu sorular alıcı yanımızı harekete geçiriyor bence. Kötü ve edebi aşan her söz ve davranış sahibini yansıtır. Sevgilerle.

____________________________

Türkan DİNÇER

Dostlar bugün sanki bana uygun bir soru sormuşlar. Taşlama, edebi ve ahlaki aşıyorsa o kişinin kendi yetersiliğinden kaynaklanır bana göre. Onun seviyesine düşüp ona göre cevap vermek onların seviyesine inmek demektir ki buda yanlıştır.

Şair ve ozan karşısındakilere ders vermek, kardeşlik ve barış tohumlarını atmakla görevlidir. En azından ben böyle düşünüyorum. Eğer şair ve ozan bu bağları kopartacak atışmalar yapıyorsa atışmalar olduğu yerde bırakılmalıdır.

Sevgi ve saygılar

____________________________

Aydın SEVGİ

Elbetteki edep ölçüleri çerçevesinde kelimelerle satranç oynamaktır HİCİV.
Tatlı sert atışmalardır.
Saygılarımla.

________________________

Gülce ŞEREN

taşlama bir sanattıır, ancak hiciv ustaları başarabillirler.. karşılıklı atışmada taşlamaya girer bence, karşı tarafa hakaret etmeden onu sinirlendirmeyi ya da güldürmeyi başarabilmektir... taşlama yapmak kıvrak bir zekaya sahip olmak gerekir... herkes yapamaz.. gülce şeren

________________________________

Nadir SAYIN

Bana kalırsa ‘taşlama’ diyince mutlaka seçilen sözcüklerin bırakalım ağır hakeret küfür boyutlarını.. olumsuz/çirkin olması gerekmez. Taşlama şiirin içeriğinde olan ince bir edebi dokunduruştur ve şahsiyetlik taşımamalı/tek şahsa yönelik olmamalıdır. Bilakis taşlamada herşeye karşın edibilik varsa ancak sanatsal boyutta taşlama olduğu söylenebilir diye düşünüyorum. Müsade edilirse kendim dahil kendimizi malesef olan ve halen devam eden bazı tatsız gelişmelerden şöyle taşlamıştım.

Dostlukla..

Nadir Sayın
Çay mı içelim, etik mi sindirelim?

Şairler idik
Çoşkulu dizelerle aşktan meşkten
Kurtardık vatanı düşman keşten
Tanrının nelere kadirliği dilden

Nehirlere
________Denizlere
________________Okyanusa
________________________Yıldızlara
Sığmadık

Halktan biri:

“İyide halkın bağrından çıkan canlar
Ülkesi adına kalbini ortaya dökenler
İnsana dair kurtuluşa dualar edenler
Zihinlerini berrak pınarda yuyanlar

Bu akşama dostlarla muhabbetle
__________çorba mı içelim
_______________________simitle çay mı

Bana ‘et” andıran ‘Etik’ mi ne diyorlar
Kendi aranızda onu çiğneyip sindiremiyorsanız
Söz verdiğiniz özde sohbet etmiyorsanız
Bütün onları nasıl başaracaksınız? “

Nadir Sayın

_________________________

Burhanettin AKDAĞ

Şiir, edebiyatın en nezih dallarının en ende gelenlerindendir. Adı üzerinde adab, edeb kökünden gelen bir sanat dalında kelimelerin mecaz anlamında kullanılması ile yazılan her şiir taşlama olarak sanat değeri taşır. Zaman zaman hepimiz hece şiirlerimizde mecazen kelimeler kullanıyoruz.

Ama, alenen küfür içeren şiirlerin sanatla yakından uzaktan ilgisi olamaz, olmamalıdır. Düşünmeliyiz ki, dizeler yüreğimizden kaleme döküldükten sonra artık yalnızca bize ait değildir. Başka insanların okuduğu bir şiirde hep üslup hem de kelimelere özen gösterilmesi esastır ve gereklidir.

Nasıl ki küfürlü ifadeler içeren bir şiir şiir sayılmazsa, bu şiire verilen aynı tarzdaki bir cevabın da şiir olarak sayılmaması gerekir.

Her zaman ölçülü, yerine göre oturaklı bile olsa edebi ifadeleri seçmeye özen gösterilmelidir şiir yazarken.

_______________________________

Nesrin CANSEVER

Soru, son günlerde yaşanan gerginliğin yansıması sanırım. Objektif değil. Yanıtım da böyle olacak. İçinde yaşadığımız toplum depresyonda, insanlar da öyle. Bunun çok sağlam nedenleri de var. Değerler hızla tahriş oluyor, anlamlar bozuluyor. İnsanlar başa çıkamayacakları sorunlar karşısında yalnızlar, toplumsal destek bulamıyorlar. İnsanlar içinde yaşadıkları topluma bir çerçeve içinde tutunmak isterler. O çerçeve anlamlardan oluşur ve zımni bir bağımlılık anlaşması içerir. Anlamları bir yana bırakalım, onları üretecek araçlardan yoksundur insanlık, içinde yaşadığımız süreçte. Bağımlılık anlaşmaları hızla iptal edilmektedir. Tutunma çabası, insani bir çabadır. Kimi bunu yaşanan krizi yok sayarak ve bireysel var oluşuna kıskançlıkla abanarak, her türden düzeni reddederek yapar. Fakat bunu yapan da aslında bir başka düzenin uydumcusudur. Düzen kaçınılmazdır. Kimi krizi uysallıkla karşılar. Kimi aşınan normlara sıkı sıkıya sarılır ve direnmeye çabalar ki aşkta vefa, aileye sadakat, soyu yüceltme, inanca sarılma, ideolojiyi savunma budur. Kimileri ise başka türlü karşılar krizi. Hepsi tutunma çabası. Son günlerde sitede yaşananlar bu çabanın farklı türden ifadelerinin çatışmasıdır. Sokakta oluyorsa, elbette sitede de olacaktır bu türden çatışmalar. Önemli olan nasıl karşılandığı ve yönetildiğidir krizlerin. Şiir, etik kurumunun elemanı değildir. Ve kimse kimsenin şiirinin, düşüncesinin, duygularının, edebinin bekçisi, yargıcı, belirleyicisi değildir. Sorunu bu kadar yanlış algılamanın ve şiiri, bu kadar yaşam üstü, insanüstü, gerçek üstü süslü püslü bir forma sokmanın kime ne faydası olacak, anlamış değilim. Tutunmak isteyenleri anlamak bu kadar mı zor? Ve mesafede eşitliği korumak bu kadar mı imkansız?

___________________________

Ahmet TIĞLI

Edebiyatın Arapça edepten geldiğini artık herkes biliyor.Yani edebiyatın hiçbir kolunda edepsizliğe yer yoktur.Bu ana koşuldur.Taşlamaya gelince taşlamanın bir özelliği var,burada yerme,ince hiciv,mizah söz konusu.Hicivde mizahta bir sanattır.Sanat deyince estetik özellik taşıması esastır.Sanat bizatihi kendisi hakaret içermez,aksi takdirde sanat olmaktan çıkar.Bu şuna benzer,erotizm bir sanat anlayışı olmasına rağmen pornografiyi sanat kapsamına alamayız.O zaman şöyle diyelim,edebiyatımızda hiciv ustaları büyük taşlamacılar var.Bunlar şair değil diyemeyiz.Şair Eşref,Neyzen Tevfik.Bunlar taşlama yaparken argo ve küfür anlamına gelecek ifadeler kullanmışlardır.Bunların yaptıkları mizahi ve hiciv çerçevesinde birilerine veya o zamanki devlet erkanına çatmışlardır.Kullandıkları da ince bir küfürdür.Halen bu şairler okunuyorsa ve yazdıklarına da şiir deniyorsa sanatın icabet ettirdiği estettik varsa,bütün ahlaki kurallardan sıyrılarak ben bunun altına imza atar sanat derim.Çünkü sanat bir yerde ne ahlaki ne de gayri ahlakidir sanat lâ(ahlakla ilgili değil) ahlakidir.Aksi takdirde çıplak kadın ve erkek heykellerindeki erotik anlayışında reddi gerekir.Sanatı çok ahlak kurallarıyla değerlendirmeyelim derim.O zaman sanat özgürlüğünü yitirir.Üretici ve yaratıcı olamaz,her konuda kendini sınırlamaya gider.Ama tabiki ölçü vardır onları yukarıda anlattım.Saygılarımla.

Ahmet TIĞLI

__________________________

Özlem ÇETİN

Taşlama, Türk Halkının sağ duyusu ve iğneleyici özellikleri birleşerek ortaya çıkmıştır.
Aşıklık geleneğinde olduğu gibi, taşlama topluma ve kişiye saldırı veya
küfürle değil de mizahi bir dille iletilmeli ki toplum ve kişiler hoş görüyü dikkate alarak dinlediğinden ve okuduklarından tat almalı.
Toplumun ve kişilerin değer yargılarına dil uzatılmadan işlenen taşlama olmalıdır. Taşlamanın içeriği bellidir.
Kültürel ve edebi yanı olan şiirler de kuşaktan kuşağa iletileceği için
Toplumu ayakta tutan güzel sözler yazılmalıdır.

Özlem ÇETİN

_____________________________

Hidayet ERDEM

Bence atisma turlerinde ve diger turlerde kufur ve edepten uzak cumleler sair sifatina yakismayan duruslardir. Uslubu bozmadan vurgu yapmak sert cikislar kullanabilmekte mumkundur.

____________________________

Derin MAVİ

Bana atılan taşın ağırlığı ne kadar büyükse benim atacağım taş da o kadar büyük olur.. Tabii taşın ağırlığı benim kaldırabileceğimi aşmadığı sürece..
(Sözünü ettiğim ahlak boyutudur)

Bu yanıtı ben değilde sorunuzu aksettirdiğim başka bir arkadaşım verdiği için grup sayfasına kendi imzam altında yazamadım doğal olarak.. Fakat bu görüşün altına bende imzamı atıyorum..

________________________________

Selçuk YAZICI

kullanabilen şaire bravo...ama her kimsenin yapamayacağı bir tiyatro diyebilirim...gülümsetebilmek de bir başarıdır....
_____________________________

______________________________

Şiir Perisi Grubu
Kayıt Tarihi : 22.3.2007 20:25:00
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!

Şiir Perisi Grubu