Günü Geçmiş, İçi Geçmiş, Seni Geçmiş ...

Hayrettin Taylan
1968

ŞİİR


20

TAKİPÇİ

Günü Geçmiş, İçi Geçmiş, Seni Geçmiş Bir Sevda

Kıyametin yeni çeşidi içimden kopuyor sen olmayınca. Kopuşlar benim dışımda benden her şeyi alıyor.
-Bu konuşan, yazan, koklaşan dünyalın ben değilim Mislina.

*Hadi,beni yüreğine ısmarla. Aşk şehrine gelen davetli gibi en güzel yemeğinden ve de sensizliğin de yedir gayrı.

*Şimdi yoksun gönül sarayında krallıktan indim, soytarı olup yapayalnızlığımı eğlendiriyorum.
-Rengi bana şifreli gözlerine benziyor diye sarayına gelen her güzelin sözleriyle tenlere ödevler yapıyorum.Kirlenmiş bir defterin sayfasında kirimiz kimse görmüyor.Ya da kalemim alemimi çok güzel yansıtıyor.

Seni güllerin külleri arasında sakladım.Üfledim belaları bilinmezlere. Belalar bedavaya gitse de asıl sensizlik neden ucuzladı .
-Oysa senden olan senden kalan her şey değerin yeni ürünüydü.
Kinlerine kene yapıştırmak yakışıyor mu ki? Gururuna öznel şeytanlar oynatan öcün videosunda gözlerin neden nemli ki?
-Aşkta gurur yoktur diye geriye mi sarıyorsun çekilmezlikleri.
Dijital bir halin sızısında beni görmedin mi?
-Seni oynadığın, seni yaşadığım, sana öldüğüm mecraların çiftçisi olarak bahtının nadaslarını ekmeye, seni bir ömür sevmeye geldim.

*Beni seviyor musun? diye bir soru kendi kendine soruldu; ama sen benim soruduğumu sana.Yüreğine sararak cevap ver.

İnsan geçmişinin toplamıdır.Tamamen unutamıyor eskiyi. Ne kadar yeni aşklar, yeni hayatlar olsa da insan eskilerinin ortasında ortamlarını arar.

Aklımda kalanların arşivinden çıkamadım.Hangi tarihi kitaba mürekkep olduysan ruhunun derinliğinden çıkamadım.Eskiz sevdaların seyrinde sayrılarımı topladım.

Seninle aynı atlasta kozmik yerlerin fotoğrafları gibiyiz. İlk kez gidilip görülmüş ve ilginçlilikleriyle öne çıkan yerlerin yariyiz.Bu yüzden seyrine,ziyaretine gidilmeli bu sevdanın. Kahve gözlerinin kahvesini bitirme.İçimlik bir bakışın lazım bana.

-Z’arlar atıldıkça kavuşmanın yoluna bu oyun bitmez.Can kırıkları biter, dem emilmeleri biter, içinde biriktirdiğin kinlerin atom çekirdeği erir, yalnız asil ve asıl olan gerçek sevginin duruşu bitmez.
-Ben bitmez bir sevdanın fünyesini terk edilmişliğimde saklı kalan atomlarına bağladım.

-Ben bir sevdaya yok olmayı işaretledim kaderin aşk şıkkında. Ben seni özlemeyi kazandım.

-Kustuğun sözcükler beni Mecnunluktan çıkarmaz, seni Leyla’nın küfürlü komşusu yapar. Oysa sen bu aşkın en modern, sevimli, içten, aşk alıcı Leyla’sısın.

-Yalanlar kendi yılanları salar bahtsızlığın ormanına, sen aşk dalları kırılmış hangi ağacın altındasın. Hangi yalanımın yılanı ısırıyor onca yaşadıklarım aklında okunurken.

Ve aşk bilimsel bir buluştur bilesin Mislina.Bilimle açıklanamayacak kadar derin konuları vardır aşkın.
-Bilim, önce aşkın bu değişkenliğini vurgulamalı.Aşk her insan değişen, yenilenen, kırılan, alıp götüren onu kimliğinden başka kimliğe yamalayan olgulara, algılara, egolara sürükleyen duyusal değişmenin merkezkaçıdır.
Her aşktan sonra insanların değişmelerini görmek ayrı sosyolojik merdiven dayatır ilmin göğüne.
Bu yüzden değişen aşk değil, ben değil, sen değil…Yaşananlardır bilesin Mislina

Hayrettin Taylan
Kayıt Tarihi : 1.8.2012 22:52:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!

Hayrettin Taylan