Geç Azizim Geç Şiiri - Rıfat Ilgaz

Rıfat Ilgaz
7 Mayıs 1911 - 7 Temmuz 1993
48

ŞİİR


41

TAKİPÇİ

Geç Azizim Geç

Biz de yasarız azizim,
Yasamaya gelince, biz de yaşarız ama,
Olmuyor cebimizden kattığımızla eğlenmek,
Gönlümüzden katalım,
Varlıklı kişileriz neşeden yana.
Pazarımız hoş mu geçecek,
Şart değil Büyük ada, Heybeli;
Çok bile gelir kayığı Aristo’nun:
Sekiz arsın iki karış,
Kız gibi Cidali yapısı.
Bir işaretimize bakar
Çıkmazsa balığı alesta,
Aylardan temmuz, günlerden pazar;
Yeni kapı açıklarındayız...
Bırakın Hasan geçsin küreğe,
Utandırmaz bu kollar sahibini.
Kabarmaz bu avuçlar
On ikisinden beri naşirlidir.
Fazla külfet istemez,
Bol sigaramız olsun,
Köfte, ekmek, domates yeter.
Karimiz, sevgilimiz yanımızda
Başaltında şarap testisi...
Dedik ya bugün pazar
Belki genç arkadaşı
'İlk defa güneşe çıkardılar',
İsteriz bütün dostlar aramızda olsun;
Kiminin Hanya'dan gelir selamı,
Kiminin Konya'dan
Sandalımız geniş değil, ne çare,
Gönlümüz kadar.
Ne yapalım bol şarabimiz var ya,
Onların sağlığına içecek;
Gün ola harman ola!..
Anlarız biz de bu islerden,
Elimiz değdi de okşamadık mi,
Su 'pür hayal' saçları ?
Kim istemez 'yâr'i uyutmasını 'sine' de
Batan güne karsı,
'Bâde' içmesini 'Yâr eli'den?
Gözü kör olsun feleğin,
Gelecekten umudumuzu kesmedik,
İçimiz öylesine ferah...
Son kadehlere doğru sorsun,
Sesi en güzelimiz bizden:
'Gam, keder ne imiş?'
Yontulmamış sesimizle cevabi hazır:
'Geç azizim, geç!'

Rıfat Ilgaz
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • İlyas Ateş
    İlyas Ateş

    hocm 10 puan şiirinizi severek okudum yüreğinize kaleminize sağlık kutlarım

  • Mehmet Özdemir
    Mehmet Özdemir

    ………………Selçuk Bekâr Bey’in dönmesini istiyoruz………………………….

    Selçuk Bekâr Bey gibiler giderse, meydan da çoluk çocuğa kalır..birileri de zırvaları tevile yeltenir…

    Boğazda… yalıda oturup köy romanı yazanlar..iktidarın nimetlerinden faydalananlar…ağzına kadar kapitalist kokan solcu geçinen yazarlar… sultan sofralarının müdavimleri…. Pir Sultan’tan söz açmayın.. (onun köpekleri de iktidar sofrasından uzak durmuştu.)

    Biraz tutarlı olun… Nazım’ı zindana atan kimdi?.. Necip Fazıl’ı hapiste çürüten kimdi?.. Sabahattin Ali’nin zindanda kafasını duvarlara vurarak parçalayanlar kimlerdi?…

    Şiire gelince …ortada şiir-miir yok… şairin tek hüneri solcu olması..ya da solculuk bu alanda pirim yaptığı için öyle görünmüştür..

  • Ali Oğuz İyidiker
    Ali Oğuz İyidiker

    Selçuk Hocam;
    şimdi bir yerrlerden yazılanları okuduğunuzu biliyorum..
    birgün herkes anlayacak yaptığını..
    Allah vere o gün iş işten geçmemiş ola..
    Mehmet hocam'ın sesine kulak veriniz...

  • Nadir Sayin
    Nadir Sayin

    Sanıyorum bilgisayarımdan olan bir arıza ile yazım hatalarında ki dűzenlemeler tam műmkűn olmuyor..umarım şimdi olmuştur..!

    İşte bir Cumhuriyet dőnemimizden degerli edebiyat adamımız. Şiir akıcı ve sevgiye, sevdaya ve R. Ilgaz’ın olmazsa olmazı o ki, topluma mesaj yűklű.

    Gecmiş dőnemlerde ki edebiyat inançla, aşkla-meşkle yanıp tutuşması (genel olarak), kul olup havalarda uçması, dumanlaşıp-tűtmesi ve çeşitli mistizimlerle aniden yok olması őtesine pek gidememiş... Ne halkın derdi ne de haklarından, bilinçlenmesinden bahseden kaç edebiyat adamı var ki? Bunlar bizi Mecnun ile Leyla da őzdeleştirmişler.
    Hepisi iyi gűzel de... Ama yazarın, edebiyat adamının gerçek yaşamı, toplum katmanlarında haksızlık-hukuksuzlukları irdeleme sorumluluğu ne olacak! Eski zmanlarda bunları dűşűnen, talep eden hatta eleştiren dahi az bulursunuz.

    NE ZAMAN Kİ PİR SULTAN GİBİ DEGERELER REJiMi SAZIYLA, SŐZŰYLE ŞİİRİYLE SORGULAMAYA- BAŞKALDIRMAYA BAŞLADI; ASTIK..EZDİK..SŰRDŰK VE ZİNDANLARA ATTIK..

    NE YAZIK Kİ..İŞTE GŰNŰMŰZDE DAHİ..REJİMİ SORGULAYAN VE HALKIN GERÇEK SORUNLARINI İRDELEYİP DAHA ŐZGŰR, ONURLU GŐNENEÇ YAŞAM İRDELEYEN, HAKTAN – HUKUKTAN DEM VURANLAR..HàLà VE HàLà HINZIR ZiHNiYETiYLE..ZINDANLARA ATILIYOR..YARGISIZ İNFAZ YASALARINI YŰRŰRLŰGE KOYUYOR..

    ESKİ ARAP KŰLTŰRŰNDEN, EDEBİYAT ADAMLARINDAN ETKİLENEN BATI YAZARKLARINA KANIT GİBİ YORUM YAPANLAR ACABA BİRDE (DŰNKŰ GŰNŰN ŞİİRİNE BU YŐNDE YORUMLARI YAPANLAR) BİLMEM KONUNUN BİRAZ DA BU YŐNŰNŰ DŰŞŰNŰRLER Mİ?
    Neyse...
    Saygılar..

  • Mehmet Binboğa
    Mehmet Binboğa

    Sayın Antoloji yetkilileri lütfen Selçuk Bekar Bey'in üyeliğini aktif hale getiriniz,onsuz hep bir şeyler eksik bu sayfada.(Not bu istek sadece benim isteğimdir,Selçuk Beyle bir haftadır görüşemiyoruz.)

  • Onur Bilge
    Onur Bilge

    Ne kadar şiir, o kadar yorum...

    Şiir yok, yorum yok!

  • Kökü Mazide Kalan Âti
    Kökü Mazide Kalan Âti

    Ali abi,

    Necip Fazıl'ın zindanlarda geçen yıllarını biliyorum. Hatta Zindandan Memet'e Mektup şiirini de biliyorum. Ama ben Necip Fazılın Çile'yi yazmadan önceki ateist yaşamını da biliyorum:)))

  • Ali Oğuz İyidiker
    Ali Oğuz İyidiker

    Emrah' ım..
    bu sağ şairler ulufe peşinde koştular ve düzen neyi gerektirdiyse onu yaptılar diyorsun ya..onun içinde mapusa düşenler hep solcular oldu diye de eklemişsin..
    sonra buna paralel olarak da Necip Fazıl yerine Nazım okurum daha iyi diyorsun ya mesajında..

    sence bu mesajın hata neresinde..
    iç tutarlılığını gözden geçir bence..
    işe Necip Fazıl' ın hayatıyla başla...

  • Feyzi Kanra
    Feyzi Kanra

    Kökü mazide kalan atiye
    Safınız belli safımız belli.Sana kim dedi solcu şairler daha başarılı diye,Medyanın canı öyle isteyince öyle sanıyorsunuz.Reklamlara aldanıyorsunuz.ne yazık ki safı belli olmayanlara alet oluyorsunuz.Farkında mısınız??

  • Nevin Subaşı
    Nevin Subaşı



    İki an yok mudur dalgıcın serüveninde?
    Biri, dalmaya hazırlanırken dilenci
    Öbürü incisiyle görünürken kral

    Bowning

    Miguel Angel Asturias'a ait Kasırga adlı romanın giriş sayfasında yer alan bu sözler
    eserin içeriği bakımından çok manidardı.

    Halk kitlelerine bir durumu izah etmenin yolu hakkında irdelenmesi gereken
    kıymetli bir anahtar gibiydi.

    Güzel uyumakta olan Rıfat Ilgaz’ın tamda bunu başarmasını etkileyici bulurum.

    Bu dizeleri ise; şahsına özgü genel yazım karakterine denk düşmesi dışında
    şiirin diğer yazım türleri arasındaki mesafeyi ne kadar ilgilendirip ilgilendirmediğini
    yeniden sorguluyor ve şu sonuca ulaşıyorum.

    Şiirin yetmediği yerde yazı şarttır ve yazının okunurluluğunu artıran unsurlarda şiirsel anlatım
    tarzı ile beslenmelidir.

    Şair bunun ne denli farkındaydı bilinmez ama, kendiliğinden var olan birikim ve aktarma yöntemleri zaten halkın içinde yaşayan bireyi;
    gerçek doneleriyle öne çıkarma çabasıdır.

    Bu çabayı anlamlı kılmak adına;

    Cahil karanlığa daldıkça gözbebeği küçülür…

    Bu sözü kim söylemiş doğrusu bilmiyorum. Ben yeni olmayan yenisini söylemek isterim.

    Cahil karanlığa daldıkça gözbebekleri küçülür…

    Ne müthiş bir buluş değil mi ya

    İlk cümle ile ikincisi arasındaki görünür fark, bizim gözbebeğimizden çok algılarımızın
    çözünürlülüğüyle alakalı.

    İlk cümleyi kuran kişinin kastı, cahilin zaten dar olan görüş mesafesinin cehalete terk edilmesi durumundaki sonucuna dairdir.

    İkinci cümle ise gözbebeğinin dikkat yoğunlaştırdığı vakitlerde irisin açılarak çok daha iyi görebilme emridir-yeteneğidir.

    İki cümlenin kuruluş amacı farklı ve fakat ilk cümlenin ikinci düşünme sırasında yıkılmasını
    engelleyemiyor.

    İlk cümle göz bilgisinden önce kurulmuş muhtemelen de diyebiliriz.

    Böylece Bilgiyi Yenileyen Kaynaklar Kelâma Yeni Yönler Sunar.
    Diyebiliriz.

    Bu ise kötü olanın iyiyi tetiklemesiyle mümkündür.

    Yeni bir şey değil fakat, bakış açısını çoğullamak için yeniden hatırlanandır.

    Bildiğiniz gibi şairin vermek istediği ileti; “ öncelikle pikniğe giden aileler iken, emekçilerin
    kendi güçlerinin farkına varabilmelerini sağlayıp, kendilerini yönetmeyi de önermektir.

    Bu doğruları anlatabilme çabası, şairin bulunduğu esas bilgi olanaklarına rağmen
    onlardan feragat ederek; bir alt algı düzeyine inmekle “Gerçek Aydın” tanımını
    da çok daha anlamlı kılıyor olması.

    Anlatıcı her katmanın algı düzeyine erişebilme kaygısı güderken, çok zor bir görevi üstlendiğini de biliyor.

    Bütün eserlerinde olduğu gibi bu şiirinde de aynı tutumu izleyen şair esas doğrudan
    (sınıf bilinci) uzaklaşmış olur mu?
    Böyle bir kaygısı da var mıdır bilinmez.

    Verdiği her iletinin artı değere ulaşmış olması veya yeni konaklar edinmesi elbette ki hiç söylenmemiş olmasından (çekimser aydınlar(!) yeğdir.

    Şair ve eserleri; amacına ulaşması bakımından, bir toplumun emekleme dönemi ile tutunabilme faslına denk gelen, görevlerini fazlasıyla yapmıştır.


    Selam ile

TÜM YORUMLAR (19)