* Esmâu’l-hüsnâ * (04) Şiiri - Şükrü Atay

Şükrü Atay
145

ŞİİR


26

TAKİPÇİ

* Esmâu’l-hüsnâ * (04)


ESMÂU’L-HÜSNÂ (04)

Sana kulumsun diye, kalbini açan FETTÂH
Emirlerine uyan, mutlaka bulur felâh
Olmaz mühürlüyse kalp, pişman olsa da iflâh
Allah'tan yücesi yok, de CELLE CELALUHU
*****************************************
ALÎM olan ALLAH'tır, bilir hakkıyla vârı
Herşeyi gören O'dur, gizliyi, aşikârı
O râzı ise olmaz, o kuldan bahtiyârı
Yücelerden yücedir, de CELLE CELALUHU
*****************************************
Gazabından hep sakın,EL-KÂBID'dır kabzeden
Mü'minlere sükûnet, münkire hep gam veren
Hesabı zor dünyâyı, mü'mine zindan eden
En yüce olan sensin, de CELLE CELALUHU
*****************************************
EL- BÂSIT olan sensin, yayarak rızkı açan
Daralmış rûhumuzu, sensin bedene yayan
Nasuh bir tevbe ile günâhı sevap sayan
Yücesi yoktur senden,de CELLE CELALUHU
*****************************************
Anında alçalırsın, aşağı düşmem deme
Ömrü boşa geçirip, bilerek suç işleme
EL- HÂFID olan O'dur, sakın kul hakkı yeme
Allah için dâima, de CELLE CELALUHU
****************************************
Yollarda koyma bizi, izzet,şeref verensin
ER- RÂFÎ senin ismin, istersen yüceltensin
Hikmetle doldur bizi, kol,kanat geren Sensin
Şanı ne çok yücedir, de CELLE CELALUHU
****************************************
Şükrü Atay

05 Eylül 2020 - KOCAELİ
****************************************
LÜGATÇE :

(c.c.) : CELLE CELALUHU: Allah ismi anıldığı zaman, hürmet ve tazim için söylenir, ona mahsustur. "Onun şanı ne yücedir." demektir.

• NASUH TÖVBESİ, hemen günahı terk etmek, geçmişte olanlara pişman olmak, gelecekte günah işlememeğe karar vermek ve üzerinde bulunan bir hakkı sahibine ödemek demektir.

Şükrü Atay
Kayıt Tarihi : 8.9.2020 01:13:00
Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


“En güzel isimler Allah’ındır, o halde bu isimlerle O’na dua edin. O’nun isimleri konusunda haktan sapanları terk edin. Onlar işlediklerinin cezasını çekeceklerdir.” (Ar’af Süresi 180. ayeti kerime ) “O’dur Allah, O’ndan başka yoktur ilah. En güzel isimler ve vasıflar O’nundur.” (Taha Süresi 8. ayeti kerime) ESMAÜL HÜSNA’NIN FAZİLETLERİ İlâhî isimlerin güzellikle nitelendirilmesinin sebepleri şöyle sıralanmaktadır: 1. Esmâ-i Hüsnâ Allah hakkında yücelik ve aşkınlık ifade eder ve kullarda saygı hissi uyandırır. 2. Zikir ve duada kullanılmaları halinde kabule vesile olur ve sevap kazandırır. 3. Kalplere huzur ve sükûn verir, lütuf ve rahmet ümidi telkin eder. 4. Bilginin değeri bilinenin değerine bağlı bulunduğu ve bilinenlerin en şereflisi de Allah olduğu için Esmâ-i Hüsnâ bilgisine sahip olanlara bu bilgi meziyet ve şeref kazandırır. 5. Esmâ-i Hüsnâ Allah için vâcip, câiz ve mümteni‘ olan sıfatları içermesi sebebiyle O’nun hakkında yeterli ve doğru bilgi edinmemize imkân verir.

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Cihat Şahin
    Cihat Şahin

    Rabbimiz kulunun kalbini ancak o kul küfürde bile, bile inat ederse-Eb-u Cehil misali- o zaman mühürler Şükrü bey kardeşim. Yoksa kalp önce mühürlenip sonra kul iman etmekten ve ya tövbe etmekten imtina etmez. Onun içindir ki Rabbimiz can boğaza gelip dayanmadan önceki duyulan nedametleri ve edilen tövbeleri kabul edeceğini bize kitab-ı keriminde ayan beyan ifade eder.

    Allah-cc-ın kitabında ve Resulullah-sav-ın sahih hadislerinde bu imtihan dünyasında gamı daima münkirlere ve sekinet ve süruru mü'minlere verdiğine dair bir beyan yoktur muhterem kardeşim. Tam tersine bu bu işlerin mü'minler ve münkirler arasında döndürülüp dolaştırıldığı ifade edilir.

    Allah-cc- Ruhun mahiyeti hakkında kitabullahta fazla bir açıklamada bulunmuyor ve sadece "O ALLAH'IN EMRİNDEDİR...İLA AHİRİL AYEH" manasında bir özetlemede bulunuyor. Yani ruh vücuda yayılmış vaziyette mi yoksa vücudun bir bölgesinde mi meskun bulunuyor bize detaylı bir bilgi verilmemiştir.

    Resulullah-sav- bir hadis-i şeriflerinde " BİR KİŞİ ŞEHİD BİLE OLSA EĞER ÜZERİNDE HUKUKULLAH-ALLAH-CC-IN HAKKI- VE HUKUK-U İBADULLAH- KULLARIN HAKKI- VARSA AHİRETTE ALLAH'IN AFFINA MAZHAR OLUP KULLARLA HELALLEŞMEDEN ASLA CENNETE GİREMEZ( EV KEMA KAL, Fİ MA KAL)" buyuruyor. Yani bu hukuk meselesi halk arasında denildiği sadece kul hakkına münhasır değildir.

    Rabbimiz-cc- Kur'an-ı Hakimin müteaddit ayetlerinde hikmetin ne olduğuna vurgu yapmıştır ki, bu özetle emir ve yasakların gerekçelerine denir.Kur'an ayetlerine hakkıyla muttali olmayan Kahir insanların zannettiği gibi hikmet kitap ve sünnetteki beyan edilen maslahat ve faidelerden başka bir şey değildir. Yani ehl-i tarikat ve tasavvufun iddialarının aslı ve astarı yoktur. Onların hikmeti insanların asılsız ve mesnetsiz zanlarında aramalarının ne kitabi ne de nebevi bir mesnedi yoktur vesselam.

    Hayırlı çalışmalar.

TÜM YORUMLAR (1)