Eksik Satırlı İtiraf Senfonisi

Murat Tuğci
196

ŞİİR


1

TAKİPÇİ

Eksik Satırlı İtiraf Senfonisi

İtiraf ettik
Nasıl oldu anlayamadık
Dökülüverdi kelimeler tutukluyduk
Hasretten zor zaptettiğimiz ellerimizdi tuttuk

Hasret neydi ki neyeydi
Dökülen kelimeler ağırdı
Lazım gelen anlamak mıydı
Ne ettik gerçekten itiraf mıydı

Günlerin getirdiği alışkanlık
Kaybetmenin endişesinden olma kıskançlık
Yalnızlığın kabusundan devşirilen bağlılık
Adı acı aşkı kendinden menkul suçlu kadınlık

İtiraf bunun neresinde
Ertesi sabah başlayan kaçışta mı
Değişmeyen biraz anlam yüklenen bağlılıkta mı
İhtimaline kıymamacasına beklenen aşkta mı

İtiraf edilene gelince,
Dinle sadece önce sence,
Sonra bence ve en son yine sende...

"Başkasına teslim edilemeyecek kadar önemli lakin adı konmamışın bir tür sevginin harmanına yaslatılmış bir adamdan bir kare; bir gün belki diye çevrilmeye hazır bekletilen ecnebice yazılı metin misali... Çok iyi, çok çok iyi den başka sıfat takılamayan bir adam. İkinci adam, beşinci hatta ve hatta sonuncu adam... Kal burada bir yerde... Geçme koyu kırmızıdan! İşte tam burada kendini gösteren sonsuz adalet! Acıma denmese de, kıyılamayan güzel delimsi bir ruh. Arafta kalmaya değmeyen, lakin arafta bıraktığının bilinciyle yükselen sonsuz adalet... Üzerinde tekrar gereği düşünülen ve tüm iyi niyet ile temyiz edilen. Karar! Yapamam, şu anda yapamam! Git diyemem ki... Kal deyip te, ne vereceğim belli değil ki... En az bu kadar yıl, şu kadar gün. İtirafım da yetmedi, iyi hale. Mahkumsun sonsuz aşkımın, bedbaht ruhumun, her şeye rağmen isteyen bedenimin o devasa ve de seni yutmaya hazır gölgesine! Mahkumsun... "
......
" Öyle korkuyordum ki. Olanca gücümle geldim. Girdim, o kopkoyu simsiyah dünyana. Önceleri yapay ışıklar ile buluyordum yolumu. 45 yıldır var olduğum, canım İstanbul un eski yeni fark etmeksizin tüm ışıklarını keşfetmeye başladığımdaysa işler çoktan değişmişti. Amansızca sana adanan sabahlar, günler, akşamlar ve geceler... Başkasına katran karası, sana bana ömür aşısı o geceler... Bir defa bile uğramadığım İstanbul sokakları ve sen ve ben... Dinmeyen yalnızlığım yanında, her gün körük alan acın. Dayanıklılığım, acını ve sonsuz aşkını dinleyişlerime... Dinmeyen ben yaptımların, gittilerin, dünyanın en yüksek binasından aşağı bırakılışınızın bitmek bilmeyen isyanı! Her seferinde çekip çıkarmak isteyişlerim ve sonuçsuz kalışı. Böylece geçen sayamadığım günler ve biriktidiğim güven. Duruşum tüm yalnızlığıma karşı, dimdik ve delikanlıca! Çok istedim ya, sadece dokunmak, tutmak ve tutulmaktı. Kim olursan olsun, sağlam bir yürekti. Sen miydin, bilmiyordum. Bilsem ne olacaktı? Yapamayacaktım ki! Direndim, dayandım ve her türlü zayıflığım ve de açlığım beni esir almaya kalktı. Dayandım, olabildiğince ve çok azdı düştüğüm. Beni itmelerine bile, örselemelerine bile, gerçekten evladiyelik bir dilsiz uşak gibiydim... İttin, hem de çok... Bir an gelince ve sen ne hissettin bilemeyince! Yine direndim ama dayanamadım. Gönderme ne olur, gönderme dedim. Dedim işte... Dayanamadım, canım itirafımdın artık. İmkansızın sahnedeki parıltısıydın. Biliyordum perde kapanınca ne olacağını. Büyük kadındın ya... Biliyordum, olacakları. Bugünü, dünden biliyordum. Yine de kıyamazdım. İhtimaline değerdi be, büyük kadın. Adaletine teslim ettiğim küçük ve beceriksiz kalbim... Ona, biliyorsun ki, laf anlatmam çok zor... Aç ve muhtaç... Onu anlamam da zor... Ne dediğini bilmiyorum bu sıra. Şunu biliyorum ve itiraf ediyorum... İyi geliyorsun be, ne olur kaçma. Canıma, ruhuma, bedenime ve de umuduma iyi geliyorsun. Senden bir şey devşirmeye çelışmıyorum. Sadece yaşamak istiyorum. Her şeye rağmen. Devlerin aşkına ve o dev gölgeye rağmen... İkinci ya da sonuncu adamlığa rağmen! Adam gibi olacaksa olsun... Tüm ihtilafına, tüm itirazına rağmen. Arafta, arada derede ya da köşede değil... Ellerinde, omzunda ve de yüzünde ve de yüreğinde... Seviyor muyum onu bilmiyorum... Uygun muyum bilmiyorum... Aşk diyorsun ya, bilmiyorum... Bunca bilinmeze bunca ön yargına bunca itilmeye ve bunca eksiye rağmen... Acının ortasına hatta bizzat acının anlamına kamikaze dalışı misali talip oluyorsam... Bir sebebi vardır elbet... Korkmuyorsam bir sebebi vardır elbet... Hissetmekle işlediğim 45 liğime iğne ol diyorsam, bir sebebi vardır elbet. İtiraf ediyorum ya, seni çok istiyorum. Yaşamayı, görmeyi, sevmeyi ve de aşkı tatmayı çok istiyorum. Dokunmayı sana ve yüreğine... Ellerini sımsıkı tutmayı ve o denize haykırmayı... Kalanı seninle tamamlamayı çok istiyorum... Final senin... Söz veriyorum, nereye ve kime istersen git... Hayatımın ve hayatının kalanına değersek, gerisi için sana verebileceğim en değerli şeyim yine sensin. Gidebilirsin... Değemezsek de, ayrılık hediyem en değerlim... Sevme ihtimalim, belki de dünyadaki sonsuz saadetim, son ihtimalim... Sensin! Al kendini, git o küçük sandığına! Var git, sonsuz aşkına! Seni, bu kadar çok seviyorum... İtiraf ediyorum işte!"

Son mısrası olmayan şiir, tek satır, o da sende!

Murat Tuğci
Kayıt Tarihi : 12.8.2019 23:29:00
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!