Efkârname Şiiri - Yıldırım Uzun

Yıldırım Uzun
41

ŞİİR


40

TAKİPÇİ

Efkârname

I.

Merhaba faili meçhul sevdam
Efkâr dağıtacağım
Künyene bakmadan bu akşam

Metropol bir gecenin balkonundayım
Ilık bir atmosferde zaman
Gözler hançer, gözler nemli, ben cansızım
Gökyüzü zifir, sokaklar kalleş, hiç olmadığım kadar yalnızım

Bu gece yıldızlar bulanık, sinsi bir bakıştır dolunay
Sessizce seyrediyorum, ihtiyaç duymuyorum kimseye
Sana bir sır vereceğim, sakın kimseye söyleme
Ben bu efkarla gebeyim, bu üryan geceye

Ne günlerdi be
Gramerin en anlamlı öznesi olmak tümceler içinde
En güzel eylemlerin nedeni olmak türlü biçimde
Her gün küçülerek büyümek küçüklükler içinde
Cennet olmak cehennemler içinde

Ne bahtiyar bir zamandı geçen yıllar
Aşk her dilde, aşk her dinde aşktı
Ya en güzel şair severdi, ya da her seven biraz şairdi
Şimdi ufkumuzu kapatıyor dağlar
Aslında bilir misin
En güzel şairler ağlar

Senden sonra her sabah işe giderken
Köhne çorbacıdaki yaşlı amcam gülümsüyordu bana çorba içerken
Bu sabah, bu salaş çorbacı amcamsızdı
Bu sabah faili meçhul sevdam
Bu sabah, bu salaş dünya çok anlamsızdı

Geçenlerde hiç bilmediğim bir coğrafya
Hiç tanımadığım bir mülteci genci paragraflamıştı bir sahne
Ah o mülteci yüreğim
Ah yoksulum, ah yasaklım
Ah ezikliği saklım
Ben ki bilirsin, düşkünümdür hürriyetime
“ Ayakkabım yok derdim, ayaksız birini gördüm “ sözünü hatırladım

II.

Dedim ya faili meçhul sevdam
Efkâr dağıtacağım künyene bakmadan bu akşam
Merak etme diyeceğim ama etmezsin zaten
Gökyüzü ışıltılı, gökyüzü berrak ve silûetin ihtişam
Ne bende bu efkâr biter, ne günlerden bu kasvetli akşam

Aklıma geldi birden
Bizim apartmanda oturan biri var
İki kat aşağımızda, adı Ali Rıza
Temiz kalpli biri ama
Beni her gördüğünde beynimi yiyor
Bazen tepem atıyor
Korkuyorum elimden bir kaza çıkmasından
Ya Allah ya sabır çekiyorum
Ama adı üstünde adam arıza
Bak yine geldi buldu beni
Git başımdan ya Ali Rıza

Bazen bir garip oluyorum
Her saat başı biraz daha tutarsız oluyor içim
Manik depresif haller
Yoruyor beni bu med cezirler

Yokluğunda yıkılmış bir kentim
Yani her şartta bitimsiz o beklentim
Sen bilmezsin bunu bende sonradan anladım
Meğer ben kendimi bile sen beni sevdiğin için sevmişim

Düşünüyorum da
Bir balıkçım olmadı şöyle gidip dertleşecek
Ne bileyim işte
İmreniyor insan filmlerden görünce
Düşünsene
Çıtır çıtır yanan bir ateş, bir teneke içinde
Ve oturmuşuz etrafında
Biraz sohbet, biraz muhabbet
Bir kaç okkalı kelâm, bir kaç boş selam

Şimdi ziyan tarihler takıldı zihnime
Ne olacak bu maşuğun hali
Ben bunu dolunaya kaç kez söyledim ama dinlemiyor beni
Çık da gel pencerelerimden
Ya da beyaz bir mendil salla demirsiz gemilerden

III.

Sorma faili meçhul sevdam
Efkâr dağıtacağım
Künyene bakmadan bu akşam

Bu zaman ile olan münasebetim
Akşam arası efkâr yemek gibi bir şey benim için
Ama bazen öyle bir koyuyor ki yokluğun
Yokluğun dedim değil mi
Hani şu araflarımdaki doruk noktam
Bektaşi bir dem
Pişmişliğimdeki erdem
Ve inan ki böyle zamanlarda
Titrek bir alevde, terler içinde üşüyor gövdem

Yine aklıma geldi birden
Şakir
Mahallenin delikanlılarındandı
Enine, boyuna yarım adam etmezdi ama
Otuz adam yüreği taşırdı
Kaç kez dedim
Olum Şakir
Uğraşma bu alengirli işlerle
Bak önümüz arkamız sobe
Milletin sağından solundan sana ne
Dinlemedi Şakir
Gitti kafasının dikine
Nerde bir kavga olsa, ön saflarda bulundu
Hep çağladı gidenlerin anısına
Ve bir gün oda katıldı yitip gidenler arasına

Bu gidişat reyhani güzellikler içinde hüküm giymiş müebbettir
Ufuktaki her çizgim ruhumdaki inayettir
Eyleme geçmemiş her düşüncem usumdaki esarettir
Ve aslında bu rezillik kimliksiz bir cinayettir

IV.

Ah bu şiirler
Ne zaman kendimi vursam
İmdada yetiştiler
Ah şu beynimi ezen vinçler
Buruk sonbahara dönüştü sevinçler

Yani benim faili meçhul sevdam
Efkâr dağıtacağım
Künyene bakmadan bu akşam

Akşam dedim ya
Tüm zalimliğiyle eylül geçti üstümden
Ve saçlarının esmediği bir tufanda savruldum
Artık ürpermiyorum sensizlik düşünce düşlerime
Yumruklarımda paranoyak sevişler yok
Tırnaklarımla harita çizmek yok
Alnımı paralamak yok
Varlığın beyazdı
Yokluğunun rengi yok

Bugün beş yaşlarında bir çocuk gördüm annesinden ayrılan
Dönüp dönüp annesine bakıyordu
Minik yüreğinden yanaklarına boncuk mavi bir nehir bırakıyordu
Bilmezdim bir çift gözün bu kadar kurşuni olduğunu
Bilmezdim faili meçhul sevdam
Bir sızının ölümden öte olduğunu

V.

Yine ben geldim faili meçhul sevdam
Efkâr dağıtacağım
Künyene bakmadan bu akşam

Bu akşam efkâr-i dizelerimde sadece sen ol istiyorum
Evrensel acılarım
Kenya’ da ki çocuklarım
Dağlarda vurulanlarım yarınıma emânet
Sen de hakkını helâl et

Tut ki
Kırklardağında bir akşam vakti
En parlak yıldızlara çobanlık yapıyorum
Aklımda sen
İntiharvari bir özlemdir rüzgar, başımda esen

Tut ki
Pahalı bir yaşamın ucuz samimiyetlerinde
Üvertür bir aşkta gazel okuyorum
Ki aslında
Rodin’in ellerinden
Yirmi dört saat Penseur oluyorum

Yani benim faili meçhul sevdam
Bu akşam yağmur olup
Mazgallar arasından akıp gidiyorum
Yatağını bulmuş suda
Yakalandığım bir pusuda
Kendimi imha ediyorum

Şeyda-i bülbül sesine mürekkep olmuş bir ağıda
Tanıklık ediyor teneşir taşım
Cehenneme amadeyim
Kırık kadehim
Şu leyli başım
İnan en iyi arkadaşım

Bilir misin
Deniz kış mevsiminde kalleştir
Ama faili meçhul sevdam
Ama gözleri amâ olanım mevsim kış değil
Oysa Deniz in türküsü çınlıyor kulaklarımda
Akşamdan sabaha ağlayan gecede
Denizsiz ülkelerde
Ya da
Adımımı atmadığım her iskelede

Be hey ciğersiz felek
Ulan kavanoz dipli dünya
Mahkum ettin beni dibinde tutmaya

VI.

Bırak kanayan bir yaranın, orta yerinden başlayayım bu kez
Yarım bir aşkın devamını anlatır gibi faili meçhul sevdam
Yine efkâr dağıtacağım
Künyene bakmadan bu akşam

Yadırgama beni
Gözkapaklarım değsin göğsünün yüzeyine, öyle kalayım
İnce bir sızıdan, kronik bir ağrıdan
Ve tutsak olayım sensizliğin ardından
Kanasın tüm ayrılıkların kalbi
Ellerin kalsın avuçlarımda
Mavi mavi bir gecede gelsin dilerse keder
Sonra istersen öksüz kalayım

Kalleş fenerleri yok mu gündüzün
Deli etmez mi adamı kahpelikleri gecenin
Ne çıkar
Gözkapaklarım değsin göğsünün yüzeyine
Ben sürgününde müebbet yatayım

Herhangi bir nesnenin varlığını görür gibi
Seni göreyim hiç gitmediğim yerlerde
Her sabah aynaya baktığında seyredeyim
Her sabah faili meçhul sevdam
Bana sunulmuş biblo olduğunun farkında olmadan

Geceleri uyu
Saçlarını koklayayım her gece yatağına uzandığında
Ne kadar sevdiğimi tahmin et uyandıklarında
Tahminin kesin bir gerçeklik kazanmadan

Ay dişidir sevdam sen gibi efkârlı akşamlarda
Yıldızların geceye inat tepkisi yansısın saçlarında
Saçların çağırsın beni
Zühre’nin neden bu kadar parlak
Şimalin neden bu kadar çekici olduğunu anlatsın bana rüyaların
Mevla Mevla bir sen kalsın Mevla’nın suretinden
Ben Nemrut ateşinde cevherinle yanayım

VII.

Elli beş gün geçti efkâr dağıtmayalı
Tam elli beş gün faili meçhul sevdam
Efkâr dağıtacağım
Künyene bakmadan bu akşam

Yokluğunda
Varlıkla yokluk anlayışım karıştı
Her sabah güneş oldun, yokluğuna uyandım
Her kahvaltımda masama
Terk edilmiş bir bardak çay bıraktım

Yokluğunda
Filistin ağladı faili meçhul sevdam
Madımak yandı sanki bir kez daha
Nesimi’ nin, Hasret’ in yanması gibi
Gazze yandı bombalar arasında
Gözlerim yandı
Ölü bebekler gördüm babaların kucaklarında
Cehennem çığlığı feryatlar gördüm
Kadınlar, çocuklar gördüm
Kan damladı gözlerimden
Ağladım
Yumruk izlerimi duvarlara sakladım

Yokluğunda
İnsanlar vuruldu ay ışığında sokak aralarında
Onlarca sokak çocuğu katıldı her gün
Terk edildi kavgalara, savaşlara
Her kavgada ilk yumruğu
Her savaşta ilk kurşunu ben yedim
Yoruldum
Her gün bilmem kaç kez vuruldum

Akşamlar faili meçhul sevdam
Ne çok yazıldım hayaline
Hayalin özlem, hasret
Hayalin
Afrodizyak gecelerde cinayet

VIII.

Uzun zaman oldu yine
Efkâr dağıtmayalı faili meçhul sevdam
Efkâr dağıtacağım
Künyene bakmadan bu akşam

Uzun zaman oldu dediğime bakma
Zaman anlayışı muamma
Boşluk en belirgin aynam
Dün ne demekti
Yarın neydi
Toz duman dünyam

Hayatımda olsaydın
Senden evvel uyanırdım sabahları
Seher serinliğinde seyrederdim yüzünü
Sen uyurken seni anlatırdım
Uyandığında günaydın derdim sana

Hayatımda olsaydın sürprizler yapardım
Hiç beklemediğin bir anda sarılırdım tut ki
Rodrigo’ nun gitar konçertosunda, seni nasıl bulduğumu anlatırdım
Ve nasıl bir şiir yazdığımı anneme
Nasıl seslendirdiğimi
Ya da
Seni sevmemeyi nasıl sevmediğimi
Seni sevmemeyi nasıl sevemediğimi

Özledim
Bir gülü koklarken, dikeninin tenime batmasını sevmeyi
Ateşi özledim
Ateşin canımı yakmasını, sensizlikte yanarken canım
Özledim seni

Sonra sıratı sevdim
Varlığının ihtimallerinde bir ülke gibi devrilirken
Ölümü sevdim
Seninle yaşamadıklarımda
Ama sevemedim
Yağmursuz baharı
Karsız kışı
Kararsız bakışı
Saçlarının dalgalanmadığı rüzgârı
Çamursuz toprağı
Sevemedim
Çalışmayan karıncayı
Aysız geceyi
Gecesiz denizi
Denizsiz seni
Sevemedim seni sevmemeyi
Seni sevememeyi

Anlatmak istiyorum böyle zamanlarda anlatamadıklarımı
Hep suskunluklar dolduruyor dudaklarımı
Nasıl oluyor bilmem
Nasıl tesadüflere gebeyim bir bilsem
Her nereye baksam
Tokat gibi bir poyraz çarpıyor suratıma
Gözlerim uçuşuyor
Oysa ben özledim retinalarında kendimi seyretmeyi

Ağır
Çok ağır
Gözyaşlarım kadar ağır bir melodi duyuyorum
Aynı
Hep aynı faili meçhul sevdam
Birden adrenalimi yükselten bir tempo patlıyor şakaklarımda
Notre Dame’ ın kamburuna dönüşüyor omuzlarım
Darmadağın oluyorum
Delik deşik oluyorum

Sen düşüyorsun yine uçuşan gözlerime
Viran bir kenti öpüyorum sokaklarından ıslak ıslak
Kalleş bir ay geçiyor alnımın ortasından
Ne bedbaht bir denizdir bu
Nasıl bir dehlizdir bu kramp düşlerim
Bu paranoyak ağlayışlar
Bu şizofren sevmeler
Bu şarabi boş vermişlik
Bu şuursuz duygular

Gökyüzü ikiye ayrılıyor
Deniz iflas
Balıklar yas
Mistik hikâyeler yitiyor birer birer usumdan

Ama fasulyenin fazileti şu ki

Sevemedim faili meçhul sevdam
Çalışmayan karıncayı
Sevemedim aysız geceyi
Gecesiz denizi
Denizsiz seni
Sevemedim seni sevmemeyi
Seni sevememeyi

IX

Ilık bir haziran akşamıma düştün bu kez faili meçhul sevdam
Efkâr dağıtacağım
Künyene bakmadan bu akşam

En canlı gülüşlerimde bile her ne kadar kırık dökük olsa da bir yanım
İçinde sen olmayan bir yaşanmışlığım olmadı yokluğunda
Küresel ısınma
Küresel kriz
Töresine yandığım ağıtlar
Kavgalar
Savaşlar

Sonra bir İstanbul geçti efkârımdan
Haliç
Boğaz Köprüsü
Yalılar
İçinde kontesler, kontlar
Belki yakınlaşacaktır bu kez düşlerimdeki uzaklar

Elmalar faili meçhul sevdam
İrili ufaklı
Ekşi tatlı
Renkleri farklı
Sert yumuşak
Olgun ham
Kimi yaralı
Bütün elmalar elma
Kabullendim kadınları, bunu anlayalı

Zengin, fakir
Büyük, küçük
İyi, kötü
Bütün insanlar insan
Bir yükseklikten düşerken ayrımını yapmıyor yerçekimi
Zemin her daim sert
Ölünün sıfatı tek

Bütün elmalar elma
Bütün insanlar da insan ya
Sen faili meçhul sevdam
Çıkmıyorsun hiçbir sıfattan ve somut bir kavramdan
Bu saatlerde yıldız filosu gibi akıyorsun saçlarımdan
Akşam, efkâr ve haziran
Ayrılmıyor uzaklığından

Çivi çiviyi söker derler ya
Bendeki kör olası mıh
Söksem kanayacak bu firari çarmıh
Dahası
Martin Eden azmi paydahlıyor inadına bir kez daha hicranım
Hasret GÜLTEKİN yankılanıyor usumun Madımak’ ında

“ O seni gülüm o seni
Kirpiklerin gözleri
Kucakladığı gibi
Kucaklarım seni “

Biliyorum ağır gelir bu mevzu şimdi sana
Aldırma
Panik atak sevişmeler benimki
Hem aldırsan ne yazar
Anlamazsın ki

Dahil olmasan da bu haziran akşamıma
Çift kişilik yaşıyorum
Aşk gibi yalnızlığı da
Tersim dönüyor yalan değil
Saydırıyorum
Künyene de, efkârına da

X.

Bir sonbahara akşamına dayandı saatler yine faili meçhul sevdam
Efkâr dağıtacağım
Künyene bakmadan bu akşam

Üç çocuk
Üç fidan
Üç kirlenmemiş yürek
Şeker toplamaya çıkmışlardı
Bayramdı
Hala bulunamadı

Yine yatak zelzele
Yine yorgan melun
Yastık mayın tarlası

Bir tarafını sel götürdü beynimin
Bir tarafını açılmayan açılımlar
Şimdi çıktığım şu balkon
Bir hayli Ergenekon

Sorsan günlerden x
Saatlerden y
Bu karanlık lacivert gece
Tüm yıldızları topladı kırık bir sandalyeye

Ah faili meçhul sevdam
Yokluğun tutsaklığımdır
Koynumda biriktirdiğim çiçekler
Kızıl alev renginde diken diken batıyor göğsüme
Belki zamansızdı efkârlarım
Ve adaletsizdi gecelerim sensiz
Ama gecelerin mavisiyle sevişti gözlerim yerli yersiz
Hangi duyguda bir sen varsa o yapıştı alnıma
Hele bu keşmekeş kent
Hele bu kalleş sokak lambaları yok mu
Kendi cesedimi arattırdı bana

Yine bir yerlerden müzik sesi geliyor hafiften
Nerden dinlersen dinle acıklı çalıyor
Bilmem ki bu bestekâr beni nerden tanıyor

Deli ve çılgın bir rüzgar esiyor burnumun dibinden
Her nereye savursa beni, yol cehenneme çıkıyor

Yokluğunu kirlenmiş ve yırtık bir elbise gibi
Çıkarıp atmak istiyorum üstümden
Ne de olsa bir sonbahar akşamı ve bütün şarkılar acem aşiran
Yani hançer vursan geçmez tenimden

Ah faili meçhul sevdam
Birikmiştin efkârımda
Bütün efkârlar künyesiz
Bütün sevdalar faili meçhul aslında
Ve efkârın akşamı da yok sabahı da

XI

Martıların yerini göçmen kuşların aldığı bir havada
Bir garip İstanbul’ da
Biraz da Orhan Veli tadında
Kafamda on dokuzluk grizu patlarken
Ah faili meçhul sevdam
Efkâr dağıtacağım
Künyene bakmadan bu akşam

Her şey başkalaşıyor sen düşünce yadıma
Ben A diyorum sen Z de bitiyorsun
Her yağmur damlasını alnında topluyorsun
Her saat başı sen gonkluyorsun duvarda
Bir sana yanıyorum
Bir sana
Neron olasılıklarımda
Bir zamanlar
Gelinlik kız gibi öptüğüm bu kentin tüm kaldırım taşları
Şimdi cellat boynuma

Ne menem bir sabırdır bu
Bu nasıl bir kozmopolizya
Bu kez bir klarnet çınlıyor beynimde
Bir de Madenciye Türküsü
Hani misket havası çalsa efkârlanacağım

Yine düştün yadıma ya
Yüzüm paramparça
Ve öptüğün yerlerim kanıyor alçakça
Oysa öptüğün zaman
İki uzak kent arası tüm yıldızlar ıslanırdı

Sevda;
Che gibi
Arjantin’ de doğup
Meksika’ da ayaklanıp
Küba’ da devrim yapmaktı

Herkesin hatırladığını unutmak
Herkesin unuttuğunu hatırlamaktı
Yaşama katlanmaktı sevda
Öptüğün zaman

Şimdi
İçimdeki hâr aşkına
Mazideki nâr aşkına
Ebedi efkâr aşkına

Şimdi
Eriten edan niyetine
Armonik sedan niyetine
O kalleş vedan niyetine
Zinhâr
Şühedan niyetine faili meçhul sevdam
Şühedan niyetine
Efkâr dağıtacağım
Künyene bakmadan bu akşam

XII

Şarkılar seni söyler, dillerde nağme adın *

diye devam ediyordu nihavent şarkı, faili meçhul sevdam
Efkâr dağıtacağım
Künyene bakmadan bu akşam

Öncesinde ud taksimi, peşrevi
Ve ciğerlerimin ince teliyle sevişiyordu Itri
Boş ve loş bir esaret makamından inliyordu radyo

Oysa az önce bültenlerde
We are the World, we are the children diye
Ağlaşılıyordu Haiti ye

Ne garip değil mi
Melodilerin kimliği yok
Renkler evrensel
Böyle zamanlarda
Kalküta da Tagore
Amerika da Steinback
Güney Afrika da Mandela olmak işten değil
Her rengin tüm tonlarında insanım işte
Bütün diller ana dilim gibi
Ve tüm şivelerimle seviyorum seni

Uzaktan mevlevi bir sükûnet hırkasına bürünmüş görünüyorum değil mi
Oysa
Sağ yanım Nemrut
Sol yanım Firavun
Bohem bir yalnızlıkta ruhum / ki sensizlik vatansızlıktır bilemezsin
Meyli hayallerim misin yoksa
Hayallerimdeki mey mi / bilmiyorum

Uzun etmeyeyim faili meçhul sevdam
Bir tatlı huzur almaya geldim Kalamış tan *
Efkâr dağıtacağım
Künyene bakmadan bu akşam

XIII.

Geçmesin istiyorum hiçbir şey, senden gayri efkârımda
İlk cemre düşmüşken havaya
Ne çok susuyorum sana faili meçhul sevdam
Efkâr dağıtacağım
Künyene bakmadan bu akşam

Pimi çekilmiş sözler patlıyor içimde
Suskularım yirmi dokuzuncu bahar, Nilgün çığlığında yankılanıyor
Üstelik yazdıklarıma da galip geliyor yazmadıklarım
Merhabasız geçiyorsun düşlerimden
Şimal yıldızı gözlerimde yıkanıyor

Biliyorum terketmeliyim
Tenini fotosentez yapan çiçeklerin kentini
Kendimsiz bir nisan akşamına dayamalıyım soluğumu
Kanayan dudaklarımda imha etmeliyim usumu
Hatta tüm sevda şarkılarını hizaya dizip gölgeler çekmeliyim gamlarına
Kefensiz güfteler gömmeliyim notalarına
Hani nasıl anlatayım ki şimdi bunu sana
Tam konuşacakken susuyor anlatacaklarım
Ve çığlık çığlığa susunca
Heyhat
Bir anlam çıkmıyor
Suskuyu çığlığa çarpınca

Bilir misin
Her köhne meyhanede
Süzme bal gibi durur bir şiirim
Ve her şiirimde mutlak emeği vardır bir sakinin
Şiir utanmaz
Saki ağlamaz
Her masa kendi yanağında yedek bir yumruk taşır
Müzik susar
Kelam biter
Yumruk dediğin maşuğun vurmalı şarkısıdır
Vurmazsa masanın hatırı kalır

Nerden çıktı bunlar şimdi dersin bilirim
Deme, dışında kal mevzunun
Dedim ya
Pimi çekilmiş sözler patlıyor içimde
Hercai yolculukların isimsiz gemilerinde
Rüzgara karşı tükürmeden ömrümü
Varmaya çalışıyorum o limana
Anlar mısın ki
Bunlar son dem gibi sanki
Zira tüm çınarlar tanıktır efkârıma

Yine de bir şarkı yazdım sana
Her vuslat bir ayrılığa gebeymiş
Her ayrılığa düşen suretim, göçebeymiş

Anla faili meçhul sevdam
Efkâr dağıtacağım
Künyene bakmadan bu akşam

XIV

“ Rüzgar söylüyor şimdi o yerlerde, bizim eski şarkımızı”

Muhayyerkürdi makamda inliyordu asuman, faili meçhul sevdam
Efkâr dağıtacağım
Künyene bakmadan bu akşam

Hangi şarkıda yoksun ki
Hangi ezgi titretmiyor kalbimi
Bir rüzgar esmiyor ki, saçlarını tel tel savurmasın
Bir damla düşmüyor ki toprağa, yüzümü ıslatmasın
Mey gibi suretin
Ney gibi aksisedan
Ne aylardan nisan
Ne konuştuğum lisan
Avutmuyor gönlümü
Kerbela misali başımda sevdan

“Vazgeç söyleme artık, hatırlatma mazideki aşkımızı “

Belagata hürmetim, nazmımda aşikâr
Kalemden ve kemâlden korkmadım, kelâmdan korktuğum kadar
Sükut-u hayal olduğundan beridir suretin
Her gece şeb-i yelda
Her busen leb-i derya
Ah faili meçhul sevdam
Bu gece yıldızlar arasından çıkıp gelsen ya

“Bir kış günüydü başladı, bu hazin macerası ömrümüzün “

Macera mıydı sahiden
Varlığın değil miydi, ömrüme mıh gibi resmedilen
Her sabah bin umuda uyandığım o isimsiz sahilden

Yine sicim sicim yağan, ıslanmış yüreklerin sabahıdır bu sabah
Yine bereket suyudur, ana sütü kadar berrak boşalan su
Kirlendiysek temizlenme zamanıdır, huşû içinde bir vakit
Böyle olsun gözüm, her işkence bir okşan, her okşan kirli pusu

Demiştim gözlerinde durulup
Ve aldırmadan artık yaşanmayan hayatlara
Ölümle yaşamak dayanması güç bir elem / ama
İmrendim intihar edip de ölmeyenlere

“Vazgeç söyleme artık, hatırlatma mazideki aşkımızı
“Vazgeç söyleme artık, hatırlatma mazideki aşkımızı
“Vazgeç söyleme artık, hatırlatma mazideki aşkımızı

XV

Nicedir ağır gelmiyordu yaşam ağrısı faili meçhul sevdam
Efkâr dağıtacağım
Künyene bakmadan bu akşam

Yaşam ağrısı dedim ya
Gölgem oldu bu gece
Bakışlarımın değdiği her an hicret misali
Yağmalanmış bir kent gibi talan
Örselenmiş bir yürek kadar viran
Yani faili meçhul sevdam
Yaşam ağrısında
Dönmüyor
Dönmüyor devran

Kirlenmiş
Tüketilmiş bir yaşamda
Varlığın da, yokluğun da başka acı
Herkes birer yolcuydu ya
Sen içimde yekpare ka/l/dın
Yekpare hancı

Ney taksimi geçiyor alyuvarlar gibi damarlarımdan
Aynı t/aksim kim bilir kaç keşmekeş masada geçiyor
Kaç anaç hayat bu şarabi mevzuya meze oluyor
Kaç minik yürek bu enkaz ile yetişiyor

Yine Zonguldak
Nükleer çoğalma
İsyan ve ruhani soykırım
İshak Baba neferi gibi vurulmak
Her vukuda vurgun yaşamak
Her biri ayrı acı

Dört işlemde bulamıyorum seni
Pisagor mesnetsiz, Oklid çaresiz
Gece gündüzsüz, gündüz gecesiz
Hangi duyguma dokunsam
Kif/ayetsiz

Hiçbir edebi yazın da anlatmıyor seni
Olric
Goriot Baba
Gazap Üzümleri

Susuyoruz
Yoksun
Konuşuyoruz
Yoksun

Nefes alıyoruz

Y / a ş a m ı y o r u z

XVI

Merhaba faili meçhul sevdam
Efkâr dağıtacağım
Künyene bakmadan bu akşam

Yine gün akşam oldu
Yani karanlık çöktü yine
Sadece güne çökmedi elbet
Hani günaydın demediğinden beri
Hiç bir gün aydın değil ya
İşte öyle

Şöyle sakin sakin oturayım demiştim
Defterlerim arasından ustura gibi bir şiir çıktı
Tahir olmak da ayıp değil, Zühre olmak da
Beni mi buldun şimdi usta
Akşamın dokuzu
Yağmurun çisesi ve toprak kokusu
Parmaklarım arasında Adıyaman tütünü
Gel gör ki
Elimde soda şişesi
Bu işte bir terslik var ki, sorma
Paçalarımdan asılıyor kedim
Yani kirişte
Soda ile çarpılmaz ya insan
Çarpıldım işte

Yani sen elmasın ya şimdi
Say ki elma da çok, armut da
Bundan banane
Say ki her akşam saat dokuz
Her akşam yağmur çiseliyor ve toprak kokusu
Her renkte soda içiyorum

Diyor ya Usta
Hoşgeldin kadınım
Hoşgeldin

Hoşgeldin gülüm akşama
Akşamıma

XVII.

Bugün erken çöktü ağırlığın
Her zamankinden birkaç saat evvel faili meçhul sevdam
Efkâr dağıtacağım
Künyene bakmadan bu akşam

Günler, aylar, yıllar su gibi akıp gitmekte
Su gibi olmalıydı bir çok şey zaten (zaman dışında)
Duru, şeffaf, yüzün gibi

Bu aralar bihaberim dünyadan
Kıtlık nerede, savaş nerede
Yakın zamanda bir afet geldi mi yurdumun insanına
İnsanoğlunu etkileyen bir gelişme var mı uzak ufuklarda
Güzelliğe dair bir şey yok her nasılsa
Mühür kimde, Süleyman kim belli değil
Bir işlere daldım ki sorma
Gün bilmem kaç saat, yetmiyor bana

Sonra kış mevsimi zorluyor
Ve sabahları işe uyanmak ağır geliyor, sıcaklığına uyanmanın simetrilerinde
Geri geri gidiyor her adımım zaman ilerlerken
Ağır geliyor yaşam, ağırlığın gibi vesselam

Tüm masalara ezberlettim hikayemi
Tüm yıldızlarla selamlaşıyorum bu saatlerde
Ve tüm radyolar seni mırıldanıyor
Gülmelerin arka sokaklarında yürüyorum
Sevinçlerin perde arkasında
Mutlulukların bir adım gerisinde
Dilim sürçsün ki özlüyorum seni

Nasıl bir zulümdür bilemezsin
Tut ki yerimdesin
Dünya senin olsa gülemezsin

XVIII.

Kaç zaman geçti yine son efkârdan bu yana
Sana geldim sana
Yine de her efkârda koştuğumu sanma/sana
Leyla Leyla olalı, görmedi böyle Mecnun
Yusuf’ u böyle perme perişan yaşamadı Züleyha
Bilmediklerin öyle çok ki faili meçhul sevdam
Efkâr dağıtacağım
Künyene bakmadan bu akşam

Görüşmeyeli
Meçhul bir yol ve zamanda, içli şarkılara nota oldu bedenim
Saçlarım ıslandı, kentine yağmur yağdığında
Monologlar ürettim bilmiyorsun
Miskin ve uzunca

Sonra esir kentler bağladı vicdanımı
Derinliklerimde hissettim sokağın isyanını
Uzak bir diyarda deprem ve tsunami boğdu beni
Nükleer sızıntıda bilmem kaç bin radyanı işledim tenime

Sonra iç savaşlar kemirdi beynimi
Vahşet, kan ve dramın adı bu kez Tunus, Mısır ve Libya
Akbabalar dakikti
Yine unutuldu Sodom ve Gomorra

Ey aklımın ermediği ve sistem dışı olduğum Dünya
Kandan, kavgadan
İnsafsızlıktan, insansızlıktan
Ve aşksızlıktan beslenenlere inat
Sana biat etmeyeceğim
Ki her nasılsa bir gün
Onurumla öleceğim

XIX.

Son vedamdı
Aylardan Marttı
Henüz cemreler düşmemişti
Geldim… Şimdi eylül ertesi
Geldim, faili meçhul sevdam
Efkâr dağıtacağım
Künyene bakmadan bu akşam

Bugün şair değilim
Bu aralar unuttum bu işleri
Usandım belkide
Her sözcük ayrı hançer
Her cümle bir kadavra evveli

Diğer yandan, sıktı “ Dönülmez Akşamın Ufukları “, yalan oldu
Ben mi ölemiyorum, ufuklar mı basiretsiz
Kendim için şiirleşiyorsam namerdim
Ama kan
Ama gözyaşı
Çıkmıyor avuçlarımızdan vahşetin izi
Söyle daha kaç kişiye adını vereceksin Niyazi

Bir müjdem var sana
Hep felâket tellallığı yapacak değilim ya
Memleketimde kadınlar
Ancak şimdi uyandılar
Elin yazı, kış oluyor bize
Güleriz ağlanacak halimize

Aslında yine karışık bu salata
Yine acılı yeriz lahmacunu
Yine yağmur, fırtına
Dolu
Tek fark şu ki
Şimdikiler hormonlu

Sonra sen
Hep sen
Nihayet sen
Göğsümde sen çarpıntıları

XX.

Kaç zamandır kelâmsızım
Kaç zamandır pelesenk oldu sızım
Yoktun faili meçhul sevdam
Efkâr dağıtacağım
Künyene bakmadan bu akşam

Takvim yaprakları düşmeyi mi unuttu
En son hangi mayısta seviyordum seni
Hangi perşembede kaldı ayak izlerin
Ahmet usta, büyük şairdi
“ Yokluğun cehennemim öteki adıdır “ derdi

Ağır s/ezgilerdeyim
Hasta sanıp, pasta veriyorlar
İçimden atlasi katliamlar geçiyor
Bilmiyorlar

Tut ki
Çisil çisil yağıyorsun her gece
Kendi kanıma susuyorum
N/isyanımsın

Adım adım yüklendim seni
Adım adım yükseldim
Sahi
Adın neydi faili meçhul sevdam
Efkâr dağıtacağım
Künyene bakmadan bu akşam

XXI.

Ferfecir bir gecenin koynundayım
Ay kalleş
Yıldızlar serseri mayın gibi çöküyor gözlerime
Ferfecir bir gece faili meçhul sevdam
Efkâr dağıtacağım
Künyene bakmadan bu akşam

Kaç mevsim değişti bilmiyorum
Benim dışımda her şeyin rutininde olduğu
Bir yerlerdeyim
Bir zamanlarda
Detone bir hayatın, arıza gamlarındayım
Bazen insanım
Bazen isyan
Dünya bildiğin rezillikte öte yandan
Ne keser dönüyor, ne de sap
O gün gelmiyor, dönmüyor hesap

Günlerden bir şeyin tesi
Uzun zamandır almamıştım kalemi elime
Oysa kesik sığınışlarımı döktüğüm yegane limanımdı
Nasıl anlatmalı
Güzel bir şiir yazarken
Senden güzel bir şiirin olmadığını
Çekilip güzel bir manzara karşısında sükûta erişmeyi hayal ederken
Beynime saplanan kurşuni hayallerini
Bu şehri terk etmeli biliyorum ama tam da tası tarağı toplarken
Karadeniz gibi gürleyişin yok mu, Akdeniz gibi sevişin
Amed Amed isyanın yok mu
İstanbul İstanbul bakışın
Sonra
Sonrası Beyrut
Telâfer, Şam

Günlerden bir şeyin tesi işte
Başladım geriden sarmaya
Aslında
Şehri değil dünyayı terk etmeli, pılını, pırtını toplamadan
Sonra
Sonrası sevda, aşk
Sonrası topyekün sen

Yani benim faili meçhul sevdam
Yokluğun kefen gibi örtüyor dünyamı
Yokluğunu soluyorum
Yokluğun atıyor kalbim dakikada doksan kez
Yani
Gitmeseydin ya

Ferfecir bir gecenin koynundayım faili meçhul sevdam
Efkâr dağıtacağım
Künyene bakmadan bu akşam

XXII.

Kara
Kapkara
Kömür karası bir vuslatla
Birileri tomayla
Ben Soma’ yla
Geldim sana faili meçhul sevdam
Efkâr dağıtacağım
Künyene bakmadan bu akşam

Yıl ikibinondört
Kederlerden Mayıs
Saat bilmem kaç yüz cenazeyi gösteriyor

Ey güneş! bugün doğma
Ey ay! aydınlatma semayı bu gece
Ey şanlı hilâl dalgalanma
Açma ey çiçek
Delme göğü heybetli tepe
Yaşamak; kızılcık şerbeti gibi akıyorken içime

Hangi şuursuzluğumuza yanalım şimdi
Hangi şurupsuzluğumuza
Hangi kusursuzluğumuzla avunalım
Hangi fütursuzluğumuzla ölelim

Derin
Çok derin bir acının ortasındayım
Ve gidiyorum
Kara bir veda bu, biliyorum
Ah! faili meçhul sevdam
Uzun lafın kısası
Efkâr dağıtacağım
Künyene bakmadan bu akşam

Yıldırım Uzun
Kayıt Tarihi : 29.3.2009 18:40:00
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Berg Riz
    Berg Riz

    Bu kadar uzun ve ben biraz daha olsaydı diyorum okurken.Siz efkar dağıtın okuyucu ruhunda dağılsın
    Tebriğim takdirin gölgesinde kalsın

  • Çiğdem Çiçek
    Çiğdem Çiçek

    Bırakıveriyor insan kendini gözlerinin önünden akıp giden hüzne böyle şiirlerde. Çok güzeldi, Şairin yüreğine esenlik dileklerimle...

  • Siyahh Beyazz
    Siyahh Beyazz

    Ah bu şiirler
    Ne zaman kendimi vursam
    İmdada yetiştiler

  • Naime Özeren
    Naime Özeren

    Yine de bir şarkı yazdım sana
    '' Her vuslat bir ayrılığa gebeymiş
    Her ayrılığa düşen suretim, göçebeymiş''

    Anla faili meçhul sevdam
    Efkâr dağıtacağım
    Künyene bakmadan bu akşam

    Yine ilk okuduğum zevk ve heyecanla okudum.Muhteşem bir şiir sevgili Uzun.Kutluyorum bütün kalbimle...

  • Şükrü Topallar
    Şükrü Topallar

    Yine de bir şarkı yazdım sana
    '' Her vuslat bir ayrılığa gebeymiş
    Her ayrılığa düşen suretim, göçebeymiş''

    Anla faili meçhul sevdam
    Efkâr dağıtacağım
    Künyene bakmadan bu akşam

    Bir hayli uzun, bir o kadar anlamlı şiirinizi için kutlarım.Şükrü Topallar

TÜM YORUMLAR (22)