Dörtdivan Kulvarsal Kangren

Seyfi Karaca
3350

ŞİİR


7

TAKİPÇİ

Dörtdivan Kulvarsal Kangren

İhtiyacından çok fazlasını üretip tüketim piyasasının acımasız tezgahına kendi varlığını rayiç koyan Endüstrileşmeyle birlikte insanlık kimliğini ; ve gerek nitel gerek nicel tüm hayati kökleri toprağa dayalı aidiyetini terkedip KENT yoğunluklu endüstri ve piyasa çarkı çeviren kimliği belirsiz merkez metropol tutsaklığa yığılıp yoğunlaştıkça da insanlığını ve kişiliğini kaybetti.
Bu sabıkası çok, cürümü viran , sınır sorumluluk tanımaz körkıyamet mahsülü ekip biçen sapkın döngü ; ancak amansız bir şekilde hiçbir zaman kayıp süreci tamamlanmamaya dair sürekli ihtiyaç ve sorun yaratarak, yarattığı çözülmez sorunlardan ve bir türlü karşılanamayan ihtiyaçlardan güdümlü doyumsuzluk dürtüsü uyandırıp yeni sorun ve açlık endüstrisi üreten esaret bağımlılığını ancak kişiliğini ve kimliğini kaybetmiş insanlık ölümüyle olası ve mümkündü.
Bilim teknoloji ulaşım dil tarh coğrafya moda sanat eğitim iletişim .. hayata refakatçilik eden herşey sakata uğratılarak gerek maddi gerek manevi bütün öznel değerlerini kendini kontrol edip kullananların dörtdivan kent tutsaklığına ve piyasa tüketimi esaretine takas etmiş insanlık ölümüne kafa açıp kapayan medya magazinciliği ve kullanıcının kiralık katilliği etti.Üstü yalan yanlışlarla süslenen tüketim çılgınlığı besleyen ve sapkınlaştıran serbest piyasa hak hukuk ahlak kişilik karakter ve sınır tanımazlığı ölçeciyle bu azgın amansız sömürü ve yağmacılık çarkı, insanını kendi kendine sorun ve tüketim bağımlısı cellatlıkta amansız intihara zorladığını ismen demokrasi eşitlik özgürlük
vs vs diye pilakalayıp kundaklanmış vitrinin boyuna posuna etiketleyip kurdeledi. Burada ön koşullanmış bağımlılıklara eğilip bükülerek uyum sağlayamayan akıl fikir sorumluluk vicdan duygu onur bilgi özgürlük inanç özgüven sahibi insanlık duyarlılığı en çok acıyı çekip ezici baskıların derin diplerinde cebelleşmeye muhatabı olurken; gittikçe baskın gelen heryeri ve her anı kuşatılmış hayata ölümüne teslim olunmuşluğuyla artık hiçbir özgün duyarlılığı ve tepkisi olmayanlığa genel geçer kabul gördü.
Bu yüzden gerek sosyolojik gerekse felsefi tüm toplumsal değer bütünlüğünü sevgisi saygısı ilgisi bağı aidiyeti kültürü dili sözü özü sanatı sürekli tüketerek hiçbir huzuru kalmayan kaç- göçlerin güdümlü seanslarında bütün hastalıklı ilişkisizliğine kopup uzaklaşarak aklını duygusunu düşüncesini sorgulamasını katılımcılığını özgürlüğünü özgüvenini fikrini kontrolünü kaybetmiş insanlık salacasını kendi bildiğince ve kolayca evirip kıvıran Patron- Tanrılar tüketim piyasası, kendi mezarlığında kokuşmuş çürümüş insanlığa " durmayın kendinizden kopun ayrılın sürekli TATİL YAPIN " afyonun algısını aşılayıp kışkırttı. Bu yüzden anımda kurulan evlilikler saniyesinde ayrılıp boşanmaya bol görselli süslü kurdeleli dair organize ENDÜSTRiYEL kara borsa ve piyasasını buldu. Çünkü nerde ne kadar zorunlu ve güdümlü piyasa tutsağı insan ayrılıp çatışarak kin nefret sevgisizliğin kundagında parçalanmışlığı var idiyse, o kadar kolay, beleş , ucuz , zahmetsiz kendiliğinden çalışıp işleyen sömürü talan zorbalık dayatma ve yağma var olacaktı.
Kibir debdebe israf doyumsuzluk gösteriş izdiham ve benzerleri , çokça istiflenmiş yüksek tabaka özentisi fark yaratma esaretinin sınır ve sorumluluk bilmeyen aşağılık düşkünlüğünü ve aç gözlülüğünü doyurmak için insanlık arızası sakatlığın ve bozukluğun ana maddediydi . Bu bağlamda rastgele çeldiği renkli toplar arkasında , kotralarda, villalarda, yalılarda, modalarda, sür-sefalarda mobil yahut sabit her türlü gösteriş galerisi oynaklığın doruklarına çıkıp zirve yapan kıyasıya ölümcül sınama ve denemelerini kandırıp doyurmayı dert edinirken bataktan batağa gömülü bilincine kendini mezarlaştıracak derecede yitirip kaybederken bazan golf sahası, bazan polo cirit, bazan çift eksozlu jet makina, bazan özel katalog şapka tayyör blucin baldır bacak butik...karmakarışık zıkkım -zindan hayatın düştüğü yarden bir daha kalkamamamaya yaratıklaştığının farkında bike olmamakta.
Söz buraya gelmişken Fransa' da ekmeğe suya kiraya elektriğe ve cümle elle dokunur gözle görülür somut yaşam nafakasına yetmiyor ve ' bizi iliklerimize kadar esir hayatlarda köle gibi kullanıp ucuz tüketim pazarlarında aklımızı fikrimizi hayalimizi hasretimizi dilimizi onurumuzu uykumuzu sevincimizi dirimizi ölümüzü çırılçıplak kedere ve endişeye boğarak korkularımızdan endüstri kurup, ömrümüzden tüketim intiharı ve yarınsızlık cinneti gasp ederek bize sormaksızın bizi soyuyor ve sömürüyorsunuz " diye çığlıklar atan Sarı Yelekliler' e caddede sokakta meydanda kırandan geçirirken, tıpkı kullanıcısının araç gereç hesabı kadar siyasal yürürlüğü olan YEŞiLLER ve ona yapışık IRLÇILIK sokak yahut sandık medya magazin vitrinciliği gibi erkeğin erkekten veya kadının kadından ( eşcinsellerin birbirinden) çocuk sahibi olmasını özgürlük ve demokrasi adına haktan hukuktan sayıp kanunen yasal saydırıldı. Aynı günlerde geçmiş imajını düzeltecek diye Hollanda hiçbir sosyal politiğin somut ihtiyacına cevap vermeyen atağa geçerek ismini The Nederland diye süsleyip boyadı. Yine aynı gün kiralık katili Pekaka' yı datış listesinde uygun uşaklıktan aşağılık kefereliğe azleden Amerikan Trump, ' eğer Türkiye BOP oyunumu bozmaya kalkarsa ekenomikman siler süpürür mahveder sıfırlaştırırım ' manyaklığından morg ses ve nefesli hayal meyal cibiliyetsizliği sallayıp savurturdu...
Bu arada kimseden geri kalmamak için yok pahalarda ölüp dirilircesine Tatillere kaçıp kovalaşanlar, olabildiğince çok iz,yan, yöre, bucak, bayır, belde, sofra, kazan kartpostal ve gölgelerde kostüm bürünüp dekor takınmak adına yaz boyu boğulup boşaldıkları yere
eğer kopup parçalanıp ayrılmadılarsa yeniden toplanıp tünediler.
Orayı çıkıp bakıyorum ki kehine kenarına ne görem.. Otlar sararıp çiçeklerin dağı bağı solmaya yazdığı ve kavrulup gevreyince ekinler arpalar.. munus muhtaçtır yaprak yaprak düşüp dökülen kavak dalları , raylar trenlerce gurbetini yükkenip göçen güzün..Derde düşüp hasrete koyan biçarede, viranelerde ıssız üryan düşte tünekte gamda ve divanelerde. Her ne vakit nerden bulutlanıp dokunsa yağmur gözüm seyrir seyrim bullanır ki..sızısı hasrete damlar korkedere boğulur dünya civarım ve bunca sis deryasında hüzün ırmakları içerlerimde çağlar sessiz yanar ay ve yuldızların çırası hiç çaresiz hiç mi hiç
istisnasız ; herkesin herkesten ilgi yakınlık değer kıymet saygı sevgi bağ ilişki inanç kıvanç itibar öz kendi gibi bilirlikten soğuyup kesildiği kopukluğun imdat çırpınışlarıyla türlü deşip didiklenmelerin derininde dibinde yurttan yuvadan aileden insanlıktan hızla uzaklaşıp herşeyini kaybetmeye dolup taşmaya, sanki ölmek için kendi içine usuuul usul defini gömülü kapanmışlığıyla nice amansız can çekişmeri yaşamakta gün, bugün ve sürdevam yarın..
Bütün bunlara muhtaç mahrum mecbur ve muhatap eşit şekilde paramparçalara dilimlenmiş dağıtımın soyut gülüşlü yalan suratlı yanlış duruşlu ve sahte karakterli harabelerle evlenip boşanan viranelerin esaretini konumlanıp ; hiçbşrley afına söz alan sarfiyatta konuşlanan siren çığlıklarıdır ki, boğuldukça boğulan nafile naçar bildirimlerden ' senin hediyelik paket proğramlı aşk görselini değil ,esas kimsin nesin kendini kullandığına dair senden coşup kabaran öz kaynaklı özgürce kalbini aklını duygunu sözünü fikrini cesaretini ve özgüvenine inanmak istiyorum' diyememenin üstüne üstlük ölü taşıyıcılığını; ve yükseldiğini sandıkça bilinmedik belirsizliklerin uçsuz bucaksız dibine çakılarak; kendini sakatın sakatı hurdaya çıkarmanın türlü çeşit dayanıksız tükenen cinnet ceremelerini yüklenip boşaltıyor sanal soyut tektipik yüklenme ve aktarımlarla kendi cana kıyım endüstriel ünite
intiharının kendi sersemesi ve hiçliğe ilaveten zümre zürriyete tav; imi tümü telef insan.

Seyfi Karaca
Kayıt Tarihi : 2.11.2019 19:54:00
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!