DOĞUM GÜNÜ ŞİİRLERİ

DOĞUM GÜNÜ ŞİİRLERİ

Gözde Hatiboğlu

Dingin bir pazarın sonuna doğru ilerliyorum. Haftanın yorgunluğuna yeni yaşımın yükü de bindi sanki. En son yoğun trafikte şarkılar mırıldanıyordum, günün devamına enerjim kalsın da dostlarımın mutluluğuna ortak olsam diye düşünüyordum, yapamadım. Yorgunluk ağır bastı evime kapandım, kapanış o kapanış yarına kadar çıkmayacağım. Sessizliğimde ve kendimle kalmak istedim galiba öte yandan da. Bunu yeni fark ediyorum. Yazdan kalma bir kasım gününde, pastırma sıcağı deniyor ya öyle bir gün işte, güneş penceremden girdi içeri ikna edip dışarı çıkaramadı.

Son haftayı düşünüyorum. İş karmaşalarımı, doğum günümün telaşını, hayatın rutinine takılanları. Seni düşünüyorum bunların içinde; konuştuklarımızı, değişen durumumuzu, sevgimizi. Söylediğin sözle birlikte gözden geçiriyorum yaşanıp bittikten sonrasında. Gün geçti bak, heyecanlar yerini yine rutine bıraktı. Yeni yaşıma iki gün eklendi üstelik. Büyüdüm demiyorum artık, olgunlaştım sanki biraz daha. Sorguladığım bir şey var; niye yoktun yanımda. Takılmamıştım diyordum ama takıldım canım. İlk defa yalnız kutladım doğum günümü. Kızmadım sana da eksik kaldım. Biliyorum nedenlerini, anlıyorum gidişini ama telafisi var mı bilmiyorum.

Ben dünyanın en şanslı insanıyım, hep derim bunu bilirsin. Başta sana sahibim, muhteşem dostlarım var ve hayatımın her nefesini çok seviyorum. Bu doğum günümde harika kutlamalar yaptı dostlarım bana. Üstelik kimse bana sürpriz yapmıyor her şeyi kontrol etmem gerekiyor yakınmalarını yaparken. Şaşırdım. Ağladım. Kalp atışlarımı durduramadım. Senle olmak istediğim bir günde herkes vardı sen yoktun. Ulaşılamamış sana klasik olarak. Neden diye sormuyorum ben çok uzun zamandan beri ama başkaları soruyor geri dönmediğin aramaların hesabını. Kızmıyorum, sadece sıkılıyorum çünkü cevabım yok. En son konuşmamızdan önce diyorum çünkü en sonuncusunda sıcacık ama buruk sesin doğum günümde ağlatacaktı beni yokluğundan, işler var şehir dışında olacağım canım dediğin yerde durdu sanki dünya sana kapadım kendimi. Nasıl olacaktı da sensiz geçecekti yaş günüm. Geçti bak, bana ağırlığınca sorular bırakarak.

31 Ekim 2008 Cuma gecesi. Senin beni tanımladığın gibi şıkır şıkır olduğum bir doğum günü gecesi. İyi ki doğdun ve iyi ki varsın canım, yanında olamadığım için üzgünüm ama telafi edeceğiz. Edelim bakalım canım ama sensiz eksik olacak bu kutlama. En net hatırladıklarım bu dialog geceden. Sonrası keyifliydi, eğlenceliydi fakat sana da dediğim gibi eksikti. Daldı gözlerim arada. Üstelik hayatım boyunca aldığım en özel sürprizler vardı. Aklım sende gözüm kapıdaydı. Belki çıkar gelirsin diye beklediğimi ertesi gün daha da net fark ettim. Garipsediğim bir halim daha vardı yalnız, elim telefona hiç gitmedi. Başka zaman olsa arardım, mesaj atardım; yapmadım. Garipsedim. Sözlerin hala kafamda dönüp duruyor. Seni hem özlüyorum hem de telafisi olmayan zaman için üzülüyorum.
..

Devamını Oku
Ahmet Karakılıç

Dinimde yeri olmayan
O gün bugün şu günleri
Kutlamadım kutlamamda
Bir bildiğim bayram günü

Ana baba doğum günü
Müslümanlıkta yok yeri
..

Devamını Oku
Rabia Balaban

Buradan öte yol yokmuş. Dil yaralarıymış canıma kastedenler. Ölmüşüm soğuk taşlar üzerinde. Kaç defa diritmişim canlarımı, kaç defa bakmışım kendi suretime benden sıyrılıp. Sanırım ben yaşama üvey evladım. Olmuyor. Ne yapsam olamıyor. Ardımdan akıp geçen zaman beni bana vermiyor. Kırıklarımı topluyorum kendi ardımdan, her birini özenle önüme alıp baştan yerlerine yapıştırdığım. Durmuyor. Hiç bir halim eskisine benzemiyor.

Yalnızca üzerimde birkaç koku var yıkandıkça tenime yapışan. Bazen birden annem kokuyorum burnumun direğine. O zamanlarsa sarılıyorum kendi ellerime, bileklerime. Dokunuyorum yüzüme, sonra birde uzun siyah saçlarımı örüyorum onun elleriyle.

Bir zaman geliyor günüme, hiç beklenmedik anda babam kokuyorum. Öyle o kokuyorum ki, kokusunu bilse çevremdeki herhangi biri, o an babam sanır beni. Ne yaptığını bilmez babam. Özlediğim, güzelliği derinlerde gizli, yaşayan, soluk aldığı her an için tanrıma şükrettiğim, benim bana sesi ceza, elleri yasak babam.

Olsun boş ver bak, kokun bende işte. Her çizgisini santim santim bildiğim yüzün bende babam.
..

Devamını Oku
Ayşe Yarman Öztekin

Bir gün eve, yorgunca geldiğimde,
Eylül güneşinin okşadığı köşede,
Buluverdim bir küme bambucuk;
Mavi nazarlığı boncuk boncuk!

Doğum günü mü desem?
Özel gün diye mi düşünsem?
..

Devamını Oku
Yağmur Yalçın

Ömür tükenirken sevda yaşanır
Sevda tükenirken gözden yaşlar boşalır
Bir söz vardır çıkmaz aklımdan
İnsan sevdiği sürece insandır
Bir aşka son verirken diğerine başlanır
Taparcasına da sevsen bugünde
İlk aşk her an her dakika hatırlanır
..

Devamını Oku
Necla Argüz

Ne bahar anlatır güle derdini
Ne de mevsimler anlar geçtiğini

Bahar dilden dil bülbülden bi haber
Gönül olmak ister dostla beraber

O dosttur ki en sevilen kişidir
..

Devamını Oku
Kemal Doğanay

Dediler ki bugün doğum günüymüş
Doğum Günün Kutlu Olsun? ...
Bugün onun için mutlu günüymüş,
Doğum Günün Kutlu Olsun? ...

Bir demet çiçekle geldim yanına
Yakışır mı bilmem senin şanına
..

Devamını Oku
Şeref Kaya

Annem dün gece hep ugrastim seninle
kiziyorsun bana sanki cocugum büyüdüm anne
bir sitem ediyorsun hep ihmal ediyorum seni
sus diyorsun azarliyorsun sucluymusum gibi
beni sevdigini söylüyorsun sanki berabersin
hangi sevgi kandirdin beni geliyorum dedin
kahvaltiya kucagim da uctun hala dönmedin
..

Devamını Oku
Ahmet Bektaş

Eski Kafa

Nesil çatışmasının farklı pek çok nedeni var! Genelde yeni nesil, eski neslin tutucu olmasından; eski nesil ise yeni neslin geleneksel ahlak kurallarını benimsemeyişinden şikayet eder! Ne eski nesil kendi gençliğinde yeni nesilden daha ahlaklı idi, ne de yeni nesil eski nesilden daha tecrübeli değildir! Eski neslin silahı, kendi gençliğindeki halini görmezden gelip “Ahlak” üzerinden (bel altı vuruş) gençlere vurmaktır! Yeni neslin silahı ise eski neslin yaşadığı güçlükleri göz ardı etmesidir! Yani eskiler kendi gençliklerinde neler yaptıklarını anlattığında bazı hayrette kalıyorum. Şimdiki gençler onlara nazaran çok terbiyeli görünür! Yeni neslin göz ardı ettiği de şudur; eski nesil çok sıkıntılı dönemlerden geçti, baskılar zulümler gördü; daha eskiler savaşlar yaşadı! Refah seviyesi genel olarak düşük idi.

Yeni icatları da unutmayalım. Hani şu bir dizide seyyar satıcı var; her şeyi ben buldum diye ortaya çıkan! “Her icadı bizim kutsal saydığımız kişiler buldu! ” diyen klasik “Orta Doğu” söylemi vardır. Her şeyi onlar bulmuştur ama ne gariptir ki hiçbir şeyi yapmamıştır! Avrupalılardan hazır almışlar, o konu da ayrı komedi; şimdilik kalsın… Yeni neslin işini kolaylaştıracak pek çok teknolojik gelişim var! En önemlisi haberleşme alanında olanlar! Hayatı kolaylaştıran ev aletleri de var elbet. Gıdadan giyime ve otomobile kadar hepsi ayrı ayrı nimet! Eskiden ısınmak için soba yakılırdı şimdi bir düğme çevriliyor! Yani yeni neslin işleri görünürde daha kolay!

Sosyolojik açıdan, eski neslin isteklerine bakalım; iki unsur ön planda, biri ibadethane diğeri hastane! İkisi tamamsa işlem tamam! Nasılsa fiili olarak üretecek güçten düşmüş, kendini ahrete yakın hissettiği için ibadethanelerde Cennet kovalamaya başlamıştır! Eğer kurnazca konuşturursanız gençliğinde ne naneler yediğini anlatır ama yine de kendi gençliğindeki yaptıklarını yeni nesle hak olarak görmez! Bencilleşmiştir ve anlayışı azalmıştır. İki yapıya önem verir ibadethane ve hastane. Birinde ruhunu arındırır, diğerinde bedenini tedavi eder! Zaten başka ideali de yok genel olarak diyorum. Bu nedenle bu iki yapı üzerinden çok kolay elde edilirler!
..

Devamını Oku
Ali Aksoy

DOĞUM GÜNÜ


Yeniden doğmaya çalışıyorsan
Mutluluk görmeye alışıyorsan
Anılar içine karışıyorsan
Doğum günün kutlu olsun bebeğim.
..

Devamını Oku
Şerafettin Muş

Sevgi ve mutluluk sensin uğurcan

Kirlenmiş dünyanın kirinden uzak
Sevgi ve mutluluk sensin uğurcan
Dersimiz sevgidir sevgiyle yazak
Sevgi ve mutluluk sensin uğurcan

..

Devamını Oku
Ahmet Kemal

YENİ PAGANİZM



Paganizm ölmedi, paganizm hala yaşıyor. Çağdaş paganizm gündelik hayatın içine gizlenmiş durumda bu yüzden kimse fark etmiyor bunu. Bu yüzden de ruhumuzun d erinliklerine yerleşiyor, toplumları ele geçirip kuşattığı gibi fertleri de derinden derine ele geçiriyor.
Bu gün sabah erkenden kalktığımızda karşımıza çıkan ilk kişiye günaydın deyişimiz pagan dünyasının ilk selamlaşmasını oluşturuyor. İslam düşünce ve yaşantısının alternatifi olarak yerleşen bu tür paganist uygulamalar hayatımızın her yanına uzanıyor, bin bir kollu bir ahtapot gibi dünyamızı kuşatıp yavaş yavaş somurup yok ediyor.
Okullarda sabah antlarının çıkışı modern paganizmin ilk uç vermesi, amentüsüdür. Hatta bu gün marşla haftaya başlama ve marşla haftayı bitirme törenleri pagan tören değil de nedir? Kentlerin tüm meydanlarını kuşatan, adım başı korkunç bir heyula gibi insanların üzerine abanan heykellerin, okulların en mutena yerlerine konulan adeta bir tapınma köşesi haline getirilen büstlerin pagan uygarlıklardan kalma olduğunu, bu pagan dinin bir versiyonu olan günümüz paganlığının ibadet yerleri olduğunu kim inkar edebilir.
..

Devamını Oku
Kara Osman Nalbant

Yolun ortasında durmuş
Orta boylu bel otuz beş
Saçları gerdana vurmuş
Zülfündeki tel otuz beş

Kaldırıp baktı başını
Kalem sandım ben kaşını
..

Devamını Oku
Gözde Hatiboğlu

Mustafa'ya...
...................................................


Çok zaman geçti yaşantılar üstünden, belki haklısın ben geçip gitmedim hiçbir şeyden. Gidemedim sadece, ötesi boş ötesi canımı acıtan söylemler. Güçlü durmaya çalıştım ve inandığım bir aşkı yaşattım içimde. Ne kaldı diyeceksin belki elinde. Ben kaldım, kocaman bir aşk kaldı yaşadığım sürece şükranla anacağım. Ve belki de en önemlisi dostluklarım kaldı geriye. Sen kaldın arkadaşım. Canımı acıtan yerleri sıyırıp temize çektiğimde, karşına geçip yaşadıklarımı anlatabileceğim dostluğun kaldı bıraktığım yerde. Bıçak kemiğe dayanır gün olur, çok sevsen de kalamazsın sevginin içinde. Aşkı bırakırsın geride ve dediğin gibi arkadaşım biriktirdiğin insanlar vardır işte hayatım dediğin yerde.

Dönüp bakıyorum şimdi geçmiş günlere, ne çok yük taşımayı denemişim aşk içinde. Yorulmuşum arkadaşım. Soluğumun yaşamama dair olduğunu bile unutacak kadar nefesimi tutmuşum. Kendimi acıtmışım gün olmuş, aşk nesnem acıtmış bazen, ama sen de acıtmışsın arkadaşım. Göz yaşıma dahil olduğun zamanları saydım da, seni temize çekmek aşkımı çekmekten daha zor oldu. Öfkelendim, öfkem iyi niyetine yenildi her seferinde. İç hesaplaşmam zaman istedi ardından. Sessiz bir kaçış içinde uzak durdum hayatından. Söyleyecek söz bilemedim de ondan.
..

Devamını Oku
Kadir Tozlu

Deniz kızımmmm.....
Şair ruhlu,
Altın kalpli,
Melek kızımmmm...
MUTLU YILLAR SANA...

Bugün sevgilerimi,
..

Devamını Oku
Çiğdem Çakır

Umutsuzluğun
Kara sislerini
Yok eden
Mor gökyüzünün yıldızları
Bakışlarımın manasını büyüten
Ve de
Aşkın doğum günü olan
..

Devamını Oku
Şerafettin Muş

Gelmiş

Sevdiğim cananım gönül sultanım
Sevda kitabını okumuş gelmiş
Hasretle özlemle inlerken canım
Aşkın ateşinde kor olmuş gelmiş

..

Devamını Oku
Seyide Doyran

Soğuk ve karlı bir Ankara akşamında güzel bir doğum günü yemeğine davetliyim.Kalabalık bir grup olacağız.Bir çoğunu o akşam tanımanın verdiği heyecansa diz boyu.Ama biliyorum,eğlenceli ve güzel bir yemek olacak.Çok sevdiğim kuzenlerim eşleriyle birlikte ve şıkır şıkırız.Daha ne olsun ki?
Gittiğimiz mekan çok güzel,canlı müzik de var.Tanışma merasimi sıcak ve samimi.Ortam harika…
Böyleydi hissettiklerim.Taki bir erkek ve beş bayandan oluşan bir grup gelene kadar.Kapı
dan içeri girdikleri andan itibaren dikkatleri üzerlerine çekmişlerdi.Karşımdaki masaya oturdular.
Yemekleri ve içkileri geldi.İçlerindeki bir bayan,siyah tek omuzlu bir elbise giymişdi.Dağınık kömür karası saçları,akça pakça teniyle çok hoş görünüyordu.Diğerleri ona nazaran daha günlük şeyler giymişti ve bakımsızlardı.Belliydi hallerinden,hani şu o kadınlardandılar.Bir iki duble çakırkeyf olmalarına yetmişti.Şen kahkahalar yükseliyordu masalarından.Yanlarındaki adam hepsini dansa kaldırmış,aynı neşe ve ilgiyle dansetmişti onlarla.Siyahlı kadın müziğinde kıvraklığıyla coşmuş,kendini piste atmıştı.Son derece farklı yada şuh denebilicek şekilde raksediyordu.Mekandaki diğer bir çok kadın huzursuz,eşlerinin tepkisini göz takibinde tutuyordu.
Bizim masadaki bir bayan,PAVYON GÜLLERİ dedi kadınlara.Nedendir bilmem,gözümü alamıyordum onlardan.Belki hayatlarını merak ediyordum.Kendi hallerinde eğleniyorlardı işte.
İçkinin dozu arttıkça bizim masadakilerinde neşesi katlanarak çoğalıyordu.Hani nerdeyse PAVYON GÜLLERİNDEN beter olmuşlardı.Karşı masadaysa içki artıkça, masayı sessizlik kaplıyordu.Sadece adamın sırıtan yüzü vardı karşımda.Gülen,şuh kahkahalar atan kadınlar bir hüzün elbisesi giydiler sanki.Bense kaçamak bakışlarla onları takip ediyordum hala.Hele Orhan babanın BATSIN BU DÜNYA şarkısına eşlik etmeleri beni yıktı resmen.Bir yudum aslan sütü içip,sadece dudak kıpırtıları havada soğuk soğuk esiyordu.Sessiz ama çok sesli bir çığlık vardı içeride.AĞLATIPDA GÜLENE YAZIKLAR OLSUN derken sadece birbirlerinin gözüne bakıyorlardı.
..

Devamını Oku
Murat Şahbaz

Aslında onu bu kadar özleyeceğimi hiç düşünmezdim. Özlemi hasreti bir başka dolduruyor içimi, bir başka arıyorum onu. Ayrılalı aylar oldu birkaç defa görüştük. Her görüşmede hasreti bir kat daha arttı içimde… ve dilimde ikimizin birlikte söylemekten zevk aldığı Zeki Müren şarkısı
Sen benim özlediğim
Yıllarca beklediğim
Gel artık gel dediğim
Biricik sevgilimsin
Yoluna gül döktüğüm
Resmini hep öptüğüm
..

Devamını Oku
Birol Ulusoy

Geçen yıllar soldurmasın yüzünü
Rabbim nazardan saklasın gözümü
Sen tamamlıyorsun benim özümü
Tutarım sana verdigim her sözümü

Evlat tatlı, bir bal,.bir bağ üzümü
Ayıramam senden hiç gözümü
..

Devamını Oku