Dizelerle 65 yıllık Bir Ömür Özeti

Memduh Çökelek
92

ŞİİR


1

TAKİPÇİ

Dizelerle 65 yıllık Bir Ömür Özeti

DİZELERLE BİR ÖMRÜN ÖZETİ (1)

“Bir baktım geriye, ne kalmış dünden,
Mazim geçti gözlerimin önünden.”


Çocukluk ve İlkokul Yıllarım
(1953-1964)

“Bir baktım geriye, ne kalmış dünden,
Mazim geçti gözlerimin önünden.”


Çocukluk ve İlkokul Yıllarım
(1953-1964)

Çözen var mı söylesin sırını bilmecenin,
Dokuz aylık bir yolu nasıl kat etmiş cenin,
Kâinatın sırları yaratanda gizlidir,
Hepimiz ürünüyüz, ya gündüz, ya gecenin.

Kış şartları çok ağır, yoktur köyün ebesi,
Komşu nineye mahkûm hamilesi gebesi.

Bin dokuz yüz elli üç, Tam Şubatın birinde,
Gözlerimi açmışım evimin sedirinde.

Firdevs baygın yatakta, bebek öldü, ölecek,
Emine nine bebeğe bakın ne içirecek.

Böyle hastalarına, eşek sütü verirmiş,
Denemiş hayli yıllar, nice bebek dirilmiş.

Annem hep takılırdı, huyum bundan inatmış,
İlim Çorum, ilçem Alaca, köyüm ise İmatmış.

Tüm köy çocuklarının ortak kaderidir bu,
Bereket ana sütü aratmamış şurubu.

Bir Şubat sabahı, bir bebek sesi,
Komşu nine bütün köyün ebesi,
Zorda olsa kurtarmışlar Firdevs’i,
Doğum yılım meçhul, ay Şubat ayı,

Ayrık otu misali arsızca yeşerimişim,
Kimin umurunda ölmüşüm, gebermişim.

Böyle anlatırdı benim çilekeş anam,
Bundan sonrakileri kendi ağzımdan sunam.

(1953 -1964 arası)

Beni tanımaksa eğer maksadın,
Yavaş, yavaş çeviriniz sayfayı.
Memduh Çökelektir adım, soyadım
Doğumum elli üç, ay: Şubat ayı.

Fakirlik kimsenin utancı değil,
Anamız, babamız Sabancı değil,
Hikâyem sizlere yabancı değil,
Kabul buyurunuz birkaç kıtayı,

Bir şubat sabahı bir bebek sesi,
Komşu nine bütün köyün ebesi,
Zorda olsa kurtarmışlar Firdevs’i,
İş bekliyor bu loğusa Anayı,

Köyde kadınların kaderi çile,
Babalar bir patron, Analar köle,
İşten güçten sonra gelir aile,
Horantadan yeğ tutarlar danayı,

Alıştım köyümün her bir şartına,
Alışmıştım şubatına, Martına,
Vız gelirdi tipi, boran fırtına,
Buna rağmen çok zevkliydi kış ayı.

Ayrık otu gibi büyür her çocuk,
Karda, kışta ne yağmurluk ne gocuk,
Ancak rüyalarda bastırma, sucuk,
Lastik çizmen varsa gör fiyakayı

Okul tatil yazın çobanlık başlar,
Yazıda yabanda tüm arkadaşlar,
Lastik sapanlarla avlanır kuşlar,
Arşınlardık dağ, tepe, yaylayı,

Hiçbir şeyi değişmezdik oyuna,
Karışırdık kuzu ile koyuna,
Değişmem köyümü kordon boyuna,
Islıklarla çınlatırdık ovayı,

Şu yamaçta inek, dana otlattım,
Meyve yoldum, bekçileri atlattım,
Babamla beraber harmanda yattım,
Böyle geçiyordu bütün yaz ayı..

Yağmur bol olursa köylüm hükümdar,
Buğday, arpa, yulaf, mercimek çavdar,
Köyümüzde yetişenler bu kadar,
Beklerdik dört gözle ekin satmayı

Çökelekler köyün mukallitleri,
Ne güzel yapardık biz taklitleri,
Zeynel’in pınarda yerdik etleri,
Böyle öğrenmiştik piknik yapmayı.

Anam erken kalkar hazırdır azık,
Kurudu tarlada, mercimek yazık,
Kahveye tüyerdim, atardım kazık,
İşi sevmez, kaçırmazdım sofrayı.

Bir söğüt dalıydı, atım, düldülüm,
Mayanın kahvede oynardık bülüm,
Aklımın ucundan geçmezdi ölüm,
Böyle geçirirdik günü haftayı.

Tüter bacalardan tezek dumanı,
Tam kaleme sarılmanın zamanı,
Onunla ayırdım sapla, samanı,
Koymuştum kafama memur olmayı.

ORTAOKUL VE LİSE DÖNEMİM
(Parasız yatılı 1964–1970)

Altmış dört yazında bitti ilkokul,
Zorlu bir sınavla yatılı okul,
Körpecik ellerde tahta bir bavul,
Gözü yaşlı bırakmıştım Anayı.

Parasız yatılı tek umudumdu,
Kazandı belgesi talih kuşumdu,
Yozgat ilk gurbetim, bu ilk koşumdu,
Altmış dörtte terk eyledim sılayı.

Lise diplomamı koydum cebime,
Askerlik engeldi her talebime,
Sivilceler limon sıkar tipime,
Yetmiş üç Mart’ında gördüm kışlayı,

İŞ HAYATIM(Merhaba Evlilik)
(1975- 2011)

Yetmiş dört kasımda artık sivilim
Lise diploması bir tek kefilim,
Cüzdan sefil, ben cüzdandan sefilim,
Bu şartlarda kazanmıştım Bankayı

Yine o elimde o tahta bavul,
Bir memurum artık tayin İstanbul,
Burda para kral insanlar bir kul,
Mumla arıyorum Şu Anakarayı.

Yetmiş beş temmuzda tayin Ankara,
Nihayet Memduh’a göründü kara
Yetmiş altı Temmuz sarılır yara,
Anakaraya döndü düğün alayı.

Minnettarım sana, Temmuz yirmi beş,
O sabah başkaydın, şavkıyan Güneş,
Sundunuz Memduh’a, GÜL gibi bir eş,
Teşekkürler sana ey Temmuz ayı.

İş tamam, eş tamam, ama huzur,
Kaynana çok inat, Kaynata muzur,
Gül ağzını açsa, bahane hazır,
Haksız babam hep bozardı arayı.

Beş yıl boyu, çocuk geldi gündeme,
Derecem on iki, düşük kademe,
Sıkıştıkça koşar adım teyzeme,
Borçlanarak zor öderdik kirayı

Dış muameleler, benim cennetim,
Metin Abim ise, velinimetim,
Bir forma olmuştu, Bordo ceketim,
Memduh unutur mu ahtevefayı

İşyerim Etibank, semtim Kızılay,
Bayan arkadaşlar, bir Türkan Şoray,
Metin Abim destek çıkardı her ay,
Melek gibi gördüm Sevil Gürayı.

Hala bir kardeşiz, Orhan Yaylayla,
Fatoş, Tülin, Nihal, İnci Ablayla,
Dertleşirdik, Ayniye’ yle Melay’la,
Unutmadım Nilgün ile Merayı.

Ev kira, tek maaş, küçük memurum,
Keşke parasızlık olsa kusurum,
Babamı insafa çağırır kurum,
Metin Abim zor durdurttu icrayı.

Devam et Çökelek, naklen yayına,
Şükret, böyle dostlar düşmüş payına,
Birkaç mısra okut, Nazan Sayın’a,
Kabul buyurunuz birkaç mısrayı.

Dostlar destek oldu, sıcak yuvama,
Sözleşmeyle cüzdan girdi kıvama,
Ozan doğdu, torun sundum Babama,
Sakaryada ısmarladım birayı

Sene seksen dörtte, öptük Okan ı,
Aynı yıl içinde, kaptık lojmanı,
Sözleşmeye geçtim, cukka zamanı,
On yıl sonra cüzdan gördü parayı.

Herkesin yaşamı herkese destan,
Anlımın akıyla ayrıldım, Kurstan
Artık bir müdürüm, yolum ELBİSTAN
Böylece terk ettik, şu Ankarayı

Elbistan da geçti kırk iki ayım,
Sene doksan altı Ali Ağadayım,
Özelleşti bankam artık hurdayım,
Dolaştım bir yılda Çukurovayı,

Sene doksan sekiz, gamla doluyum,
Banka özelleşti, Halkbank kuluyum,
Burada sumanın adıymış uyum,
Koca banka benle bozmuş kafayı.

Sürgünler başladı, tayin Adana,
Geçici görevle, gittim Kozana,
Hasret kaldım, Okan ile Ozana,
Gördüm Samandağ, gördüm Hatayı.

Üç yıl boyu, işim gitti tersine,
Maalesef merhamet çıkmış izine,
Gittim Pozantı’ya, gittim Erzin’e,
Üç yıl göremedim, sıcak sofrayı.

İyki de kazandı, Ozan Egeyi,
Unutturdu sürgünleri çileyi,
Çok istedim şu İzmir’e dönmeyi,
Artık mekân tuttum, şu Bornova’yı

EMEKLİLİK DÖNEMİM
(Nisan 2001…..)

Sene iki bin bir, sorunlar aynı,
İple çeker oldum, Nisan ayını,
Garson getir, emeklinin çayını,
Getir bize dünkü sedef tavlayı.

Emekli olalı on bir yıl oldu,
Çocuklar işini, sesini buldu,
Ne çare ki pilli kalbim yoruldu,
Ecelle oynarım yazı turayı

İşte mazim, işte hayat hikâyem,
Sizi mutlu görmek, yegâne gayem,
Dürüstlük rotamdır, vicdan sermayem,
Miras kabul edin birkaç mısrayı.

Evlatlarım mirasımı sorarsa,
Ne tarla, ne mal mülk, nede bir arsa,
Onlara harcadım, elde ne varsa,
Dandik kalbim, çabuk çekti cartayı.

Bundan böyle pilli kalple yaşarım,,
En başta eşime çok minnettarım,
Horantam gururum tek itibarım,
Bunlar varken ben neyleyim sarayı.

Müsterihim yaşattığım hayattan,
Bir ev kaldı altmış yıllık hasattan,
Yaşarken de geçilirmiş sırattan,
Hak ettim mi acep bir fatihayı.

Memduh Çökelek
Kayıt Tarihi : 9.1.2012 11:29:00
Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


Ben Memduh Çökelek, Çorum İlinin Alaca İlçesinin İmat köyünde; Duvarları kerpiçten, tavanı merteklerle örtülmüş, damı çorak çamurla kapatılan, akmaması için loğ taşı dediğimiz ağır bir taşla pekiştirilen, duvarları çamurla sıvanmış, buram, buram toprak kokan bir evde doğmuşum Doğum yılım kesin olmamakla birlikte Nüfus kayıtlarımda, 1 Şubat 1953 görülmektedir. Yani 2 veya 3 yaş küçük yazdırmışlar kanısındayım. 1964 tarihinde İlkokulu köyümde bitirdikten sonra, aynı yıl Devlet parasız yatılı sınavını kazanarak 1970 yılında Yozgat Lisesini bitirdim.1974 tarihinde 20 aylık askerlik görevimi tamamladıktan sonra Lise mezunu olarak, Etibank’ın açtığı memurluk sınavını kazanarak aynı yılın 27 Aralık 1974 tarihinde Etibank İstanbul Dış muameleler Şubesinde, muhasebe; servisinde ilk memuriyetime başladım. Sonra AÖF 4 yıllık işletme bölümünü bitirdim. Etibank’ta Sırasıyla1974 -1992 tarihleri arasında; memur,Şef yard,şef,2.müd.,müdür yrd. Görevlerinde bulundum.1992 -1996 tarihleri arasında Etibank Elbistan Şubesi Müdürü olarak görev yaptım.1996 -1998 arası Etibank Aliağa şubesi müdürü olarak görev yaptım. Sonra da, Etibank’ın özelleşmesi nedeniyle,1998-2001 tarihleri arasında Halk bankın çeşitli şubelerinde 3 yıl görev yaptıktan sonra. 14.Nisan 2001 yılında Halk Bank Bornova Şubesinden emekli oldum.Şu anda Çiçeği burnunda bir Dedeyim ve Bornova'da oturmaktayım. Çocukluk ve gençlik dönemim köyümde geçti. Bilhassa çocukluk dönemimi hiç unutamam. Çünkü ekmek elden su gölden, tek düşüncemiz oyundu. Oyun alanlarımız yazın sokaklar, harman yerleri ve kırlardı, Kışın ise evimizin en sıcak köşesi sayılan ahırlardı. Bütün yaşıtlarım gibi, derslerime gaz lambası ışığında bu ahırlarda çalışır, ödevlerimi burada hazırlardım. Bilhassa Annemin babası Emrullah Dedemgilin ahırında neredeyse 20,30 çocuk toplanır, atların mandaların öküzlerin, inek ve danaların arasında, kör ebe, saklambaç oynardık. Köyümüzün bir yukarısında, bir de aşağısında içme suyu ihtiyacımızı karşılayan, Ali pınarı ve çay pınarı adlarında iki pınarımız vardı. Hala akmasına devam etmektedir. Bu pınarların taş oluklarında yıkanmanın tadı bambaşkaydı. Cuma günleri İlçemizin pazarıydı. Düşlerimizi en çok babamızla ilçeye gitmek süslerdi. Bu hayalimiz ancak okulların açılacağı ayda gerçekleşirdi. Çünkü ayaklarımız yeni lastik ayakkabılara, bedenlerimizde nispeten yeni giysilere böyle kavuşurdu. Okullar açılana dek yayan, yapıldak büyükbaş hayvanlarımızı otlatırdık.Topukları delik lastik ayakkabılarımız ancak okullar açıldığında yenilenirdi. Ayaklarımız ancak kışın çorap yüzü görürdü. Bu sefalete rağmen yazın sokaklarda ve kırlarda, Kışınsa ahırlarda oynadığımız oyunlara doyamazdık. Hele kışın leğenlerle bayırlardan kaymanın keyfi bambaşkaydı. Saç sobamıza genellikle saman ve tezek yakılırdı. Helede sobada kızarttığımız yufka ekmeğin arasına dürdüğüm çökelek’in tadına doyamazdım. Çerez bakımından hiç sıkıntı çekmezdi anam. Her akşam arkadaşlarıma bize anlattığı masallarla birlikte ya buğday kavurgası, ya buğday ve mısır hediği, ya da patlamış mısır yanında içecek olarak da ya ayran, ya da ekşi pekmez şurubu ikram ederdi. Pazen sofra bezi üzerine dizilen bakır taslar ve tabaklar, o tahta kaşıklar hala düşlerime girmektedir. Meğer bu doğal ve doğayla iç içe yaşadığımız bu yıllarım bir saltanatmış şimdi daha iyi anlıyorum. Köyümüzün girişinde ”Kara Mahmut gediği” dediğimiz ufak bir tepe vardır. Asker uğurlamaları bu gedikte yapılırdı. O gözü yaşlı anaların, babaların, eşlerin ve nişanlı gençlerin o hüzün dolu vedalaşmaları hala gözlerimin önünde. Köyümüzde ulaşım ya traktörlerle, ya da kamyonlarla sağlanırdı. Sıra tepe mevkisini aşana dek uğurlanan asker adaylarına sallanan o eller ağlamaktan kan çanağı olmuş o gözler gözlerimin önünde. Yeter Memduh Çökelek dağılmasın konumuz, Şeker torbasındandı atletimiz donumuz. Üzerimde kara önlüğüm tek giysimdi benim, Beş yıldır üzerimdeydi gelişse de bedenim. Aslında bunca yoksulluğa rağmen zamanın bana torpil geçtiğine inanmaktayım. Ortaokula kadar köyümün kırlarında akranlarımla beraber inek dana otlattım. Çocukluğumu özgürce doya, doya yaşadım. Yukarıda da söylediğim gibi; Kışın leğenlerle bayırlardan kayma mı dersiniz, bir çıra ışığında evimizin ahırlarında hayvanlarımızın arasında ev ödevlerimizi yapmak mı dersiniz, türlü, türlü oyunlar oynama mı dersiniz. Yazın ise mandaların serinlediği o çamurlu göletlerde çimmek mi dersiniz. Kışın Köy odalarında Hacivat ve Karagöz oyunlarını taklit etmek mi dersiniz, yine her kış mevsiminde bu odalarda Hz. Ali cenklerini, Battal Gazi ve Ebu Müslim destanlarını dinlemek mi dersiniz. Demek istediğim köyümün dört mevsimini her yıl doya, doya yaşadım. Bu yüzden şanslı sayılırım. Çocukluğum her köy çocukları gibi böyle geçti. Köylerimizde İlkokullar, 23 Nisan Bayramını yaptıktan sonra kapanırdı. Bundan sonra tüm günümüz Eylül ortalarına kadar, okullar açılana dek inek, dana otlatarak kırlarda geçerdi. Yukarıda açıkladığım gibi; ! 964 yılında İlkokulu köyümde bitirdim. Devlet parasız yatılı sınavını kazanarak 1964 -1970 yılları arasında parasız yatılı olarak Yozgat Lisesinden mezun oldum.AÖF 4 yıllık İşletme bölümünü bitirdim. Ve Bir kamu bankasından müdür olarak emekli oldum. Parasız yatılı sınavını kazanmasaydım Babam okutmayacaktı. Allah bilir yaşantım nasıl olacaktı. Bu yüzden kendimi şanslı sayıyorum. Bundan sonraki yaşantımın bir özetini Dizelerle sizlerle paylaşmak istiyorum. Kalemimle Yolculuğa var mısınız?

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • İrfan Yılmaz
    İrfan Yılmaz

    Sevgili Kardeşim, değerli antoloji.com şairi Sayın: ♥Memduh Çökelek♥

    Atmış yıllık bir ömre sığmayan duygu düşünce ve yaşanmışlıklar; muhteşem bir şiir üzerinde tek sayfaya sığdırılmış. Ancak usta kalemlerin başarabileceği ağır bir yükü sırtlayan usta kalem bunu gururla başarmış. Tebrik ediyorum.

    Gönül inciniz bu şiirinizi antolojime ekliyorum.

    Beğenerek ve saygı duyarak okuduğum bu şiirinize Tekirdağ'dan ikinci tam puan geliyor.

    Duygu, emek, sabır ve hünerle ortaya çıkardığınız nadide eserinizi tebrik ederken; başarınızın daim, kaleminiz her dem kudretli olması ve ilham perinizin başınızdan eksik olmaması dileklerimi sayfanıza bırakıyorum.

    ♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥
    ♥♥__­­­____YORUM,______♥♥
    ♥♥____+_ANTOLOJİ____♥♥
    ♥♥___+_TAM _PUAN.___♥♥
    ♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥

    __kutluYORUM__

    Sevgi ve saygılarımla.
    Dr.İrfan Yılmaz. - ^'^'^TEKİRDAĞ^'^' -

    Cevap Yaz
  • Ülkü Şahin
    Ülkü Şahin

    Hayat hikayenizi manzumlaştımanız;Güzel olmasını güzel de; fazlaca uzun olmuş Memduh bey! Ben sizin yerinizie olsam o bölümleri arka arkaya yazmaz değişik sayfalara koyardım.

    Hayırlı çalışmalar.

    Cevap Yaz

TÜM YORUMLAR (2)

Memduh Çökelek