Devrim Boran 5 Şiirleri

14

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

Bir ömre kaç hayat sığar?
Kimi insanların ömrü hayatı ile özdeştir. Ömür ile hayat özdeşliğinde doğulur-yaşanılır-ölünür. İnişli-çıkışlı da olsa, tek bir çizgiden oluşur ömür. Koca bir ömre tek bir hayat sığmıştır. Ömür ile hayat özdeşliğinde insan, gerçekliğin tutsağıdır. Hayatın karşısına iradesi ile dikilemez. Rüzgarın önünde savrulan bir yaprak gibidir. Sorusuz ve sorunsuzdur. Hayatın sorduğu sorulara yanıttır yalnızca. Iskalanmıştır hayat. Harcanmıştır ömür. Özcesi, ölünmüştür yaşarken.

Kimi insanların ömrü ise yaşadığı hayat ...

Devrim Boran 5

güneş döküyor yapraklarını
ay çekiliyor sulardan
yıldızlar kısıyor ışıklarını
güzden kışa dönüyor iklim

ufku saran ezgisi bağrı yanık türkülerin

Devamını Oku
Devrim Boran 5

14’ünde çocuklar vurulup uykuya dalınca
yeryüzünün bütün nehirleri kurur,
ormanların bütün ağaçları yapraklarını döker,
denizlerin bütün gözleri karaya vurur,
yıldızların bütün ışıkları yanmaz söner…

Devamını Oku
Devrim Boran 5

Kurtarıcı meleğim Gönül Hoca’nın anısına...

1993 yılının sonlarıydı. Ümraniye Teknik Lisesi’nde bilgisayar okuyordum. Okulun en ‘inek sınıfı’ 11 Teknik B’nin yirmiyedi öğrencisinden biri de bendim. Bendim ben olmasına ya, yalnızca yoklamada ‘var’ idim. Gerçekte ise, ne sınıfta, ne de hayatta idim. Var ile yok arasında bir yerde idim. Ve boşlukta salınıp duran ruhum, bir uçurumu soluyordu. Kimlik bunalımının doruklarındaydım çünkü.

Dünya, ‘düş çağı’ndan çıkıp yine bir ‘karanlık çağ’a gömülüvermişti. Ve ben, karanlık çağın yitik kuşağının sıradışı bir üyesiydim. Kuşağım yitik idi; çünkü, kendini var edecek bir kimlikten yoksun idi. Ben ise sıra dışı idim; çünkü kuşağımı yitik kılan kimliksizlik ile var olamayacak kadar asi idim.

Devamını Oku
Devrim Boran 5

Ömrümün en renkli yazı, 1994 yazı bitmiş ve okul yeniden açılmıştı. Lise sondaydım artık. Üçüncü sınıfta sınavı kazanıp üniversiteye gidenler nedeniyle sınıfın mevcudu iyice azalmıştı. 20 kadar kişi kalmıştı sınıfta. Yalnızca iki gün okul vardı. Derslerin tümü de atölye dersi idi. Atölyede ise yer yoktu. Ve biz, iki gün boyunca sınıfta oturuyorduk yalnızca. Sınıf, sınav telaşı içindeydi. Harıl harıl test çözüyordu herkes. Kendisini kurtarmanın derdindeydi hepsi. Oysa çoğu elenecekti. Bazısı ise kalburüstü kalacaktı. Elenenler, amele sınıfına katılıp hayatın kaybedenleri olacaklardı. Kalburüstü kalanlar ise ayrıcalıklı bir toplumsal konum ele etme olanağını yakalayabilecek, böylece de “kendini kurtarmış” olacaklardı. Sınıfın tersine, bambaşka bire alemdeydim ben. İnsanın insana kul olmadığı bir düşün ertesinde uyanmış ve “adanmış bir ömre” yelken açmıştım. İnsanlığı kurtarmanın derdine düşmüştüm ben. Ve yolu aydınlatmak için kitapların dünyasına dalmıştım. Maksim Gorki’nin “Ana” adlı romanı ile adım artmıştım kitapların dünyasına. Elimden kitap düşmez olmuştu sonrasında. Olmuştu ya kitaptan yoksun idim…. Liseli Öğrenciler Birliği’nden Güler ve Filiz arkadaşlar, burs peşinde koşuyorlardı. Kendilerine burs ayarlamışlardı ve ellerinde İSO’ya ait iki tane burs formu kalmıştı. İkisini de bana vermişlerdi. Birini doldurup okul idaresine verdim. Diğerini ise LÖB’den ve de Tikkocu gariban bir arkadaş olan Müslüm’e vermiştim… Neden sonra müdür yardımcısından almıştım müjdeli haberi: Burs çıkmıştı bana. Aylık 600 bin lira alacaktım. Ancak 3 aylık bursu toptan verecekleri için Aralık ayını beklemem gerekecekti...

LÖB’de işler yolunda gitmiyordu. SİP’te yapılan toplantılar, HADEP’e kaydırılmıştı. Çok geçmeden temsilci arkadaş olan Tikko’dan Deniz de okuldan atıldı. Ve bir dağınıklık yaşanmaya başladı. “Toparlama misyonu”na soyunacak kimse de yoktu ortalıkta. Mecburi olarak bana kalmıştı bu misyon. Yeni olmam nedeniyle en “deneyimsiz” ve 4.sınıfta olmam nedeniyle de en “yaşlı“ olan bana… Mecburi misyonuma “politik” arkadaşların kapısını çalmakla başladım. Sonuç, hayal kırıklığı idi. “Politik” arkadaşlar, kendi dünyalarına kapanmışlardı ve ortak bir çaba içinde olmayı umursamıyorlardı pek. Yapayalnız kalmıştım. Mecburi misyonum ile yapayalnız…

Paralı eğitime ilişkin bir YDG bildirisi geçmişti elime. Bidirilerin bir kısmını mahallede dağıtmıştım. Dağıtırken de bir toplantı çağrısında bulunmuştum. Ve köy derneğimizde öğrencilerle toplantılar düzenlemeye başlamıştım. Doğaçlama konuşabilecek kadar politize olmamıştım henüz. Düşüncelerimi kağıda döküyordum. Toplantıları da ağırlıklı olarak metin üzerinden sürdürüyordum. Monolog şeklinde geçen toplantılar da çok geçmeden sonra erdi zaten…

Devamını Oku
Devrim Boran 5

delilik değil de nedir ki akıntıya karşı kürek çekmek?
set çekmek mümkün mü ki tarihin durdurulmaz akışına?
kim ve neden dener ki bunu bir avuç asalaktan başka?
bozulmasın rahatları, sürsün saltanatları diye çırpınıyorlar çaresizce.
fakat biz, biz ki sahibiz, maddeyi devindiren, tarihi ilerleten gücün bilincine
işte bu bilinçle biz, yıka yıka setleri, toz edip kumdan kaleleri

Devamını Oku
Devrim Boran 5

“Deniz’e dönmek istiyorum” diye yazmıştı bir şiirinde mavi gözlü dev, komünist şair Nazım Hikmet.
Şiir okunurken yüzü asıldı birden Devrim’in ilk aşkı olan Hilal’in.
1998’in Haziran ayıdır, SİP Mamak İlçe Örgütü’dür, bir etkinliğe gelmişlerdir, Devrim’in boşluğuna düşüp de tutunduğu Özgün Babun ile.
Ağlamamak için zor tutmuştur kendisini.
Yalnızca ve yalnızca birkaç hafta sonra Devrim’e sığınacaktır yeniden oysa.
İncesu’daki Devrim’in evinde buluşacaklardır.

Devamını Oku
Devrim Boran 5

Kış idi. 1997’nin kışı. 1997’nin kışının 31 Ocak’ı idi. Sosyalist İktidar Partisi Ümraniye İlçe Örgütü idi. Babamdan gelen telefon ile yıkıldığım andır. İstanbul 5.Nolu DGM’de görülen davam sona ermiş ve gıyabımda 8 yıl 4 ay ceza vermişler Tkp-ml örgütü üyesi olmaktan. Hapis yatacak değildim elbette. Firar edecektim. Akşam yönetimden Cavit abiye açtım konuyu. Babamgil de partiye geldiler ayrıca. Cavit abi “Bir süre burada kal. Çaresine bakacağız.” dedi. Ve partide kalmaya başladım. Bir süre sonra beni Sarıgazi İlçe Örgütü’nden Erzurumlu topal bir yoldaşın evine yerleştirdiler. Partiye gidip gelmeye başladım. 2 Kasım 1997 tarihinde Susurluk’ta derin devlet açığa çıkmıştı ve “sürekli aydınlık için 1 dakika karanlık” sloganı ile sivil inisiyatif eylemleri düzenleniyordu Türkiye’nin her yanında. Sarıgazi de hareketliydi. Her akşam eylem yapılıyordu. Ben de firari olmama rağmen katılıyordum eylemlere. Çünkü gözaltı tehlikesi yoktu hiç. Çünkü hükümet bile destekliyordu inisiyatifi. Bir defasında partideyken babamın bibisinin oğlu Ali Cuha gelmişti ziyaretime. Yaklaşık 1 ayı geçkin bir süre kaldım Sarıgazi’de…

21 Mart 1997 idi. İstanbul’dan Ankara’ya gidiyordum. Bir Cumartesi sabahının bir kör vakti vardım Ankara’ya. Aşti’den servis ile Kızılay’a geçtim. Oradan da yürüyerek Maltepe SİP’e geçtim. Bilkent Üniversitesi’nden Sezer adlı bir yoldaş karşıladı beni. Kayseri’den bir yoldaş da geldi benden sonra. Ankara’da partinin bölge toplantısı varmış. Birkaç saat Maltepe’de takıldık. Sonra Kayserili, ismini hatırlamadığım yoldaş ile çantamı alıp Mithatpaşa Caddesi’ndeki Sağlıkta Sınıf Tavrı adlı SİP’in çıkardığı aylık tıp dergisinin bürosuna geçtik. Öğle üzeriydi. Toplantı başlamıştı. Sedat yoldaşı sordum. Gösterdiler. Durumu anlattım. Haberi vardı zaten. Toplantıdan sonra Hacettepe Tıp Fakültesi’nde okuyan, Ordulu, eski İP’li Kerim yoldaşın yanına verdi beni. Kerim ile Batıkent’teki dubleks evine gittik. Kerim, Odtü’lü sevgilisi Aysun Sayın ile birlikte kalıyordu…

Ertesi gün Aysun ile Maltepe SİP’e gittik. Sosyalist İktidar Gazetesi’nin yeni sayısından aldık bir miktar. Ve Mithatpaşa’da solcuların işlettiği içkili bir lokale gittik. Odtü hazırlıkta okuyan yoldaşlar, sınav ertesinde kafa dağıtmak için içiyorlarmış. Öğleden sonra mekana gittik. Aysun, beni tanıttı yoldaşlara “İstanbullu Deniz” diye. Hepsinin yüzüne baktım tek tek. Biri vardı ki duruşu farklıydı. Herkes neşeliydi, ama o üzgün ve de süzgün bir halde oturmuş bana bakıyordu ara sıra. Üstelik daha çocuk idi. 16’sındaydı en fazla. “Minyon tipli olmalı” dedim içimden…

Devamını Oku
Devrim Boran 5

ben, milyon yıl önce doğdum
ben, en yaşlısıyım yeryüzündeki canlıların
ben, milyon yıllık ömrüm boyunca milyon kez vurulan
vurulan ama tükenmeyen
vurulan ama vuruldukça çoğalan
tek canlısıyım yeryüzünün

Devamını Oku