Çok Okunan Ve Çok Sevilen Yazar Mustafa ...

Durdu Şahin
924

ŞİİR


5

TAKİPÇİ

Çok Okunan Ve Çok Sevilen Yazar Mustafa Necati Özfatura İle Çok Önemli Bir Konuşma

Durdu ŞAHİN: Kısaca kendinizi tanıtır mısınız?

Mustafa Necati Özfatura: 17 Mayıs 1930 tarihinde Bursa'nın M.Kemalpaşa kazasında doğdum. Baba tarafından Kastamonu Tosya'dan Selanik Yenice Vardar'a memuriyetle gidilmiş ve bilahare Anadolu'ya göç edilmiştir. Rahmetli dedem Alımetoğlu Mustafa {Fatura lakabı ile anılan) zat 17 yıl Yıldız sarayında Sultan Abdulhamit Han’ın yanında mabeyn katipliği yapmıştır. Babam rahmetli Ahmet Özfatura dindar idi. 5 çocuğunun en büyüğü benim en küçüğü Burhan Özfatura’dır. 2 kardeşim çocuk yaşta vefat ettiler. Evli 5 çocuk sahibiyim. 1950 yılında topçu subayı olarak Türk Silahlı Kuvvetlerine katıldım. 1962 yılına kadar Kara Kuvvetlerinde topçu subayı ve 1962-1974 arasında Hava Kuvvetlerinde füze subayı olarak görev yaptım. 13 Ağustos 1974 den bu yana Türkiye Gazetesi'nde Mustafa Ahmedoğlu, Mustafa Necati, İrfan Öz, Mustafa Necati Özfatura adı altında 9 bini aşan yazı yazdım. 1964'de dışarıdan Ankara Hukuk Fakültesini iyi derecede ile bitirdim. İstanbul Barosuna kayıtlıyım. Buram Buram Anadolu programının yapımcısı İrfan Özfatura ile TGRT FM de 'Gündönümü' programının yapımcısı Mehmet Özfatura oğlumdur. Afganistan Destanı, Ortadoğu Kurtlar Sofrasında (l ve 2'inci cilt) ile Alı Bosna isimli kitaplarım neşredildi.

ŞAHİN: Okumak nedir? Okumanın gereğini, dini, ilmi, akli temelleriyle açıklar mısınız?

ÖZFATURA: 'Okuma'nın sözlük manası 'Yazılı bir metnin harflerini tanıyarak ne yazdığını kavramak ve anlamak, kıraat etmek, tilavet etmek, bilmediği bir konuyu yazılı bir eserden öğrenmek.'tir. Yani Okumak, bilmediği bir konuyu araştırarak öğrenmek ve cahillikten kurtulmaktır. Okumanın, öğrenmenin, cahillikten kurtulmanın dinimizdeki yeri çok büyüktür. İslamiyet ilim dinidir. Cahilliğin bulunduğu yerde İslamiyet kalkar. Allâhü teâlânın, Sevgili ve Şerefli Peygamberimiz Muhammed Mustafa'ya (sallalahu teâlâ aleyhi vesellem) ilk emri (Ikrâ) 'Oku' dur. Peygamberimiz 'sallallahü aleyhi vesellem' buyurdu; (Hoca çocuğa, Besmele okur, çocuk da söyleyince, Allâhü teâlâ, çocuğun ve anasının ve babasının ve hocasının Cehenneme girmemesi için serice! yazdırır.) O hâlde, her mü'mine önce lâzım, birinci farz olan şey, îmânı, farzları, haramları öğrenmektir. Bunlar öğrenilmedikçe, Müslümanlık olamaz. İman elde tutulamaz. Hak borçları ve kul borçları ödenilemez. Niyet, ahlâk düzeltilemez ve temizlenemez. Düzgün niyyet edinilmedikce, hiçbir farz kabul olmaz. (Dürr-ül-muhtâr) daki hadis-i şerifde, (Bir saat ilim öğrenmek veya öğretmek, sabaha kadar ibadet etmekten daha sevabdır) buyuruldu. Cahil insanlar şeytanın maskarası olur. İyilik yapayım derken kendilerinden kötülük hasıl olur. Bir ayet-i kerimede mealen: (Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?) başka bir âyet-i kerimede meâlen: (Ey Müslümanlar! Bilmediklerinizi bilenlerden sorunuz) buyuruldu. Hadis i şeriflerde buyuruldu ki: (Allâhü teâlâ ve melekler ve her canlı, insanlara iyilik öğreten Müslümanlara dua ederler) , (Kıyamet günü önce Peygamberler, sonra âlimler şefaat edeceklerdir) , (Ey insanlar, biliniz ki. ilim âlimden işiterek öğrenilir) . (İlim öğretmek sadaka vermek gibidir. Alimden ilim öğrenmek teheccüd namazı kılmak gibidir) , (İlim öğrenmek, bütün nafile ibadetlerden daha sevapdır. Çünkü, kendine de, öğreteceği kimselere de faidesi vardır) , (Başkalarına öğretmek için öğrenen kimseye, Sıddıklar sevabı verilir) , (İlim hazinedir. Anahtarı sorup öğrenmektir) , (İlim öğreniniz ve öğretiniz) , (Her şeyin kaynağı vardır. Takvanın kaynağı, ariflerin kalbleridir) , (İlim öğretmek günahlara kefârettir) .

Okumayan, ilimden bihaber milletler, devamlı sömürülmeye mahkumdur. Çünkü önlerine konulan ve kendilerine telkin edilen her türlü fikre açıktır. Halbuki gerçekleri okumuş, öğrenmiş bir kişinin başkalarının yalanlarına aldanması çok zordur. Düşman milletler, imha etmek istedikleri insanları okumaktan alıkoymak için her türlü çareye baş vururlar. Mesela Rusya, Müslüman Türkleri sömürebilmek için onları cahil bırakmayı temel hedef seçmiştir. Ve iki kez Müslüman Türkler üzerinde' harf devrimi' yaparak milli ve manevi kaynaklardan bağını koparmıştır. İslam ülkelerine yapılan bütün haçlı seferleri ve istilaların tamamına yakının birinci hedefi kütüphaneleri yakarak İslam alimlerini ve liderleri imha etmek olmuştur. İngilizler de, Ermeniler de, Fransızlar da bunu yapmışlardır.

İnsan zekası okumakla gelişir. Okumamak zekanın gerilemesine ve hafızanın zamanla zayıflamasına da sebebiyet verdiği çeşitli araştırmalarda belirtilmiştir. Tabi ki okumak demek her şeyi okumak değildir. Zararlı eserleri okuyan insanlar zehirlenir ve cemiyet için zehirli bir mikrop haline gelir. İslam alimlerinin ve milli ve manevi değerlere ters olmayan eserleri alıp okumak lazımdır.

Şu şiir ne güzel cehalet felaketini anlatmaktadır.

İLİM VE CEHALET

İlini olmazsa, din sıyrılıp kalkar aradan,
Öyleyse, cehalet denilen, yüz karasından,

Kurtulmaya çalışmalı, başdan başa millet,
Kafi değil mi yoksa, bu son dersi felaket?

Bu felaket dersi, neye mal oldu. düşünsen
Beynin eriyip, yaş gibi, damlardı gözünden.

Son olaylar, ne demektir, busen ne demektir.
Gelmezse eğer, kendine millet, gidecektir.

Zira, yeni bir sarsıntıya pek dayanılmaz,
Zira, bu sefer, uyku ölümdür uyanılmaz.

Ahlâkı düzeltip, fenne çok çalışmak lâzım,
Dine bağlı, atomla silahlı er olmak lâzım!

Din bilgisi, harp gücü, ileri olmak gerek,
İkisidir ancak millete huzur verecek.

Hak teali, ilmi çok yerde övdü, Kur'anda,
Resulün, ilmi emreden sözleri, meydanda.

İslâm’ın en büyük düşmanıdır, bil, cehâlet,
Çünkü, cehl mikrobunun hastalığı Felaket!

Cehalet olan yerden, din gider dedi. Nebi,
Dini seven, o halde ilmi. fenni sevmeli!

Cennet, kılıncın gölgesinde, demedi mi hadis,
Atom gücü, jet uçuşuna bu emr, pek veciz!

İslâm’ın zilletine cehldir, bütün illet!
Ey derdi cehalet, sana düşmekle, bu millet!

Bir hâle gelirdin ki, ne din kaldı, ne namus
Ey sine-i İslama çöken, kapkara kabus.

Ey, biricik düşman, seni öldürmeli evvel,
Sensin, bize kafirleri, üstün çıkan el!

Ey, millet, uyan cehline kurban gidiyorsun!
İslâm geriliktir. diye bir damga yiyorsun!

Allah’tan utan, bari bırak, dini elinden,
Gir, leş gibi, topraklara kendin, gireceksen!

Lâkin bu sözüm de, tesir etmez ki cahile
Allahdan utanmak da, olur elbet, ilim ile.

ŞAHİN: Türkiye'de her kesimden insan, okumaya sıcak bakıyor mu? Okuma olayı, size göre yeteri kadar gerçekleşiyor mu? Gerçekleşmiyorsa sebepleri nelerdir, açıklar mısınız?

ÖZFATURA: Türkiye'de her kesim okumaya sıcak bakıyor. Ve okuyamadığından şikayetçi. Fakat okuma olayı maalesef yelerince gerçekleşmiyor. Gerçekleşmemesini! ! sebeplerinin başında hatalı eğitim ve öğretim politikasıdır. Ve okuduğunu anlamama hadisesidir. 70 yıldır öğrenci yetiştiriyoruz. Bu öğrencilere okuma sevgisini aşılamış olsaydık zaten mesele kalmazdı. Ama Müslüman milletin tarihine, milli ve manevi değerlerine düşmanlık, fuzuli konuların ağırlıkta olması kişilere değil okuma sevgisini, okumadan nefret eder hale getirdi. Türk Dil Kurumu'nun uydurma kelimelerle dili katletmesi ve İslam düşmanı basının devamlı bu uydurma kelimeleri kullanması, okullarımızda maharetmiş gibi uydurma kelimelerin kullanılması ile çocuklarımız maalesef okumaktan uzaklaştırıldı.

Müslümanların doğru bildiğine 'yanlış', yanlış bildiğine 'doğru' denilmesi ve yanlış bilgilendirilmesi, basının devamlı yalan haberlerle halkı gazete, dergi ve her türlü okumaktan, halkı bıktırması da cabası. Kendisine küfreden kitapları halk nasıl olur da alır okur? Bu mümkün mü? Zaten Osmanlı'nın son dönemlerine kadar okuma yazma oranı yüzde yüzlere varıyordu. Bir anda bu okuma oranı sıfır noktasına çekildi. Ve 1400 yıl yazılmış o muhteşem, nur saçan eserler kütüphanelere kaldırıldı veyahutta arşivlerin çoğu Bulgarlar'a satıldı. İşte okumanın yeterince gerçekleşmemesinin sebeplerinin başında kısaca bunlar gelir. Şayet halkımızın okumasını istiyorsak milli ve manevi değerlere sahip eserlerin yazılması, ve Müslüman Türk milletin tarihine düşmanlığı sona ererek doğru bilgilerin verilmesi lazımdır.

ŞAHİN: En son okuduğunuz ve okuyucularınıza da tavsiye etmek istediğiniz bir kaç kitap ismi söyleyebilir misiniz?

ÖZFATURA: S.Ahmet Arvasi'nin eserleri. Hakikat Ltd. Şti yayınları.

ŞAHIN: Türkiye'de her kesimden insanın ciddi, bilimsel, kültürel, dini ve ahlaki eserleri okumaya yönelebilmesi için neler yapılabilir? Bu konuda basına, radyo ve TV'ye iktidara ve devlete düşen görevler nelerdir?

ÖZFATURA: Türkiye'de her kesimden insanın ciddi, ilmi, kültürel, dini ve ahlaki eserleri okumaya yönelebilmesi için birincisi ve en önemlisi halkımızın kalbine İslâm şuurunu, tslâmiyetin ilme verdiği önemi, cahilliğin felaketini, cahil insanların hem dünyada hem de ahrette karşılaşacakları felaketleri nakış etmek lazımdır. İkincisi ise şu ana kadar yapılan hatalardan vaz geçilerek, halkın maddi ve manevi değerlerine artık saldırılmamalıdır. Müslüman Türk Milletinin tozlu raflarda kalan o muhteşem ve kıymetli eserlere gençlerin ulaşabilmesi için yardımcı olunmalı ve bu konudaki dil sorunu hal edilmelidir. Tarih düşmanlığı artık yapılmamalı, 1400 yıllık şanlı ve o muhteşem ecdadın ilme ve insanlığa hizmeti anlatılarak gençlere örnek gösterilmelidir. Batı'nın ve bütün dünya insanlığının bugünkü seviyeye gelmesinin İslamiyet’e ve ecdadımızın bu yokla verdiği mücadele ile olduğu gerçeği de gözardı edilmemeli. Okumak, sadece dünya menfaati için değil, ahret saadeti için de şart olduğunu da bildirmek lazımdır. Maalesef Türk basınının ve TV'lerinin çoğu, halkın maddi ve manevi değerleriyle alay etmekte, gençlerin adeta okumaması ve her türlü sapıklığa saplanarak şehvetine esir etmek suretiyle pasifleştirmek istemektedir. Artık medya, Müslüman Türk halkı gibi özüne, değerlerine dönüş yapmalı ya da bu işten vazgeçerek Hıristiyan Misyonerliği ve Siyonizm hizmetçiliğini bir köşeye atmalıdır. Devlet milletin maddi ve manevi değerlerini korumakla görevlidir. Hükümetin de görevi budur. Zaten hükümeti seçen halktır. Bu nedenle hükümetlerin de artık Müslüman halkın sesine kulak vererek, faydalı ilimleri, bilim ve teknolojide dünyadaki yerimizi almamız için çalışmalar başlatmalıdır. Nice bilim adamımız, yeterli maddiyata sahip olamadığı veyahutta milli ve manevi değerlerine sahip çıktığı için çalışması engellenerek yurt dışına çıktığı ve büyük başarılar elde ettiğini hepimiz biliyoruz. Bu yanlış politikadan vazgeçilmelidir.

ŞAHİN: Okumakla yazmak arasında doğrudan bir ilişki var mıdır? İnsanlar niçin yazar yahut niçin yazmalıdır?

ÖZFATURA: Okumakla yazmak arasında doğrudan bir ilişki vardır. Şöyle ki, yazabilmek için okumak, öğrenmek tabiri caizse bilgi deposu haline gelmek ve bu birikimlerini kağıda dökerek yıllarca elde ettiği faideli bilgileri halkın hizmetine sunmak lazımdır. Okunmadan yazmak mümkün değildir. Yazabilse dahi faydadan çok zarar olur. insanlar iki şey için yazar: Birincisi menfaat ve şöhret, ikincisi de Allah rızası için. Islamiyetin emri 'Allah rızası için okumak ve yazmak'tır. İlmiyle, öğrendiğiyle ve yazdıklarıyla amel etmeyen bir kişinin dinimizde hiçbir kıymeti yoktur. Müslümanlar, çok okuyun konusunda ehil olduktan sonra şayet ihtiyaçsa yazmaları elbetteki iyi olur.

ŞAHİN: Türkiye'de yazarlar, sizce sorumluluklarını yeterince yerine getiriyorlar mı?

ÖZFATURA: Türkiye'deki yazarları iki kategoriye ayırmak mümkündür. Birincisi Batı kültürünün temsilcileri olan Müslüman Türk Milletinin milli ve manevi düşmanlığı ile ün yapmış kişiler ikincisi ise, Vatanını, milletini seven, halkının maddi ve manevi değerlerine sahip çıkarak her bakımdan ilerlemesini isteyen samimi şahsiyetler. Birinci kesim zaten malum, kendilerine verilen görevi başarı ile yürütmektedir. İkinci kesimdekiler ise şartların müsait olmasıyla görevlerini yapmaya çalışmaktadırlar.

ŞAHİN: Size göre, günümüz şartlarında yazmak, lüks müdür? Şart mıdır? İmtiyaz mıdır? Türkiye'de iyi bir yazar olabilmek için gerekli ortam var mıdır?

ÖZFATURA: Yazmak hiçbir zaman lüks değildir. Osmanlı arşivleri, devlet arşivleri ve Türkiye'deki kütüphanelerde milyonlarca eser gün ışığına çıkmayı bekliyor. Arapça’yı ve Osmanlıcayı iyi öğrenmiş talebelerin bu eserleri araştırıp, halkın istifadesine sunması lazımdır. İyi yazar olabilmek için, temelden yetişmek, devamlı okumak ve devamlı yazmak gerekiyor. Tabii ki araştırıp yazarken de maddi durumunun iyi olması, kendisine araştıracağı konular hakkında kolaylık gösterilmesi gerekiyor. İyi bir yazar olmak için güçlü bir arşive ve kişiyi yönlendirebilecek güçlü rehberlere ihtiyaç vardır. Türkiye'de arşiv sisteminin yok denecek kadar az olduğunu, araştırmaya fazla bir önemin verilmediğini görüyoruz.

ŞAHİN: Okumak, yazmak ve düşünmek arasında nasıl bir ilişki vardır?

ÖZFATURA: Okuyan insan düşünür ve okuduğunun muhasebesini yapar. Kâfi derece-de okuyan ve yetiştiğini anlayan kişiler de şayet yazma isteği varsa yazmaya başlar ve zaten her yazan kişi de düşünür öylece yazar. Düşünmeden, araştırmadan, okumadan yazı yazmanın mümkün olmadığını biliyorum.

ŞAHİN: insanımız yeteri kadar düşünüyor mu?

ÖZFATURA: Düşünmeyen insan yoktur diyebiliriz. Ama neyi düşünüyor? Kişi en çok neyle meşgul ise onu düşünüyor olması lazım. Acaba insanımızın çoğu geçim derdini mi düşünüyor?

ŞAHİN: İnsanımızı düşünmekten alıkoyan iç ve dış dinamikler nelerdir?

ÖZFATURA: Faydalı ilimleri okuyanlar okuduklarını başkalarına da öğretmeyi, bilim ve teknoloji de ileride olmayı her konuda insanlığa hizmeti bir görev bilirler ve bu konularda düşünürler. Şayet, ilimle meşgul olan kişilere yeteri miktarda maddiyat yardımı yapılırsa mesele kalmaz. Geçim derdi, ilmin önemi ve okumanın, öğretmenin, kıymetinin bilinmemesi ve bu konularda halkın aydınlatılmaması halkı faydalı düşünmekten alıkoymaktadır. Bunun yanında bir kesim basının devamlı müstehcen yayınlarla halka nefis ve şehvetlerini esir etme çalışmaları halka faydalı düşünmekten alıkoymaktadır.

ŞAHİN: İnsanımızın düşünceyle, özellikle de derin düşünceyle her zaman barışık olabilmesi için neler yapılmalıdır?

ÖZFATURA: Düşünmek, hayal etmek ve düşünceyle barışık olmak için yeterli Islâmi bilgilerin verilmesi gerekiyor. İslâmiyet’i iyi bilmeyen, Allah korkusu, İnsanlara faydalı olmanın önemi, Alemlerin yaratılış hikmetini kavrayamaz ve bu konuları zaten düşünemez. Kâfi derecede İslâmi terbiyeyi almamış kişilerin düşünmesi bunalımı beraberinde getirir. Önce doğru bir imandan sonra İslâmiyeti ehl i sünnet velcamaat alimlerine ait eserlerden öğrenmek, ölümü düşünmek ve öldükten sonra dünyada yaptıkları amelleriyle başbaşa kalacağını bilmek kişileri derin düşünceye daldırır. Yoksa ölümü bilmeyen ve öldükten sonraki ahiret hayatım düşünmeyen insanların derin düşünmesi biraz zordur. Müslümanların, bilim ve teknolojide düşmandan üstün olması dinimizin emridir. Ve en güçlü harp vasıtalarını yaparak vatanını korumakta farzdır. Bu nedenle insanımızın her iki hususta da derin düşünebilmesi için insanımıza bu şuuru aşılamamız ve gerekli maddi ve manevi yardımda bulunmamız şarttır ve zaruridir. O halde bugün atom bombasını yapmaya ve bunun için lüzumlu matematik, fizik, kimya bilgilerini öğrenmeye çalışmakta farzdır. Önümüzde bulunan atom harbine hazırlanmazsak, dinimizi milletimizi koruyanlayız. Harp için, atom tesislerini hazırlamak bunlardan sulh zamanında, istifade etmek dini vazifemiz ve ibadetlerimizdir. Peygamberimiz 'sallallahü aleyhi vesellem'; (İlim, Cinde de olsa alınız!) buyurmaktadır. Yani ilim, dünyanın en uzak yerinde bulunsa ve kafirlerde de olsa, gidin alın! Buyurdu. O halde, hizmet için gerekli bilgileri en uzak düşman milletlerden de arayıp, bulup, öğrenmemiz, yapmamız, hazırlıklı olmamız, beş vakit namazdan sonra eri birinci vazifemiz, ibadetimizdir. İşte insanımıza bu şuuru aşılayabildiğimiz zaman halkımız her zaman derin düşünceyle barışık olur.

Durdu Şahin
Kayıt Tarihi : 10.9.2007 17:03:00
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!

Durdu Şahin