Çocuk Tiyatrosu 15. Komik Bir Anneler Gü ...

Fevzi Günenç
551

ŞİİR


3

TAKİPÇİ

Çocuk Tiyatrosu 15. Komik Bir Anneler Günü Kutlaması (Çocuk Oyunu)

15. Çocuk Oyunu
KOMİK BİR ANNELER GÜNÜ KUTLAMASI
Yazan: Fev

OYUNDAKİ KİŞİLER:

BABA
OĞULCAN
CANKIZ
ANNE
MANDOLİN KOROSU
FONDAKİ SES

DEKOR: Oturma odası.
Oturma odasında olması gereken her şey.

BABA KOLTUĞUNDA OTURMUŞ, GAZETE OKUMAKTADIR. ELERİNDE MANDOLİN OLAN BİR GRUP ÇOCUK ŞARKI SÖYLEYEREK GİRER. ŞARKI BOYUNCA SAHNEDE DOLAŞIRLAR. ONLAR OYUNCULARI GÖRMEZ, OYUNCULAR ONLARIN AYIRIMINDA DEĞİLDİR.

MANDOLİN KOROSU:
Küçücükken başucumda
Bana ninni söylerdin
Sabahları uyanınca
Beni okşar severdin

Benim annem güzel annem
Beni al kollarına
Kucağında okşa beni
Ninniler söyle bana

Bu gün hala kulağımda
Çınlıyor tatlı sesin
Güzel annem kalbimin sen
En büyük neşesisin

Benim yavrum tatlı yavrum
Gel benim kollarıma
Kucağımda uzan öyle
Ninniler söyleyim sana

İYİ BABA: (Seslenir)
Hey, çocuklar, nerdesiniz? Oğulcan’ım, Cankızcığım! ..
OĞULCAN: (Sesi dışardan) Buradayız baba?
İYİ BABA: Orası neresi?
OĞULCAN: (Sesi dışardan) Burası işte…
İYİ BABA: Gelsenize yanıma.
OĞULCAN: (Koşarak girer) İşte geldiiik…
İYİ BABA: Kardeşin nerede?
OĞULCAN: Su içiyor derede…
İYİ BABA: Terbiyeli ol.
OĞULCAN: Nereden bileyim baba. Şip şurada, şıp burada şıp kapı arkasında.
İYİ BABA: Hiç ciddi olamaz mısın sen?
CANKIZ: (Koşarak girer) Terlik geldi baba…
İYİ BABA: Ne terliği?
CANKIZ: Kapı arkasındaki canım. Bilmece sormuyor musunuz?
İYİ BABA: Bırakın gevezeliği, Sırası değil. Sizinle konuşmam gereken önemli bir konu var. Biliyorsunuz bugün…
OĞULCAN: …Anneler günü.
İYİ BABA: Eveeet…
CANKIZ: Annemizi en çok mutlu etmemiz gereken gün.
İYİ BABA: Öyle, değil mi?
OĞULCAN: Haklısın babacığım. Sana katılıyorum
CANKIZ: Bugün animiz için çok güzel şeyler yapmalıyız.
İYİ BABA: Ben de böyle düşünüyorum. Sizce neler yapabiliriz?
OĞULCAN: Her şeyden önce sevgili annemize birer armağan almalıyız.
İYİ BABA: Bunu biliyoruz canım.
CANKIZ: Ben armağanımı dünden aldım bile.
OĞULCAN: Ben de öyle yaptım.
CANKIZ: Ya sen baba? Sen anneme armağan almadın mı?
OĞULCAN: Yine unuttun mu yoksa baba?
İYİ BABA: Unutur muyum canım? Ben de aldım armağanımı. Ama bu bir sürprizdir. Zamanı gelince gösteririm size.
OĞULCAN: Benimki sürpriz değil. Ben armağanımı gösterebilirim.
İYİ BABA: Görelim öyleyse.
CANKIZ: Görelim…
OĞULCAN: Gidip getireyim…

OĞULCAN ÇIKINCA ÖBÜR İKİ OYUNCU SON DURUMLARINDA DONMUŞ GİBİ HAREKETSİZ KALIR. MANDOLİN KOROSU GİRER. YİNE SAHNEDE DOLAŞARAK ŞARKI SÖLERLER. ONLAR SAHNEDEKİLERİ GÖRMEZ, SAHNEDEKİLER DE ONLARI GÖRMEZ.

MANDOLİN KOROSU:
Güneşin alası çok
Çocuğa bakar anne
Her evin çilesi çok
Evine tapar anne.

Gelin çiçek derelim,
Yollarına serelim.
Yollarına serelim
Sevgi dolu türkülerle
Annemize verelim.

Analar çeker yükü
Gece gündüz çalışır
Kimsenin bilesi yok
Yarını yapar anne

Gelin çiçek derelim,
Yollarına serelim.
Yollarına serelim
Sevgi dolu türkülerle
Annemize verelim.

OĞULCAN (Elinde bir futbol topuyla girer) İşte, bakın, paket yapmaya bile gerek görmedim. Bir de paketi açmak için yorulsun mu annem?
İYİ BABA: Ne, annene bunu mu aldın?
CANKIZ: Bir futbol topu!
OĞULCAN: Evet… Ne dersiniz, böyle bir topa bayılmaz mı annem?
CANKIZ: Haklısın, bayılır. Sen topu verirken bayılıp yere düşmeyin diye yakınında duralım bari.
İYİ BABA: Haklısın kızım. Düşmeden tutmalıyız onu.
CANKIZ: Kolonyayı da kolay bir yerde bulunduralım.
OĞULCAN: O kimin armağanı ki?
CANKIZ: Armağan değil canım. Annemi ayıltmak için.
OĞULCAN: Amma tuhafsın ha!
İYİ BABA: Asıl tuhaf olan sensin. Annene anneler günü armağanı olarak futbol topu alıyorsun.
CANKIZ: Annem top oynamaz ki.
İYİ BABA: Futboldan nefret eder anneniz. Televizyondaki bir maçı izleyebilmek için az didişmeyiz onunla.
CANKIZ: Bugün didişmezsin artık baba.
İYİ BABA: Haklısın… Bir çaresine bakacağız artık.
CANKIZ: Maç seyretmekten vazgeçmenin mi yoluna bakacaksın baba?
İYİ BABA: Yok canııım… Olur mu? .. Annenizi maç seyretmeye razı etmenin yoluna bakacağız.
CANKIZ: Ama bugün anneler günü baba. Anneler gününde de maç izlersen ayıp olur artık.
İYİ BABA: Haklısın ama bugün aynı zamanda Pazar kızım. Biliyorsun maçların en kıyakları da Pazar günleri yapılıyor. Eğer Fener-Galatasaray derbisini izleyemezsem çıldırırım.
CANKIZ: İzlersen de annem çıldırır.
İYİ BABA: Onun için bir çaresine bakarız diyorum ya…
OĞULCAN: Neyse baba, artık bu annemle senin sorunun.
İYİ BABA: Peki, sen ne demeye bir futbol topu aldın ona Oğulcuğum?
OĞULCAN:.Şimdi sen “Bir anne futbol topunu ne yapsın! ” diyebilirsin baba. Ama şunu düşünmüyorsun.: Annem o topu hiç bir şey yapmazsa “oyna” diye oğluna da veremez mi yani?
İYİ BABA: Bu da bir mantık.
CANKIZ: Boş verin şimdi siz futbol topunu. Annemi mutlu etmeye benim armağanım yeter.
İYİ BABA: Senin armağanın ne?
CANKIZ: Durun getireyim. (Çıkar.)

CAN KIZ ARMAĞANINI GETİRMEK İÇİN ÇIKAR. ÖBÜR İKİ OYUNCU SON DURUMLARINDA DONMUŞ GİBİ HAREKETSİZ KALIR.
O ÇIKINCA MANDOLİN KOROSU GİRER. KORU YENİ BİR ANNE ŞARKISINI ÇALIP SÖYLEYEREK SAHNEDE DOLAŞIR. ONLAR OYUNCULARI GÖRMEZ, OYUNCULAR DA KORODAKİLERİ. CANKIZ GİRİNCE KORODAKİLER ÇIKAR.

KORO:
Anneciğim, seni ben
Çiçeklerden, böcekten
Sarı saçlı bebekten
Canımdan çok severim

Gitme hep yanımda kal
Beni kollarına al
Pembe gülden daha al
Yanağından öperim…

CANKIZ: (Belinde bir hula hop vardır. Onu döndürerek girer) Bakın, bir hula hop.
BABA: Hulo hop mu?
CANKIZ: Nasıl?
BABA: Harika!
OĞULCAN: Harika olabilir ama… Ama annem hulo hop çevirecek yaşı çoktan geçti baba.
İYİ BABA: (Kahkahayla güler.) Olsun olsun, çok komik olur. O çevirir biz güleriz. (Kahkahayla gülmeyi sürdürür.)
CANKIZ: Gülme baba…Bununla idman yaparak zayıflar annem.
BABA: Anneniz zaten zayıf kızcığım...
OĞULCAN: Hula-hopun annemin işine yarayacağını sanmıyorum.
CANKIZ: Yaramaz mı? Sen öyle san. Kendisi kullanmasa bile onu sevgili kızına armağan da mı edemez?
BABA: Çok doğru…
OĞULCAN: Senin armağanını da görelim baba.
BABA: Olmaz, sürpriz.
CANKIZ: Lütfen baba…
BABA: Sürpriz, dedim size.
OĞULCAN: Ama o annemize sürpriz, bize değil…
İYİ BABA: Peki öyleyse. Getirelim bari… (Çıkar)
BABA ARMAĞANINI GETİRMEK İÇİN ÇIKINCA ÖBÜR İKİSİ SON DURUMLARINDAKİ GİBİ HAREKETSİZ KALIR, MANDOLİN KOROSU GİRER. KORODAKİLER MANDOLİNLERİNİ ÇALAR, SAHNEDE DOLAŞIRLAR. ONLAR OYUNCULARI GÖRMEZ, OYUNCULAR DA ONLARI GÖRMEZ. FONDAN BİR SES ŞİİRİ OKUR (Şiir bu oyunun yazarınındır.)

FONDAKİ SES: (Şiiri okur)
Ben annemi hiç sevmedim
çünkü hiç yoktu o, yaşamamıştı
püsküllü mısır darısıydı saçları
gözleri gök mavisi...

İçimi titretirdi annemin bakışları
dilimden hiç düşürmezdim adını
ama hiç tadamadım
o sevecen bakışların tadını.

Yumuşacık elleri olurdu annem olsaydı
saçlarımın arasında gezinirdi parmakları
nasıl öperdim kim bilir onları
benim de bir annem olsaydı
annem benim saçlarımı hiç okşamadı.

Ben annemi hayal meyal düşlerim
sanki uzak, çok uzak denizlerden
yapılmış puslu bir cam vardı aramızda
öperdi beni bağrına basıp
aşabilseydi o denizleri
o yüzden öğrenemedim
nasıl bir şeydir annelerin öpüşleri.
Annem beni hiç öpmedi.

Düşlerimde erdim bütün gizlerine
eremediğim bir tek kokusu oldu
anneler nasıl kokar söyler misiniz annesi olanlar
hiç koklayamadım da ben annemi...

İYİ BABA: (Sırıtarak, kurumla içeriye girer.)
OĞULCAN: Hani armağanın baba
İYİ BABA: İşte, gözlerinizin önünde.
OĞULCAN: Ben armağan filan görmüyorum.
CANKIZ: Ben de görmüyorum.
BABA: O sizi görüyor ama.
CANKIZ: Görüyor mu? Çok hoş, şihirli bir armağan mı bu?
BABA: Yok canım basbayağı bir hediye işte.
OĞULCAN: Öyleyse biz niçin göremiyoruz onu?
BABA: Görüyorsunuz canım.
CANKIZ: Nerede öyleyse?
BABA: Ağzımda…
OĞULCAN: Ağzındaki pipo…
BABA: İşte benim annenize armağanım da bu.
CANKIZ: Baba!
OĞULCAN: Anneme pipo mu aldın?

BABA: Evet…
CANKIZ: Annem tütün kullanmaz ki…
OĞULCAN: ütün kullananlardan da nefret eder.
BABA: Anneniz pipoyu kullanmayabilir ama onu armağan edeceği bir yakını vardır herhalde.
CANKIZ: Bu sen misin yoksa?
BABA:
Neden olmasın?
OĞULCAN:
Baba sen çıldırmışsın. Anneye anneler gününde kullanamayacağı bir pipo alınır mı hiç?
BABA: Peki futbol topu alınır mı?
OĞULCAN: (Suçlu) Doğru, futbol topu da alınmaz.
BABA: Ya hula hop? ..
CANKIZ: (İç çeker) O da alınmaz…
BABA: Eee… Ne yapacağız şimdi?
OĞULCAN: Ne yapacağız?
İYİ BABA: Hiç… Anneniz hoşgörülü bir kadındır. Armağanlarımızı hoş bir şaka olarak algılar.
CANKIZ: Doğru, belki de buna güler geçer.
BABA: Gerçi pek emin değilim ama umarım öyle olur.
OĞULCAN: Peki nerelerde o? Artık ortaya çıksa da şu armağanlarını versek.
BABA: Her halde biraz bekleyeceğiz bunun için.
CANKIZ: Neden?
BABA: Çünkü anneciğiniz alış veriş için çarşıya çıktı? Bugünkü kutlama için gerekli olan yiyecek içeceklerimizi alacak.
OĞULCAN: Anneler gününde bir anne alış verişe gönderilir mi baba?
BABA: Ne yapayım, alış veriş yapmayı çok seviyor o. Kendisini bu zevkinden mahrum mu etseydim?

MANDOLİN KOROSU GİRER. KORU YENİ BİR ANNE ŞARKISINI ÇALIP SÖYLEYEREK SAHNEDE DOLAŞIR. ÜÇ OYUNCU SON DURUMLARINDA DONMUŞ GİBİ HAREKETSİZ KALIR. ONLAR OYUNCULARI GÖRMEZ, OYUNCULAR DA KORODAKİLERİ. ANNE GİRİNCE KORODAKİLER ÇIKAR.

Anlat bana anneciğim
İyileri kötüleri
Öğret bana öğret bana
Bir yol göster geleceğe…

Sevgi sende ışık sende
Duygu sende ışık sende
Bilgi sende görgü sende
Sabır sende güzel annem.

Anlat bana anneciğim
İyileri kötüleri
Öğret bana öğret bana
Bir yol göster geleceğe…

GÜZEL ANNE (Sesi) Ben geldim çocuklaaar!
İYİ BABA: Geliyor, çabuk saklayın armağanlarınızı! (Pipoyu ağzından çıkartır, avcunda saklar, elini arkasında tutar.)
OĞULCAN: Neden saklayalım, bunları ona vermeyecek miyiz?
İYİ BABA: Verecek miyiz?
GÜZEL ANNE: (İçeriye girer, elindeki poşetleri yere bırakır) Nedir o arkanızda sakladığınız şeyler çocuklar?
OĞULCAN: Şey…
CANKIZ: Hiç…
İYİ BABA: Gag guk…
GÜZEL ANNE: Bana aldığınız armağanlar değil mi onlar?
İYİ BABA: Şey..
OĞULCAN: Evet şey…
CANKIZ: Şey ya…
GÜZEL ANNE: Boşuna saklamayın. Sürpriz yapmanıza gerek yok. Gösterin gösterin. (Sesini yükselterek Oğulcan’a) Göstersene oğlum.
OĞULCAN: (Çekinerek topu gösterir)
GÜZEL ANNE: Bana anneler günü armağanı olarak bir futbol topu mu aldın? (Kahkahayla güler.) Harika bir armağan doğrusu. (Cankız’a döner) Ya sen ne aldın güzel kızım?
CANKIZ: (Arkasında saklamaya çalıştığı hulahopu çıkartır.)
GÜZEL ANNE: Bir hulahop ha! ” Bu da harika! Gerçi artık hulahop çevirmek için yaşım epeyce geçti. Üstelik bunu çevirip zayıflayacak kadar kilom da yok. Ama olsun. Kendim kullanamasam onu kızıma armağan da mı edemem?
CANKIZ: Ben ben ben de öyle düşünmüştüm.
GÜZEL ANNE: Aferin benim kızıma. (İyi Baba’ya döner) Ya sen ne aldın karıcığına koca adam?
OĞULCAN: Babam sana bir pipo almış anne?
GÜZEL ANNE: Yaaa. Bu da harika! (Alaycı) Bari yanında tütününü de almış mı?
OĞULCAN: Bilmem… (Babaya) Aldın mı baba?
İYİ BABA: Ben mi?
GÜZEL ANNE: Yok babam…
İYİ BABA: (Mahcup) Baban mı?
GÜZEL ANNE: Neyse, bu armağan faslını burada bitirelim. Çarşıdan aldığım yiyecek içecekleri masaya taşımayacak mısınız çocuklar?
OĞULCAN: (İsteiksiz) Taşıyalım mı?
CANKIZ: (İsteksiz) Taşısak mı?
İYİ BABA: Buraya kadar getirdin… Oldu olacak onu masaya da taşırsın artık hanımcığım.
GÜZEL ANNE: Haklısın kocacığım. (Poşetleri getirip masaya bırakır. Sonra birinin içinden bir kutu pasta çıkartır.)
OĞULCAN: Pasta pasta! Mükemmel bir annesin sen anneciğim!
GÜZEL ANNE: Siz de öylesiniz çocuklar.
İYİ BABA: Hem de çikolatalı…
CANKIZ: Çikolatalı pastaya bayılırım.
GÜZEL ANNE: Ben de bayılırım yavrularım. Şimdi bunları evdeki tabaklara koyup evdeki çatallarla yersem bulaşıkları bana yıkatırsınız, diye plastik tabaklar, çatallar da aldım.
OĞULCAN: Bulaşık yıkamayı seversin sen anne. İnsana sevdiği şeyi yaptırmamak ayıp değil mi?
GÜZEL ANNE: Haklısın yavrucuğum ayıp hem de çok ayıp… (İkinci poşetten içeçek şişelerini çıkartır.) Yanında içmek için de portakal suyu, elma suyu, vişne suyu aldım.
İYİ BABA: Evet, pastayla iyi gider. Ben vişneyi tercih ederim.
OĞULCAN: Ben portakal suyunu…
CANKIZ: Ben de elmayı…
GÜZEL ANNE: Ben üçünü de severim çocuklarım. Bunları içerken de evdeki bardakları kirlenmesin, dedim.
İYİ BABA: Haklısın, şimdi kim yıkayacak bardakları… Bugün senin özel günün. Sana iş yaptırmamız doğru olmaz…
GÜZEL ANNE: (Üçüncü poşetten de bir kutu çıkartır.) Bu da baklava…
OĞULCAN: Yaşa anne! Mükemmel bir anneler günü kutlaması olacak bu!
GÜZEL ANNE: Bence de öyle… Öbür yıllardaki kutlamalara benzemeyecek bu yılın kutlaması.
İYİ BABA: Ben baklavaya bayılırım.
GÜZEL ANNE: Ben de, ben de… Baklavayı yer bayılırım, ayılır yine yerim. Şimdi poşetten çıkacak kutuyu görünce aklınız başınızdan gidecek.
OĞULCAN: O nedir nedir anne?
GÜZEL ANNE: Baklavanın üzerine konarak yenecek bir yiyecek.
CANKIZ: Baklavanın üzerine konarak ne yenir ki?
GÜZEL ANNE: Soğuk bir şey! Adının içinde o ile u harfi var
OĞULCAN: (Sevinçle el çırparak bağırır) Dondurma!
GÜZEL ANNE: Bravo kocacığım, çok iyi bildin. (Dondurma kutusunu da çıkartır. Dört plastik tabağa bölüştürür. Kendininkini yemeye, arada bir bardaklardan birindeki içeceği yudumlamaya başlar.) Immmh… Ne kadar lezizmiş!
OĞULCAN: (Yutkunur) Şimdi anlarız ne kadar leziz olduğunu…
CANKIZ: Ben de anlarım…
GÜZEL ANNE: O biraz zor…
CANKIZ: Neden anneciğim?
GÜZEL ANNE: Biraz sonra anlarsınız. (Tabaklara dondurmaları paylaştırır, üzerlerine baklava dilimlerini koyar.) Aslında böyle kullanılıp atılabilen tabak çatal gibi pratik şeyler seçmemin bir nedeni vardı çocuklar. (Bir yandan atıştırır. Tabağın birini bitirince ikincisini yemeye başlar. Bardaktaki meyve sularından biri bitince ikincisini kafaya diker.)
İYİ BABA: (Yutkunur) Ne gibi bir nedeni vardı karıcığım?
GÜZEL ANNE: Pikniğe gitmeyi önerecektim.
OĞULCAN: Mükemmel fikir ama ben bunları yemek için daha fazla sabredemeyeceğim.
CANKIZ: Ben de ben de… Ağzım sulanıp duruyor.
OĞULCAN: Benimki daha çok sulanıyor.
GÜZEL ANNE:
(Pastaları atıştırır.) Ah ah ah şunun lezzetine bakın! Harika bir şey bu çikolatalı pasta! Ne diyordum… Evet, piknik işi mükemmel bir fikirdi. Ama vazgeçtim.
CANKIZ: Neden anne?
GÜZEL ANNE: Neden olacak canım. Şimdi hem bunları, hem de pikniğe götürülecek eşyaları hiç birimiz taşımak istemeyeceksiniz arabaya taşımak istemezsiniz.
OĞULCAN: Doğrusu benim açımdan çok haklısın anneciğim
CANKIZ: Benim açımdan da…

İYİ BABA: Ben zaten ancak gazetemi taşıyabilirim. Biliyorsun, on yıl önce ameliyat olmuştum. Doktor ağır eşya taşımamı yasaklamıştı.
GÜZEL ANNE: (Baklavadan da atıştırır) Baklava daha da mükemmelmiş. Bir kaşık da dondurma… Oooh!
OĞULCAN: Biraz da biz oh diyebilsek…
GÜZEL ANNE: (Bir yandan konuşur, bir yandan atıştırır.) Pikniğe gitmeye kalksaydık arabayı da bana kullandırtırsınız siz.
İYİ BABA: Ama sen araba kullanmayı seviyorsun karıcığım.
GÜZEL ANNE: Evet, haklısın ama bugün Pazar. Trafik çok yoğun. Bir kadın için riskli olmaz mı?
İYİ BABA: Bir erkek için de riskli olur.
GÜZEL ANNE: Tamam… Arabayı kullanacak kimse de yokken, pikniği de evde yaparız artık. (Birinci sabahla birinci bardaktaki içecekleri yiyip içer, ikincileri önüne çeker.)
CANKIZ: Biraz da biz atıştırsaydık…
OĞULCAN: Atıştıra atıştıra hepsini bitireceksin anne!
CANKIZ: Evet, şimdiden yarısı gitti bile!
İYİ BABA: Bir an önce bizim yiyeceklerimizle içeceklerimizi de ver, tıkınalım artık.
GÜZEL ANNE: Yo… Hayır! Bu zahmeti veremem size çocuklar.
OĞULCAN: Neden?
GÜZEL ANNE: Ben size kıyar mıyım canlarım? Bıraksam şimdi önce pastaları yiyeceksiniz.
CANKIZ: Evet aynen öyle yaparız.
GÜZEL ANNE:
Sonra baklavaları, dondurmayı… Meyve sularını içeceksiniz. Bir sürü zahmet çekeceksiniz.
İYİ BABA: Yok canım ne zahmeti…
GÜZEL ANNE: Sizlere bu zahmetleri çektiremem. Her işinizi yaptığım gibi bu işinizi de ben yapacağım.
OĞULCAN: Hayır!
CANKIZ: Olamaz! ...
GÜZEL ANNE: O yüzden, sizin yiyecek paylarınızı da ben yiyeceğim.
OĞULCAN: Ama anne…
GÜZEL ANNE: Anne değil miyim? Annelere fedakar olur. Sizin için bu fedakarlığı da yapacağım. İçecek paylarınızı da ben içeceğim yavrularım.
İYİ BABA: Bu bir şaka değil mi karıcığım?
CANKIZ: Çok zalimsin anne…
GÜZEL ANNE: Evet çocuklar, en az sizin kadar zalimim. Hadi diğer günler neyse… Ama bu zulmü bana siz her yıl anneler gününde bile çektiriyordunuz. Bu yıl da ben size çektireceğim. (Meyve suyu bardağını kaldırır) Haydi, şerefe! En kötü anneler günü kutlamamız böyle olsun.

ÜÇÜ DE YUTKUNUR, CEVAP VERMEZ.

GÜZEL ANNE: Mükemmel bir kutlama oluyor. Çok mutluyum çok! Her yıl böyle kutlayalım artık anneler gününü! (Seyircilere dönüp sorar) Sahi, gelecek yılın Anneler gününe kaç gün kaldı çocuklar?

MANDOLİN KOROSU GİRER, MANDOLİN ÇALARAK ŞARKI SÖYLER. (Şarkı sözleri oyun yazarına aittir. Müziğini de siz yapın.) OYUNCULAR DA ONLARIN ŞARKILARINA KATILIRLAR. ŞARKI BİTTİĞİNDE HEP BİRLİKTE SAHNENİN EN ÖNÜNE GELİP SELAM VERİRLER.

KORO İLE OYUNCULAR:
Yemezsin yedirirsin
İçmezsin içirirsin
Gülmezsin güldürürsün
Şakaydı anneciğim
Şakaydı bütün bunlar.

ANNE:
Şakaydı çocuklarım
Şakaydı bütün bunlar…

KORO İLE OYUNCULAR:
Parmağıma diken batsa
Senin için kan ağlar
Birazcık ateşim çıksa
O ateş seni dağlar…

Yemezsin yedirirsin
İçmezsin içirirsen
Gülmezsin güldürürsün
Şakaydı anneciğim
Şakaydı bütün bunlar.

ANNE:
Şakaydı bütün bunlar…
Sevgili çocuklarımız
İşte hazır sofranız
Acaba buyurmaz mısınız?

BİTTİ

Yazarla iletişim:
0342 338 16 18
0505 553 47 44
İleti: fev27@myet.com
fev27@hotmail.com
WEB: www.fevgun.com

Fevzi Günenç
Kayıt Tarihi : 19.6.2009 14:37:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!

Fevzi Günenç