çerkes'in Kahvede Bir kış Gecesi

Beşir Ayvazoğlu
4

ŞİİR


1

TAKİPÇİ

çerkes'in Kahvede Bir kış Gecesi

Uzatıp saçaklardan sivri dişlerini
zehir zemberek bir zemheri
ipini koparmış itler gibi
saldırır açık kalmış kapılardan
patır patır dökülür donuk yıldızlar
ay gök sofrasında bir tabak buz

Ortada nar gibi kızarmış ördek soba
çerkes emmi'den evvela
sıcacık bir 'buyrunuz'
çaylar mı? tavşan kanı, şâhâne
çerkes'in bir kahvesi var
altı kaval üstü şeşâne

Ha tepede sallanan kırk mumluk ampul
ha duvarda isli bir gaz lambası
farkedilmez sedirin yağlıkara muşambası
masanın bacakları çarpıksa ne gam
varsın endam aynaları
çevirsin suratları cin çarpmışa
çerkes emmi çıkarıp gümüş tabakayı
kalın bir cigara sarsın yeter

tütün değil tütün altın mübarek
cigara cigara değil yaprak sarması
ve okkalı bir fincan orta kahve
yahut tavşan kanı çay ooh keyf kekâ
koy o parayı cebine be hey divâne
çerkesin bir kahvesi var
altı kaval üstü şeşâne

Ah o kırmızı kuşaklı bardaklar
kuşaklarda 'hoşgeldiniz'
ocakta sıra sıra çaydanlıklar
kimi çin işidir kimi capon
çerkes zevk sahibi patron
dilli mi dilli
dizi dizi nargileler
marpuçları allı yeşilli
ve yukarda gülümseyen adnan menderes
'kahpe felek sana nettim neyledim'
ulan recep yenir miydi bu nane
çerkes'in bir kahvesi var
altı kaval üstü şeşâne

Yatsıyı kıldı mı damlarlar birer birer
ince kar kuşanmış eski adamlar
evvela buzlu selamlar
çözülür aynalarda 'aleykümselam'
halhatır sorulur hoşbeş edilir
derken lakırdılar dumanaltı
aşık hulusi'yi gördü ya aşık helâli
bir acayiptir hâli
haydi helâli dokun sazın tellerine
gidelim yâr illerine
suspus olmuş helâli
gözleri duvardaki levhada
'ah minel aşkı ve hâlâtihî'

Ve pattadak düşer iri yarı bir nükte
geçer hulusi'nin eline helâlinin yuları
sinsi sinsi güler bir hin oğlu hin
kahkahalar yükselirken, köşesinde
keyif tazeleyen müslüm efendinin
arada kaynar nargile fokurtuları

gitgide koyulaşır muhabbet
çerkesin üstüste çaylarıyla
ve sonra mapusane gediklisi
üç beş adam doğramış
kasabın oğlu bıçakkesmez hulusi
aşık hulusi
ayaklarında yumurta topuk kundura
kalın kara bıyıklarını bura bura
bir köroğlu tutturur tane tane
çerkesin bir kahvesi var
altı kaval üstü şeşâne

Hulusi, canın çıksın e mi
sen köroğlu kırat dedin
bitti tepemizde bu kör beygir
aklına turp sıktığı şaban ağa
dilinde çoktan eskittiğ yeni küfürler
yüklenir kapıya körkütük sarhoş
ört kapıyı lan godoş
burası meyhane mi
rakı şarap ne gezer burası kıraathane
çerkesin bir kahvesi var
altı kaval üstü şeşâne

Açar bayramlık ağzını şaban ağa
sessizlik yalın kılıç dolaşır
aynalar ayna değil iri birer kulak
müslüm efendi ya sabır çeker
kaşgöz oynatır çerkes emmi
acans geldi sami
çek radyonon kulağını

Bir köşede sami elinde kör kerpeten
hababam tepeler kelle şekerleri
nerde o eski tiryakiler
kıtlama çay içen mi kalmış tek tük
gönül ahbab ister kahve bahane
çerkesin bir kahvesi var
altı kaval üstü şeşâne

Uzatıp saçaklardan sivri dişlerini
zehir zemberek bir zemheri
ipini koparmış itler gibi
saldırır açık kalmış kapılardan

'Kaknus'

Beşir Ayvazoğlu
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Hikmet Yurdaer
    Hikmet Yurdaer

    Muhteşem, altına başka bir şey eklenmeyecek kadar güzel bir paylaşım. Sizi ve değerli kaleminizi kutluyorum.10 + ANT. Saygı ve sevgi ile kalın.

    Hikmet YURDAER

  • Erdoğan Vural
    Erdoğan Vural

    Kırsal kesimde ,helede kış günü yaşamadaki hüznü dağıtan mutlu esintileri soluklayan gönüllerin
    beraberliklerinin acı-tatlı anlarının yaşayışını doğasal teşbihlerle süsleyen dizelerin anılarımızı depreştirip duygulandıran yaşanmışlığın akıcı şiirini tebrik ederim.Esen kalınız.Erdoğan Vural

  • Perihan Pehlivan
    Perihan Pehlivan

    mükemmel. günün şiiri buraya getidi beni tasvirler bir harika. kutlarım saygılar.

  • Behruz Dijurian
    Behruz Dijurian

    Şahane






    Behruz Dijurian

  • Gülsüm Tanrıverdi
    Gülsüm Tanrıverdi

    Şairin 'Kaknus' adlı kitabını sanırım 1994 yılında okumuştum.. Hele de ilk kez bu kitapta öğrendiğim şu 'kaknus efsanesi' ta o zamandan büyülemişti beni.. Kitapta en beğendiklerimden biri de bu işte; 'Çerkes'in kahvede bir kış gecesi'.. Şiir, mekanla öyle kaynaşmış ki, okurken buram buram demli çay ve nargile kokusu geliyor sanki; ve o insanlar hep tanıdık; hatta biz de o kahvedeyiz..O denli samimi yazılabilmiş..
    Saygılar..

  • İbrahim Necati Günay
    İbrahim Necati Günay

    çerkes'in Kahvede Bir kış Gecesi

    Uzatıp saçaklardan sivri dişlerini
    zehir zemberek bir zemheri
    ipini koparmış itler gibi
    saldırır açık kalmış kapılardan
    patır patır dökülür donuk yıldızlar
    ay gök sofrasında bir tabak buz

    Ortada nar gibi kızarmış ördek soba
    çerkes emmi'den evvela
    sıcacık bir 'buyrunuz'
    çaylar mı? tavşan kanı, şâhâne
    çerkes'in bir kahvesi var
    altı kaval üstü şeşâne

    Ha tepede sallanan kırk mumluk ampul
    ha duvarda isli bir gaz lambası
    farkedilmez sedirin yağlıkara muşambası
    masanın bacakları çarpıksa ne gam
    varsın endam aynaları
    çevirsin suratları cin çarpmışa
    çerkes emmi çıkarıp gümüş tabakayı
    kalın bir cigara sarsın yeter

    tütün değil tütün altın mübarek
    cigara cigara değil yaprak sarması
    ve okkalı bir fincan orta kahve
    yahut tavşan kanı çay ooh keyf kekâ
    koy o parayı cebine be hey divâne
    çerkesin bir kahvesi var
    altı kaval üstü şeşâne

    Ah o kırmızı kuşaklı bardaklar
    kuşaklarda 'hoşgeldiniz'
    ocakta sıra sıra çaydanlıklar
    kimi çin işidir kimi capon
    çerkes zevk sahibi patron
    dilli mi dilli
    dizi dizi nargileler
    marpuçları allı yeşilli
    ve yukarda gülümseyen adnan menderes
    'kahpe felek sana nettim neyledim'
    ulan recep yenir miydi bu nane
    çerkes'in bir kahvesi var
    altı kaval üstü şeşâne

    Yatsıyı kıldı mı damlarlar birer birer
    ince kar kuşanmış eski adamlar
    evvela buzlu selamlar
    çözülür aynalarda 'aleykümselam'
    halhatır sorulur hoşbeş edilir
    derken lakırdılar dumanaltı
    aşık hulusi'yi gördü ya aşık helâli
    bir acayiptir hâli
    haydi helâli dokun sazın tellerine
    gidelim yâr illerine
    suspus olmuş helâli
    gözleri duvardaki levhada
    'ah minel aşkı ve hâlâtihî'

    Ve pattadak düşer iri yarı bir nükte
    geçer hulusi'nin eline helâlinin yuları
    sinsi sinsi güler bir hin oğlu hin
    kahkahalar yükselirken, köşesinde
    keyif tazeleyen müslüm efendinin
    arada kaynar nargile fokurtuları

    gitgide koyulaşır muhabbet
    çerkesin üstüste çaylarıyla
    ve sonra mapusane gediklisi
    üç beş adam doğramış
    kasabın oğlu bıçakkesmez hulusi
    aşık hulusi
    ayaklarında yumurta topuk kundura
    kalın kara bıyıklarını bura bura
    bir köroğlu tutturur tane tane
    çerkesin bir kahvesi var
    altı kaval üstü şeşâne

    Hulusi, canın çıksın e mi
    sen köroğlu kırat dedin
    bitti tepemizde bu kör beygir
    aklına turp sıktığı şaban ağa
    dilinde çoktan eskittiğ yeni küfürler
    yüklenir kapıya körkütük sarhoş
    ört kapıyı lan godoş
    burası meyhane mi
    rakı şarap ne gezer burası kıraathane
    çerkesin bir kahvesi var
    altı kaval üstü şeşâne

    Açar bayramlık ağzını şaban ağa
    sessizlik yalın kılıç dolaşır
    aynalar ayna değil iri birer kulak
    müslüm efendi ya sabır çeker
    kaşgöz oynatır çerkes emmi
    acans geldi sami
    çek radyonon kulağını

    Bir köşede sami elinde kör kerpeten
    hababam tepeler kelle şekerleri
    nerde o eski tiryakiler
    kıtlama çay içen mi kalmış tek tük
    gönül ahbab ister kahve bahane
    çerkesin bir kahvesi var
    altı kaval üstü şeşâne

    Uzatıp saçaklardan sivri dişlerini
    zehir zemberek bir zemheri
    ipini koparmış itler gibi
    saldırır açık kalmış kapılardan

    'Kaknus'

    Beşir Ayvazoğlu

    Kahve içmek bahane.Saygılar...


TÜM YORUMLAR (6)