Canımızı koyduk aşk terazisine,
Dünya yük olur mu bu gönle artık?
Düştük bir sevdanın tam sinesine,
Ateşle yıkandık, yandık, arındık.
Dün bitti, bir rüya gibi silindi,
Yarınsa meçhul bir perde önünde.
Vuslatın kıymeti bugün bilindi,
Menzilimiz gizli aşkın gününde.
Gülün yaprağına düşen her damla,
Bir ömrün sessizce akışıdır bu.
Yoğrulup kederle, bitip bu gamla,
Ruhun ebediyen bakışıdır bu.
"Erteleme" diyor sönen bu mumlar,
Vakit, daralan bir kum saatidir.
Savrulur giderken boş yorumlar,
Sevmek, varlığın en has adetidir.
Turna kanadıyla haber salınmaz,
Yürekten gelmezse sözün manası.
Giden bir nefesin yeri dolunmaz,
Aşktır bu hayatın asıl mayası.
Karanlık çökse de ümidi kesme,
Işık, karanlığın bağrında saklı.
Ey gönül, yorul da her yana esme,
Aşkla divaneyiz, neyleri akılı?
Bir kağıt kuş gibi uçup gideriz,
Zamanın amansız rüzgarlarında.
Bugünü yaşarsak murat ederiz,
Sevdanın o kutsal topraklarında.
Ağırdır sevdanın hırkası, giyme,
Eğer ki yanmaya hazır değilsen.
Dünyalık mülklere eğilip değme,
Kudretin önünde aşkla eğilsen.
Bak işte, eriyor ömür mumu da,
Geriye bir tek o hatıra kalır.
Yeşert içindeki son umudu da,
Arayan, sonunda aşkını bulur.
Garip Murat der ki; sözümüz özden,
Gönül terazisi şaşmaz bir kıldır.
Geçtik bu dünyadan, geçtik bu gözden,
Bize vatan olan sevda bir güldür.
Kayıt Tarihi : 1.3.2026 14:39:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!