Bu Vakitsiz Giden Yaz Şiiri - Ziya Osman ...

Ziya Osman Saba
34

ŞİİR


39

TAKİPÇİ

Bu Vakitsiz Giden Yaz

Bu vakitsiz giden yaz, erken inen akşamla,
Kapanmış pancurlara dayıyarak başını,
Dinle solgun bahçenin kalbe anlattığını,
Ağacın yaprak yaprak, havuzun damla damla.

Kuşlar s
..........
..........

Ziya Osman Saba
Kayıt Tarihi : 18.10.2000 03:38:00
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Selami Gezik
    Selami Gezik

    Giden her güzel şey vakitsizdir aslında insan yaşamında.Yaz vakitsiz gitmese hüzün, hüzün olmadan yaşam olur mu hiç?..Şüphesiz bunu şair de biliyor. Bakmayın siz öyle, şairin; vakitsiz giden, diye nitelediği yazdan sonra gelen güz hüzünlenmelerine...Böyledir usta şairler; bilineni, güzelleştirerek farklı bir şekilde bize sunarlar ve bizler payımıza düşeni alırız.

  • Selami Gezik
    Selami Gezik

    Giden her güzel şey vakitsizdir aslında insan yaşamında.Yaz vakitsiz gitmese hüzün, hüzün olmadan yaşam olur mu hiç?..Şüphesiz bunu şair de biliyor. Bakmayın siz öyle, şairin; vakitsiz giden, diye nitelediği yazdan sonra gelen güz hüzünlenmelerine...Böyledir usta şairler; bilineni daha da güzelleştirerek bize sunarlar ve bizler payımıza düşeni alırız.

  • Selami Gezik
    Selami Gezik

    Yaz, vakitsiz gitmese hüzün; hüzün olmadan yaşam olur mu hiç?..Şüphesiz bunu şair de biliyor...İşte, böyledir büyük şairler; bilineni, güzelleştirerek gözümüzün içine sokarlar ve bizler payımıza düşeni alırız.

  • Hasan Büyükkara
    Hasan Büyükkara

    Olgunlaşmış bir şiir , bir sone..Klasik zamanların ,ufku geniş hayatların ,sükunet içindeki bakışlarından süzülüp gelmiş bir şiir..mest ve mahsunlukla karışık mesrur olduk

  • Nazır Çiftçi
    Nazır Çiftçi

    şiiri çok güzel kurgulamış. okunası değerli bir eserdi.Bu vesile ile Hikmet Çiftçi kardeşime de teşekkür ederim. güzel açıklamış.Şiir o kadar güzel ki, Şairin karamsarlığını sezmek mümkün değil.İnce bir ruh hali.Yazara rahmet dilerim.

  • Hikmet Çiftçi
    Hikmet Çiftçi

    BU DA TÜRK TİPİ “SONE”

    Hep açıklama, hep yorum yazacak değiliz ya.
    Mademki Günün Şiiri olarak bir sone örneği seçilmiş, be vesileyle biz de bugün “SONE” şiir türü hakkında kısa bilgi verelim.

    Yıl 1928
    Kendisiyle birlikte yedi liseli genç şair.
    Bunlar; Ziya Osman Saba, Cevdet Kudret, Yaşar Nabi Nayır, Vasfi Mahir Kocatürk, Esat Sabri Siyavuşgil, Muammer Lütfi Bahşi, Kenan Hulusi Koray…
    Edebiyata yatkın yedi genç ve Yedi Meşale grubu.
    Önce “Yedi Meşale” kitabı, sonra sekiz ay gibi kısa ömürlü “Yedi Meşale” dergisi ile ‘Beş Hececiler’e tepki olarak oluşan bir şiir anlayışı, bir şiir akımı olarak edebiyatımızdaki yerlerini alırlar.
    Temel ilkeleri “içtenlik, canlılık ve devamlı yenilik”tir.
    Devamlı yenilik’ten kasıt da, tıkandığına inandıkları Türk şiirinde yeni ufuklar açmak amaçlanmaktadır. Fransız şiirini örnek alarak Türk şiirini geliştirmeyi düşünürler. Lakin kısa ömürlü bir akım olduğu için hedeflerini gerçekleştiremezler.

    Türk tipi sone dememin sebebi, bizim şairlerimiz genel olarak “sone” kafiye düzenine tamamen uymamışlar, özellikle son üçlüklerde yeni uyak düzeni uygulamışlardır.
    Bu şiirde de, özellikle son üçlükteki uyak düzeni, ne Fransız, ne İtalyan sonesine benzer.
    Şöyle ki:
    İtalyan sonesinin uyak düzeni: abba, abba, ccd, ede
    Fransız sonesinin uyak düzeni: abba, abba, ccd, eed
    Bu sonenin uyak düzeni ise : abba, abba, ccd, dee şeklindedir.

    Görülüyor ki, bir uyak bile yer değiştirse şiir, şekil yeninden yeni bir kimliğe bürünüyor. Günümüzde bu işle uğraşan ama amatörce, ama profesyonelce şair ve şiir yazmaya çalışanlar “Aman!.. Ne olur sanki? Bu da böyle olsun. Başkaları yazmış olmuş da, biz yazınca olmuyor mu?..” gibi farklı ve umursamaz bir tavır takınmaktalar.

    Ben de sürekli yenilikten, sürekli değişimden yanayım. Ancak, ne yaptığını, neden yaptığını bilerek yapılacak yenilikler ve değişiklikler kalıcı olur. Yoksa aynı makamdan, aynı sazdan, aynı havayı çalıp çığırmak insanda bıkkınlık uyandırır.

    Yedi Meşaleciler’in Beş Hececiler’den farklı yanı, sürekli yenilik arayışında olmaları. Şiirin konusunu sınırlamamaları. Yoksa geleneksel temel üzerine kurgulanmış şiirden pek farkı yok.
    Geleneksel şiir de Avrupai şiirlerde olduğu gibi belli kalıplarla yazılan şiirdir.
    Tıpkı “sone” şiir türünü kendine has bir kalıbı, yapısı olduğu gibi.
    Fransız ve İtalyan sonelerinin son üçlüğünde sadece bir uyağın yeri değişik.
    İngiliz tarzı sonede ise durum biraz daha farklı.
    Yine 14 dizelik şiir. Son üçlükler yerine bir tek ikilik var.
    Yani 3 dörtlük, bir ikilikten oluşuyor.

    Genel olarak sonelerde sarmal uyak (abba) kullanılmıştır.


    Hikmet Çiftçi
    29 Ocak 2014

    “GERÇEK DOSTLAR BİRLİĞİ”

  • Mustafa Şahin
    Mustafa Şahin

    Ne çok 'korkularımız' var...Korktukça yalnızlaşıyoruz,kindarlaşıyoruz,zalimleşiyoruz ve saldırganlaşıp 'silaha sarılarak' diğer canlıların canına kıyıyoruz.Ah,yalnız olmasak! Bakmayın kalabalıklara; en korkunç olan yalnızlık,kalabalıkların içindeki yalnızlıktır!Dağdaki insan bile,'ıslık çalarak' yalnızlığını 'doğayla' paylaşabilir,ya kentlerdeki 'olan yalnızlık!' Şairimizi saygı,sevgi ve özlemle anıyorum.Dost okurlara da kucak kucak selam,saygı ve sevgilerimle.

  • Hümeyra Gün
    Hümeyra Gün

    Bir kış şiiri. kış yalnızlığı.Bu yoksunluk ve hüzün acaba içimizdeki kışlara mı ait?
    Saygıyla anıyorum şaiiri.

  • Perihan Pehlivan
    Perihan Pehlivan

    saygılar

  • Mustafa Nuri İnanç
    Mustafa Nuri İnanç

    çok güzel,üstadı saygıyla anıyorum.eyvallah

TÜM YORUMLAR (12)