Bir Sigaralık Ömür Şiiri - Hasan Gökhan ...

Ümraniye Belediyesi Şiir Yarışması
Hasan Gökhan Çınar
3

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

Bir Sigaralık Ömür

Ayağımda pranga ilk defa itilip kakılmadan götürülüyorum
Bir şeyler olduğunu hissediyorum. Demir parmaklıklardan geçiyorum.
Bu yerleri hiç bilmiyorum ilk kez buralardan geçiyorum.
Herkes çok sessiz hiç küfür eden yok beni de bir sükunet kaplıyor
Saati soruyorum sabahın 5:30 diyorlar anlıyorum zamanın benim için durduğunu
Artık yürümüyoruz, kafamı kaldırıyorum karşımda dar ağacı ve yüzümde bir tebessüm
Her işkenceden sonra öldürülen onurum ve her sabah yeni işkenceler için diriltilen bedenim
İşkencelerden kevgire dönmüş vücudumu artık daha fazla üzemeyecekleri için seviniyorum
Dar ağacını zindandan kaçış, ölümü işkencelerden kurtuluş olarak görüyorum
Bu gün bir daha Mamağa doğmamak üzere ölüyorum…

Uzun zamandır bu anı bekleyerek yaşadığımı onlarda biliyor
Ama yine de bir heyecan bir korku sarıyor bedenimi
Napıyım engel olamıyorum kalbime
Zaten zamanında engel olsaydım şimdi bunları düşünüyo olmazdım
Ellerimi ayaklarımı çözüp serbest bırakıyorlar
Kendimi kelebek gibi hissediyorum. Hafiflemiş uçup gidecek gibi
Ama biliyorum kelebeklerin 1 günlük ömrü olduğunu…

Beyaz elbise getiriyorlar duymuştum kefenimin bu olacağını
İçeri geçip giyinmem için zaman veriyorlar
Giyinirken kendi mezarımı açıyormuş gibi hissediyorum
Abdest alıp namaza duruyorum. Hepsinin bakışlarında bana saygı duyduklarını hissediyorum.
Ellerimi açıyorum yaradana şükrediyorum yanına çağırdığı için uzun uzun
Ayağa kalkınca içlerinden biri yanıma gelip cenazemi nereye teslim edilmesini istediğim soruyor
Adamdaki soğuk kanlılığı görünce tüylerim diken diken oluyor.
Sonra kaç kişiyi boğazladı da böyle duyarsızlaştı diye düşünüp geçiştiriyorum.
Bizimkiler ben buraya düştükten sonra taşınmışlar yeni adreslerini de bilmiyorum
Ama elimde bir numara var Hemşerim bir gardiyan vermişti bizimkiler vermiş
Ama ondanda emin değilim emin olayım diye aramak için izin istiyorum.
Numara doğru ise sekiz yıl aradan sonra ilk kez bizimkilerden birinin sesini duyacağım
Ve maalesef duyduktan biraz sonra asılacağım bir tuhaf oluyorum
Topluyorum kendimi ve ahizeyi kaldırıp basıyorum tuşlara
Çalıyo telefon ve annem açıyor telefonu “alo” diyo bir şeyler saplanıyor kalbime
Keşke o açmasaydı telefonu kötü oluyorum…
O gene “alo alo” diyo benim gözlerim doluyor hıçkırarak ağlamak istiyorum ama olmuyor, konuşmak istiyorum ama boğazım düğümleniyor, sesim kesiliyor. Titremeye başlıyorum.
Daha fazla dayanamıyorum kapatıyorum telefonu
Onlara sırtım dönükken gözlerimi siliyorum
Beni hiç ağlatamadılar şimdide ağlarken görmesinler…
Tamam numara bu diyorum sesim titreyerek. Uzatmıyorum.
İşkencelerden tanıdığım nefesi tütün kokanın yanına gidip bir sigara istiyorum
Hepsi oldukları yere zıpkın gibi çakılmış ve sadece ben hareket ediyorum
Ne yapacağımı kestiremiyorlar
Bir köşeye çöküp yakıyorum sigaramı ve son dakikaların tadını çıkarıyorum
Hepsinin gözü sigaramın bitmesinde, her nefeste biraz daha yaklaşıyorum dar ağacına.
Kafamı kaldırıyorum etrafımındakilerin hepsi benden daha kederli ve endişeli
Daha bir rahatlıyorum sigaranın da etkisi var
Ve düşünüyorum şu an bir sigaralık ömrü yaşıyorum diye…

Son fırtlarını da çekip bitiriyorum ömrümün
İzmaritini asıldıktan sonraki ölü bedenime benzetiyorum
Ben morarmış o sararmış… irkiliyorum bir an ve kalkıyorum
“Hazırım” diyorum dimdik hiç haksızlığa eğilmemiş bedenimle
Ellerimi arkadan bağlıyorlar. Asılma anında ipe sarımlıyım diye.
İçlerinden bir tanesi son isteğin var mı diyor
Hepsinin gözlerinin içine teker teker bakıyorum gözlerini benden kaçırıyorlar
“Babama ilk yakalandığımda sorduğu sorunun cevabının yine de Vatanım olduğunu söyleyin” diyorum.
İçeride müthiş bir sessizlik. Son sözümün suratlarında tokat gibi patladığını hissediyorum.
Yada buradakiler için hiç bir şey ifade etmeyen bir cümle bilmiyorum
Susuyorlar ve başlarını öne eğiyorlar kimse konuşmaya cesaret edemiyor
Ve benden bir şeyler bekliyorlar. Ben ise buradakilerle daha fazla vakit kaybetmek istemiyorum.
Ve tekrar “Hazırım” diyorum.
İki tanesi kollarıma girip sandalyenin üstüne çıkarıyorlar bir diğeri boynuma urganı geçiriyor
Ve geri çekiliyorlar..
Belli ki Kelime-i Şahadet getirmemi bekliyorlar
Kendi sandalyemi kendim itmek istediğimi söylüyorum
Nedenini sormadan saygı duyarak kabul ediyorlar
Belli ki bu onlar için kolay olanı
Hayatım boyunca kimse zorla bir şey yaptıramadı bana hep inandıklarımı yaşadım
Şimdide son hamlemi kendim yapmak istiyorum kendi ipimi kendim çekerek
Kelime-i Şahadet getiriyorum 2-3 defa
Hem garantiye almak hemde cesaret toplamak için

Ve sonra itiyorum sandalyeyi düşüyo sandalye ayağımın altından kayıyo dünya
Dar ağacına konan ve uçmaya çalışan kelebek gibiyim
Uçmak için çırpınıyorum, debeleniyorum ama gücüm yetmiyor
Ayaklarım kanat misali açılıp açılıp kapanıyor ama uçamıyorum.
Yavaş yavaş gücüm tükeniyor, hareketlerim yavaşlıyor, nefesim bitiyor
Ve bir müddet sonra kalıveriyorum oracıkta
1 günü dolan kelebeğin en son konduğu yerde kalakaldığı gibi
Bedenim başaramıyor uçmayı… ama ruhum galip
Beyaz bir kelebek oldum şimdi özgürlüğe uçuyorum dar ağacından…

Kalemimi kırmışlar da haberim yok
Son mektubumu yazamadım zamanım yok
Dar ağacını kurmuşlarda ağlayanım yok
Alın canımı da yaşamaya dermanım yok

Bu gecede kabus gördüm anne
Üstümde kefen, boynumda urgan
Vatanın mı canın mı diyorlar
Vatanım zaten canım diyorum

Bir sigaralık ömrüm kalmış onu da içiyorum
Dar ağacını kurmuşlarda sigaram bitsin geliyorum
Hepsinin gözü sigaramda benimse aklım davamda
Yaşayamadığım sevdamda unutamadığım vatanımda

Hasan Gökhan Çınar
Kayıt Tarihi : 8.12.2022 01:53:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!

Hasan Gökhan Çınar