Bir Şey Her Şeydir Her Şey Bir Şey

Oktay Rifat
10 Haziran 1914 - 18 Nisan 1988
61

ŞİİR


66

TAKİPÇİ

Bir Şey Her Şeydir Her Şey Bir Şey

1

Bir öpüş su içiyor maşrapasından gecenin,
her dudak yalnızlığımızın peşinde,
batık gemileri dirilen güneşleriyle
göksel balıklarına karşıcı gelebilir mahalle.

Ne güzel ölüler vardı bir vakitler,
yüzler, şimdi dirilerin bil çaydanlığı boş,
omuzları sarkık ceketler içinde,
çayırdaki evlerinin gözleri kör,
bir adamın boşluğunca sırtını denize dönmüş
kedileri nokta gibi sedirde,
unutulmuş bir anı kalıntısı gibi uzaktalar
içleri yok kutularıyla baş başa.

Yeniden uyumalı o kuşla kanadının altında,
aktarmalı damlayan suyu yavaşça
oluklarına ruhumuzun,
neresini veriyorsak yine orası,
örselemeden, incitmeden.

2

Her sabah bir gül tutarak uyanıyor,
her akşam bir sofranın dikeninde
uzatıyor saçlarını unutmak için,
dişlerini biliyor ya da bilmiyor,
avuçları belli ki güneşe dönmek için,
yür
..........
..........

Oktay Rifat
Kayıt Tarihi : 23.8.2000 16:49:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Deniz Ercivan
    Deniz Ercivan

    Oktay Rifat – Bir Şey Her Şeydir Her Şey Bir Şey

    1
    Bir öpüş su içiyor maşrapasından gecenin,
    her dudak yalnızlığımızın peşinde,
    batık gemileri dirilen güneşleriyle
    göksel balıklarına karşıcı gelebilir mahalle.

    Ne güzel ölüler vardı bir vakitler,
    yüzler, şimdi dirilerin bil çaydanlığı boş,
    omuzları sarkık ceketler içinde,
    çayırdaki evlerinin gözleri kör,
    bir adamın boşluğunca sırtını denize dönmüş
    kedileri nokta gibi sedirde,
    unutulmuş bir anı kalıntısı gibi uzaktalar
    içleri yok kutularıyla baş başa.

    Yeniden uyumalı o kuşla kanadının altında,
    aktarmalı damlayan suyu yavaşça
    oluklarına ruhumuzun,
    neresini veriyorsak yine orası,
    örselemeden, incitmeden.

    2
    Her sabah bir gül tutarak uyanıyor,
    her akşam bir sofranın dikeninde
    uzatıyor saçlarını unutmak için,
    dişlerini biliyor ya da bilmiyor,
    avuçları belli ki güneşe dönmek için,
    yüreği bir çardaktan sarkabilir.

    Hep o kapıdan girip çıkıyoruz,
    ak evler giyiniyoruz, sofamız, taşlığımız
    gel diye sesleniyor kuleden
    atladığımız kuleden denizin sesine doğru,
    bir kent çekiyoruz ardımızda
    avutulmaz bülbülle kadar hızlı.

    Hep o saraydan görünüyor, bahçesinden,
    tüm başlangıçlara gebe tek dilenci,
    üfürülmüş bir saksağan karaltısı
    gibi elleri nar tanesinde,
    dudağında bayıltıcı
    son karanfil kokusu, fesleğenler, fesleğenler.

    3
    Geri dönmesini, yüz geri etmesini seviyor,
    seviyor geçtiği yollardan tersine yürümesini,
    bakıyor eskiden düşürdüğü bir çakı otların arasında,
    uyutuyor ağzında başka bir tadı var,
    uyanıyor başka bir güneş damarlarında.
    taş bir simgeymiş, yalnızlık tıka basa dolu,
    yaprakların savruluşu rüzgarda
    bir umudun suya vuran rengiymiş buluttan,
    bulutsa uçan kuşmuş memesinden
    tip tip bütün gece.

    Kendini bir de rüzgarlarında bulsa

    4
    Ah sen en güzel taş, taşken su,
    suyken kara burçak, yaba, bel, çivi,
    bütün kapıların mandalı, ipler, serilmiş çamaşırlar,
    ağızlık, mintan, camdaki saksı,
    saksıyken bulut, bulutken tesbih,
    çektiğim hali silktiğim, yatırdığım,
    üstüne bindiğim, öptüğüm, mezarında yanında yattığım,
    yatarken deniz, denizken balık, balıkken güneş,
    güneşken tarla, tarlayken ev, pencere,
    pencerede insan başı, kendim, bir başkası,
    karanlık duvarda yürüyen akrep,
    tenekelerle çekilen kuyudan suladığımız, kırptığımız,
    bir sopa diktiğimiz yanına, iple bağlanan,
    bağlanırken çözülen, çözülürken misina,
    hepsi bir anda, hepsi bir solukta,
    hepsi, hepsi, hepsi.

    5
    Gözlerim değince tarlada mısıra,
    bir su akıyor içimden otlar arası,
    bir kuş uçuyor üstünde yabanil,
    gözlerim değince kuşa, yalayınca tüylerini
    bir ağaç büyüyor boynumda kara yeşil,
    güneşe bakıyorum, ırgatlara bakıyorum,
    bulutum geçiyor başlarından salınarak,
    veriyorum, alıyorum, öğütüyorum,
    ekmek ediyorum saçta, çöreotu ekiyorum,
    bebelere, yoksullara, acıkanlara

    Cevap Yaz
  • İlyas Ateş
    İlyas Ateş

    KARDŞİM BİZDDE ŞAİRİZ BU İŞLERİ BİLİYORUZ NEREDE ŞİİR HEP REKLAM

    Cevap Yaz
  • İlyas Ateş
    İlyas Ateş

    hani şiir nerede reklamlar devam

    Cevap Yaz
  • Ahmet Refik Gundogdu
    Ahmet Refik Gundogdu

    !
    kaç gul soldu ARDINDA biliyor musun
    soz-oz olsun siir+ edebiyat ugruna
    vurulup yakilanlari taniyor musun
    dunya donuyor dedikleri için 1,1
    son verildi er/birinin soluguna
    ,
    !

    Cevap Yaz
  • Hüseyin Demircan
    Hüseyin Demircan

    62 caymi satilmis bugun.. iki kulak ekle.. tavsan olur.. tavsan kani.. simdi bu ictigimle atmis uc.. iyi gunu kurtarir..

    hersey nicelik degil ya.. nitelikde onemli.. adam bin cay satiyor.. abdes suyu gibi.. bugun ne cikar acaba usta birimi.. caylakmi.. coktandir siirin suyunun suyu ceviri cikmiyor..

    bi demlik caya ragmen gozkapak agirlasti.. ag baglanti acikken uyumasam bari.. uyku acacak bi sey yapmak lazim ama ne.. onikide gun siiri degisim cok gec saat.. ileri cekmeliler.. cami actim.. yuzu yikadim.. ama basim dusucek gibi.. uyku acmali ama nasil..

    Cevap Yaz

TÜM YORUMLAR (49)

Oktay Rifat