Bir Sabahtan Bir Öğleye Kadar

Furkan Dağlar
13

ŞİİR


1

TAKİPÇİ

Bir Sabahtan Bir Öğleye Kadar

Güneş doğarken uyandı. Perdenin gölgesi, açık pencereden giren meltemle duvarda dans ediyor ve hemen yanı başında sabit kılınmış masanın üzerinde duran su bardağının içinde ki boşlukta, dantelin arasından giren ışık hüzmeleri hareketleniyordu. Yatağın karşısına düşen elbise dolabının bitiminden sonra bir manzara resmi yer alıyor, krem rengi duvarın boşluğunu yok ediyordu. Doğrulurken üstünden attı mavi yorganı. Eli gözüne gitti, henüz dağılmamış uykusunu çehresinden söküp atmak için. Kenarı yırtık pijama altıyla aynanın karşısına geçip "sabah oldu uyan artık" dedi. Odadan çıkıp doğruca banyoya yöneldi. Uzun koridorda yürürken sırayla salon, mutfak ve oturma odasının önünden geçti. Kilidi bozuk kapıyı hafifçe aralayıp sıyrılarak geçti eşikten. Titreyerek akan suyla yıkadı yüzünü. "buraya bir lamba almalıyım artık. Kaç gündür unutuyorum, hiç kafa yok bende de" diye geçirdi aklından. Banyodan çıkarken yanmadığını unutarak açtığı anahtarı kapattı. Mutfağa yöneldi. Ocağa dolu bir demlik koyup demlenmeye bıraktı. Haşlanmış yapraklar kabarırken kaynar suda, balkona çıkıp yeşillerle döşenmiş boş araziye baktı. Bu derinlikte bir sigara yakılır diye düşünüp çaktı bir tane zehir zemberek tütün sarması. O sırada kapı çalındı. "çay!" diye irkildi. Kenara koyup sigarasını ilerlerdi kahverengi çelik kapıya. Açtığında elinde paspas ve çöp poşeti olan 45-50 yaşlarında, bıyığı taş kınası ile kapkara boyanmış ancak saçlarında ki ak tanelerine müdahale edilmemiş, yüzü çizgili ve kederli bir ifade ile asılmış apartman görevlisi dikilmişti. "Selim Bey! Ev zaabınız kirayı ilk yövmiyede getsin yoğsa gozüğün yaşına bahmam, ona göre hareket etsin, didi. Bir de yönetici de aidatlara faiz işletiyom söyle sonra vay niye böyle oldu, benim habarım yoğdu dimesin, didiler." diye o zamana kadar hiç çıkartmaya cesaret edemediği kadar gür bir ses çıkardı." Peki, Atıf Efendi hallederiz, bana bir poşet ver, evde kalmamış, çöpü çıkartayım akşama. " Yaşça büyük adam olumsuz bir ifadeyle" Valla kusura galma Selim Bey virmesiğe viririm amma yönetici aidat geciktirenlere apartmanın bütün avantajlarını yasahladı. " dedi."Tamam! " deyip kapattı kapıyı Selim. "Yavşak herif! yevmiye diyemiyor ama avantaja dili dönüyor." Yanan çaydanlığın kokusu sarmıştı etrafı. Aceleyle attı çeşmenin altına kararmış metali. O an aklına sigarası geldi. Zıplar gibi adımlarla hızlı hamlelerle balkona çıktı. Sigarası yoktu ortada yanan bir şeyde göremiyordu. Aşağı düştü herhalde diye geçirdi aklından. Arkasını dönüp balkondan ayrılırken kulağını tırmaladı çığlığa benzer bir ses "Selim! Kör olasıca kaç defa dedim atma şu zıkkımı aşağıya diye" Gözlerini kapattı ve o an anladı başına gelecekleri. Artık susmayacağını biliyordu o kadının. Ne yapacağını bilmez halde bir özür savurdu boşluğa ve çarptı balkonun kapısını. Attı kendini yatağa. "Keşke" dedi. "Keşke ölsem, o zaman kimse rahatsız olmazdı benden." O gün öğle vakti olmadan öldü Selim çok istemişti çünkü ölmeyi, en az yalan yaşayanların, ölmemeyi istediği kadar.

Furkan Dağlar
Kayıt Tarihi : 25.8.2019 13:05:00
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!