Bir Ekim Sabahında Şiiri - Mevlani Ulusoy

Mevlani Ulusoy
158

ŞİİR


3

TAKİPÇİ

Bir Ekim Sabahında

Güzel yurdumun Bitlis ilinin Tatvan ilçesindeyim. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nde Şube Müdürü olarak görev yapıyorum. Buraya geleli beş ay kadar oldu. Henüz yöreye ve insanına pek alışamadım. Açıkçası Tatvan’ı beklediğim gibi bulamadım. Kim bilir, belki ilerde zamanla severim. Asla önyargılı değilim. Şimdilik bunun nedenlerini irdelemek istemiyorum. Her şey zamanla değişime uğrar. Yaşamın dinamiğidir değişim. Buna içtenlikle inanıyorum.

Ekim ayının son günleriydi. Cumhuriyet Bayramı yaklaşmıştı. Bir sabah saat 6.00 da kalktım. Elimi, yüzümü yıkayıp tıraş oldum. Takım elbisemi giydim. Çantamı alarak öğretmenevinin oyun salonuna indim. Çay ve simitle kahvaltımı yaptım. Üşümüştüm. Bir çay daha içip ısınmaya çalıştım. Öğretmenevinin penceresinden bir süre Van Gölü’nü seyrettim. Göl, hafif dalgalı, ışıl ışıl ve sakindi. Gölde yaban ördekleri yüzüyor, martılar uçuyordu. Nasılsa dalıp gitmişim. Aradan ne kadar zaman geçti, bilemiyorum. Feribotun uzaktan çalan düdüğü ile kendime geldim. Radyoda yanık bir uzun hava çalıyordu. Ses sanatçısı türküyü çok güzel söylüyordu. Bir sigara yakıp türküyü dinlemeye başladım. Ne zaman bir türkü duysam, hemen dinlemeye başlarım. Nedense türkülere vurgunumdur.

Çok geçmeden öğretmenevi hareketlendi. Resepsiyonda adını bilmediğim bir görevli oturuyordu. Bir başka görevlide lobide temizlik yapıyordu. Kimi öğretmenler okula yetişme telaşı içinde acele ediyorlardı. Bazılarıyla selamlaştık, birbirimize iyi mesailer diledik. Bu sırada birkaç öğretmen çay ve açmayla kahvaltısını yaptı. Az sonra onlarda öğretmenevinden ayrıldılar. Öğretmenevi giderek tenhalaştı, artık yapayalnızdım.

Kafam köyde görev yapan öğretmenlere takıldı. Kim bilir, ne zorluklarla boğuşuyorlardı. Hangi acıların içindeydiler? Köylülere ve çocuklara bir şeyler öğretip mutlu olabiliyorlar mıydı? Köy öğretmenliği deneyimim olduğundan onlara yönelik neler yapılabileceğini sorguladım. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü olarak tutumumuzu olumlu ve yeterli bulmadım. Burada mesleki etik ilkelerinin yerleşmediğini, kurum kültürünün oluşmadığını ve insan kaynaklarının önemsenmediğini tespit ederek işe nereden başlamak gerektiğini düşündüm. Kendimce bir takım sonuçlar da çıkardım. İlerde bunları ayrıntılı bir şekilde yazıp meslektaşlarımla paylaşmayı çok isterim. Ne diyelim, kısmetse olur! Şimdilik bazı şeyleri zamana bırakıyorum. Günü geldiğinde gereğini yaparım.

Bu arada İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne gitmek üzere öğretmenevinden ayrıldım. Saray Caddesine çıkarak hızlı adımlarla yürümeye başladım. Mesai saatine yetişmek istiyordum. Biraz yürümüştüm ki önümden vak vak diyerek bir kaz sürüsü geçti. İlerde durup garip garip bana baktılar. Ne olduğunu, niçin böyle davrandıklarını kestiremedim. İçimden kızıp hızlı adımlarla yürümeye devam ettim.

Karşıdan Kız Meslek Lisesi’ne ve Mehmetçik İlköğretim Okuluna giden öğrenciler geliyordu. Aralarında birkaç bayan öğretmende vardı. Genç bir anne çocuğunun elinden tutmuş okula götürüyordu. Kaldırımda bir çocuk ağlıyordu. Eli, yüzü pislik içinde, sanki hiç yıkanmamıştı. Çocuğun durumu yüreğimi parçaladı. Bu çocuğun annesi, babası ve yakınları yok muydu? Niçin çocuk bu durumdaydı? İlk defa gördüğüm bu küçük yurttaşımızın annesine, babasına öfkelenerek karmaşık duygular içinde oradan uzaklaştım. Az ilerde yaşlı ve sakat bir adamın kol kuvvetiyle bisikletini sürmeye çalıştığını gördüm. Yanına yaklaşıp yardım edebileceğini belirttim. Adam teşekkür edip yardıma ihtiyacı olmadığını söyledi. Adamın direncine, azmine ve gayretine hayran kaldım. Yaşa! Var ol! Sözleriyle adama moral vermeye çalıştım. Beş dakika kadar yürüdükten sonra Cumhuriyet Caddesi’ne çıktım. Saat 8’e yaklaşıyordu. Uygun bir yerde caddenin sağındaki kaldırıma geçtim. Şehir merkezinden geçen, çift yönlü olan yol çok işlekti. Yıllar önce dikilen çam ağaçları caddeye ayrı bir güzellik katıyordu. Çok fazla yürümeden Hükümet Konağı’na vardım. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü en üst kattaydı. Merdivenlerden çıkarken zorlandım. İşte, sonunda İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ndeydim. Çalışma odama geçip masamın başına oturdum. Ellerimi başıma koydum. Bir Ekim sabahının muhasebesini yapmaya çalıştım.

Şu halime bak! Neler planlıyor, neler düşünüyorum? Oysa, kendimde iyi durumda sayılmazdım. Hala kalacak yer sorunumu çözememiştim. Öğretmenevinde kalmaya devam ediyordum. Ayrıca geride bırakıp geldiğim bir eşim ve çocuğum vardı. Onlardan 804 kilometre uzaktaydım. Acaba, şuanda ne haldeydiler? Başlarına bir şey gelse ne yapabilirlerdi? Bunları düşündükçe üzüldüm. Yüreğime acılar doldu. Ne yapacağımı bilmeden çaresizlik içinde kıvranıp durdum. Bireysel ve toplumsal sorunların açmazında önümüzdeki günlerin daha da zor geçeceğini anladım.

23.10.2001/Tatvan
Mevlani ULUSOY
İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü

Mevlani Ulusoy
Kayıt Tarihi : 19.9.2016 22:58:00
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!